Bilmek istediğin her şeye ulaş

İnsanlar varlığından emin olmadıkları bir hayat için neden yaşayabilecek tek hayatlarını kısıtlarlar?

bi de şu var.İnanmadığın allah korusun tabi.sen evde yokken birisi giriyor beşiktekini olduruyor odadakine tecvuz ediyor paraları alıp kaçıyor ve hiç bir zaman bulunamıyor.senin mantıkla bu onun yanına kar kalacak ve zamanı gelince senini gibi yok olup gidecek sadece.Hocam nasıl kaldırıyorsun bu mantığı yaa
  • Paylaş
1

Sevgiseli, güzel yaklaşım...

insanların varlığından emin olmadıkları bir hayat????
  • Paylaş
12

Erdal, öteki hayat

Ceyda İlhan, öteki tarafa hayat diye bakan birine göre cevap değişir..inanmaya bağlı

Erdal, ama bişeyin kabul edilirliği emin olmaya bağlı

Ceyda İlhan, Tanrının varlığından emin olmayıp buna inanan insanlar var...herşeye mantıklı bir yanıt verme çabasına girmekle alakalı..

Erdal, ...ki doğrusuda budur.

Ceyda İlhan, yani birşeyin kabul edilirliği emin olmaya bağlı değilmiş demekki.. önceki yanıtıma bak.sonra kendininkine bak.kabul et.bu diyaloğun dominantı benim kaybettin................ Downloading................ %100 Completed...

Erdal, öteki tarafa hayat diye bakmak inanmayla ilgiliyse inanmakta bilmeyle ilgilidir, bilmekte emin olmakla! emin olmak bilmekle alakalıysa farkedilir bişeyi bilirsin ve doğal olarak emin olursn! ama eğer konu emin olunamaycak bişeyse hiçbir şey söyleyemezsin ve sadece söylenenlerle yetinirisin! ne demek istedğimi açım dedim bayan narsist

Ceyda İlhan, tebrik ederim kaç dakikanı aldı bu? saçmalamışssın yeniden..yine yeniden...formül bulmuş sanki konusuyo bana hahaha :) dur öyledir diyim rahat ol.kesinlikle öyle..he evet..çok doru dedin şimdi..

Hesap Silindi, sen hiç kuran okudunmu erdan ve okuduğunu anlayabilirmisin.kuran pekçok yerinde akıl erdiremiyormusunuz,düşünmedinizmi,olaki düşünürsünüz,anlamıyormusunuz diye soruyor sence neyi soruyor

Erdal, yoruma ucu acık olan cumlelerın nesını anlıyım, nesine inanim öyle bir eserdir ki o süper edebiyat yapma yeteneği olan biri tarafından yazılmış! hikayenin sonunu sana bırakırlar ve o son su ankı cemaatleri oluşturan cemaat önderlerinin istediği gibi yorumlanır!

Hesap Silindi, ee o zaman buradaki kusuru inançlara değil anlamaktaki yetersizliğine bağlamalısın.7 kat yeri ve göğü yaradan allaha yemin olsun yazan ayette ucu açık bir yer yok yer ve gök 7 kat yada denizleri ölü bir sınırla birbirinden ayırdık ayetindede denizlerin suyunun birbirinden farklı olduğu ve sınırda hiçbir bitki yada canlının yaşamadığını anlayamamak buna ucu açık bir edebiyat olarak bakmak sence nekadar doğru 6milyarı aşkın insan anlıyorsa bir yaratan olduğunu sen anlamıyorsan sorun kimde sence.bana bir ilaç recetesi versen anlamam çünkü ilmim yok okusamda anlamam işte kuranı anlamak içinde ilim gerekir bu ilim sendeyse sen cemaatlere anlat eğer başkasındaysa cemaaat ol ilime ulaş

kim demiş onu :D
  • Paylaş
yasayabılınecek tek hayatr bu degıl dostum ,)
  • Paylaş
1

Umut Akar, kanit varmi baska hayata? cem yilmazin zekice bu olaya yaklasimi icin videotrtube.com/8361-cemyilmazhindistanvekicapamukvideosu.html

bu başlıkta (insanlar...) çelişki var. Çünkü varlığından emin olunmayan inanılmayan bişey için asla birşey yapılmaz...
  • Paylaş
ben eminim mesela. ama sen emin olmadığına göre bi imama başvur :)
  • Paylaş
1

Umut Akar, dogru imama basvuralim da okusun uflesin gecsin dimi

kısıtladıgın ne ki insan olmak mı?
  • Paylaş
Emin olmak için sadece bir sivrisineği incelemek yeterli...
  • Paylaş
Doğmatik eğitimle büyüyenler sorgulamaz. Sadece söyleneni yaparlar.
  • Paylaş
Bazı insanlar iman ediyorlarve ona görede düzgün bir yaşantıları var.. bazı insanlarda emin değilller ve senin gibi devamlı kafalarını kurcalıyor ve " ya varsa , bizim halimiz ne olacak?"diye soruyorlar.buna en güzel cevabı Hz. Ali veriyor:"Evet, ölümden sonra dirilmek, hesaba çekilmek, cennete veya cehenneme girmek, ya senin dediğin gibi yoktur; ya da bizim dediğimiz vardır. Önce senin dediğinin doğru olduğunu düşünelim. Ölümden sonra ahiret hayatı yoksa, seninle biz aynı durumdayız. Sana da yok bize de yok. Bu arada bizim Yüce Allah için kıldığımız namazların, yaptığımız ibadetlerin, hayır ve iyiliklerin, güzel ahlakın, verdiğimiz zekat ve sadakaların bize bir zararı olmaz. Ama, ya ahiret varsa, bizim dediğimiz doğru çıkarsa, senin hâlin nice olur?" diye sordu.
  • Paylaş
2

Matt, nice cevap:)tşk.

