Bilmek istediğin her şeye ulaş

Geleceğimiz olarak görmek zorunda olduğumuz gençlerin ahlaki ve vicdani yoksunluklarının altında yatan sebepler nelerdir?

Bu soruya inanın önce 5 dakika kadar şaşkınlıkla baktım...

Yarım asırlık ömrümde, 10'dan fazla gezdiğim, gördüğüm kiminde de uzun süreler yaşadığım ülkelerde yurdumuzda şu anda tecrübe etmekte olduğum gençlik kadar vicdanlı ve ahlaklı bir gençlikle karşılaşmadım. Tabii ben gençlik olarak sadece vicdansızlıklara, ahlaksızlıklara isyan eden pırıl pırıl, zeki, esprili ve tabii sonuna kadar vicdanlı ve ahlaklı insanları tanıyorum.

Madalyonun diğer tarafına baktığımızda halkımızın yarıya yakın kısmı ülkemizde özellikle son zamanlarda vuku bulan tüm vicdansızlık ve ahlaksızlıkları sonuna kadar destekliyor. Bu tür ebeveynlerin çocukları da bu tür bir kültürle yoğruluyor.

Tabii vicdansızlık ve ahlaksızlıktan kastınızın ne olduğunu da keşke açıklamış olsaydınız. Çünkü bu kavramlar, özellikle ahlak kültürler arasında farklılıklar gösterebiliyor. Bu kavramlardan vicdana kendinize yapılmasını istemediğiniz hiçbir şeyi başkasına yapmamanız şeklinde genel bir sınır çizilebilir kanaatimce ki bahsettiğim ilk grupta bundan oldukça fazlası mevcut. Ahlak konusu da bence vicdandan çok ayrı değil. Vicdan mevcutsa benim için yeterli ahlak da mevcut olur.

Kendi tecrübelerime dayanarak öznel fikrimi belirteyim ahlaklı ve vicdanlı gençlik sadece ahlaklı ve vicdanlı ebeveynlerle olur. Eğer böyle bir yoksunluk seziyorsanız o gençlerin ebeveynlerini gözlemlemelisiniz.
  • Paylaş
Bu soru bir kaç yıl önce sorulsaydı cevabım çok daha farklı olurdu. Ancak, bugünkü anlayışımla;

Gençlerin ahlaki ve vicdani yoksunluklarının altında ruhani açıdan yeterince beslenememiş ve insani erdemlerini yeterince geliştirememiş olmaları yatar. Her insan, bir beden ve ruhun birleşiminden meydana gelir. İşin inanç kısmında da, fiziki kısmında da kabul gören gerçek, insan bedeninin ölüm sonrasında yok olmaya başladığı ve ruhun ise sonsuza kadar Tanrı'nın âlemlerinde varlığını devam ettirdiğidir.

Dolayısıyla gerçek yaşam, ruhun yaşamıdır; bedenin yaşamı (dünya yaşamı) değildir. Böyle bir gerçeklik doğrultusunda baktığımızda, ruhu var eden temel özelliklerin insan erdemleri olduğunu gözlemleyebiliriz. Başlıca; insaf, merhamet, adalet, cömertlik, dürüstlük gibi bir çok erdemi ele alırsak - ki İlahi kaynaklarda da bu konuya sıkça değinilir - bütün bu erdemler aslında insanın içinde doğuştan beri mevcuttur ve açığa çıkarılmayı beklerler. Yani; bu erdemler aslında görünmeyen bir alanda varlığını sürdürürler. Onları, görünmeyen alandan görünür alana çıkarmak ise bireyin kendi ruhani sorumluluğundadır. Bu açıdan erdemler, tıpkı; milyonlarca yıl yer altında fosilleşmiş kalıntılardan oluşan petrol gibidir. Son derece değerlidir, fakat görünmeyen alandan görünür alana çıkarılmayı beklerler.

Peki, tüm insanlarda bu ruhani özellikler potansiyel olarak varsa, neden herkeste aynı ölçüde açığa çıkmaz? Bu durumu şu örnekle somutlaştırabiliriz:

Güneş, hem aynaya, hem de toprağa yansır. Ancak, aynadan yansıyan güneşle topraktan yansıyan güneş arasında dünyalar kadar fark vardır. Burada toprak, ruhani olarak kirlenmişliği/perdelenmişliği, ayna ise arılığı temsil eder. Perdelenmiş bir ruh, yaratılış özündeki o muhteşem özellikleri (erdemleri) yansıtamaz ve kendi benliğine yenik düşmüş; sadece kendi çıkarlarını düşünen, kendini - her anlamda - tatmin etmeye odaklanmış, hırslı, rekabetçi, kibirli vs. Bir bireyin ortaya çıkmasına neden olur. Diğer örnekte ise durum tam tersidir.

