Bilmek istediğin her şeye ulaş

Çapulcu ne demektir? Türk Ceza Kanunu'na göre hakaret olarak nitelendirilebilir mi?

Çapulcu, TDK tanımına göre düzene aykırı davranışlarda bulunan, düzeni bozan, plaçkacı anlamına gelir. Çapul kökünün bir türevi olan kelime eskiden düşman topraklarına girerek yağma yapan disiplinsiz askeri birlik veya akıncılara denmekteydi. Çapulcu bir yerme ve hakaret ifadesidir. Bunun için TCK 125. maddeye göre de bir suçtur.

TCK'nın 125. maddesi:
  1. Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da yakıştırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
  2. Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
  3. Hakaret suçunun a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
  4. Ceza, hakaretin alenen işlenmesi halinde, altıda biri; basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, üçte biri oranında artırılır.
  5. Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi halinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır.
  • Paylaş
TCK bilmem açıkçası, ama bir insan olarak suç diye nitelendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

"Çapulcu" söyleminin de telif hakkının ülkemizde "Kenan Evren'de olduğunu şu görsel ile hatırlatarak, böyle bir söylemin ne derecede demokratik olduğunun cevabını sizlere bırakayım

Çapulcu
  • Paylaş
Tarihi kökeni Osmanlı ordusunun, düşman hatlarında keşif ve akın faaliyetleri gerçekleştiren ileri uç birimlerine işaret etmektedir. Deliler, başıbozuklar da denilen bu kişilerin, karşılarına çıkanları korkutmak için ön dişlerini çektirdikleri; ağır zırhlı birimlere karşı hareket kabiliyeti ve avantaj sağlamak adına genellikle hayvan postu ile yetindikleri ve kanatlarını taktıkları; "Kaderde ne varsa o gelir başa" sözünü şiar edindikleri belirtilmektedir. Dahası için bkz: "Bir çapulcunun hatıra defteri: Orantısız zekadan marjinal geyikler", Erol Hizarcı ve Turkish Gambit filminin ilk bölümlerinden sahneler. Haksız düzene karşı duruş noktasında ben kendime yakıştırdığım için hakaret olarak görmedim ama göreni de kabulümdür.
  • Paylaş
Yanlış hatırlamıyorsam olaylardan sonra anlamı değiştiren bir terim.
  • Paylaş
Aslında bu sorunun üstünden aylar geçti ve bu aylarda gördük ki gençleri öldürmek, "emri ben verdim demek", devletin en başından halka yalan söylemek, kendi halkına iftira atmak, ülkenin kurucusuna hakaret etmek, stada 10000 provokatör sokmak ve olay çıkarttırmak, halkın %50'sini diğer %50 ile tehdit etmek, palayla, satırla, sopayla halka saldırmak ve daha bir sürüsü yurdumuzda suç değil. Ceza kanununa bakacak olursak muhakkak ki bunların tümü suçtur. Gelelim kelimeye, aynı kelimeyi onu düşüncesizce sarf eden Başbakan'a sıfat olarak yapıştırırsak ancak bu ülkede onun suç olup olmadığını görürüz. Bence 18 ay hapis cezası verilecek bir suç haline gelir. Biz kötü insanlar olmadığımızdan kimseye bir hakaret kelimesini yapıştırmıyoruz o ayrı...
  • Paylaş
Sayın Turan Söylemez, kelimenin anlamına göre yola çıkarsak Gezi Parkı eyleminin ilk günlerinde ortaya çıkan görüntüler verilen tepkilerden sonra, Başbakan'ın bu kelimeyi kullanmış olmasından dolayı (Çapulcu) kelimesi hakaret ifade etmez, TCK 125. Madde kapsamına da girmez. Eğer başbakan eylemin ilk gününde daha ortada hiçbir şiddet olayları yok iken bu kelimeyi kullanmış olsaydı belki söylediğiniz gibi suç olabilirdi. Ancak işgal eylemine dönüşen, şiddet görüntülerinin yer aldığı bir ortamdan sonra bu ifadeyi kullandığı ve kelimenin anlamına uygun bir benzetme olduğu için suç unsuru yoktur.
  • Paylaş
29

Hakan, Bu mudur hukuk? ÇAPSIZIN BIRI annesi hayat kadını olan bir insanin, annesine küfür ederse suç olmaz mı. Hukuk uydurmayın kafanızdan. Ha sizin abuk subuk hukukunuz varsa başka. O da TÜRKIYE CUMHURIYETINDE GEÇMEZ.