Begüm, beğendiğine sevindim..;)

adamın kalb ve beyin ölümü gerçekleşmiş elden bi şey gelmez.
  • Paylaş
guzell, bilmiyorum bilsem yarin dan tezi yok 5 vakit namaz kilmaya baslarim..
  • Paylaş
varlığından emin olmamak sizinle ilgili bir durum, hayatlarını kısıtladıklarına göre onlar eminler demek ki.
  • Paylaş
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Şimdi bak Allah'ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kâdirdir. (Rum Sûresi: 50.) Kurana inanıyorsan bunada inanmalısın ve emin olmalısın bence...
  • Paylaş
VARLIĞINDAN EMİN OLMADIKLARI YAŞAM İÇİN KENDİNİ KISITLAMANIN YANLIŞ OLDUĞUNU SAVUNAN DÜŞÜNCE ,KURDUĞU HAYALLERİ GERÇEKLEŞTİREBİLECEK KADAR YAŞAYABİLECEĞİNİ NASIL DÜŞÜNEBİLİYOR HAYRET...
  • Paylaş
Kurduğum hayallerin bazıları burda tek dünyada, tek hayatta gerçekleşecek! diğer dünyaya gidicem nasıl olsa orda tüm hayallerim orda gerçekleşicek diye gerçek ve tek dünyada bazı şeyleri kısarsam o zaman büyük kumar oynamış olurum!
  • Paylaş
kardeş bence hayatta oynamış olduğun en büyük kumar diğer alemin farkında olmadan yani sonsuzluğu kıstlı bir zaman dilimine değişmektir ama yinede düşünce senin saygı duymak lazım sevgiler
  • Paylaş
bir insanın kendisi vardır bir de gölgesi(hakikat). gölgenin varlığını bildiğin gibi, dünyanın gölgesi olan ahiretin varlığıda apaçık ortadadır. eğer gören gözün duyan kulağın var ise.
  • Paylaş
3

Erdal, gören gözün duyan kulağın algıladıklarına güvendiğim içindir belki ha ne dersin?

Hesap Silindi, sana bir ayet ne yazıyor burada oku ve hemen cevaplar...''cennetlikler cennetin meyvelerinden ve yemeklerinden yerler'' bu ayette ne okudun ne gördün

Erdal, peki cennete gideceğini umdukları için dünyada ki meyvelerden yemeyenlerin çabasının doğru olduğunu nasıl anlıyım bu ayetten?

korku ve tehditle güdülendirme yapılabildiği gibi bazı şeyler teklif edilerek de insanları güdüleyebilirsin. peygamberlerin yaptığı da budur (bkz: alamut fedaileri)
  • Paylaş
nie kendi inancına göre sorguluosun :)
  • Paylaş
1

Umut Akar, e ona bakarsan sende kendi inancina gore sorguluyosun :)

haklısın koşullar
  • Paylaş
"CUNKU KISITLAMAZLARSA ALLAH BABA CIZ YAPAR" KULTURU ILE BUYUDUGUMUZ ICIN
  • Paylaş
dogmatik olarak bir şeylerin öğretilmesinden dolayı
  • Paylaş
buna ahiret inancı derler kardeşim her baba yiğidin aklı almaz bunları... sizin gibiler bunları sadece bir safsatadan ibaret görüosunuz ama bilin ki gerçek düşündüğünüzden çok farklı... biraz dünyanın merkezinde ben varım düşüncesinden kurtulun...
  • Paylaş
tek hayat olduğu kanısına nereden vardık acaba? bundan sonraki hayatın varlığına inanıpta yaşadığı hayatı kısıtlamayanlar yok mu? başka hayatın varlığına inanmayıp, bırak hayatını kısıtlamasını hayatını kısaltıp intihar edenler var dünyada... toplumda genel kanı şu; öteki aleme inananlar bu dünyanın zevkerline varmıyorlar vs vs.. bana göre yanlış düşünce adamlar her türlü yaşıyor...
  • Paylaş
hayatını kaybettiği anda evyah! dememek için
  • Paylaş
korkuları yüzünden, umursamadıklarından, bulunduğu durum yüzünden, monotonluklarını benimsedikler için vs.
  • Paylaş
İnsanlar varlığından emin olamadıkları bir sevgi için neden severlerse o yüzden!
  • Paylaş
kısıtlama iyidir. Limiti aşmazsın.
  • Paylaş
Bi kere sen daha mantıksız düşünüyorsun, varsa biz kurtuluruz, sen mahvolursun. Akıllı insanlarda tedbir duygusu vardır, sende o duygu yoksa, akılda yok demektir.
  • Paylaş
2

Matt, güzel yorum

Polat Gül, aklın yolu birdir. matt.