Görünürde kalıtsal, sosyal ve ailevi bir çok faktör vardır bu perdelenmişlik haline olan ya da arılığa sebep olan. Bütün bunların bir etken olduğu doğrudur. Yine de bu faktörlerin tek başlarına %100 belirleyici rol oynadıklarını ileri sürmek neredeyse olanaksızdır. Çünkü tüm bu faktörler, dünyevi niteliktedir ve insan ruhu özünde dünyevi arızalardan ve etkilerden bağımsızdır. Bu dünyadaki yaşamı son bulunca, dünyevi etkiler ve arızalar da hükümsüz hale gelir.

Öyleyse, insanın ruhani özelliklerini ve erdemlerini açığa çıkarması için ne yapması gerekir? Diye de bir soru sorabilirsiniz. Bu sorunun cevabı biraz uzun ve farklı bir konu olduğu için buraya yazmıyorum. Ancak, içtenlikle talep gelirse yeni bir konu başlığı açabilirim.
  • Paylaş
Bence bunun bir çok nedeni vardır. Çünkü insan yaşamı boyunca bir çok şeyin etkisi altında kalabilen bir varlıktır. Ama en önemlisi eğitimdir bence. İnsanlara değerlerinin ne olduğunu küçük yaşta öğretilmelidir, ayrıca öğretenlerin bunu uygulaması gerekir. Bu öğretimin ise zorla değil severek, anlatarak, benimsetilerek yapılması gerekir. Ayrıca insanlara akıllarını nasıl kullanacağının eğitimi tam verilmelidir. Aklıyla iyinin doğrunun bulunabileceğini öğretmek gerekir. Bence aklını kullanamamak insanların en büyük sorunudur.
  • Paylaş
Bana kalırsa bu yanlış bir tespit. Ben de henüz gencim ve yaşım itibariyle eskiden nasıldı bilemiyorum fakat sizin şimdiki gençleri ahlaki ve vicdani yoksunlukları var olarak tanımlamanızın sebebinin eski dönemdeki gençlerden farklı olmaları olduğunu düşünüyorum. Farklı derken şimdi gençler eski zamana göre daha az ailelerine bağlılar ve daha fazla bireyler. Sizi yanıltıya uğratan durum bu sanırım. Eski gençleri ahlaki ve vicdani açıdan gelişmiş görüyorsanız sanırım bunun sebebi aile ve toplum baskısı altında yetişmeleriydi.
Şimdiki gençlerin ahlaki ve vicdani yoksunlukları olduklarını düşünmüyorum hatta bu konuda genelleme yapacak olursak her zamanki gençlerden daha üst düzey olduklarını düşünüyorum.
  • Paylaş
1

Mahir Uskan Batmaz, Sanıyorum burada bir yanlış anlaşılma olmuş. Kendi yorumumda, gençlerin genelinin ahlaki ve vicdani yoksunlukları olduğunu değil, gençlerden bu konuda eksiklik çekenleri kastetmiştim.

Yoksa, gençlerin içerisinde yaratılışları gereği inanılmaz bir kapasite ve ruhani özelliklerin var olduğu gerçeğini inkar edemeyiz.

Aslında meseleyi bence iki yönden incelemek gerekir. Birincisi; gerçekten bir ahlaki ve vicdani yoksunluk var mı? İkincisi ise; evet varsa bu ahlaki yoksunluğun getirdikleri ve götürdükleri nelerdir?

Bence bir ahlaki ve vicdani yoksunluk durumu var ama bunu bu şekilde betimlemek yerine ben şahsen "ahlak ve vicdan" tanımlamalarının değişmesinin etkili olduğu görüşündeyim. Burada ayrıca belirtmek gerekir ki, bu değişimin altında yatan nedenlerden biri de yeni neslin daha "özgürlükçü" olmasıdır. Yeteri kadar özgür olduğumuzu düşünmüyorum elbette, hele de son dönemde, sadece daha özgürlükçü olduğumuzu söylüyorum.

