Bilmek istediğin her şeye ulaş

En gelişkin canlı olarak kabul edilen insan sözde evrim zincirinin en son halkasıysa neden evrimleşegeldiğimiz söylenen canlılar fiziksel olarak insandan daha üstün?

Kimi daha güçlü, kiminin gözleri daha keskin, soğuktan koruyan kürkleri, kiminin keskin pençeleri.Düzenle
çnku insan mutlak bi iradeden korkmak ister.. allah inancı olmayanlarda ya uzaylıdan. ya da o deli saçması şeylerden korkar işte....yazıkkk...
  • Paylaş
beynim eridi
  • Paylaş
Bence evrimin son zinciri insan değil insan beynidir. Silahları ve Atom bombasını da yapan insan beyni. Asıl evrim topraktan bunların var edilmesidir.
  • Paylaş
Adaptayon insan havada avlarını seçip avlamadıkalrı için gözleri o kadar keskin değil. insan vahşi bir ortamda yaşamadıkalrı için goriller gib kaslı iri ve cüsseli dğeiller ama hiçbir hayvanda olmayan eşy bizde akıldır akılla en keskin gözlü hayvanda daha iyi gören fotoğraf ve kamera üretebiliriz biz şehri yerle bir eden bomba bile yapaliriz önemli olan akıldır. Ben öküzden korkarım çünkü onun silahı var ama aklı yok. İbn-i Sina
  • Paylaş
1

Bosch Wear, İbn-i Sina zamanında fotoğraf ve şehir yerlebir eden bombalar mı vardı? Yokdu ise neden son cümle tırnak işaretleri arasına alınmadı?