'Varsa bir kurtuluruz' bir ton dayatma ve sonuçları için yeterli bir gerekçe değildir ki artık olmadığı yönde kanılar ve düşünceler daha ağır basmaktadır. Tedbirde ihtimali yüksek olan bir şey için geçerlidir basitçe bir metor düşer diye alacağın tedbir deprem olacak diye alacağın tedbir kadar mantıklı ve işlevsel olamaz basitçe gerekli olan var gereksiz olan var gereksize yöneliyorsan o zaman akıl yoktur işte.
  • Paylaş
bir de şu var.bazen insanların kalpleri gözleri mühürleniyor.yapılan bu açıklamayı da anlamsız buluyorlar doğal olrak yine
  • Paylaş
Bize varsa diye bir konu olamaz, bizim imanımız kesin var olduğudur, onu senin mantığına göre dile getirdim. 124 bin ehli ihtisas peygamberin, 124 milyon evliyanın görmeye dayalı kesin ihbarlarıyla ifade edilen bir gerçeğe karşı şüphe duyulmaz. Sen inanmıyorsan, senin kalp hayatının olmadığına delildir bu. kendi adına konuş, dünya zaten imtihan meydanıdır, senin gibi insanlarada ahirette azab yurdu olarak yaratılmıştır.
  • Paylaş
Ben bir müslüman olarak, gayet mutlu ve huzurluyum, hayatı kısıtlamaktan kastın, kötü alışkanlıklarsa onların ne bana nede topluma katkısı var. Başka marazların var, onları yaşamak istiyorsan onu bilemem. Sen kendi karanlık dünyanda kendini mutlumu zannediyorsun.
  • Paylaş
Ben kalp hayatıyla görmem dünyayı öyle bir bakışta yok zaten, kalp sadece kan pompalar basit fizyolojik kuraldır! Ben gözlükleri çıkmış beyinle etrafı görürüm ki doğru olan budur bi dene derim
  • Paylaş
toprak olup gideceğini düşünmek sevdiklerini son kez gördüğünü düşnmek...Avealı olmayanlara iyi davranın :))
  • Paylaş
Yarının, senin için var olduğundan emin olmamana rağmen neden uyuyor ve kendini kısıtlıyorsan işte o yüzden.
  • Paylaş
Fazla içme dedik sana kaç defa ERDAL...
  • Paylaş
cahillikten
  • Paylaş
İnsanlar bu hayatta belli bir süre yaşadıktan sonra yok olup gideceklerine nasıl inanırlar acaba?
  • Paylaş
cahillikten
  • Paylaş
ya varsa diye olablir. keşkeler acabalar olduğu zaman daha mutlu hissediyorda olabilirler
  • Paylaş
Senin inancına göre, bütün hayat sahibi varlıklar, ebediyen yok oluyorlar, bu durum sende hissi olarak sonsuz bir hüzün ve karamsarlık oluşturmuyorsa, bu sende hiç duygu kırıntısı bile olmadığının kanıtıdır, bu durumda senin bir taştan farkın yoktur, cehennemde yakıt olmaya adaysın.
  • Paylaş
Kalp ölmez durur, beyin ölümü gerçekleşir ve eminim ki benim beynim ölmüş durumda değil! Eminim öldükten sonra sadece çürüğeceğiz ve toprak olacağız ve bir yaşam sonlanmış olacak! İşte bu durumu kabullenemeyen insanlar farklı bir dünya var etmişler ve güzel bir dünya oluşturmuşlar ki hayatlarının sonlu olacağını belli bir düzeyde bastırabilmek için, sebebide insan kendini bir bitkiye benzetmesi ve öldükten sonra gömülürlerse bir bitki gibi tekrar canlanılacaklarını sanmalarıdır! Bu tüm semavi dinlerden önceki uygarlıklardan önce bilinirdi ve uygulanırdı ve aynı şekilde semavi dinler her şey gibi yine bu fikirleri ilk uygarlıklardan benimsedi isterseniz araştırın, ayrıca ölüm korkusu ve adaletsizlik belli savunma mekanizmalarını oluşturdu (yadsıma ve mantığa bürüme gibi) matt ın dediği gibi biri çocuğu öldürüyo birirne tecavüz ediyo ve yakalanamıyor doğal olarak hiçbir çaresi kalmayan mahrum suçluyu allah a emanet ediyo ve suçlunun suçlarını öteki dünyada çekeceğine inanıyor, bu savunma sistemi madurun hayatının geri kalan kısmını kurtarmak için iyi bir gerekçe oluyor ve madur bu acıyı hafifletmiş şekilde hayatına devam ediyo! Bunlar kafamdan uydurduğum şeyler değil cesaretiniz varsa karşı olduğunuz görüşü bilip öyle sorgulayın ! Ben düşüncelerinizin kaynaklarını biliyorum ki dayanaklarınızın neye dayandığını ispatlayabiliyorum sizde benim düşüncelerimin aksini ispatlamanız için benim argümanlarımı bilmeniz gerekir! O da okumakla mümkündür!
  • Paylaş
kur'an ı baştan sona tefsiriyle okuudm diyosun yani.incili tevratı ?
  • Paylaş
Tevrat'tan 1500 Yıl Öncesine Ait Ebla Tabletlerinde Adı Geçen Peygamberler M.Ö. 2500'lü yıllardan kalma Ebla Tabletleri, dinler tarihi açısından çok önemli bilgileri günümüze kadar taşımaktadır. Arkeologlar tarafından bulundukları 1975 yılından itibaren birçok kez araştırma ve tartışma konusu olan Ebla Tabletlerinin en önemli özelliği ise, içinde İlahi kitaplarda bahsedilen üç peygamberin adının geçmesidir. Önemli bilgiler içeren Ebla tabletlerinin, binlerce yıl sonra bulunması, Kuran'da bildirilen toplulukların durumunun coğrafi olarak da açıklanması bakımından oldukça önemlidir. Ebla, M.Ö. 2500 yıllarında, bugünkü Suriye'nin başkenti olan Şam ile Türkiye'nin güneydoğusunu da içine alan bir bölgeyi kapsayan bir krallıktı. Bu krallık, kültürel ve ekonomik olarak doruğa çıkmış ama bir dönem sonra -birçok medeniyette olduğu gibi- tarih sahnesinden silinmişti. Ebla Krallığının, döneminin önemli bir kültür ve ticaret merkezi olduğu, tuttukları kayıtlardan da anlaşılıyordu. Eblalılar devlet arşivi oluşturan, kütüphane kuran ve ticari sözleşmeleri yazılı kayıt altına alan bir medeniyetin sahibiydiler. Hatta Eblaca (Eblait) denen kendi dillerini oluşturmuşlardı. (Ebla", Funk & Wagnalls New Encyclopaedia, (c) 1995 Funk & Wagnalls Corporation, Infopedia 2.0, SoftKey Multimedia Inc.) Yer Altında Saklı Kalan Dinler Tarihi 1975 yılında yapılan kazılarda ilk bulunduğunda, o zamana kadar klasik bir arkeoloji başarısı olarak değerlendirilen Ebla Krallığı, gerçek önemini çivi yazılı yaklaşık 20.000 tablet ve parçalarından meydana gelen arşivin bulunması ile kazanmıştır. Bu arşiv, aynı zamanda diğer arkeoloji uzmanlarının üç bin yıldan beri bildikleri bütün çivi yazılı metinlerin dört kat daha fazlasıydı. Tabletlerdeki dil, Roma Üniversitesi'nde arkeolojik yazı uzmanı olan İtalyan Giovanni Pettitano tarafından çözüldüğünde, konunun ne denli önemli olduğu daha da iyi anlaşılmış oldu. Bu sayede Ebla Krallığının ve bu muazzam devlet arşivinin bulunmuş olması artık yalnızca arkeolojik değil, dini çevreleri de ilgilendiren bir konu haline gelmişti. Çünkü tabletlerde Kuran-ı Kerim'de adı geçen melek Mikail (Mi-ka-il) yanı sıra (Doubleday, 1981, s. 271-321) üç İlahi kitapta bahsedilen peygamberlerin adı geçiyordu. Hz. İbrahim (Ab-ra-mu), ve Hz. İsmail (Iş-ma-il)'in isimleri... (Howard La Fay, "Ebla: Bilinmeyen Büyük Bir İmparatorluk", National Geographic Magazine, Aralık 1978, s. 736) Ebla Tabletlerindeki İsimlerin Önemi Ebla Tabletlerinde saptanan peygamber isimlerinin çok büyük bir önemi bulunmaktadır. Çünkü bu isimlere ilk kez bu kadar eski bir tarihi belgede rastlanmaktaydı. Tevrat'tan 1500 yıl öncesine ait olan bu bilgiler oldukça dikkat çekiciydi. Hz. İbrahim'in isminin tabletlerde geçiyor olması, Hz. İbrahim ve onun getirmiş olduğu dinin Tevrat'tan önce var olduğunu teyit ediyordu. Tarihçiler Ebla'da bulunan tabletleri bu açıdan değerlendirdiler ve Hz. İbrahim ve onun risaleti hakkındaki bu önemli keşif, dinler tarihi açısından önemli bir araştırma konusu haline geldi. Amerikalı arkeoloji uzmanı ve dinler tarihi araştırmacısı David Noel Freidmann da yaptığı incelemelere dayanarak tabletlerdeki İbrahim ve İsmail gibi isimlerin peygamber isimleri olduklarını bildiriyordu. (Bilim ve Teknik Dergisi, sayı 118, Eylül 1977 ve sayı 131, Ekim 1978) Tabletlerde Geçen Diğer İsimler Yukarıda da belirttiğimiz gibi tabletlerde geçen isimler, üç İlahi kitapta bahsedilen peygamberlerin ismiydi ve tabletler Tevrat'tan çok daha eskiydiler. Ayrıca bu isimlerin yanı sıra tabletlerde başka konular ve yer isimleri de geçiyordu. Bu bilgilerden ve yer isimlerinden anlaşıldığına göre ise, Eblalılar ticarette başarılıydılar. Ayrıca yazılarda Ebla'ya uzak olmayan Sina, Gazze ve Kudüs isimleri de geçiyordu. Bu da Eblalıların bu yerlerle olan ticari ve kültürel ilişkilerini gösteriyordu. (Harun Yahya, Kuran Mucizeleri) Tabletlerde görülen önemli bir ayrıntı ise Lut kavminin yaşadığı yer olan Sodom ve Gomorra bölgelerinin isimleri idi. Bilindiği gibi Sodom ve Gomorra, Ölüdeniz kıyısında, Lut kavminin yaşadığı, Hz. Lut'un tebliğ yapıp insanları din ahlakına çağırdığı bölge idi. Bu iki yerin dışında ayrıca Kuran ayetlerinde geçen İrem şehri de Ebla Tabletlerinde geçen isimlerin arasında bulunmaktaydı. Bu isimlerin en dikkat çekici yanı ise, peygamberlerin tebliğ ettiği kitaplar dışında şimdiye kadar bulunmuş başka hiçbir metinde geçmiyor olmalarıydı. Bu o dönemde hak dini tebliğ eden peygamberlerin haberlerinin bu bölgelere de ulaştığını gösteren önemli bir belge niteliğini taşımaktadır. Reader's Digest dergisindeki bir makalede, Kral Ebrum'un iktidarı döneminde Eblalıların dinlerinde değişim olduğu, insanların Yüce Allah'ın adını yüceltmek için isimlerine ön ek kullandıkları kaydedilmiştir. Yüce Allah'ın Vaadi Haktır... Yaşadıkları dönemden yaklaşık 4500 yıl sonra ortaya çıkan Ebla tarihi ve Ebla Tabletleri gerçekte çok önemli bir gerçeğe de dikkat çekmektedir: Yüce Allah, Ebla'ya da her topluluğa olduğu gibi elçiler göndermiş ve onlar da kavimlerine gönderilen dini tebliğ etmişlerdi. Kimi kavimler kendilerine ulaşan dini kabul edip hidayete ermiş kimileri ise peygamberlerin tebliğ ettiği dine karşı çıkıp sapkın bir hayatı tercih etmişlerdir. Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunan herşeyin Rabbi olan Yüce Allah, bu gerçeği Kuran'da şöyle bildirmektedir: "Andolsun, Biz her ümmete: "Allah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının" (diye tebliğ etmesi için) bir elçi gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine sapıklık hak oldu. Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonucu görün." (Nahl Suresi, 36)
  • Paylaş
Barnabas İncili son peygamberin geleceğini ve allahın bir olduğunu bildirmekte ve teslisi yalanlamaktadır. bugünkü İncillerde ve ahd-i atikte de, bütün tahriflere rağmen, İsadan sonra bir peygamber geleceği yazılıdır.yuhanna İncilinin bu yazısı, 1886da İstanbulda boyacıyan agob matbaasında basılan kitab-ı mukaddesin türkçe tercümesinin s.885de, (o, gelince dünyayı günah, salah ve hüküm hususlarında ilzam edecektir) deniyor. buradaki "o" nun latince aslında, (paraclet) yazılıdır. bu kelime, "teselli edici" demektir. papazlar her şeye rağmen, (benden sonra bir teselli edici gelecektir) ibaresini İncilden kaldıramadı. pavlosun yazdığı ve hıristiyanların kitab-ı mukaddesten kabul ettikleri mektublardan "korintoslulara 1.mektub"un, 13. babının 8. ayetinde, (peygamberler sona erecek, diller de kaybolacak [latince gibi], ilim iptal olacak [ortaçağ ilmi gibi], fakat, o kâmil gelince, yarım kalan ve kusurlu olan bilgiler ortadan kalkacaktır.) deniliyor. Hıristiyan dünyasının taassub bulutlarıyla gölgelendiği kara günlerde, her gücün üstünde kabul edilen ruhban sınıfı, mukaddes kitap İncil’i tahrif etmek için adeta büyük bir yarış halindedirler. Her önüne gelen yeni bir İncil yazmakta ve mukaddes kitap, şahsî fikirlere göre değişmektedir. Sayısı yüzleri bulan birbirinden farklı olan İndilere, her geçen gün bir yenisi katılır. Fakat, yazarının adı ile zikredilen bu İndilerin sayısı o kadar çoğalır ki, tedbir almak kaçınılmaz hale gelir. Ve İznik’te toplanan bir heyetin uzun süren bir çalışması sonucunda, o ana kadar yazılmış bulunan İncillerden dört tanesi hariç diğerleri yasaklanır. Ancak bu yasaklanan İncillerden bir tanesi üzerinde özellikle durulur ve bunu okuyanların şiddetle cezalandırılacağı ilan edilir. Papa 1. Celasyüs tarafından yasaklanan bu İncil Havarilerin en eski talebelerinden biri olan Barnaba’ya aittir ve diğer İncillerde bulunmayan bir özelliği sahip olduğu için yasaklar listesine alınmıştır. Yasaklanan İnciller, büyük bir hızla toplatılır. Bir kısmı ise çok ağır cezalardan korkan halk tarafından imha edilir. Ancak bu arada dindar bir papaz, herşeyi göze alarak Barnaba İncillerinden bir tanesini kaçırmaya muvaffak olur. Bu İncil daha sonra Viyana’daki imparatorluk kütüphanesine ulaştırılarak İngilizceye çevrilir. Fakat kilise, Barnaba İncilinin izini tekrar bulmuştur. Bir hafta içinde bu İncilin bütün nüshaları, imha edilmek üzere toplanır. Ancak kilisenin bütün gayretleri boşa gidecektir. Çünkü İnciller imha edilirken 2 tanesi tekrar kaçırılır. Bunlardan biri Britanya Müzesi’ne,diğeri Amerikan Kongresi kütüphanesine götürülür. İnciller gönderildikleri yerlerde her nedense askerî sır gibi büyük bir titizlikle saklanarak halka kapalı tutulur. Bu sırrın ortaya çıkarılması ise, bir Müslüman generale nasip olacaktır. Amerika Birleşik Devletleri’nde askerî ateşe olarak görev yapan Pakistanlı general Abdurrahim, bu İncil’in mikrofilmlerini gizlice çekerek, Pakistan’a kaçırmaya muvaffak olur. Mikrofilmler daha sonra Pakistan’daki Begüm Aisha Bawany Vakfı (173) tarafından kitap haline getirilerek İslâm dünyasına kazandırılır. Mikrofilmler banyo edilince, Barnaba İncili’nin geçirmiş olduğu bu büyük maceranın hikmeti anlaşılır. Çünkü bu İncil, Peygamber (a.s.m) Efendimizin geleceğini çok öncesinden müjdelemekte ve kainatın onun için yaratıldığını mübarek ismiyle ilan etmektedir. Batı dünyasının Asr-ı Saadet münafıklarına has olan bir inat ve gayretle bu İncil’i yok etmeye çalışması, gerçekten de son derece ibret vericidir. Barnaba İncil’i tahrip edilmiş olmasına rağmen, hakikatlerin bir kısmını muhafaza etmektedir. Yazımızın bundan sonraki bölümlerini, Barnaba İncilinden aynen alınan paragraflarla sürdürüyor ve Peygamber (a.s) Efendimizin hakkaniyetini, bir de bu eserden dinliyoruz. Eserin 44. sayfasında Hz. İsa (a.s) kendisinden sonra gelecek olan peygamberi, havarilerine şöyle tarif etmektedir: “Size söylüyorum, Allah’ın Resulü bütün mahlukata rahmettir. O, anlayışlı ve tesellici,hikmetli ve kudretli, Allah aşkı ve korkusuyla dolu dakik ve yumuşak ruhludur.Rahmet ve yardımseverlik ruhu ile, adalet ve acıma hissi ile,nezaket ve sabır ruhu ile hareket eder. Cenab-ı Hak, bütün yaratıklarına verdiğinin üç katını ona vermiştir. O, bu dünyada geldiğinde saadet devridir. Buna inanınız. Bütün peygamberlerin, Allah’ın onlara verdiği nübüvvet gözü ile gördüğü gibi, ben de onu gördüm. Onu görünce ruhum teselli ile doldu. “Ey Muhammed, Allah seninle beraber olsun ve beni senin ayakkabının bağı olmak şerefi,ile şereflendirsin. Eğer ben bu muradıma erersem, Allah’ın mübarek bir kulu ve büyük bir peygamberi olacağım. Ve Hz. İsa (a.s) bunu söyledikten sonra Allah’a şükretti.” Hz. Peygamber çok önceleri ona “Ey Muhammed” diye hitap ederek peygamberliğini tasdik ile haber veren Hz. İsa (a.s) ve Barnaba İncil’i O’nu en büyük peygamber olduğunun inkar edilmez bir delilidir. Yine aynı eserde Hz. İsa (a.s) bir kadının “Beklenen mesih sen değil misin?” sorusuna şu cevabı vermektedir. ”Ben yalnız İsrail oğullarına gönderilmiş bir kurtarıcı bir peygamberim. Lakin benden sonra Allah tarafından bütün aleme Muhammed âdında bir resul gönderilecektir. Allah, bu kainatı, onun için yaratmıştır” (274) demiştir. Yine Barnaba İncil’inde Hz. İsa (a.s): “Ben bütün yeryüzündeki kabilelerin beklediği mesih değilim” (275) demektedir. Yine Hz. İsa (a.s), Peygamber (s.a.v) Efendimizin bizzat mübarek ismini söyleyerek “Hz. Muhammed (s.a.v) Arap yarımadasında zuhur edecek. Putları ve putlara tapanları te’dip edecektir” (276) demektedir. “Ey mualim, dünyaya geleceğinden bahsettiğiniz o zat kimdir?” sualine Hz. İsa (a.s): “O,Muhammed Resululllahtır” (277) cevabını vermiştir. “Bununla beraber ben size kati olarak söylüyorum. Benim gitmem sizin için hayırlıdır. Çünkü, gitmezsem tesellici size gelmez.” (278) Tahrif edilmiş, yani kasıtlı olarak değiştirilmiş olan İncillerden alınan yukarıdaki ifadeler, bu mukaddes kitabın tahrif edilmeden önce Peygamber (s.a.v) Efendimize ait delillerle dolu olduğunu isbat etmektedir. Evet,Peygamberimizin (s.a.v) hakkaniyetine bazan ay, bazen güneş şehadet etmiş, bazen ise taşlar ve ağaçlar delil olmuştur. Elbette Kur’an’ın haricindeki mukaddes kitaplar da o Zattan (s.a.v) bahsedecek ve bu gerçeği göstermek istemeyen münafıklar, ne kadar tahrif ederlerse etsinler, o muhteşem hakikatleri gizleyemeyeceklerdir. (279) * Barnaba İncil’inde ne Hz. İsa (a.s)’in ilahlığından söz edilmekte, ne de onun çarmıha gerildiğinden bahsedilmektedir
  • Paylaş
Çünkü bu İncil, Peygamber Efendimizin geleceğini çok öncesinden müjdelemekte ve kâinatın onun için yaratıldığını, bizzat mübarek ismiyle zikrederek ilân etmektedir. Yine aynı eserde Hz. İsâ (as), bir kadının, "Beklenen Mesih sen değil misin?" sorusuna şu cevabı vermektedir: - "Ben yalnız İsrail oğullarına gönderilmiş kurtarıcı bir peygamberim. Lâkin benden sonra Allah tarafından âleme Muhammed adında bir Resûl gönderilecektir. Esasen Allah, bu kâinatı onun için yaratmıştır" demiştir (Barnabas İncili, Fasıl 96, Cümle). Barnabas İncil'inde Hz. İsâ'nın ne ilâhlığından söz edilmekte, ne de çarmıha gerildiğine yer verilmektedir. Hz. Muhammed'in (S.A.V) bizzat ismini söylenir: "Muhammed, Arab yarımadasında zuhur edecek, putları ve putlara tapanları te'dib edecektir." (Fasıl 163; Cümle, 7) Zeki AdemOğlu OLAYIN HRİSTİYAN DÜNYASINDA DUYULMASI, VATİKANIN KENDİNİ SORGULAMASI DEMEK OLACAKTIR. BU İNCİLLE HRİSTİYANLIKTA BİR ÇÖZÜLME MEYDANA GELECEK VE İNSANLARIN AKIN AKIN İSLAMA KOŞTUKLARINA ŞAHİT OLACAĞIZ!. APOKRİFAL (Aydoğan Vatandaş) MUTLAKA OKUNMASI GEREKEN BİR KİTAP!. 1983 yılında Hakkari'de köylüler tarafından bir mağarada lahit içerisinde eski bir elyazması bir kitap bulunur. Aramice uzmanı Doç. Dr. Hamza Hocagil kısa süre sonra söz konusu metnin Arami dilinde fakat Süryani alfabesiyle yazılmış bir İncil metni olduğunu anlar. Birinci yüzyıla ait otantik İncil'in ortaya çıkması tüm dinleri ilgilendiren bir konudur. Gerek Hz. İsa'nın tarihselliğinin, gerekse de İncil'in Kuran'la ne denli uyumlu olduğunun kanıtlanması çeşitli çevreleri rahatsız etmektedir.Hocagil 1983 yılında Özal'ın girişimleri ve Özel Harp Dairesi'nin kontrolünde İncil'i tercüme etmeye başlar. Ancak tercüme süreci bir süre sonra durdurulur. Ancak İncil'in son sayfasında Aziz Barnabas'ın söz konusu İncil'i dört nüsha olarak yazdığını fark eden Hocagil, Nahit Şenoğul Paşa'nın yardımlarıyla bu kez diğer 3 İncil'in peşine düşer. Ardından biri hariç diğer 2 İncil de bulunur. Uluslar arası istihbarat örgütlerinin müdahil olduğu bu inanılmaz olaylar dizisinde olaya karışan bazı isimler hayatını kaybeder. İncil'lerden biri İsrail'de bulunur. İsrail nüshasını bir Alman firmasının sponsorluğunda, İsrail Cumhurbaşkanı İsak Rabin'in torunu Viktoria Rabin ile birlikte çıkarır. Viktoria Rabin, İncil'in gerçek nüshalarını okuduğunda Müslüman olur. Fakat yaptığı kazı çalışmalarında 10 Emir ve Zebur'un izini sürerken, Etiyopyalı bir zenci tarafından öldürülür. İsrail'de bulunan İncil önce Vatikan'a satılmak istenir. Vatikan adına İncil ile igili görüşmelerde bulunan Kardinal Mario, "açıklanamayan bir sebeple" hayatını kaybeder. Olaylar, gizli bir örgütün planlaması ile çok farklı boyutlar kazanır. İncil bu kez, bir yayınevi üzerinden Yunanistan'a satılır. Olay, Kıbrıs'ta bulunan güvenlik güçlerinin 1996 yılında Kıbrıs'ta Aziz Barnabas'ın mezarını soymalarıyla farklı bir boyut kazanır. Askerler mezardan ne almışlardır? KKTC'de soygunu araştıran Gazeteci Kutlu Adalı, aldığı tehditlerden kısa bir süre sonra öldürülür. Kutlu Adalı'nın eşi İlkay Adalı cinayeti Avrupa İnsan Hakları mahkemesine götürür ve Türkiye olayın aydınlanması için gereken özeni göstermediği gerekçesiyle mahkum olur. Adalı öldürülmeden kısa süre önce, Abdullah Çatlı'nın Kıbrıs'a geldiği tespit edilir. Bugün, Aramice Uzmanı Hamza Hocagil'in Genelkurmay Başkanlığı Özel Harp Dairesi'nde özel güvenlikli bir bölümde saklandığını iddia ettiği nüshalar açıklanırsa, dinler tarihi başta olmak üzere, tarih yeniden yazılacaktır
  • Paylaş
Her yere peygamber geldi Sual: Dünyanın her yerine peygamber gönderilmiş midir? CEVAPEvet, köylere kadar, her yere peygamber gönderilmiştir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:Çok geniş ve çok derin düşünüyorum da, yeryüzünde, Peygamberimizin haberi yetişmeyen, hiçbir yer kalmadığını anlıyorum. Bütün dünyanın, Onun davet nuruyla güneş gibi aydınlandığı görülüyor. Hatta duvar arkasında bulunan, Yecuc ve Mecuc'a bile ulaşmış bulunuyor. [İmam-ı Rabbani hazretleri zamanında böyle olunca, iletişim vasıtalarının çok ilerlediği günümüzde, Müslümanlığı duymayan kimselerin kalmadığı ihtimali daha kuvvetlidir.] İslamiyet’ten önceki zamanlarda da, bütün dünyada Peygamber gönderilmedik bir yer kalmamış gibidir. Hatta bundan en mahrum zannedilen Hindistan’da bile, Hintlilerden Peygamber gelip, Allahü teâlânın emirleri bildirilmiştir. Hindistan’ın bazı kısımlarında, Peygamberlerin nurları, küfür karanlıkları içinde, yıldızlar gibi parlamıştır. Gerekirse, bu şehirlerin isimlerini bile söyleyebilirim. Bazı Peygamberlere bir kişi bile inanmamış, kimse kabul etmemiştir. Yalnız bir kişinin inandığı Peygamberler de olmuştur. Bazılarına da, iki veya üç kimse iman etmiştir. Hindistan’da bir Peygambere, üç kişiden çok inanan olduğu görülemiyor. Yani, dört tane ümmeti bulunan Peygamber olmamıştır. Hintlilerin tapındıkları kimselerden bazılarının kitaplarındaki, Allahü teâlânın varlığı ve sıfatları hakkında görülen yazılar, hep o Peygamberin ışıklarının yansımasıdır, çünkü her asırda, her ümmete Peygamber gelerek, Allahü teâlânın varlığını ve sıfatlarını bildirmiştir. Onların mübarek varlıkları olmasaydı, küfür ve günah pislikleriyle kirlenmiş olan akıllar, iman nimetine kavuşamazdı. Bu ahmaklar, çürük akıllarıyla, herkesi kandırıp, kendilerine tapmaya zorlamış, (Sizi biz kurtardık, bizim sayemizde yaşıyorsunuz) diyerek, kendilerinden başka bir kuvvetin bulunmadığını sanmışlardı. (1/259) Demek ki, Asya’ya geldiği gibi, Amerika’ya, Avrupa’ya, Afrika’ya ve dünyanın her beldesine, her köyüne peygamber gönderilmiştir. İnanan kimseler olmadığı veya çok az olduğu için, peygamber gelmedi zannedilmektedir.
  • Paylaş
pusat İbrahim Mikail denen tanıdıkların var mı? Bir şeyi açıklığa kavuşturacamda :)
  • Paylaş
10

Polat Gül, var ne oldu.

Polat Gül, Senin anlamadığın şu hepsi vahiyle inmiştir bu kitapların, tabi ki aynı isimlerin olması vahiy olduğuna delildir, tevrattan önce hz ibrahim vardı, ondan öncede bugün izleri günyüzünde olmayan islam alimlerine göre 300 tane vahiy kitabı ve resul gelmiştir, 124 bin peygamber gelmiştir. Bazı peygamberler, bazı peygamberleri müjdelemiştir. Hiristiyanlığa ve yahudiliğe karışan pagan kültürü izlerinden bahsediyorsan bu kitapların tahrif edildiğini ve eski tarihlerden pagan kültüründen izler olduğunu biliyoruz.

Polat Gül, Senin anlamadığın şu hepsi vahiyle inmiştir bu kitapların, tabi ki aynı isimlerin olması vahiy olduğuna delildir, tevrattan önce hz ibrahim vardı, ondan öncede bugün izleri günyüzünde olmayan islam alimlerine göre 300 tane vahiy kitabı ve resul gelmiştir, 124 bin peygamber gelmiştir. Bazı peygamberler, bazı peygamberleri müjdelemiştir. Hiristiyanlığa ve yahudiliğe karışan pagan kültürü izlerinden bahsediyorsan bu kitapların tahrif edildiğini ve eski tarihlerden pagan kültüründen izler olduğunu biliyoruz.

