Bilmek istediğin her şeye ulaş

Evrim; nitel değişimlerin birikerek nicel değişime sebebiyet vermesidir deniliyor peki bu gün nitel değişiminin zirvesinde olan hiç bir tür yok mu?

Dünyada 9 milyon canlı türü olduğunu varsayarsak geçtiğimiz 100 yıl içinde neden herhangi bir tür nitel değişim zirvesine ulaşıp da evrimle bir üst seviyeye çıkmadı? Dünyada yaşamın 100.000 yıldır var olduğunu varsayarsak. 9.000.000/100.000=90 Çok kaba hesaba göre her yıl 90 tür nitel değişime uğramalı (hesabın kaba olduğunu tekrarlamak isterim burada sormak istediğim bu kadar tür varken neden bir tanesi bu gün tam manasıyla evrim geçirmiyor?).Düzenle
Hayır yoktur. Şöyle ki;
  1. Pozitif Bilimsel açıdan bakıldığında yapılan gözlemler somut olarak evrim sürecinin devam ettiğini göstermektedir. Sürecin sonuna varıldığına dair herhangi bir pozitif bulgu saptanmamıştır.
  2. Felsefi açıdan bakıldığında da herhangi bir türün nihai aşamaya geldiğini söylemek ilk önermenin reddi anlamına gelir ki bu da evrimin bir süreç olmaktan çok bir hedefe doğru eylem olduğunu ileri sürmek olur. Bu da bizi Felsefeden Teolojik bir paradigmaya yöneltir. O zaman da Felsefeyi inkar etmiş oluruz.
  3. Teolojik açıdan bakıldığında da zaten evrim süreci akıllı yaratıcının deneme yanılmalarla doğru sonuca varmaya çalışması demektir ki bu söylem de akıllı yaratıcı kavramının reddi olur :))
  • Paylaş
8

Mehmet Hilmi Tutumlu, evrimi sadece başlangıç ve bitiş noktasında tanımlı fonksiyon olarak kabul etmek sonsuzluk addedilen evrimi baştan inkar etmek olmuyormu öğretmenim? evrimin süreç olduğunun zaten bilincindeyim fakat tüm süreçlerin kademelerle ilerleyeceğini sanıyorum sizde kabul edersiniz ki zaten aksi durumda süreç yoksa varlıkta yoktur. kısaca sormak istediğim; bu kademelerden herhangi birisine neden şahit olmadığımızdır?

Şevki Yeşilpınar, Sevgili Mehmet Hilmi,
Öncelikle yanıtın inploid'in azizliğine uğrayıp başka bir sorunun altında çıkmış. İkinci olarak da ben alt yorumunu bugün gördüm ve okudum. Zaman ayırıp akıl yürüttüğün için teşekkürler. Evrim süreci adı üstünde tamamlandığında kendini inkar eden bir çelişki taşımaktadır. Bilimin çalışmaları insanın temel unsur olduğu toplumların çok hızlı bir evrimsel süreç yaşadığını hatta bu sürecin ivmesinin zaman içinde arttığını saptamıştır. ve bizler bunu yaşarken de her anı ile hissetmekteyiz.
Canlı doğaya gelince Darwin döneminde bunun teorisi oluşturulmuştu. O gün teoriydi bu gün ise canlı doğanın en temel yasa olduğu biliniyor. Bazılarının bunu rededmesi gerçeği değiştirmiyor.
Cansız doğanın da çok ağır bir süreç içinde olduğunu artık biliyoruz ve son bilgiler ışığında varlığın bütünüyle evrildiğini de..
Bütün bunlar bana hemen Efes'li Herakleitos'u anımsatıyor. Ne demişti büyük düşünür; "Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir!"
O halde bizim yapmamız gereken de değişimin yasasına ulaşmaktır. Bunu yapabilmek için de değişim sürecinin farkına vardığımız kısmını incelemek ve buradan hareketle değişimin bütününü elimizden geldiğince yorumlamaktır. Bizler Felsefe alanında bilimden birkaç adım daha fazla atarak henüz gözlenmemiş evrim süreci hakkında da bir yargıda bulunabiliriz ki bu da zaten Felsefenin temel işlevini oluşturmaktadır. Bu haliyle bir yandan Bilimin önünü aydınlatırken diğer yandan da Teolojiniin şimşeklerini üstüne çekmektedir!
Sevgiyle kal...

Redeye, Waking life (hayata uyanmak) filminden bir sahne: shelby.tv/video/vimeo/26319794/eamonn-he...