evrimleşegeldiğimiz canlılar derken neyi kasediyorsun? keskin pençe ya da kalın kürkke sahip dediğin canlılarla insan arasında bir karşlaştırma yapmak güç çünkü ne biz onlardan evrimleştik ne de onlar bizlerden. insanlar evrimn son zinciri değil yanılıyorsun insan homo sapiens evriminin son zinciri,sadece. bahsettiğin diğer canlılarda bir zamanlar var olan bir canılnın evrimleşmesi sonucunda ortaya çıkmış. şu anda gördüğümüz her canlı ortak atadan farklaşan canlıların oluşturduğu farklı dalların son ürünü. yani kaplan da x canlısından üstün ama önemli nokta artık x canlısı yok. bu nedenle şu anda var olan canlıların birbirlerine göre avantajları olması normaldir. diğerlerinin de dediği gibi bizi diğer canlılara üstün kılan sadece aklımız. eğer aklımız olmasaydı eminim ki insan ırkı var olamazdı. dediğin gibi kürkü yok, pençesi yok. ama sığınak yapabilme becerisi ve silah yapabilecek beyin kapasitesi var.
  • Paylaş
söyleyin bakalım, şu ortak ata dediğiniz canlı neymiş?
  • Paylaş
öyle bir ata yok.
  • Paylaş
he neymıs bunu bende merak edıyom. ılk canlılar bakterıler,sonra cok hucrelı organızmalar,sonra surungenler,....... sonra bı goktası vurmus gezegene hersey altust olmus.bunların hepsıne eyvallah .olabılır ben anlamam bılım adamalrı bılır. ama su ortak ata hangısı bunu gercekten bende cok merak edıyom.
  • Paylaş
Evrim her zaman daha gelişkin boyuta doğru işlemez, bir tür bir yerlerden bir şey kaybederse başka yerden kazanır şöyle; insan türünü oluşturan dal grubunun bireyleri fiziksel özelliklerini kaybetmişlerdir ancak beyinsel üstünlük sağlamışlardır zaten fiziksel özellikleri diğer güçlü canlılara göre daha az olan o dalın bireyleri daha güçsüz oldukları için beyinsel gelişime neden olan eylemlere yönelmişlerdir( taş atmak, mızrak yapmak, tuzak kurmak...) buda avantajsız olduğu bir duruma farklı avantaj ekleyerek, genlerle gelecek nesillere aktarmışlardır o nesillerde gelişerek sürekli bir beyin gelişiminin yolu açılmıştır.
  • Paylaş
Bu arada bir kartal keskin gözlüdür ama tavşan o keskin gözlerin keskinliğiyle doğru orantılı olarak hızlanır ve çevikleşir. Bunların hiçbiri uydurma değildir. Ve eğer evrimin işleyişini görmek istiyorsan böceklerin DDT kimyasalına karşı nasıl bağışıklık kazandığı ile ilgili yazıları oku. Süper güçlü olan haşere kimyasalı DDT bir zamanlar tüm böcekleri öldüren tek kimyasal idi ve mucize bir haşere ilacı olarak gösteriliyordu ve çok rağbet görüyordu, ancak bazı böcekler artık kimyasala tepki vermemeye başladı ve yeni nesiller o kimyasalın etkilerine göre evrimleşti bu da o böcekleri artık sadece ezerek öldürülecek hale getirmişti. DDT'yi kartal tavşanları böcek olarak gör inan evrimin işleyişi bu kadar basit.
  • Paylaş
Stephen Jay Gould, (sözde) evrimin ileriye ve gelişime dönük olmadığını neye, hangi delile dayanarak söylemiştir?
Dünya üzerinde kaç milyar böcek türü olduğunu biliyor musunuz?
  • Paylaş
Dünyada ki en fazla canlı grubudur böcekler, ama anlattığımın nicelikle ne alakası var? Örneği ben bir insan yaşamı süresine sığacak şekilde verdim. Hani başka canlıların evrimini (uzun sürede gerçekleştirdiklerinden) görmediğinizi savunuyorsunuz ya işte bu sizin yaşamınızın uzunluğuna sığacak bir örnek gösterdim daha kısaların da gösterebilirim. Bu süreç içinden anlayamayan biri olarak sürekli sen sorucan ve cevabını bilmediğimiz şeyleri de akıllı tasarıma dayandırıcan. Şöyle bir söz vardır; ''Farklı dinsel cemaatlerin din adamları, tıpkı cadıların gün ışığından korktukları gibi bilimin ilerlemesinden korkar ve benimsedikleri aldatmacaların yok oluşunu müjdeleyen kaçınılmaz sona nefretle kaç çatarlar.'' Ne kadar doğru olduğu evrim teorisini açıklayan Darwin'e verilen tepkilerden anlayabilirsin, düşün bakalım ne kadar doğru.
  • Paylaş
Sayın Erdalkou, ilk soruma cevap vermediniz. "Süper güçlü olan haşere kimyasalı DDT bir zamanlar tüm böcekleri öldüren tek kimyasal idi" şeklinde bir bilgi aktarıyorsunuz. "Şu anda bilinen böcek türlerinin sayısı 1,5 milyara yakın. Çoğu araştırmacıya göre bunun en az 10 katı kadar da henüz keşfedilememiş olan böcek türü bulunuyor" Şu halde DDT kimyasalı 1,5 milyar böcek türü üzerinde denenmiş midir? Buna bir insan ömrünün yetmeyeceği hususunda size katılıyorum. Cevabını bilmediğiniz şeylerin olduğunu açık yüreklilikle söylemenizi tebrik ediyorum. Sayın Erdalkou, mesele birden nasıl şahsileşti bilemiyorum ama ben sadece soru soruyorum. Sorularım sizi rahatsız ediyorsa, sorularımı muhatap almayabilirsiniz.
  • Paylaş
2