Batuhan Bulut, Sayın Yılmaz Açıkel, ortada bir işgal görüntüsü olmamakla beraber şiddeti. de polisler tarafından gerçekleştirildiği açıktır. Ellerinde tankları, silahları, bombaları ve teçhizatları olan kolluk kuvvetine karşı halk iki haftayı aşkın bir süredir nasıl bir şiddet uygulamıştır? Ben şu an bu durumu soyutlayarak hakaret konusuna geliyorum. Çapulcu kavramı, insanın haysiyetine yönelik olan ve manevi değerlerini ezen bir kavramdır. Benim de düşüncesini savunduğum grup içinde olmama paralel olaral sarf edilen bu söz benı incitmiştir. Ortada hakarete veya yaralamaya ya da doğrudan muhattaba karşı bir suç varolmadığından, çapulcu isnadı TCK gereğince hakaret suçunu oluşturur. Savcılığa gidin demişsiniz ancak Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı dokunulmazlığa ve yargı muafiyetine sahiptir. Bilginiz olmayan konularda araştırmadan yorum yapmamanız ve objektif kriterlere yönelmeniz konusunda sizi uyarmak durumundayım. Burada insanları yanlış bilgilere yönlendirme hakkınız bulunmadığı gibi objektif sorulara nefret söylemi oluşturacak asılsız ve dayanaksız cevaplar vermeniz yerinde olmadığı gibi art niyet barındırmaktadır.

Yılmaz Açıkel, Batuhan Bulut bey konu hakkında bilgi sahibi olduğunuza göre ben size bir soru sorayım. Kişinin dokunulmazlığının olması kişi hakkında dava açılmasına engel midir? Bildiğim kadarıyla engel değil, davayı açarsın dosyayı bekletirsin. Bir gün elbet dokunulmazlık zırhı kalkar. Bu adam ölene kadar dokunulmazlık zırhına bürünecek değil. Nasıl Kenan Evren 30 yıl sonra hesap verdiyse gün gelir oda hesap verir. Ne yapalım yani şimdi bu insanların dokunulmazlığı var diye dava açmayacak mıyız? Maalesef hakkınızı yasal yollardan arayacaksanız açacaksınız davanızı bekleyeceksiniz zamanı. Halk nasıl bir şiddet uygulamıştır diyorsunuz halk diye hitap ettiğiniz kesim bir kalabalıktır. İkincisi kamu mallarının ne hale geldiğini görmediniz herhalde veya bu süreçte sizde gezi olaylarından uzaktınız ki böyle bir soru yönlendirebildiniz. İzlemiş olsaydınız yaptıkları her şeyi görürdünüz. Fakat bir tarafa taraf olunca maalesef bir şeyleri görmek o kadar kolay olmuyor.
Çapulcu kelimesinin hakaret olduğunu söylemişsiniz. İnsanlar tepki olarak isimlerinin önlerine Çapulcu kelimesini ekliyorlar ise bu noktayı iyi düşünmek lazım. Ben kesinlikle bana hakaret niteliği taşıyan bir kelimeyi tepki olsun diye alıp ismimin önüne arkasına eklemem.
"Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz." Bu da suç tanımının belirgin ve açık biçimde kanunla düzenlenmesini gerektirir. Belirsiz ve muğlak ifadelerle suç tanımlanamaz (nulla poena sine lege certa).
Çapulcunun suç olarak kabul edilebilmesi için suçun unsurlarının oluşması gerekir. Siz bilirsiniz suçun unsurlarını sizce tüm unsurlar gerçekleşmiş midir?
Neyse ya ben ne için uğraşıyorum ki biz münazara yapamayız. Her kelimeye tek tek cevap vereyim diyorum ama hangisine birine vereyim, insanları yanlış yönlendirdiğimi söyleyerek insanları yanlış yönlendirmenize mi, objektif olmamı söylerken işgal eylemi yapanların kamu mallarına verdikleri zararları görmeyecek kadar objektiflikten uzak olmanıza mı, sizinle aynı fikre sahip olmadığım için söylemimi nefret söylemi olarak göstererek içinizdeki nefreti dışa vurmanıza mı hangisine birine cevap vereyim. Ne haliniz varsa görün demekten başka bir şey bulamıyorum. Adalet elbet yerini bulur.

