Bilmek istediğin her şeye ulaş

Kemalizm bir ideoloji olabilir mi?

Ben herhangi bir şekilde kemalizmi benimsemediğim halde kemalizmin bir ideoloji olduğunu düşünüyorum.Sonuçta belli başlı ilkeleri ve kendine göre dayanakları var. Nasıl ki Taoculuk ya da marksizm (her ne kadar kemalizmin yanında üst düzey kalsalar da) birer ideoloji ise kemalizm de bir ideoloji olarak nitelendirilebilir bana göre.
  • Paylaş
KEMALİZM bir İDEOLOJİ'dir
Atatürkçülük sözcüğüne 1930'lu yıllarda Kemalizm denirdi. Her iki kavramda aynı anlamda kullanılır.
Değerli bilim adamlarımız Kemaliz'min tanımı yapmışlardır.
Örneğin, Tarık Zafer Tunaya'ya göre Atatürkçülük Atatürk'ten çıkan ve onunla gelişen fikirler ve olaylar bütünüdür.
Hamza Eroğlu ise, Atatürkçülük Türk devriminin sistemleştirilmiş fikir gücü ve geleceğe bakan yönüyle Ülküsü'dür.
KEMALİZMİN ÖZELLİKLERİ:
- Kemalizm çeşitli ilkelerden oluşmaktadır. Ancak bu ilkelerden çıkan fikirler, bir sistem bir okul haline getirilmelidir.
- Kemalizm bir ülkü ve çaba felsefesidir.
- Atatürkçülük bir yol ve inanıştır.
-Atatürkçülük sadece ilkelerin birleşmesinden oluşur.
- Atatürkçülük fikir ve olaylar bütünüdür.
- Atatürkçülük sistemleştirilmiş fikir gücü ve ülküsüdür.
Bütün bu kavramlar doğrudan doğruya Atatürk'ten çıkmıştır.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere Atatürkçülük, yani Kemalizm, demokratik hukuk devletini hedefleyen ve bizzat Atatürk tarafından oluşturulmuş bir İDEOLOJİDİR.
  • Paylaş
Bence olamaz. Şahsen ben, Kemalizmi hayat tarzı olarak benimseyen adamın fikirlerine saygı duymam.
  • Paylaş
Her neyse yeni nesil tarafından hiçde iyi karşılanmayan bir yaşam tarzı
  • Paylaş
Bir dayatma belki ama ideoloji sanmıyorum.
  • Paylaş
Hepimiz ideolojik kuşatma altında şekillenmiş bir eğitim sisteminin gölgesinde büyüdük. Bize sürekli Kemalizm’i/Atatürkçülüğü bir ideoloji olarak sundular! Dahası hayata hep bu paradigmadan bakmamızı, varlığı ontolojik anlamda sürekli bu bakış açısıyla değerlendirmemizi salık verdiler bize! Oysa şimdi ben soruyorum: Kemalizm gerçekte bir ideoloji olabilir mi?

Kemalizm hiç bir zaman bir ideoloji olmadı, olamaz da! Zira bir düşüncenin ideoloji olabilmesi için o düşüncenin hayata, varlığa ontolojik anlamda bir açıklama getirmesi, ekonomik yaşama, siyasal ve sosyal hayata, bireysel ve toplumsal olgulara dair söyleyecek sözünün olması gerekir.

Dahası kendi ayakları üzerinde durabilecek bir ideolojinin yaşama dair her alanı irdelerken epistemolojik düzlemde kendine has bilgi enstrümanları olmalıdır!

Oysa Kemalizm’in bilgi edinme enstrümanları bile daha doğru düzgün belirlenmiş değildir.

Kısacası ayakları yere basabilen her ideolojinin yaşamın her alanına/katmanına, her toplumsal olguya dair önerdiklerini içeren temel bir kitabı ve/veya kitapları olmalıdır.

Ayrıca, bir ideoloji emek-sermaye, üretim-tüketim ilişkisini irdeleyen ve kendince toplumsal, siyasal, ekonomik ve bireysel olguları/olayları doğru-yanlış bir sonuca bağlayan/ulaştıran bir bakış açısı sunmalıdır topluma!

Şimdi size soruyorum ey kendilerinin Kemalist olduklarını iddia eden ve Kemalizm'in bir ideoloji olduğunu savunanlar/söyleyenler: Sizin sürekli dillendirdiğiniz ve yeni nesillere zorla da olsa benimsetmeye çalıştığınız bu ideolojinin/bu davanın

1- Bilgi edinme kaynakları/enstrümanları nelerdir?

2- Yaşama ve ölüme dair neler sunar topluma ve/veya bireye?

3- Hayatı ve varlığı ontolojik anlamda nasıl yorumlar?

