Bilmek istediğin her şeye ulaş

Homoseksüellik insan doğasına ters midir?

değildir, niye olsun ki, bence çok olağandır...öyle bulanların insan doğasının bu olasılığının da olabilme ihtimali olduğunu neden kabul edemediklerini anlamakta güçlük çekiyorum.. insan doğasına ters olan bu olağanlığı olmamalı görenler.
  • Paylaş
değildir. geni de mevcuttur. hastalık değildir ki tedavisi olsundur. seçimler tartışılmaz. doğada çok fazla çift cinsiyetli canlı var.
  • Paylaş

Homosekseülliğin doğal olduğunu savunmak bilim dışıdır bence. seksüel davranışlar ilkel beyinin üreme güdüsü sonucu gelişir. bu sebeple bebekler üreyemezler  yeterli olgunluğa cinsel açıdan  ulaşmamışlardır çünkü. seksüel eylemlerin haz veremsinin sebebide üremenin daha fazla olması için dir.

seks yere tükürmek gibi birşey olsaydı insanlar ve bir çok canlı üremezdi. bu sebeple homoseksüel ilişki üreme temelinden uzak sadece haz amaçlıdır halbuki seksin haz vermesinin temelinde de üreme güdüsü vardır.

şu halde homoseksüel ilişki elbetteki insan doğasına uygun değildir.

 

hatta sözü bile var... 

saçmalama ayten olur mu çocuk gözden... 

  • Paylaş
sadece insan değil, tüm canlıların doğasına ters... ama gözardı edilemeyen bir gerçek ve tercih.
  • Paylaş
1

Şaman, bkz. bonobolar

ters... epey ters Ruhsal seçime karşı tepkiliyim ancak genetik olarak rahatsızlığı olanlar için büyük bir imtihan.. onlara iyi davranmak lazım onlara göstermemiz gereken büyük pozitif ayrımcılık kadar ruhum istiyor diyerek değişenlerede tepkkili olmalıyız, ensest kadar iğrençtir. bu
  • Paylaş
ben homoseksüelliğin hormonel olduğuna inanmıyorum kaldıki hormonel olduğuda ispatlanmadı , kızların da gayleri neden sevdiğini anlamıyorum çünkü ruhsal açıdan belkide tedavisi mümkün olmayan bir durumları var . kaldıki hormonel olsaydı su an amaerikada falan gaylerin partisi olmuştu ve senatodaydılar
  • Paylaş
Kesinlikle ters değildir dünya erkeklerinin %10'u homoseksüel ve %10'u solak. Sizce solaklık da insan doğasına ters mi? Eşcinsellik tamamen hormonel bir durumdur, doğumdan çok önce vücudun oluşumunda etki eden genlerden kaynaklanır, hastalık olmadığından tedavisi de yoktur. Bu durumun milliyet, coğrafya, kültür veya dinle de alakası yoktur nitekim eşcinsellik hayvanlarda da görülmektedir.

İnsan doğasına uyan başka bir durum daha vardır ki bu da tanınma korkusuyla homofobiklik olarak da kendini gösteren gizli eşcinselliktir.

Hayvanlar aleminde de eşcinsel davranış sergileyen ya da eşcinsel ilişkiye giren canlılar mevcuttur. Sosyal türlerde yaygın olan bu durum özellikle deniz kuşlarında ve memelilerindemaymunlarda ve büyükinsansılarda görülür. Eşcinsel davranış yaklaşık 1500 türde gözlemlenmiş, bunlardan yaklaşık 500'ü kapsamlı olarak incelenmiş ve dosyalanmıştır. Bu keşif, eşcinselliğin "biyolojik geçerliliği ve doğallığı" ile ilgili tartışmalar ve eşcinselliğin birey tarafından alınmış bir "sosyal karar" olduğu tartışmalarını hararetlendirmiştir. Örneğin bazı erkek penguen çiftlerinin hayat boyu çiftleştiği, beraber yuva yaptığı ve yuvarlak taşları yumurta gibi kullandıkları bilinmektedir. 2004 yılında, ABD'nin Central Park Hayvanat Bahçesi'ndeki görevliler, eşcinsel bir erkek penguen çiftinin taştan yumurtasını döllenmiş gerçek bir yumurta ile değiştirmiş, penguen çift yavruyu kendi yavrularıymış gibi yetiştirmiştir. Bu penguenler cinsel ilişkiye girmekte, birbirlerine şarkı söylemekte ve dişi penguenleri şiddetle reddetmektedir.

Drosophila melanogaster sineğinde hayvan eşcinselliğinin genetik kökleri ile ilgili çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda hayvanlarda eşcinsel birlikteliğin ve eşcinsel ilişkiye girmenin iki genden kaynaklanıyor olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu genlerin feromonlar vasıtasıyla ve beyin yapısını değiştirerek davranışları kontrol ettiği düşünülmektedir. Bu çalışmada çevresel faktörlerin sinek eşcinselliğindeki rolü de araştırılmıştır.

Georgetown Üniversitesi profesörlerinden Janet Mann'ın teorisine göre eşcinsel davranış biçimi -en azından yunuslarda- özellikle erkek bireyler arasındaki tür içi agresyonu azaltan evrimsel bir avantajdır. Bazı hayvan türlerinde doğum öncesinde eşcinselliğin mevcut olduğu yönündeki bazı bulgular, eşcinsel hakları konusunda sosyal ve politik sonuçlar doğurmuştur.


