Bilmek istediğin her şeye ulaş

Hiç çok sevdiğiniz birini kaybettiniz mi ve onunla bir daha asla bir araya gelemeyeceğinizi bilerek yaşayanınız var mı aranızda? Bu durum nasıl atlatılabilir?

Evet kaybettim. Bir kere de değil ama en sevdiğimin kaybı daha zor oluyor. Sevdiğiniz kişiyi yaşamınızın neresine koyduğunuz, onunla olan paylaşımlarınız önemli ayrıntılar. Ben kaybedeli 7 sene oldu ve hayatımdaki yeri asla değişemeyecek gibi. Onunla yaşamayı hayal ettiğim çok özel anlarım vardı sakladığım. Hiçbirini yaşayamayacak olmak çok acı verdi. Başlarda en çok buna ağladım. Sonra artık göz yaşlarınız tükenmeye, gözleriniz ve kalbiniz ağrımaya başlıyor. Yanınızda dostlarınız da sizin acınızı paylaşmak isterken anılardan bahsediyor. Siz de içinizden bir susun da acımı yalnız yaşayayım, katmerlemeyin diyorsunuz. Şimdi gülümsüyorum bunları yazarken. O zaman çok üzücüydü oysa. Bir süre sonra ağlayamıyorsunuz, neticede hayat istemesenizde devam ediyor. Durup düşünüyorsunuz, iyi ki o insanı tanımışım, iyi ki acısıyla tatlısıyla beraber olmuşuz. Bazen sizi terk ettiği için onu suçlayabiliyorsunuz. Ama biliyorsunuz ki; sizi terk etmedi. . . Korkmayın unutulmuyor. Sadece onsuz yaşamayı öğreniyorsunuz. Benim önerim, onunla geçirdiğiniz anlar için yaşayın. Onun devamı sizin yaşamınıza bağlı. Bir bayrak gibi düşünün, devredilmesi gereken. Gülümseyin, sizin gibi bir seveni geride bıraktığı için.
  • Paylaş
İlk önce bir daha asla normale dönemeyeceğiz zannettim...
Zira feryadı sabah ezanlarına karışan bir anne, devrilmiş kocaman dağlara benzeyen bir baba, metanetli görünerek bize örnek olmaya çalışırken bakışlarıyla sürekli kendini ele veren bir abi ve sessizliğini sadece bayılırken bozan bir ablayla baş başa kalmıştım.

Ve yıllar da geçse hafızamdan silinmeyen resimlerden birisi de o gece çocukluğumuzun geçtiği o eve her baktığımda üzerine ateş bırakmışlar da yanıyordu sanki...

Evimizin en küçüğüydü kaybettiğimiz ki gerçekten 16 yaş 'ölmek' için çok küçük aslında. 2 yıl boyunca her gece aynı rüyayı görür mü bir insan? Ben gördüm ...

Uzunca bir süre bir mezar taşıyla soluksuz konuşuyorsun, ait olduğun evin her köşesinden hatıralar topluyorsun hatta hatırlamadıkların bile beliriyor aklının kıvrımlarında, kimi görsen O' na benziyor, özlüyor çok özlüyorsun ...

Mesela ben bir şey öğrendim özlem duygusu çok umut dolu bir duygudur ; çünkü bir şeyi ya da birini özlerken sürekli hayal edersiniz bir kavuşma anı vardır yani o özlemenin bir sonu ama O' nu özlemenin bir sonu yoktur yani
özlemeye alışıyormuş insan.

Bir de ölüm... Hep başkaları ölmüyormuş, ne kadar da yakınmış ölüm bana...

Sonra sesler kesiliyor, kalabalıklar dağılıyor, kendi kendinle yaptığın tüm hesaplaşmalar bitiyor. Bencillik' diyorsun sonra O gencecik ömrü teslim ederken senin feryadların, ağlamaların ne kadar da anlamsız geliyor. Etrafında O' nu hiç tanımamış insanlar türemeye başlıyor ne tuhaf, en büyük acını tanımayan insanlar !