4- Ekonomik yaşamla ilgili Kemalizm'in temel felsefesini içeren hangi kitap ya da kitaplar vardır?

5- Emek-sermaye, üretim-tüketim gibi temel ekonomik kavramları nasıl ele alır, bunlara dair Kemalizm'in algısı nedir?

6- Kemalizm'in Nutuk'tan başkaca bir kitabı var mıdır?

7. Ölüme, ölüm ötesine ne yorumlar getirir? Ölümü yok olmak olarak mı algılar? Hesaba, öldükten sonra dirilişe nasıl anlam verir?

8- Metafizik/gaybi olaylara nasıl bakar! Cennet ve cehennem gibi olguları nasıl değerlendirir?

9- Ayrıca Kemalizm’de din nerede ve nasıl olmalıdır/durmalıdır?

Oysa Kemalizm’in bir tek kitabı vardır ki bu da ‘Nutuk’ dur. Bu kitap savaş anılarından başka/farklı bir konuya pek değinmediği gibi aynı zamanda çoğu o dönemde çekilen savaş içerikli telgraflardan oluşmaktadır.

Öyleyse, tüm bu gerçekliklere rağmen, nasıl oluyor da yönetimi Cumhuriyet’in ilanından bu yana elinde tutan bir avuç mutlu azınlığın yarattığı/dayattığı oligarşik burjuvazinin bizonları/besili çocukları/tosuncukları Kemalizm’i bir ideoloji olarak sunmaya kalkışabiliyorlar? Yoksa bunlar yığınları bidon kafalı mı zannediyorlar?

Şimdi size yine soruyorum: Dünyanın hangi ülkesinde veya Türkiye'den başka nere de bu ideoloji işlenip okutuluyor? Bu ideolojiyi benimseyip tüm dünyaya bu perspektiften bakan, bu paradigmadan hayatı/yaşamı sorgulayan kim ya da kimler vardır?

Örneğin, Markisizim/Komünizm, Liberalizm, Kapitalizm ve Materyalizm birer ideolojidirler, zira yaşamın her alanına/katmanına dair söyleyecek sözleri, varlığı ontolojik anlamda yorumlayacak bakış açıları ve kendilerine ait bilgi edinme enstrümanları vardır. Dahası, tüm bu saydığım ideolojilerin yasama ve yürütme faaliyetlerine karşı hukuksal bir bakış açıları vardır!

Ya Kemalizm'in hukuksal düşünüş biçimi neye göre şekillenmiştir? Örneğin, ceza ve/veya miras hukuku konusunda Kemalizm ne der acaba? Onun bir ideoloji olarak bu konuda kendine has üslubu nedir?

Şu açık yüreklilikle kabul edilmelidir ki/bilinmelidir ki asla Kemalizm bu anlamda bir ideoloji olamaz ve zaten değildir! Hayır asla! Kemalizm’in yaşama dair söyleyecek bir kaç taklit sözden başka bir şey yoktur.

Kemalizm'i bir binaya benzetirsek üst kısmı yani çatısı Kemalizm ise alt kısmı yani temeli eklektiktir. Üstü Kemalizm ise, altı liberalizm, Marksizm, Kapitalizm, Sosyalizm, Komünizm ve Materyalizm gibi ideolojilerden oluşan bir hibrit/melez bir yapı arz etmektedir Kemalizm!

Güya bir ideoloji olarak sunulan bu düşünce aslında İslam'dan başkaca her düşünceden/her yaşam felsefesinden bir şeyler kırpmış/çalmış ve bunları pragmatik bir yaklaşımla ele almış melez bir düşünce biçimdir ve asla bu düşüncenin temellerini de Atatürk atmamıştır.

Bu düşüncenin güya sözde ateşli savunucuları İslam’dan başka her şeye zihinlerinde yer vermişlerdir, her düşünceyi ‘Farklılık renkliliktir’ adına alkışlamışlar, ama söz konusu İslam olunca ona karşı muhalefette en önde yer almışlardır. Her nedense İslam’a ve Müslümanlara karşı hep mesafeli durmaya özen göstermişlerdir.

Aslında Kemalizm bir İslam veya soylu ses karşıtlığı olarak doğmuş bir ideoloji olup Osmanlı topraklarında ve/veya Türkiye'de yaşamış azınlıkların İslam düşmanlığı adına dillendirdikleri eklektik/pragmatik kısacası kalpazan bir düşünce yığıntısından başka bir şey değildir. Temelini ise İslam düşmanlığı/karşıtlığı içermektedir.

Doğrusu, Atatürk kendi düşüncelerinin ideolojik bir yaklaşımla/dayatmayla hayata aktarılıp bu düşüncenin bir tür halk/İslam düşmanlığına dönüştürüldüğünü görseydi ilk önce her halde ‘Ben en iyi/önde giden bir Kemalist’im! ’ diyenleri ipe çekerdi.

Hatta diyebilirim ki bu düşüncenin güya babası niteliğinde olan Atatürk tekrar yeryüzüne gelebilse/gönderilse 'Vallahi ben asla Kemalizm diye bir ideoloji kurmadım! Vallahi siz benim adıma neler-neler söylemişsiniz? Nasılda beni birer totem/tabu haline getirmişsiniz. Ben sadece bir kıvılcım bırakmıştım bu ümmet ormanına! Fakat ne yazık ki ben öngörülü/ileri görüşlü biri olsam bile bu yangının bu denli büyüyüp masum insanları çoluk-çocuk demeden yakabileceğini nereden düşünebilirdim ki?

Benim düşüncelerimi pervasızca kalpazanlaştırıp masum insanlara dayatanlardan ve hayatın her alanını kuşatıcı ilkeler içermediği halde Kemalizm diye bir yaklaşımı bir ideoloji olarak sunanlardan davacı olacağım.

Dahası bu işi bir geçim kapısı haline getirip masum halkı soyup-soğana çevirenlerden, benim adımı kullanarak oligarşik bir yönetim kuranlardan, olmadığı halde bu düşünceyi varmış gibi gösterip bir Baasçı diktatoryaya dönüştürenlerden hesap soracağım!

Hem ben asla benim resimlerimin de Matematik/Fizik/Biyoloji kitaplarının bazı sayfalarında, Coğrafya atlaslarının baş köşesinde, defterlerin ön yapraklarında, bir dünya haritasının en üst sol köşesinde kısacası hemen her yerde bir idol gibi sunulmasını da istememiştim/ dilememiştim!

Güya ben her bilim dalına hakim bir bilge adammışım gibi her şeyde beni öne geçirmelerinden de çok rahatsızlık duyuyorum! Zira bu kalpazan Kemalistler, Matematik, Hendese, Tıp vs. Gibi her bilim dalında bilge biri olarak sunmaktadırlar beni! Oysa ben evrensel değerlerin egemen olması için mücadele vermiştim. Tüm bunları görünce ‘Meğer ben neymişim? ’ diyeceğim geliyor içimden doğrusu!

Bu tür olağanüstü ve irrasyonel sunumlarla zavallı yavrucaklara 'Her halde annemin anlattığı Tanrı bu olmalıdır!' dedirtecek kadar beni ilahlaştıran/kutsayanlardan davacı olacağım!

Vallahi bunlardan haberim yok benim. Ben o kadar çok Matematik, Fizik falan da bilmem doğrusu! Ben bir savaş komutanıyım! Ancak savaşın kurallarını çok iyi bilirim! Savaşta hileyi en çok kullanan da benim.

Görüyorsunuz Cumhuriyeti kuran ve hilafeti de ilga eden de benim! Bunu benden başka kim becerebilirdi ki! Savaş bir hile ise bunu en iyi kullanan da benim! Öyleyse beni olduğumdan farklı sunanlardan/gösterenlerden yarın kıyamette-eğer varsa-davacı olacağım!' derdi.

M. KÜÇÜK
  • Paylaş
Kemalizm bir ideoloji haline getirebilir ama bu sefer bu ideolojiye mensup olmadığını söyleyen kişiler doğal olarak bunun dışında kalır.

Bunu söylememin sebebi, Atatürk'ün Türkiye'ye kazandırmış olduğu yeni devlet sisteminin birçok ideolojiden, akımdan, fikirden öğeler içermesidir (hepsinden değil)
Örneğin, karma ekonomi rejimi, anti-emperyalızm, laiklik, milliyetçilik gibi.

Atatürk bir modernleşme devrimi yaparken ülkeye çok partili demokrasiyi de getirmeye çalıştı. Hatta ülkede seçimlere dahi gidildi. Yani uzun lafın kısası, değişik fikirlerin savunulmasını, mecliste ve yerel yönetimlerde temsil edilmesini istiyordu.

Atatürk'ün kurduğu devlet sisteminde milliyetçiler, liberaller, sosyalistler vs. olacaktı çünkü cumhuriyeti kuran mecliste bunlar vardı (En önemlisi Kurtuluş Savaşı demokratik bir meclisle yürütüldü, bunu en başta Atatürk istedi)

Atatürk'ün devrimini savunan bir kişi olarak şahsen bana 'Kemalizm' kelimesi soğuk geliyor. Çünkü, bu bütünleştirici değil ayrıştırıcı oluyor.

Bence bir ideoloji olmamalı, ideolojilerin savunulabildiği demokratik, modern, laik ve sürdürülebilir bir devletin rejimi olarak algılanmalı.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

501 Görüntülenme8 Takipçi7 Yanıt