Homofobieşcinsellere ya da eşcinselliğe karşı duyulan irrasyonel nefret, korku, hoşnutsuzluk ya da ayrımcılıktır. Geniş manası ile diğer cinsel yönelimleresahip olan LGBTT kişileri de içerir.

Homofobinin, çok çeşitli dışavurumları mevcuttur. Sözlü aşağılamanın yanı sıra, eşcinsellere karşı fiziksel şiddet girişimleri de bulunmaktadır. Kadın eşcinselliği, özellikle erkek bireyler tarafından bir cinsel obje olarak görülmektedir. Eşcinselliğe karşı görüşlerin çoğu, bu yönelimin "cinsel eylem" durumuyla ilgilidir ve toplum, eşcinselliğin bir duygu durumu da olduğunu göz ardı etmektedir. Medya tarafından çoğu kez hedef gösterilen eşcinsellik, aynı zamanda çeşitli durumlarda bir pazarlama aracı olarak da kullanılmıştır.

Tıp ve psikoloji alanlarında eşcinsellik bir sapıklık veya ruhsal bozukluk olarak kabul edilmese de, kapalı toplumlar genelinde eşcinselliğe hâlâ bir sapıklık olarak bakmakta ve eşcinsel bireyler dışlanmaktadır. Özellikle bazı geleneksel ve manevi değerleri kuvvetli olan toplumlar eşcinsellere "öteki" olarak bakmaktadır. Bu toplumlarda cinsel roller daha çocukluktan itibaren belirlenmekte ve heteroseksüel ilişkinin dışındaki ilişkiler onaylanmamaktadır. Eşcinselliğin "insan doğasına aykırı" olduğu öne sürülmekte, insanın temel amacı olduğu varsayılan "üreme"ye ket vurduğu savunulmaktadır. Oysa bilim, cinsel kimliğin, insanın temel amaç ve/veya güdülerine etki etmediğini savunmaktadır . Ayrıca, Antik Yunan-Roma kültüründe görüldüğü gibi geleneksel ve manevi değerleri kuvvetli ve ataerkil olan her toplum eşcinselliğe karşı değildir.

Saldırgan ve kınayan bir çevre, şifahi ve fiziksel suistimal, aile ve diğer insanlar tarafından reddedilme ve tecrit yüzünden, gey ve lezbiyen gençlerin intihar etmeleri, madde bağımlısı olmaları, okulda sorunlar yaşamaları ve yalnız kalmaları olasılığı daha yüksektir.

Eşcinselleri "onarma" girişimleri günümüzde psikolojik üniformaya bürünmüş sosyal bir ön yargı olarak kabul edilmektedir. Cinsellik ve cinsel yönelim, varlığın temel unsurları olarak kişisel kohezif duyguların ve dünyada rahat ediş düzeyinin önemli belirleyicileridir.

Heteroseksüelliğe (karşı cinsellik) dönüşme isteği ile ilgili bazı analitik yaklaşım ve davranışçı terapiler mevcut olup başarıları oldukça şüphelidir. Bu terapiler eşcinselliği heteroseksüellikten daha az arzulanır hale getirmeye ya da eşcinsellikten alınan zevki azaltmaya yöneliktir; gerçekten iyi motive edilmiş bir grupta bile kişinin cinsel ve duygusal yöneliminin değiştirilemeyeceği ortaya çıkmıştır.

Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/e%c5%9fcinsellik

  • Paylaş
1

Hakan, buradaki oranlar haz alma amacıyla hmoseksüel hayatı tercih edenler değil gen haritasındaki bozukluk sebebiyle cift cinsiyetli doğan insanların oranı . yani her iki cinsel uz,zvundan da emaraler bulunduğu halde birisinin daha baskın kaldığı genetik bir bozukluk sonucu eşcinsel özellikler taşıyan insanlar.

yazımda kast ettiğim doğal değildir den kasıt sadece cinsel haz amacıyla organik gerekçeler olmaksızın homoseksüel tercihi olanlar.

ayrıca solaklık genetik değildir. ilkel insan silah kuşanmadan önce insanların % 80 i solaktı ne vakit silah kuşandı ve en önemli organı olan kalbini korumak için sol eliyle kalkan tuttu doğal zorlamalar sebebiyle sağlaklık sanki kalıtsal bir özellik gibi yaygın hale geldi. bu sebepledir ki ortaçağ insanlarına oranla günümüzdeki solak insanlar daha fazladır nufusa ortalamalrı üzerinden hesaplandığında . yani ortaçağda solak insanların nufusun % 3-5 i ike bugünlerde % 10-15 gibi ölçülmektedir. neyse konu solak sağlak değil konu homoseksüellik olduğunda ben kişseş olarak doğal üreme sebeplerine uygun olmayan (genetik hatalar hariç) hiç birşeyi bilimsel olarak kabul etmem. sadece haz amaçlı homoseksellik doğal olamaz asla.

Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

740 Görüntülenme8 Takipçi7 Yanıt

Konu Başlıkları