Bilmek istediğin her şeye ulaş

Çocukta bilişsel gelişim ile mizah arasında nasıl bir ilişki vardır?

Araştırmacılar, mizahi anlatım biçimlerinin çoğunun, dinleyici ya da okuyucu zihninde ani kavramsal bir sıçrama yaratmaya dayalı olduğunu söylüyorlar ve bizi güldüren çoğu şeyde, ortak iki unsur olduğunu: Sonucun beklenmedik, ama aynı zamanda da bütünle uyum içinde oluşu. Buna göre de, birçok mizahi üründen alınan haz da iki zihinsel aşamaya bağlı: Esprideki 'sürpriz' unsuruna duyarlı olmamız ve beklenmedik olanı fark ettiğimizde de otomatik olarak bir anlam arayışına görmemiz. Bir fıkranın sonundaki can alıcı cümle, kısa bir süre için bize anlamsız gelir, çünkü daha önce anlatılmış olanlarla bir zıtlık oluşturur. Şaşırırız. Ama hemen sonra bakış açımızı değiştirir ve bu cümlenin aslında anlam taşıdığını, üstelik son derece de mantıklı olduğunu fark ederiz. Bu süreç, birçok zihinsel etkinliğin eş güdümlü olarak işlemesine bağlı. Daha önce depoladığımız bilgilerden yararlanıyoruz örneğin; yani bellekten. Sonra mizahi (uyumsuz) unsurun bulunup çıkarılmasında rol alan, mantıksal ve çözümleyici sol beyin yarım küresinden; uyumsuzu bütün içine oturtan, yani espriyi 'yakalayan', değerlendirici sağ yarım küreden...

Bir açıdan bakıldığında mizah, yukarıda basitçe anlatılan özellikleriyle bilişsel gelişim açısından bir egzersiz niteliği de taşıyor. İçerdiği 'mantık'la, mizah da soyut düşünmenin bir biçimi aslında. Örneğin anne babasını 'iğnelemeye' başlayan bir çocuğun -ki iğneleme de bir tür mizahi anlatım içeriyor- benzeşimler, kinaye, ince alay gibi soyut düşünme unsurlarından da yararlanmaya başladığını söyleyebiliyoruz. Bunun bir sonucu da, düşünme, sorma ve sorgulama becerisinin artışı.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

169 Görüntülenme2 Takipçi1 Yanıt

Konu Başlıkları