Bilmek istediğin her şeye ulaş

Hint felsefesi nedir?

Hindistan adı verilen ülkede yaşayan halkların geliştirdikleri kurgusal öğretiler...Hint felsefesi, klasik ilkçağ felsefesi kapsamı içindedir.

Hint felsefesi, geleneksel olarak dinsel ve gizemsel bir felsefedir. Bu dinsel ve gizemsel örtü altında felsefenin temel sorunu, düşüncecilik ve özdekçilik çatışması sürüpgider. Çeşitli ırkların kaynaştığı ve birbirleri içinde eridikleri bir ülke olan Hindistan, genellikle, dinsel felsefenin beşiği sayılır. Hindistan’da en basit inançlar bile bir felsefe değeri taşır. Hindistan’a özgü dinsel felsefenin ayırt edici niteliği bireysel oluşudur. Bu felsefenin dış görünüşü altındaki öz, öğrenilemez ve öğretilemez. Kişi kendi kurtuluşunu sağlayacak bu özü ancak kendi derin düşünmesiyle elde edebilir. Bireysel derin düşünme gizemciliğinde kaynağıdır. Bu bakımdan Hindistan, gizemciliğin gerçek vatanı sayılmalıdır. Hint inançlarının bir başka özelliği de bütün Hint dinlerinin birbirlerinden türedikleridir. Bütün bu dinlerin kaynağı, Hindistan’ın asıl ve en eski yerlileri oldukları kabul edilen Vedaların Vedacılığıdır. Hindistan’ın ulusal ve en eski dini Vedizm’dir. Çoktanrıcı Vedacılık giderek çoktanrıcılıkla tektanrıcılığı uzlaştıran Brahmanizm’i ve daha sonra da bunların daha bir gelişmişi olan Hinduizm’i doğurmuştur. İ.Ö. 6. yüzyılda bu din anlayışının birer reformu olarak ortaya çıkan Budizm’le Jainizm tanrıcı anlayışı tanrıtanımazlığa yönelten birer sapkınlıktır. Sayısız mezhepler ve tarikatler bu temel dinsel felsefeleri geliştirmişlerdir. Dinsel felsefenin kaynağı olduğu gibi mitolojinin de kaynağı Vedacılıktır. Çok zengin mitolojik bir kaynak olan Veda’lara daha sonra Mahabharata ve Ramayana destanları eklenmiştir. Hindistan’da 850 dil konuşulur. Hindistan’ın resmi dili olan Sanskritçeyi Ârî istilacılar (bu sarışın kuzeyliler kendilerine soylu anlamında arya diyorlar ve Hindistan’ın yerlilerini aşağı halk anlamında parya sayıyorlardı) getirmiştir. Hintliler, kendi ülkelerine Bharat erler. Bharata Hintlilerin mitolojik atasıdır. Mahabharata destanı Bharata’ların öyküsünü anlatır. Hint çoktanrıcılığı, bir tek tanrının çokgörünüş’lerini dilegetirir. Bu bakımdan temelde bir tektanrıcılıktır. Tüm doğa Brahman adı altında tanrısal bir ekgüç olarak soyutlanmıştır. Bu tekgüç insanlara üç ayrı tanrı biçiminde görünür: Brahma, Vişnu, Siva. Tekgücün üç ayrı görünüşü olan bu üç tanrının da teklikte çokluk olarak çeşitli görünüşleri vardır: Örneğin Siva’nın sekiz görünüşü vardır: Bhava (varoluş), Bhairava (müthiş) vb...Vedacılığın Aditya’sı altılık bir tanrı grubudur. Toprak ana Matar’ın çeşitli görünüşlerinden biri olan Aditi (özgürlük)’nin oğlu Aditya (kosmos) bu altı görünüşte Bhaga (mal koruyucusu), Aryantan (insan koruyucusu), Amsa vb. gibi çeşitli adlarla anılır. Tanrıtanımaz bir sapkınlık sayılan Budacılığın Buda’sına bile sonraları çeşitli görünüşler yakıştırılmış Buda’lar meydana gelmiştir. Aksobhya (sarsılmaz), Bhaisajyaguru (dertlere derman), Amida (sonsuz ışık), Avalokitesvara (lanetlilere acıma) vb. Buda’nın değişik görünüşleridir. Tek tanrının değişik görünüşleri olan bu çoktanrılar da çeşitli avatar’larında çeşitli görünüşler alırlar. Bundan başka bu tanrılar kolaylıkla birbirlerine de dönüşürler. Örneğin Vişnu kimi yerde Rama, kimi yerde Krişna olur. Evrensel varlığın birliği, çeşitli görevlerin gerektirdiği çeşitli görünüşlerle böylece çoklaştırılmıştır.
  • Paylaş