Bilmek istediğin her şeye ulaş

Freud'un psikanalize yaklaşımı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sigmund Freud psikanalize nasıl yaklaştı?Düzenle
Psikanaliz, uzmanlığın çok ötesinde bir eğitim gerektirir. Soru 'ne düşünüyorsunuz' diye bittiği için kendi fikirlerimi yazıyorum.
    
Freud ve psikanaliz dediğimizde beni en çok etkileyen yaklaşımı; ruhsal yapıyı buz dağına, buz dağının suyun üzerindeki görünen bölümünü bilince, suyun altındaki bölümünü ise bastırılmış düşünce ve davranışlarla  isteklere benzetmiş olmasıdır. Çevremdeki insan davranışlarına baktığımda da bu kuramıyla ne kadar doğru yaklaştığını görüyorum. Hemen aklıma günlük hayatta çok kullandığımız 'ummadık taş, baş yarar' sözü geliyor.

'İnsanları tanıyamıyorum' dememizin ana nedenlerinden biri de bu bence. Tanıdığımızı bildiğimizi düşündüğümüz insanların olaylar karşısında verdiği beklemediğimiz tepkiler bu buz dağının görünmeyen bölümünün dışa vurumuyla ortaya çıkıyor.

Freud'un kendi kişiliğini çözümlemeye çalışarak iç dünyasına inme çabaları ve bastırılmış duyguların rüyalarla ortaya çıkabileceğini savunması, hiç bir davranışın rastlantısal olmadığını ispatlama girişimleridir. 

İd, ego ve süper egoyu ortaya atmasıyla da psikoloji tarihinin en ses getiren tartışmalarından birini başlatmıştır.

İnsanların yaşadığı bütün psikolojik problemlerin ana nedenlerini sadece çocuklukta yaşanan cinsel tecrübelere ve kurulan hayallere dayandırmasını ise biraz gerçek dışı buluyorum. 
    
Her ne kadar her ortaya attığına katılmasak da eleştirsek de psikoloji tarihine derin izler bırakarak adını yazdıran Freud insan yaşamında başka boyutlar olduğunu görmemizi sağlamıştır.
  • Paylaş
Davranışlarımızın temelinde bilinçdışı faktörler olduğunu savunuyor. Farkında olmadığımız etmenler davranışlarımızı şekillendiriyorsa demek ki bizim yapabileceğimiz pek bir şey yok aslında. :)
Ben en çok rüyalarımı yorumlatmak isterdim Freud'a. :)
  • Paylaş
Bireyin davranışı üzerinde bir çok etmenin rol oynadığını ama cinsellik ve şiddet olgularının baskın olduğunu ve bunu da çocuklukta yaşadığımız veya tanık olduğumuz olayların şekillenerek bugünkü davranışlarımızı belirlediğini ifade eder kısaca. ve bu durumu da bir çocuğun davranışlarını, annesi ve babasıyla olan ilişkilerini gözlemleyerek açıklamaya tezini kanıtlamaya çalışır. ama biz kendi okuduklarımızla değil başkalarının bize anlattıklarıyla bir fikir oluşturduğumuz için freud'un tezini sapıkça oluşturulan cinsellik olgusuyla özdeşleştiririz maalesef...
  • Paylaş
Psikoloji alanım dışı olmasına rağmen okuduğum kitaplardan izlenimim,hiçbir tezi ölçümlenememiş ve kanıtlanamamış Freud'un bu denli popüler ve baskın olması ilginçtir.Sanırım düşünceleri insanların normlarla bastırılmış dünyasına cesurca bir iniş yapıyor.
İlginçtir ki aynı durum ekonomi bilimi için de benzerlik gösteriyor. Marx da tüm kuram eleştirilerini üzerine çekiyor ama popülerliğini ve geçerli olma ihtimalini kaybetmiyor.Sanırım her bilim dalında böyle isimlere rastlamak mümkün.
  • Paylaş
Öncelikle Freud bir düşünür veya psikolog değildi. Kendisi bir Nörologdu. Evrim teorisini, yani yaşamın çok uzun bir zaman sürecinde doğal seleksiyon ile bu hale geldiğini kabul eder. En çok cinsellikle ilgili düşünceleri tartışılır, çünkü süzgeç misali adamlar koca kitap okusa sadece bunları zihnine kazıyorlar.

Evet cinsellik önemlidir. Neden önemlidir pek veya neden zevklidir, neden artan oranda bir forma sahiptir? Eğer böyle olmasaydı biz de burada olmazdık. Oksijen olmasa oksijen solunumu yapmıyor olurduk veya hiç olmazdık. Bunları evrim teorisini biraz açmak için yazdım. Bu konu dinle ilişkilendirilip tartışması çıksın istemem.

Ama özellikle bizim toplumumuzda sıklıkla görülen babaya duyulan aşırı saygı (anneden hep fazla, tabi erkekler adına konuşuyorum) nedendir? Bununla ilgili bir yorumu şöyledir; Erkek çocuğun ilk aşkı, cinsel arzusu annesidir. Bu nedenle babasıyla bir çatışma içerisine girer. Ama babasını yenemeyeceğini anlayan çocuk pes eder ve otoriteyi kabul eder. Artık babası bir otorite objesidir. Çeşit çeşit insanla tanıştım (ben dahil) annesinin yanında sigara içerken babalarının yanında bunu yapmıyorlar. Bu özellikle dikkatimi çeken bir nokta.

Freud'un görüşlerini daha çok evrimsel psikoloji alanını anlayarak yorumlayabiliriz kanaatindeyim. Çünkü Freud'un çıkış noktası budur. İnsanı "rahatsız" bir yaşam formu olarak görür. ID'nin sonu gelmez istekleri, vicdan, dini inanışlar ve sosyal kurallarla ters düşer ve EGO bunları orta yola çekmeye çalışır. Bu nedenle sosyal insan her zaman rahatsızdır görüşündedir.

Benim sadece amatör okumalarım bunlar. Bir arkadaşın da cevapların birinde dediği gibi Freud'u ve psikalizi yorumlamak çok yönlü bir eğitim ve kültür gerektirir.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

1415 Görüntülenme9 Takipçi5 Yanıt