Yılmaz Açıkel, Çapulcu şaman gayretin ne. Hani benim yazdığım yazılara ve yorumlara cevap vermeyecektin hani ben bir troldüm. Hani bana prim yaptırmayacaktın. Bir kere verdiğiniz bir sözün de arkasında durun. Hadi hayırlı işler...

Şaman, Arkadaşlar mottomuz başından beri sakin idi. Silin saldırgan tavrınızı, sokaklarda bizlere saldıran bunlar. Biz göğsümüzü siper ediyoruz ama ne kadar troll olsalar da saldırmıyoruz. Don't feed the troll...

Gürkan Çakıcı, Sayın Yılmaz Açıkel. Öncelikli olarak benimle karşı görüşte olduğunuz için değil, mesajınızdaki kışkırtıcı ve nefret uyandırıcı son bölüm için nefret söylemi terimini kullandım ve arkasındayım. Ben benimle karşı görüşte olanlara hakaret etmem bilakis karşıma alıp ahlak ve bilgi çerçevesinde yalandan ırak olarak konuşurum zira her kesimin hataları vardır ve her kesimin istekleri farklıdır. Dokunulmazlık tabiki dava açılmasını etkilemez ama görülmesine mani olur. Kenan Evren ve 30 yıl örneği vermişsiniz ama kendisi ceza aldı mı? Bir olay küllenirse ondan gelecek adalet maalesef adalet değildir. Hele ki bu bir hakaret davası ise. Olaylara uzak olduğumu düşünmüşsünüz ancak ben olayların içerisindeydim. Geriye kalan tüm hakaret ve ithamlarınızı yersiz bulduğumu ifade ediyorum. Salt suç olaral bakarsak, evet çapulcu bir hakarettir. Tıpbi bir terim olan 'deli' ifadesi de sağlamayana söylendiği için hakaret sayılabilir. Saygı ve insanlık çerçevesinde kalıp tartışmaya devam edebiliriz. Ben usanmadan size cevap verebilirim. Tekrar sizi saygıya davet ediyor ve insam hayatının her nevi maldan daha değerli olduğunu hatırlatma gereği duyuyorum.