Filmin geneli metinler üzerine kurulu olduğu için çözümlerini yapanlar da olmuş:
wakinglifemovie.net/transcript/chapter/3

Mehmet Hilmi Tutumlu, hocam,
''hedef olgu'' tamamlandığı vakit ''hedef olguyu'' inkar edeni gördüğümüz zaman pek tabi ''tamamlanıp kendisini inkar eden'' sıfatını kabul edebileceğimiz gibi burada bir mantık hatası olduğunuda kabul edebiliriz.

sizden sadece bir örnek istiyorum kademe kademe ilerleyip sona vardığı zaman alt kademelerinin tamamını inkar edebilecek bir örnek. evrimle ilgili olmasına gerek yok sadece mantığını anlayabilmek için soruyorum.

Şevki Yeşilpınar, İnsan düşünmelerinin en trajik yanlışı olanı yok saymak ve genellikle de bundan sonra olmayanı var saymaktır. olmayanı bazen ilk yanılgı olmadan da yaptığımız olur ama genel süreç önce inkar sonra yaratma şeklindedir. Bu girdaba düşmeyen ya da en az düşüen düşünme şekli bilimsel düşünmedir. O nedenle vardığı sonuçlar "varolana" uygundur. Ancak Bilim bunu yaparken "varolan"ın ayrıntısına o kadar girer ki çoğu kere genel olanı da gözden kaçırır. İşte çağımızda Felsefe Bilimin gözden kaçırdığı genel bakışı koruyarak onun sağlam doğrularını pazılın parçaları gibi yerine oturtmalı ve evrenin genel şemasını çıkarmaya çalışmalıdır. Bu sürecin kendisi de insanla birlikte "nihai sonuç"suz olarak sürecektir. Tıpkı Herakleitos'un saptaması gibi:))
İnsan evreni çözmeye çalıştığında ilk gördüklerini son doğrular olarak anlamak istemiştir ki bu oldukça naif bir saflıktır. Ancak değişimin sürmesi bilgilerinin zaman içinde var olanın durumuna uymadığını gördükçe bir yandan bilgilerini yeni duruma uydurmuş diğer yandan da değişimin farkına varıp onun kurallarını bulmaya çalışmıştır. Heraklitetn Hegele uzanan bu süreci Marks Bilimle birleştirerek Bilimsel Materyalizmin/Sosyalizmin kurulmasına öncülük etmiştir. Eğer hala okumadıysan bu konuda Politzer'in Felsefenin Temel İlkeleri'ni öeneririm.
Örneğe gelince, İnsan düşüncesinin bizatih, kendisi de bu Evrim Sürecinin güzel bir örneğini oluşturmaktadır. Şöyle ki Klasik (bunu ben söylüyorum) Marksistler teorinin beklenen nihani hedef olduğu yanılgısına düşerek günümüzü anlamakta güçlük çekmektedirler, yarı ise iyice çuvallayacakları kesindir:))

Mehmet Hilmi Tutumlu, hoam verdiğiniz örnek kademe kademe ilerleyip kendisini inkar eden duruma uygun değil. sizin bahsettiğiniz, gittiği yönün doğru olduğuna inanan insanın diğer yolların yanlış olduğunu düşünmesi kadar olağan bir duruma örnek teşkil eder. dahası insan beynide aradığımız örnek değil. insanın fikirlerinin değişmesi yada beynin bu evreni anlamakta sıkıntı çekeceğine inanması sadece alınan bir karardır, bir fikirdir. bu beyinin varlığını inkar etmek değil aksine varlığını kabul etmek zorunluluğu getişirir çünkü karar vermek için ona ihtiyacımız olduğunu biliyoruz.

kitap tavsiyeniz için teşekkür ederim fakat henüz duruma uygun örnek vermediğinizi hatırlatmak isterim;)

Şevki Yeşilpınar, bilimsel materyalizmin klasik örneğini vereyim o zaman, suyu belli koşullarda ısıtırsanız 100 santigrat dereceye geldiğinde sıvı durumdan gaz haline geçer, bu suyun temel var oluşunun inkarıdır.
buna pek çok yönden itiraz edilebilir, ama tüm bu itirazlar spekülatiftir.
gelelim emeğin kendini inkarına; üreten insan emeği sınıflı toplumlarda üreticisinin yani kendini var eden emekçinin karşısına bir güç olarak çıkar. bu insan emeğinin kendi yararına olması gerekirken kendi karşısına dikilen bir güç olarak çıkması durumdur.
yine manevi kültür öğlelerinde de bunun pek çok örneğini verebiliriz. insan önce yaratır sonra onun karşısında aciz durumda kalır:))
beyin meselesine gelince beyin somut bir varlıktır. senırım daha çok "ruh"u kasdetmişsin ya da düşünceyi bu kelimeyi kullanırken.
bir de buradan bu koşullarda meseleyi aydınlatmak biraz zor keşke daha başka bir yöntem ile konuşabilseydik...
merakın anlayışın ve eleştirilerin için teşekkürler:))

Mehmet Hilmi Tutumlu, hocam bu koşullarda anlatmanızda, anlamamda zor gerçekten. değer verip bilgilerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim.

Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR