Bilmek istediğin her şeye ulaş

Kaderimiz yazılmışsa neden çabalıyoruz?

Teoloji yönünden bakılınca bunun sebebi seçimlerde özgür bırakılma olayıdır. Ama Allah'ın bilgisi bu serbesliğin de ötesindedir. Yani insanları seçimlerinde özgür bırakıp ne yapacağını da bilmesi durumudur. Hatta Allah yazar, kul yazdırır diye de bir söz vardır.

Teoloji dışına çıkınca kader denen kavram kalmıyor. Dini anlamda kader denilen şey ortadan kalkıyor ama birisi kalkıp bir gücün bunları bize uygun gördüğünü de söyleyebilir.

Zaten kaderin olup olmaması çabalamamızı engellemez. Zaten dünyada çabalıyoruz sürekli bir şeyler için. Dini duygular da baskı kuruyor insan üzerinde. İbadetler, kurallar, yasaklar vs... Çabalamadan kasıt eğer bunlardan kaçmaksa boşa çabalamadır. Ya yaparsın ya yapmazsın, ya inanırsın ya da inanmazsın.

Eğer dini inancı olan biri bunu soruyorsa (burada soruyu soran kişiyi kastetmiyorum) bir isyan halindedir. "Beni yarattın, ne yapacağımı biliyorsun, beni neden uğraştırıyorsun" tadında bir anlam içerir bana göre.
  • Paylaş
Kader bana göre dinimizde oldukça karıştırılan ve yanlış anlaşılan bir kavram. Her şey biz dünyaya gelmeden yazılmış olsaydı bizler birer robot gibi olurduk. İmtihana ters bir durum bu.
Kader Allah'ın her şeyi bilmesidir. Allah bildiği için biz yapmıyoruz, biz yapacağımız için Allah biliyor.
  • Paylaş
Kader bir insanın, bir hayvanın, bir şehir veya bir ulusun yeryüzündeki varoluş sürecinde onun yaşamını yönlendiren etkilerin tümüdür.
Ancak bizim inceleme alanımızı insanın kaderi oluşturduğu için biz sadece insana yönelik bilgilere ağırlık vereceğiz.
Unutulmaması gereken bir noktada şudur ki; bir sokak kedisiyle, bir ev kedisinin, tarih sahnesinde var olmuş şehirler ve ulusların her birinin kendisine özgü bir kaderi vardır.
İnsanın kaderine gelince…
Kader İki Türlüdür
İki türlü kaderimiz vardır.
1) Mutlak
Kader , yani İrade-i Külli:

Evrendeki İlahi bilgisayar olarak kabul edilen Levh-i mahfuzda kayıtlı olan ve Allah’ın iradesini yansıtan kesin ve değişmeyen kaderimizdir. Bu kader; dua, büyü veya hiç bir güç, tedbir ve gayretle değiştirilemez. Bizim istek ve bilgimiz dışında oluşan bu kaderin kapsamına, doğduğumuz memleket, dönem, ailemiz, eşimiz, evladımız, işimiz, ecelimiz ve yaşamımızın derinden etkileyecek ve şekillendirecek olaylar girmektedir.
2) Muallak Kader , yani İrade-i Cüzi:
Bu ise kişinin kendi iradesini kullanarak kaderini ve yaşamını şekillendirmesi olarak açıklanabilir. Bunlara özel zevklerimiz, meraklarımız, ikili ilişkilerimiz, olaylar karşısında verdiğimiz tepkiler ve bu tepki ve davranışlarımızı kontrol etme becerilerimiz örnek olarak gösterilebilir.
Mutlak kader imizi oynanan bir oyunun kurallarına benzetecek olursak, muallak kaderimiz ise oyuncunun bu oyunu oynarken gösterdiği becerilerin tümüdür. Buna en iyi örnek olarak tavla oyununu göstermek mümkündür. Tavla oyununun kendisine özgü kuralları mutlak kader olarak kabul edilmelidir. Gelen zara göre oyuncunun pulunu kaçması, kapı alması, bazen rakip oyuncunun pulunu kırması nasıl bir ustalık gerektiriyorsa, kişide yaşarken aynı ustalığı göstererek yaşamını şekillendirebilir.
Oyuncunun oyun süresince zarının iyi gelmesi oyuncu usta değilse maçı kazanmasına yetmeyeceği gibi zarı pek iyi gelmese de usta bir oyuncunun maçı kazanma şansı oldukça yüksektir. Çocukluğu ve gençliği sorunlu olan bir kişi zamanla yaşamını akıllıca şekillendireceği gibi, yaşamı her bakımdan olumlu olan bir kişinin yanlış davranışları onun yaşamında çok kısa bir süre sonra olumsuz olayların görülmesine neden olacaktır.
Ama imkanları kısıtlı bir insan akıllı hedeflere yönelerek yaşamını belli bir süre de olumsuzdan olumluya dönüştürebilir. Yani o kişi, gelen zarlar iyi olmasa da oyunu iyi oynayarak maçı kazanmıştır. Hatta kaderi bir kişinin yaşamını şekillendiren olaylar dizisi olarak görmekten ziyade, o insanın evrensel gelişimini ve tekamülünü sağlayan bir eğitim programı olarak kabul etmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
  • Paylaş
Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse ben şöyle anlıyorum. Misalde biz bir yol ayrımında olalım ve bir kişide(Allah) bizi çok yüksekteki bir tepeden izliyor olsun o yol ayrımını ve yolların sonucunun nereye gideceğini görüyor benim seçimimin sonucunda neler olacağını görüyor.Ben mesela o yollardan birini seçiyorum onun sonu uçurum o bunu görüyor, biliyor.Ama seçim benim seçimim, ben istedim.Gene de annemizi, babamızı biz seçemiyoruz, bence bunun da kaderle bağlatısı var. Aynı şekilde Türk olarak Dünyaya gelmeyi ben istemedim. Bu da bir kaderdir, bir şekilde Müslüman bir coğrafyada doğmuş bulundum bence bu da bir kaderdir. Aynı şekilde bu çok tartışmalı bir husus olsa da insanların kimle evleneceğinin de bir alınyazısı meselesi olduğu ve bunun da bir kader olduğu söylenirÖlüm yaşı ve ölüm şekli de bir kader meselesidir diye biliyorum. Aynı şekilde duanın kaere etkisi oulp olmadığı da tartışmalı bildiğim kadarıyla.
  • Paylaş
Herkesin anlayacağı bir dille anlatayım; ''Dinimizi Kur'an-ı Kerim & Peygamber Hadislerinden öğreniriz. İkisi birbirini tamamlar. Allah'ın Kur'an-ı Kerim vasıtası ve Peygamber S. A. V. Efendimiz'in yaşamıyla bize nasıl uygulamamız gerektiği konusunda (Hadisleriyle) rehber olduğu şekilde hayatımızı düzene sokmamız gerekmektedir. Allah yarattıklarının başı ve sonunu bilir. Bu dünya, her birimiz için birer hayat hikayesi filmi olması açısından bizlere ayna olsun diye yaşanmaktadır. Ahirette sorgu günü geldiğinde ''Ben günah işlemedim'' diye kendimizi savunmaya kalktığımızda ''Kendi filmini izle de gör'' denecektir. Şu an yaşadığın an, filmin belki son dakikası, belki de yarısıdır. Bu bir yol haritasıdır. Daha açık bir şekilde anlatmak gerekirse, bilmediğimiz bir yerde basit bir turistik gezide elimizde bir harita & yanımızda rehberle gezdiğimizi düşünürsek bulunduğumuz yerle ilgili herşeye rahatça ulaşırız. Eğer harita & rehberi bırakır da kendi bildiğimiz yoldan gidersek nereye çıkacağımız belli olmaz. İşte kader de böyle birşeydir. Elimizde bize rehber olacak (yolu gösterecek) bir kitap (Kur'an-ı Kerim) & bir rehber verilmiştir. Eğer buna göre hareket edersen yolu bilirsin. O yolun Cennet'e çıkacağı vaad edilmiştir. Fakat insan çıkıp ''Yok ben bildiğim yoldan giderim'' derse, o zaman yolu şaşıracağı kesindir. (Kaderini kendi çizdi) dedikleri şey budur. Allah bizleri hangi yoldan gideceğimiz konusunda serbest bırakmıştır. Fakat doğru yolu göstermiş & kullanmamızı emretmiştir. Günah & sevap da bu şekilde ortaya çıkar. Allah'ın gösterdiği doğrulara göre hareket eden sevap, yanlışlar ise günah oluyor. Günahkar bir insan tövbe edip doğru yola dönerse de affedilmesi mümkün. Fakat, Allah'ı & kitabımızın hükümlerinden tek bir noktayı reddederse affı yok. Yani, aklımızın almadığı bazı konularda ''Allah bunu niye böyle yapmış'' demek yerine, ''Allah böyle emretmişse bizim için bir fayda vardır'' diyerek teslimiyet gerekir. Mesela insan namaz kılamıyor ve başörtüsü takamıyor olabilir bu yüzden dinden çıkmaz, sadece günahkar olur. Fakat, ''Namaz mecbur değil, başörtüsü mecbur değil'' dediği zaman affı yoktur. Yani, yapıp yapmamak insanların kendi seçimleridir. Kader, insanın yolun sonuna doğru giderken yol ayrımlarında tercih ettiği taraflardır. Her bebek Müslüman olarak doğar. Ailesinin etkisiyle inancı ve imanı şekillenir. Kaderimizde Müslüman bir aileden doğmuş olmak ise bizlere verilen en büyük hediyedir. Hiç şüphesiz ki en doğrusunu Allah bilir. ''
  • Paylaş
Kader senin gideceğin yoldur ama yolda çıkan engelleri nasıl geçeceğini sen belirlersin
örneğin yolda giderken bi adamın bir deste para düşürdüğünü görürsün o paranın düşmesi ve senin görmen kaderdir ama şu 3 seçenek senin elindedir 1 parayı alırsın 2 parayı sahibine verirsin 3 görmemezlikten gelip yoluna devam edersin. Seçimler bizimdir kaderin değil
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

472 Görüntülenme8 Takipçi6 Yanıt