Yılmaz Açıkel, Size hiçbir saygısızlık yapmadım, nefret içeren dediğiniz sözcükleri de kendi kafamdan yazmadım, anarşist ve çapulcu kelimesini kendileri profillerinde zaten yazmışlar ben bunu tekrar edince mi saygısızlık oldu. Eğer saygısızlık ise demek ki profillerinde kendilerini anarşist ve çapulcu olarak nitelendirenlerin kendilerine saygısı yok. Kendisine saygısı olmayan birisin den de başkasına saygı duyması beklenemez zaten.Demişsiniz ki ben yalanlardan ırak olarak konuşurum. Buyurun soruma cevap verin o zaman. Eylemin ilk günlerindeki polisin gereksiz müdahalesinden sonra ortaya çıkan 19-20 gündür ortalıktaki insanlar suçsuz mu sizin gözünüzde? Birde sürekli hakaret ettiğimden bahsedip durmuşsunuz şahsına yapmış olduğum ne hakaret var. İtham demiş olduğunuz şeylerde bir itham değil gerçek. Objektif olan bir insan olaya tek taraflı bakmaz. İşgalcilerin yapmış oldukları tüm şiddet içerikli eylemleri haklı olarak gören birisi objektiflikten bahsetmesin. İnsan canı her nevi maldan tabi ki daha değerli. Ancak sadece eylemcilerin canı kıymetli değil, polisinde canı kıymetli. Polisi hiç düşünmüyorsunuz. Polisin müdahale araçlarının hepsi yasal prosedür dahilinde kullanmış olduğu araçlardır. Ya eylemcilerin ki !!! Polise sadece , ilk müdahale esnasında profesyonelce değil orantısız olarak, hissi davranarak güç kullandığını söyleyebilirsiniz. Sonuçta onlarında insan olduğunu düşünürsek hissi davranabilirler, ancak icra etmiş oldukları işin ehemmiyetinden dolayı daha profesyonel davranmalıydı. Ancak ilk müdahaleden sonraki müdahalelerde gayet profesyonel yaklaşmıştır olaylara. Demişsiniz ki " Tıpbi bir terim olan 'deli' ifadesi de sağlamayana söylendiği için hakaret sayılabilir." kendi cümlenizdeki bir kelimeye dikkat çekmek istiyorum. "Sağlamayana" söylendi zaman hakaret sayılabileceğini ifade etmişsiniz. Çapulcu kelimesinin anlamına baktığımızda sağlayanlara söylendiği açıkça belli oluyor. Bu da ne demek oluyor sizin söyleminizle çapulcu kelimesi hakaret sayılamaz. Siz şiddet içerikli eylemlerde bulunmadıysanız üstünüze alınmayın niye alınıyorsunuz ki. Yok üzerinize alınıyorsanız da demek ki eylem bazında olmasa da fikir bazında sizde destekliyorsunuz demektir. Size bir saygısızlık yaptığımı düşünmediğim için beni saygıya davet etmenize de ayrıca gerek yok. Orada şiddete bulaşmayan Vandallar ile bir olmayan gerçek anlamda amacı yasal hakkını kullanarak düşüncelerini ifade etmek isteyen insanlar da vardı ve o insanlar zaten uyarılardan sonra alanı terk ettiler. Ve o insanlara hiçbir lafım yok. Provoke olmadan haklarını aramışlar taleplerini dile getirmişler ve hiçbir şiddet olayına bulaşmamışlardır. Sizin de onlardan olduğunuz kanısındayım. Son bir söz olarak ta şu ayrımı iyi yapmak lazım. Özellikle de bir hukuk öğrencisi olmanızdan dolayı. Yasaların tanımış olduğu haklarını kullananlar ile yasalarda suç olarak belirtilen fiilleri işleyenleri aynı kefeye koyamazsınız. Olaylara kanun çerçevesinde baktığınızda şiddeti uygulayan olarak gördüğünüz polislerin yasaların kendisine vermiş olduğu haklarını kullandığını anlayacaksınız. Görevi esnasında kanunların vermiş olduğu yetkileri aşarlar ise zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçundan cezalandırılırlar. Bu eylemler de ,halkı cebir ve şiddet kullanmaya, suç işlemeye açıkça ve alenen tahrik eden, kışkırtan, yönlendiren, bu şekilde halkın huzur ve sükununu, kamu barışı ve güvenliğini tehlikeye düşürülenler, buna elverişli icra hareketlerinde bulunanlar ise, Türk Ceza Kanunu'nun 213, 214, 216,217 ve 218 maddelerinde düzenlenen kamu barışına karşı suçları işlemekten sorumlu tutulacaklardır. Bir de olaya bu açıdan bak ;)

Hakan, Yorumu ben şikayet ettim, tek sebebim var. Polis ve savcılıkta resmi kaydı olmayan başörtülü kadına eyelmcilerin şiddet uyguladığını yazdığınız satır yüzünden. O bir dedikodu ve kaynağı yok. Ispatlanirsa en ağır hakaretlerle o eylemi yapanlara karşı da yürürüm. Bu konuda yazı yazmayacağımı açıkladığım için buraya koymuyuyorum merak edenler, eylemler sırasında polisin başörtülü bir kadına nasıl şiddet uyguladığını Googledan arayıp görebilir.

Yılmaz Açıkel, İspatlandığında sizi meydanlarda görmek isteriz. Ayrıca o bir tane yazımda vardı ama görüyorum ki yazdığım tüm yazıları şikayet etmişsiniz. Artık tahammülsüzlüğünüz hat safhaya çıktı.

Hakan, Çünkü onlarda mecazi anlamlar taşıyan profilm de ki kelimeleri hakaret amaçlı kullanıyorsunuz. Kişisel şikayet .moderasyon uygun bulursa siler bulmazsa silmez. Farkindaysaniz bu yazılarınız günlerdir burada tahammülsuz olsam ilk yazdığınız da şikayet ederdim. Ancak görüyorum ki siz ben tahammül ettikçe doz artırıyorsunuz. Buna da izin vermemem doğal olsa gerek.

Yılmaz Açıkel, Mecazi anlamlarını bize de söylerseniz biz de öğrenelim. Sizin kendinize yakıştırdığınız mecazi anlamlar taşıyan kelimeleri ben söylediğim zaman neden mecazi olarak algılamıyorsunuz. Mecazi anlamlarının olmamasından kaynaklanıyor olabilir mi?

Kio Sey, Sevgili @dseap , söylemek istediklerinizi daha sakin dile getirerek bu konuşmaları daha verimli ve etkin bir düzeye taşımak sizin elinizde. Siz ve biz diye ayırarak konuşmanız dahi konuşmayı geriyor onu da belirteyim..

Kio Sey, Ayrıca saldırgan tavırlarınız yüzünden size karşı önyargım oluşuyor. İnanışınız ya da kimliğinizin ne olduğunun önemi olmadan sadece bu konular nezlinde sizinle konuşabilmek için öncelikle üslubunuzu gözden geçirmelisiniz.

Kio Sey, Soru hakkındaki yanıtınıza da yorumum var. O da şudur: TDK tarafından anlamı apar topar değiştirilen bir kelime ile ilgili ne söylesem az...

Yılmaz Açıkel, Sevgili @kiosey sizli bizli konuşulmasının sebebi ayrım yapmak değil, birbirini tam olarak tanımayan kişilerin, aralarına koymuş oldukları mesafeyi ifade etmek için seçmiş oldukları kelimelerdir. Aynı zamanda nezaket ifade eder. Yoksa senli benli bir konuşma uslübu ortaya çıkar ve ortamı daha çok gerer. Mesela siz de yazınızda kullandınız siz zamirini "sizin elinizde " derken. Şimdi siz de mi ortamı germiş oldunuz. Lütfen algı yanılmasına düşmeyiniz.

Hakan, Benim kendi hakkımda yazdıklarım sizin bunu kullanacağınız anlamına gelmez, anayasal olarak kendimle ilgili hertürlü tassarrufum var. Ama sizin bu tasarrufları kullanma hakkınız insani yada yasal olarak yok. Çünkü siz ben değilsiniz. Siz sadece sen'siniz.

Yılmaz Açıkel, Sevgili @Kiosey soru hakkındaki yanıtıma yapmış olduğunuz yoruma cevaben.
Sizden ricam TDK (Türk Dil Kurumunun) 2010 yılında yayınladığı 11. Baskı Türkçe Sözlüğü bir kütüphaneden bulup veya bir kitap evine gidip sözlüğü incelemek için elinize alıp çapulcu kelimesinin anlamına bakmanızdır. Eğer ki 2010 yılında TDK tarafından yayınlanan sözlükte şuan ki anlamını bulamazsanız haklısınız diyeceğim. Yani bu olaylarla anlamı değişmiş bir kelime değil. Lütfen medya da duymuş olduğunuz haberlerin hepsini doğru olarak nitelendirip yorumlamayın. Birazcık araştırma ile rahatlıkla doğruyu bulabilirsiniz. Teşekkürler...

Hakan, Kavramsal zekâ ve durum komedisi ilk ve orta okulda öğretiliyor bunları size tekrar anlatamam.

Kio Sey, İnceleyip size döneceğim.. Bunu dışında, tüm yorum ve yanıtlarınızı okudum.. Olaylara insanların yanlı baktığını ima ediyorsunuz - hele ki buradakilerin- ancak sizin genel tavrınızda bu durumun sizde olduğunu belirtmek isterim. Yaşanılan olayların geldiği noktaya kadarki süreçte yapılan -üstelik de bu ülkenin başındaki kişi tarafından- yanlışlar şu anda herkesin daha çok kendi köklerine ve kimliğine yönelerek daha öfke ile bakmasına neden oldu. Teybi başa sararak, direnişin ilk gününe ve olayların nasıl başladığına bakarsanız ve herşeyi bu eksende anlamaya çalışırsanız belki daha fazla insanın size ulaşabilmesine da izin vermiş olursunuz. Kin, öfke ve bastırılmışlık duyguları yüzyıllar boyu iktidarların en büyük silahı olmuştur. Hele ki din söz konusu olduğunda ortaya çıkan şey siyah-beyaz arasındaki sayısız gri tonu değil sadece siyah ve beyaz gibi 2 keskin duruş olmaktadır. Malesef ki muhafazakar partiler/iktidarlar/rejimler, insanların en büyük zaafiyetini oluşturan bu temel duyguları çok iyi manipule etmekteler. Size, kendilerinin BİREBİR BENZERİ bir bakış açısı kazandırırlar ve sorgulamaaktan uzak bir halde bırakırlar. Herşeyi bir yana bırakın, bu hassas 20 gün içerisinde dahi sadece mezhep gözeterek ve direkt belirterek yaptıkları konuşmalar dahi bizi yöneten insanların nasıl bir düşünce içerisinde olduklarını anlamanıza yeter. Bunu bir düşünün derim.