Erdal, Bilmiyorum ama anlamak istemiyorsun bence oradaki tüm böceklerden kasıt kimyasalın uygulandığı tüm böcekler anlayacağın o kimyasal bir zirai ilaçtı, yani anlaman gereken kısım o zaman uygulandığı tüm böcek türlerini yok eden bir kimyasal idi. Bütün böcek türlerine etki edeceği tabi ki aşikar değil. İnsan ömrünün yetmeyeceği kısım çok gelişkin canlıların evrimini izlemektir. Yaşamında görebileceğin evrim olgusunu belli böceklerin yaşamlarının işleyişinde görebiliriz. Ömrün o canlıların evrimini görebilecek kadar uzun bir filin evrimini göremezsin çünkü senin yaşamından önce başlamıştır senin yaşamından sonraki zamanlara kadar devam edecektir. Ayrıca evet bilmediğimiz şeyler var ancak dediğim gibi bilim ilerledikçe onlar gün ışığına çıkacak bunu bilmekteyim puzzle parçaları doldukça her şey sizin anlayacağınız şekilde gelecek. Sorularına gelirsek her zaman böyle forumlarda karşılaştığım stilde soruların var, sorularının amacı bazı şeyleri anlamak değil sana mantıksız geleni bana da mantıksız hissettirerek fikirleri mi tekrar sorgulamam gerektiğini dürtecek şekilde ama ben bildiklerimi sağlam kaynaklardan aldığım için hiç kuşku duymam ama sen sorduğun sorularla akıllı tasarımdan ve getirilerinden kuşkulu davranır gibisin o yüzden bu tarz tartışmalara giriyorsun bilmiyorum bana böyle hissettirdin.

Phiphenomenon, Sayın Erdalkou, bağışıklık kazanmak/dirençli hale gelmek evrilmek midir? Sağlam kaynaklarınız nelerdir, lütfen paylaşır mısınız? Sayın Erdalkou, ben genellikle soru soruyorum, arada bir düşüncelerimi ifade ediyorum. Meseleleri şahsileştirmeden de konuşabileceğimiz kanaatini taşıyorum.

evrimi şöyle tanımlayabiliriz.. populasyondaki bir genin değişik formlarının zamana karşı değişimi,mutasyona uğraması...fosil kanıtlar 4.5 milyar yıl önce dünyanın oluştuğunuda ilk fosil hücrenin de 3.5 milyar yıl önce tek hücreli fosiller olduğunu gösteriyor..evrimin temelnde mutasyon, seleksiyon vardır..ortama uyumu sağlayanlar-hayatta kalmayı başaranlar- çoğalarak devam ediyor..çeşitililği oluşturanda gen transferleri yoluyla olmakta..aslında bakterilerin ilaç dirençli suşların gelişmesi evrim modellerinin en önemlisi sayılıyor.evrim çok uzun zaman alan bir süreçtir,çünkü üreme hızı katsayısı etkilidir.. ama E. coli bakterisinin üreme hızı gibi diğer bakterilerinde üreme hızı yüksektir(evrim araştırmalrında önemli bir baz olarak antibiyotik dirençliliğinde kullanılır).erdalkou nun verdiği örnekte de böceklerin DDT e dirençli hale gelmesiyle aynı şey.. bunu her yıl değişen grip virüsünü de örnek verebilriiz, o da evrimleşiyor ... şartlara göre ortama göre ayakta kalabilme savaşı..evrim DNA da ki genlerdeki zamanla, kimyasal ya da fiziksel ajanlarla çoğalması, çıkartılması, yanlış eşleşme..yollarıyla oluşan mutasyonal bir değişiklik.. eğer bu letal( öldürücü) değil ve dölden döle aktarılabiliyorsa burada gerçekleşmiş bir mutasyondan bahsedebiliriz.ama burada bahsettiğim mesela bir bakteri de genom değişikliği onu evrimleştirererek kartal yapmaz...sadece o bakterinin suşları gelişmiş olur...her canlı tek başına bir canlı türüdür..ortak bir atadan yaratıldığımız doğru.. o da Allah...
  • Paylaş
Bahsettiğiniz fosil kanıtlar nelerdir? Nasıl adlandırılmaktalar? Nerede muhafaza edilmektedirler? Biz o kanıtlara nasıl ulaşabiliriz? (internet ortamında) Geçirdiği bir mutasyon sonucu yeni ve daha üstün bir özellik kazanmış canlı veya buna dair bir kanıt var mıdır? Varsa bu canlı ya da kanıt nedir? Mutasyon sonucu özellik kazanılmıyor da sakatlık doğuyorsa bu evrim midir? ? Bağışıklık kazanmak (dirençli hale gelmek) evrilmek midir? Sizce biz Allah tan mı yaratıldık? Öyleyse bizi kim yarattı?
  • Paylaş
2

