Bilmek istediğin her şeye ulaş

İnsanlar nasıl oluyor da idelerini birbirlerine aktaramazken, bir şekilde sözcüklerle anlaşma sağlayabiliyorlar. Buna farklı açılardan yanıt veren filozofları örnek vererek açıklayabilecek olan var mı?

Soru, devasa bir tartışma alanını kapsıyor ve felsefe-dil alanının asal eksenlerinden biri olan Wittgenstein ile başlamak iyi olabilir. Felsefe Ekibi'nin yazdıkları, yola çıkmaya yetecek düzeyde: felsefeekibi.com/forum/forum_posts.asp?tıd=35153&pn=1
  • Paylaş
Aslında sözcüklerle anlaşamıyor insanlar, sadece yakınsıyorlar birbirlerine. Mesela "kırmızı elma" dediğim zaman kiminin aklına kan kırmızı bir elma gelirken, kimin aklına üzerinde sarı noktaları olan elma gelir. Yine burada yaşanılan toplumlara göre "elma" algısı vardır. Biz kısmen yuvarlak bir şey düşünürken, Güney Afrika'da yaşayan bir insan kalp şeklinde bir nesne düşünür. Yine biz -belki- tatlı bir şey düşünürken kimisi ekşi düşünür. Yani aslında idelerimizi bir birimize anlatmıyoruz, sadece geçmiş tecrübelerimizi ortak bir isimle adlandırıyoruz. Bu tecrübeler kişiden kişiye göre değiştiği için konuşurken cümlelerimizin sonuna hep "anlatabiliyor muyum" "anladın değil mi" gibi sorularla karşı tarafın tecrübelerini sorguluyoruz. Mesela hiç şeftali görmemiş birine bu nesneyi anlatırken; dışı tüylü deriz, onun tüy ve kaşınma ilişkisini kurmasını sağlarız, içi sulu deriz, su ve ıslaklık ilişkisini kurmasını sağlarız, çekirdeği var deriz, daha önce gördüğü bir myevden feyz almasını sağlarız... Bunun gibi şeyler işte... (hep meyveden örnek verdim ağzınız sulandıysa özür dilerim :) )
  • Paylaş