Yılmaz Açıkel, Sizin kendi hakkınızda yazdıklarınız benim bunu kullanmayacağım anlamına da gelmez, siz nasıl ki başbakanın sosyal medya da ki görüntülerini, söylemlerini alıp kullanma hakkına sahipseniz bende sizinle ilgili aynı hakka sahibim. Çünkü siz kendiniz bunu paylaşıma sunuyorsunuz. Kimse size siyasi görüşünüzü, duruşunuzu, düşüncelerinizi bir yerlere zorla yazacaksınız demiyor. Kendi isteğinizle paylaştığınız bir bilginin kullanılmasından da rahatsızlık duymamalısınız. Duyuyorsanız da paylaşımdan kaldırmalısınız.
İkincisi kavramsal zekanın ne olduğunu anlatabilmeniz için ilk önce bilmeniz gerekir. Ben size anlatayım öğrenin sonra bana tekrar edersiniz.
Kavramsal zeka 2 yaşından sonra gelişir.
1-İlkel kavramların edinilmesi (2-4 yaş )
2-Sezgisel düşünme (4-7 yaş )
Kavramsal zeka İlk ve Orta Okulda bir ders olarak öğretilmez. Çocuk doğal gelişiminin bir sonucu olarak öğrenir. Sizin söylemiş olduğunuz yaş aralığında da Kavramsal zeka nın son iki evresi gerçekleşir.
3-Somut düşünme (7-11 yaş )
4-Soyut düşünme (11 yaş ve ilerisi ).

Durum Komedisine gelince bizlere ilk okul ve orta okul yıllarımızda hiç durum komedisini öğretmediler. Genelde biz Edebiyat, Dil ve Anlatım, Matematik gibi klasik dersleri alıyorduk. Keşke sizde biraz Dil ve Anlatım bilgisi dersi alsaydınız. Durum Komedisini kavrayacak kadar tiyatro ve oyunculuk dersi almışsınız ilk ve orta okul yıllarınızda. Bu konuda da oldukça başarılı olduğunuzu söyleyebilirim. Oyunculuğunuza ve sergilediğiniz oyuna hayran kaldık. Ama maalesef oyun tutmadı ne yapalım bir daha ki sefere...

Hakan, işte inploid bu işe yarıyor . araştırma ve öğrenmeyi geliştiriyor :)

gencgelisim.com/v2/kategoriler/49-super-beyin/2996-kavramsal...

copy paste le olmuyor bu işler :)) bari kaynak gösterseydiniz :)

durum komedisi de bu işte öğrenmişsiniz dir umarım .:)

Hakan, 3-Somut düşünme (7-11 yaş )
4-Soyut düşünme (11 yaş ve ilerisi)

(7-11 ve ileri ) bu yaşlar arasında hangi okullara gidiyor insanlar .

durum komedisi 2 :))

Yılmaz Açıkel@kiosey söylemiş olduğun gibi insanların taraflı baktıklarını ima etmiyorum direkt söylüyorum, hepimizin bir tarafı var. Artık bir tarafım olduğunu kendi açmış olduğum konu başlığında söyledim zaten. Benim takıldığım nokta burada bu konu hakkında konuşan herkes sanki bu konuda tek suçlu devletmiş gibi davranıyor. Nedense eylemcilerin yaptıkları yanlışları gören hiç yok. Eylemcilerin yapmış oldukları Vandalizm içerikli eylemlerde dahil olmak üzere bütün eylemleri doğruymuş gibi savunuluyor ise ortada büyük bir yanlış vardır. Benim değerlerime, inancıma, düşünceme yakın görüşü benimsemiş insanlar tabi ki bana daha yakın olacaklardır. Tıpkı sizin görüşünüzü benimsemiş veya birbirine yakın düşünceye sahip insanların sizin çevrenizde daha çok olması gibi.
Biz hiçbir zaman kendimizi körü körüne bir düşüncenin seline bırakmadık. Sorgulamayı da unutmadık. Girdiğimiz, seçtiğimiz, savunduğumuz her düşünceyi en ince ayrıntısına kadar araştırma öğrenme yolunda gayret içerisinde olduk ve aynı gayreti hala da gösteriyoruz.
Son 20 günü gayet iyi değerlendirdiğimizi düşünüyorum. Gezi Parkı eyleminin yasal bir zeminde ilerlemesi için gerçekleştirilen tüm girişimlere rağmen nasıl direnildiğini, çevreci bir duyarlılık ile başlayan eylemin nasıl siyasallaşıp eksen kayması yaşandığını. Marjinal gruplar ile nasıl amaç birliği kurulduğunu gayet iyi gördük.
Bu nedenle bu noktadan sonra objektif olarak olaylara bakılıp her iki tarafında hata yaptığı yerleri iyi anlaması lazım. Bir taraf özeleştiri yapıyorken diğer tarafta hala hatalarını görmek istemiyorsa. İşte o zaman asıl problem başlar. Şuan bu ortamda ben özeleştiri yaparken bir tane si de şurada delikanlı gibi çıkıp Vandallık yapanları, kamu mallarına zarar verenleri, Türkiye'nin ekonomisine ve dış dünya daki imajına zarar verenleri esef ile kınıyorum dediğini duymadım.
Bu mevzu uzar gider neyse @kiosey yorumların ve tavsiyelerin için teşekkürler. Artık bu ortamdan uzaklaşıp biraz da teknoloji içerikli konular ile ilgilenmek istiyorum. Adalet yerini bulacaktır....

Yılmaz Açıkel, Pardon kaynak mı istiyorsunuz peki Kavramsal Zeka'yı ilk kez sizden duymadık çocuk yetiştiren bir birey olarak. Pedagoji kitaplarının birçoğunda paylaşmış olduğum bilgi mevcuttur. Ben size MESLEKÎ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN
GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ dahilinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2006 yılında katılmış olduğumuz bir kişisel gelişim seminerinde bize verilen dökümanlardan bulup yazmıştım. Ama yine bilginiz olmadan hemen bir ön yargı ile internette bulduğunuz bir siteden aldığınız bilgiyi sanki ben oradan almışım gibi alıp oyununuza alet ettiniz ve bana copy paste yaptığımı söylediniz. Ama copy paste yapanın kim olduğunu gördük.

Ayrıca siz ilk ve ortaokulda öğretiliyor dediniz. Hangi ders müfredatında bu var söyleyin de bizde bilelim. Boşuna demedim ben size keşke Dil ve Anlatım Bilgisi dersi alsaydınız diye. Hem anlamakta zorluk çekiyorsunuz hem düşüncelerinizi ifade etmekte. Söylediğinizden haberiniz yok bir de geçmiş yanlış söyleminiz üzerinden eleştiri yapıyorsunuz.

Durum Komedisi dediğiniz şey bu olsa gerek ;)

Yılmaz Açıkel, Bu arada vermiş olduğunuz siteye şimdi baktım keşke paylaşım yaptığınız site en azından kavramsal zeka hakkında biraz daha fazla bilgi verseydi de insanlar da bilgilenseydi. Ne hikmetse sadece benim yazdığım kısım var. Yazıda da ne tarih ne gün var ne zaman eklendiği bile belli değil. Sanki bir anda ortaya çıkmış gibi. Siz mi eklediniz yoksa :))) Şaka şaka eminim onu da yapmazsınız artık... @hakkan

Hakan, belge orada walla. internetçi olan sizsiniz. Sitenin tarihini en son edit edilme gününü isterseniz bulursunuz.... fontlarınız, enter marjlarınız bile aynı.

ama bu gerçekten önemli değil elbette bi yerlerden bilgi transferi yapmak hakkınız.

önemli olan buna yönelmiş olmak :) umarım her konuyu böyle araştırma alışkanlığı gelişir toplumda ve komplolar üzerine değil fikirler ve bilimsel gerçekler üzerine konuşuruz.

Şaman, Arkadaşlar çapulcunun anlamını buldum, ekteki hatta sinmiş ya da yandaş olan medyanın hazırlattığı ankette çapulcunun çok süper bir şey olduğunu görebilirsiniz. youtube.com/watch?gl=tr&hl=tr&client=mv-google&v=zıu2sqzzxwm&nomobile=1

Şaman, Bu arkadaşlar da çapulcu olmayanlar yani diğerleri, saygıdeğer AKP seçmenleri:

Cem Deyupoğulları, Bu kadar düşüncesizce ve rastgele söylenmiş bir söze bu akdar yazı yazmak da düşündürücü bir durum olmuş...

Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

1626 Görüntülenme12 Takipçi6 Yanıt