Ahlak ve vicdan gibi kavramlar soyut kavramlardır ve ölçütü yoktur. Dolayısıyla kimin ne kadar ahlaklı veya vicdanlı olduğu konusu genel kurallarla belirlenir ve kişiye göre değişir. Örneğin; bazı insanlara göre yolsuzluklar ahlaksızlıktır ve vicdansızlıktır. Ancak bazı insanlara göre yolsuzluk hizmetle beraber yapıldığı sürece o kadar da sorun değildir, yani kabul edilebilir. Bir kısım insana göre ise; yolsuzluk hep vardır, olmazsa olmazdır ve önlenemez, dolayısıyla bunda şaşılacak bir şey yoktur. Sadece bu örnekte bile görebileceğimiz üzere insanların vicdanları ve ahlakları genel olarak toplumun yapısal gelişimine, dini inancının yoğunluğuna, aile eğitimine ve okuma, yazma, eğitim gibi parametrelere göre şekillenir ve değişir.

Aslında hukuk olgusu bunun için vardır. Doğru konumlandırılmış ve güçlü bir hukuk sisteminde ahlak ve vicdan konuları yasaların sınırları ile keskin biçimde çizilmiştir ve bu sınırlar dışında kalanlar tartışma edilmeksizin yasalara göre değerlendirilir. Onun içinde kalanlar ise toplumun genel yapısı veya özgürlük sınırları içinde değerlendirilir ve toplum bunu kendi içinde halleder.

Ahlak ve vicdan konusu gerçekten çok göreceli konular ve böyle olmasının nedeni toplumsal yapımız ve toplumsal gelişimimizin biraz çarpık olmasıdır bence. Eşit haklara sahip ve belli bir standartta eşit yaşam koşulları sağlanabilen ve birey olabilmesi sağlanmış her kişi tatmin edici ölçüde bir ahlak ve vicdan sahibi olacaktır bence. Bunlar böyle olmayınca ahlak ve vicdan gibi konular bir çok başka parametreden etkileniyor.

Genç nesil daha özgürlükçü ve daha dinamik olduğu için ve teknolojinin etkisi ile bilgiye çok daha hızlı ulaşabildiği için artık genç insanlar sadece aileleri, arkadaşları ve yaşadıkları kentlerdeki hayatı görmüyorlar. Aynı zamanda dünyada insanların yaşam şekillerini ve neler olup bittiğini takip edebiliyorlar. Dolayısıyla ahlak ve vicdan olgusunun şekillenmesi farklı bir boyutta daha gerçekleşiyor.

Tabi benim fikirlerim bunlar, sosyologlar bu konuda daha tatmin edici bilgiler verebilirler diye düşünüyorum.
  • Paylaş
İyi de bu kişisel bir şey.Sanki tüm toplum, tüm ülke öyleymiş gibi söylemek haksızlık bence.
Herkes kapısının önünü temizlerse sokaklar temiz olur. : Yani her anne baba kendi çocuğunu güzel eğitirse ortaya pırıl pırıl bir toplum çıkar. Yine de bizim toplumun ahlaksız ve vicdansız olduğunu düşünmüyorum.
Kişisel olarak bakılması gereken bir durumdur. Tüm toplum gençlerine mal edilemez.
  • Paylaş
Tabiki insanlardaki bu özgür irade herkez istediğini yapmakta hürdür avrupaya özenen bu kemalist ateeist kesiminin insan soyundukça çağdaşlaşır mantığı ben dinin olmadığı bi ülkede mede niyetin edebin ahlakın olacağına inanmıyorum çağdaş insanlar toplara homolara saygı gösrerirler ama aynı zamanda böyle sorular soruyolar bikere toplara homolora aşırı açık giyinenlere içikiye hertürlü insallar arsındakei özgür cinsel ilişkilere saygı duymak ve uygulamak bizi çağdaş bi insan yapmaz sadece sapıklaştırır ortamları bozar insanları bozar bunu büyüklerinden gören çocukları etkiler ve bu kuşaktan kuşağa artar ve sonunu düşünemiyorum bugün hollandada aile içi sex var inana biliyomusunuz normal onlarda bu yoldan geçerken bikıza seni öpe bilirmiyim diyolar öpüyolar elleye bilirmiyim diyolar elliyolar onlara özenirsek yakında bizim ülkemizde öle olacak olmaya başladı zaten bu zihniyetle giderlerse insanlar 100 sene sonra blkide sokakta anadan doğma çıplak gezmeye başlarlar ve bunada çağdaş insanlık derler sonsöz olarak mehmet akif ersoyun avrupalılar için kulladığı bisöz vardır medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar söylediğigibi dinin olmadığı bi ülkede yada zayıf olduğu bi ülkede medeniyet bozulur ahlak bozulur dünyaya medeniyeti getiren ve sizin göre bileceğiniz en büyük medeniyet islamdır ne derseniz diyin kabul etmesenizde gerçek bunlar
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

427 Görüntülenme10 Takipçi7 Yanıt