Çok sevdiği birini kaybeden ve onunla bir daha asla bir araya gelemeyeceğini bilerek yaşayan var aramızda. Kasdedilen belki bu tarz bir ayrılık değil ama ölümden daha kati bir ayrılık da olmayacağını düşünerek bunu atlatmanın tek yolu 'zaman' diyorum.
Nasıl iyileşiyor o yaralar, nasıl atlatıyorsun o kahrı sen bile hayret ediyorsun.

Yazarken ve okurken çok basit belki ama adı asla vefasızlık değil bunun, asla unutmuyorsun ama ALIŞIYORSUN ... .

  • Paylaş
1

Serkan Köse, Başınız sağolsun....

Aslında bile bile, dünya denilen bir tiyatro sahnesinden farksız: Herkes rolünü oynar ve bir den kolundan tuttuğu gibi çekilir perde gerisine. Daha o çıkmadan nicesi doluşmuştur sahneye, yeni oyuncular olarak. Bundandır sahne hiç boş kalmaz ve "hayat devam ediyor" gibi bir lakırdı ile geçiştiririz.

Aslında hayat devam etmiyor. Yani bizim devam ediyor sandığımız kesit, gerçek hayat arasında bir mola. Sanal gerçeklik gibi bir şey, tükendi ve yeniden gerçek yaşama yöneldi ruh. O kadar hoş bir yer olsaydı dünya, gözünü açan bebek ağlar mıydı hiç?

Aslında... Aslı maslı yok aslında. Bir masal gibi geçip gidiyor insan. Ellerin arasından kayıp gidiyor ömür, mani olmak adına hiçbir şey yapamadığını ve hiçbir şey yapamayacağını bile bile.

Giden gidiyor. Kalan yürekten taşıması bekleniyor, kor gibi ayrılığı. Hani derler ya; zamanla geçer acısı. Geçmiyor, kim uyduruyorsa, zaman herşeyin ilacı; bilki yalan söylüyor. O sevgiyi hiç bilmiyor.

Neyseki inançlar yetişir imdada: Sabreder ve kavuşmayı diler yeniden bir gün. Ölümün bir yok oluş olmadığını, bir tebdil-i mekan olduğunu bilmek dahi huzur verir o zaman. Sabırla bekler insan, o zaman vuslatı.

Acı normal ve gayet insani. Unutmamalı, şu tarihi çeşmedeki değersiz taşın bile kaç nesille alay ettiğini ve daha kaçını göreceğini. Ne kadar yaşadığımızdan daha önemlisi, şüphesiz yaşadığımızdan geriye medeniyet duvarına bir kırıntı olsun, ne bırakabildiğimiz olmalı. Eğer bir toz tanesi varsa, senden yadigar; korkma, ölüm oyundur sana; sırtın yere gelmez iki dünyada.

Sevdiklerini toprağın kucağına, büyük gün gelinceye dek emanet ederek mahsunlaşan bütün kalplere sabırlar diliyorum.
  • Paylaş
Belki de babamdan bile yakın olduğum dedemi kaybettim. Boşluk hissediyor insan. Onu bir daha göremeyeceksin, sesini duymayacaksın. İlk zamanlar tabi ki çok zordu. Daha sonra ise ara sıra sızlayan bir yaraya dönüşüyor. Acıyı hakettiği gibi yaşamak gerekir diye düşünüyorum. Çünkü acıyı yaşamadığımızda atlatmamız daha zor oluyor.
  • Paylaş
4

Batuhan Aydın, Kusura bakma ama bu sorun çok yanlış bir soru belki maksadın o degil anlıyorum ama insanlara belki de hayatlarında ki en büyük acılarını böyle bir soru sorarak hatirlatman çok yanlış

Beşire Mansız Tozar, Acı dediğim gibi ara sıra geri geliyor, kaybettiğiniz kişiyle ilgili görüntü, video herhangi bir şey gördüğünüzde. Ama acıyla yaşamak başka bir şey, o zaman yaşamazsınız sadece acı çekersiniz. Soruyu soran arkadaş evet kayıplarımı hatırlatsa da bence bir cevap arıyor kendi kayıpları için.

Batuhan Aydın, Peki başkalarının yarasini deserek bulunmuş bir yanıt sence doğru mu ? Şunu unutma acılar tıpkı bilgi gibi paylasildikca çoğalır o yüzden doğru bulmuyorum

Beşire Mansız Tozar, Ben sadece cevaplamak istedim ve cevapladım. Soruyu ben sormadım. Doğru bulmaman seni ilgilendirir. Cevaplamam da beni. Yaşadığı acının sürekli süreceğini sanıp buna bir çözüm araması da bana göre doğru.

Beylik yanıt olacak ama sadece tek yanıt var bu soruya. O durum ancak zamanla atlatılır gibi oluyor ama hüzün yine de giderek azalan sıklıklarla geri döner.
  • Paylaş
Acıyı kabullenmeyi öğrenmemiz lazım biraz. Kötü bir olay yaşayınca hemen bunu nasıl atlatacağımızı düşünüyoruz. Hiç bir şey tamamen iyileşmez, izleri kalır. Zamanla daha az hatırlanır.
Ben de herkes gibi bir çok kişiyi kaybettim. Ama son günlerde yaşadığım başka bir olayı düşündürüyor bu soru bana. Bir daha bir araya gelmeyeceğin yada gelemeyeceğini bilerek yaşamak... Evet zor, sancılı bir dönem ama en azından net ve ben hayatta en çok netliğe önem veririm. Kesin olan şeyler ilk başta daha çok acıtsa da kabullenmesi daha kolay oluyor ve böylece hiç gelmeyecek birini beklemiyorsunuz... .
  • Paylaş
1

Ece Naz Sonat, Ha şu bencilliği de bırakmak lazım. O mutluysa çok da kafana takma. Onun mutluluğunun senle yada sensiz olmasının bir önemi olmamalı.

Ben sevdiklerimi hep uzaklardayken kaybettim. Çoğu zaman üzülmeyeyim diye aradan zaman geçince söylediler. İnançlarımız gereği bir gün mutlaka bir araya geleceğimize inandığımızdan atlatıyorum bir süre sonra. Ama o süre zarfında biraz şaşkınlık yaşadım. Gelen her telefonda da ölüm haberi alacakmışım gibi geldi. Psikolojik destek veren insanların olması gerek etrafınızda. Sizi sakinleştiren farklı şeylerden bahsederek kafanızı dağıtan kişiler olmalı. Yoksa zor geçebilir.
  • Paylaş
İnsan herseye alistigi gibi bu gibi durumlara da alisiyor. Gamsiz yasamak en guzel cozum hayatin akisina birakip bazen dusunmemek gerekiyor. En onemli kural surekli bir seyle mesgul olmak oturup dusunmemek.
  • Paylaş
Bulutların ardından duyunlan lokomotifin sesi vadide yankılandıktan sonra henüz hiçkimsenin ayak basmadığı o topraklara yaklaşan tren usulca istasyona yanaşacak. Vagonların kapısı aralandığında belkide ürkerek ineceksin. Ama ineceksin. Arkana bakacaksın tren hangi renk anlam veremeyeceksin. Karşında biraz öte de bir kapı bulacaksın. Üzerinde sadece senin henüz bilmediğin adının yazılı olduğu kapı. Ve oradan içeri gireceksin. Rüzgarı hissedecek, dalgaları dinleyecek, yağmurda yürüyecek, ve daha bir sürü şey yapacaksın. Bir zaman sonra tekrar bir kapıyla karşılaşacaksın. Bu sefer üzerinde yazılı olan ismini bildiğin bir kapıyla. Ve o kapıdan içeri gireceksin. İşte tekrar o istasyondasın. Tren hazır ve kalkmak için seni bekliyor. Trenin rengini hatırlayacaksın. Ve anlayacaksın ki sen neyi umut ediyorsan tren o renk olacak. Sen umudunun rengindeki trene doğru ilerlerken o (onlar) elinden tutacak.

Bir gün herkes başladığı noktaya geri dönecek. Yalnız indiği trene beraber binecek.
  • Paylaş
Zamanla alışıyorsun.
  • Paylaş
Ben yaşadım . Kolay kolay atlatılmıyor . Yeni birini sevmen gerek . Yeni birini sevsen bile o hep senin aklında gitmiyor .
  • Paylaş
İnsan bu vb durumlar da üç aşama yaşar.
Şok, kabullenmeme, kabullenme. Şahsen bu aşamayı yaşamadım.Soruya cevabım, birgün yaşayacağımı bilerek hayatıma devam ediyorum.
  • Paylaş