Polat Gül, Senin anlamadığın şu hepsi vahiyle inmiştir bu kitapların, tabi ki aynı isimlerin olması vahiy olduğuna delildir, tevrattan önce hz ibrahim vardı, ondan öncede bugün izleri günyüzünde olmayan islam alimlerine göre 300 tane vahiy kitabı ve resul gelmiştir, 124 bin peygamber gelmiştir. Bazı peygamberler, bazı peygamberleri müjdelemiştir. Hiristiyanlığa ve yahudiliğe karışan pagan kültürü izlerinden bahsediyorsan bu kitapların tahrif edildiğini ve eski tarihlerden pagan kültüründen izler olduğunu biliyoruz.

Polat Gül, Senin anlamadığın şu hepsi vahiyle inmiştir bu kitapların, tabi ki aynı isimlerin olması vahiy olduğuna delildir, tevrattan önce hz ibrahim vardı, ondan öncede bugün izleri günyüzünde olmayan islam alimlerine göre 300 tane vahiy kitabı ve resul gelmiştir, 124 bin peygamber gelmiştir. Bazı peygamberler, bazı peygamberleri müjdelemiştir. Hiristiyanlığa ve yahudiliğe karışan pagan kültürü izlerinden bahsediyorsan bu kitapların tahrif edildiğini ve eski tarihlerden pagan kültüründen izler olduğunu biliyoruz.

Erdal, Ebla metinlerinde, peygamber İbrahim den mi bahsedilmiş yoksa İbrahim ismi mi geçmiş? Bu bilgiyi aldığın sitenin de dediği gibi İbrahim adının geçtiği söyleniyor buda ebla metinlerinde pek bir heycan bırakmıyor :) benim sana ibrahim diye bir isim duydun mu diye sormamın nedeni tevrat zamanında da bu zamanda olduğu gibi ibrahim adının bilinmesiydi, yani demek istediğim, bugün ibrahim isminin nasıl bir peygamber ismi olduğunu biliyorsak ve o yüzden ibrahim ismini koyuyorsak, o zamanda da ibrahime ibrahim ismini koyan kişinin etrafında o isimden birileri olduğu için koymuştur ve o isimin doğusu belki eblalara ya da eblalardn öncesine dayanır. Ve bu durum senin söylediğinden çok daha mantıklıdır nasıl tevrat incil kuran önceki uygarlıklardan ve önceki medeniyetlerden etkilenmişse bu da aynı şekilde kültür alış verişidir! her zaman düşünsel hataya düşmenin sebebi kendi fikirlerinle değilde başkalarının dedikleriyle yetinmenden kaynaklanıyor, isalmi sitelerden atıfta bulunman gibi ve çok komik bir şey daha kopyalayıp yapıştırmıssın müslüman alem genelde incili saçma olarak görür ozgun olmadıgını soyler ama müslümanlık lehine yazıldığı bir şeyi hemen delil olarak sunarsınız,(barnabas gibi) ancak incil müslümanlık şöyledir böyledir dedidiğinde yani muslumanlık aleyhine olacak bir çıkarımda bulununldugunda incili kabul etmezsiniz ve saçmalık dersiniz, sadece istediğinizi görüyorsunuz ve barnabas incilini hakkında sadece işininize gelenkeri biliyorsunuz öyle bir kitabın bir müslüman tarafından yazılıp islamiyeti tek din yapma emeline kaynak olarak sunması ihtimalini düşünemiyorsunuz ve sanıldığı gibi yazıcısının isa nın yusuf adında öğrencisi olma durmunun bir iddia olduğunu düşünemiyorsunuz! Bence sorgulayıcı iradeni kullan söylenenlere bağlı kalma!

Polat Gül, ebla tabletleri, hz. ibrahimin babasının isminede isabet ediyor, oğlu ismaildede isabetli baher veriyor. artı, bir çok peygamberin ismindende haber veriyor, barnabas inciline gelince, bu incil daha önceki hiristiyan dünyası tarafından inkar edilen barnabas incilinden farklı olarak daha yakın bir zamanda bulunuyor, yapılan karbon testiyle hz İsa (A.S.V) dönemine yakın olduğu tesbit ediliyor, Aydoğan Vatandaşın bu konuyla ilgili kitabını okumanı tavsiye ederim.

Polat Gül, benim niyetim tartışmada sana üstün gelmek değil, Allah sana hidayet ve iman versin. Niyetim bu hakikatları sana bildirmekti, inanıp inanmamakta tabi ki özgürsün, hidayet ve başarı Allahtandır.

Erdal, Hakikat falan yok bana göre, işte dediğim gibi biraz sende gerçek kaynaklara yönelsende işin hakikatini anlasan, gerçi ömrünün yarısında olduğnu farz edelim kitapların ve dinlerin daha da saçma olduğu gerçeği açığa çıktıkça işte bu başlığa anlam vereceksin!

Polat Gül, sende islam kaynaklarını iyice oku. öyle önyargıyla falan değil, gerçekten anlamak için oku, birde Peygamber Efendimizin (S.A.V) hayatını oku.

Aslında kaşık da yok değil mi? Ama varlığını hissediyoruz.
  • Paylaş
ben daha yorum almıcam bu sayfadan eyvallah uşaklar
  • Paylaş
İnandıkları şey için, doğru ya da yanlış olduğunu söylemek saçma olacak, aslına bakarsanız bu kasırga dünya nüfusunun büyük çoğunluğunu sardığına göre kimsenin çıkıp da yokdur demesi mümkün değil, ancak birey olarak kimse sahip olduğu 2-3 anektod dışında varlığı ispat etme şansına da nail deildir. Yapılabilecek olan inananın inanmayana, inanmayanın inanana, inananın diğer görüşe inanana saygı göstergesidir. Ne yazık ki şu ana kadar karşılaştığım hiç bir inanan bu saygıyı sözlü olarak barındırdığını söylese bile, hakikatte şahsıma karşı küfür işlemekten kendini esirgemiş değildir.
  • Paylaş
emin olanlar kısıtlar
  • Paylaş
4

Erdal, kimsede emin olmayacağına göre...

Hesap Silindi, neden emin değilsin

Zerreyim, milyonlar eminler varken neden bu inkar

Hesap Silindi, biz buna 6milyar küsür diyelim :) insanların hemen hepsi bir inanç taşıyor

Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

3288 Görüntülenme37 Takipçi55 Yanıt

Konu Başlıkları