Erdal, O fosil kanıtları senin ülkende değildir, çünkü bu zamana kadar bu konuyu gelişmiş batı ülkeleri takip etti ve onlar çözdü diyebiliriz ciddi ara geçiş fosillerini İngiltere'deki Natural History Museum'da görebilirsin gerçi onların geneli gizli bölümdedirler çünkü altından daha değerlilerdir. İnternet ortamından ulaşmak istiyorsan http://www.nhm.ac.uk/ bu linke bakabilirsin. mutasyon sonucu belli bir tür grubun reptillerin ( sakın çizgi filmdekilerle karıştırma bu reptiller amfibiyenler'den sonra gelen kısım) dinazorlara evrilmesi örnek verebiliriz ancak dinazorlardan sonra gelen memelilerin sandığın gibi dinazorlardan daha gelişkin olmadığını görebilirsin buda evrimin sürekli kütlesel gelişmeye doğru gitmediğini gösterir. Ama bazı insanların kimyasallara ya da radyoaktivitiye maruz kalması sonucu evrim aşamasında kaybettiğimiz bazı özlelliklerin tekrar oluştuğunu görebilirsin( googleda human tail arat) mutasyon sonucu özellik kazanılmıyorsa bu yapay etkenlere örnektir ve sakatlık oluşabilir mesela hiroşima sonrası fazla radyoaktiviteye maruz kalan insanların durumu gibi buna evrim denilir mi denilmez mi bilmiyorum ama o özelliklerini gelecek nesillere aktaramayacak halde olabileceklerini biliyorum. Bağışıklık kazanmak evrilmektir basit mantıkla şöyle; meteor çarpması sonucu oluşan toz bulutu dünyayı uzun zamanlar boyunca güneşsiz bırakmıştır buna alışamayan (bağışıklık kazanamayan) dinazorlar ölmüş ama bağışıklık kazanana memeliler yaşamıştır. Ayrıca bir yaratıcının bizi yaratmadığı kadar aşikar bir şey yoktur. İki insandan mı gelmek mümkündür yoksa koca zaman içinde canlıların evrimleşerek insanı oluşturması mı mümkündür ben ikincisini bilmekteyim gerçek olanda odur!

Phiphenomenon, NHM ve kanıtları ile ilgili sorgulamam gereken bir çok husus var. Ancak bu sorgulama için malesef vaktim müsait değil. Enerjimin büyük bir kısmını ve 24 saatimin yaklaşık 6-7 saatini hazırlandığım sınava ayırmam gerekiyor. Nasib olur da önümdeki bu engeli aşıp hayatımı bir düzene oturtabilirsem o zaman bu sorgulama işine girişmek için epeyce vaktim olacak. Şimdilik NHM ve kanıtlarına ve Hoyle'nin bu kanıtlara olan itirazlarına kabaca bir göz atmakla yetindim . Sorgulamam gereken hususlar ise oldukça geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Nhm nin tarihi, kuruluşu, kurucuları, kurucularının biografileri, nhm ile ilişkili bilim adamları, nhm nin kurumsal geçerliği ve güvenirliği, sunulan kanıtların bilim dünyası tarafından kabul edilirliği, fosillerin nasıl ve kimler tarafından bulunduğu, bulan kişilerin biografileri vs vs

Evrim Kuramı, 13.5 milyar yıl boyunca inorganik evrenin, 3.5 milyar yıl boyunca da organik evrimin süreçlerini ve özellikle bu süreçlerdeki egemen olan ilkeleri inceler.
Bunun için bilimsel düşünce ve merak esastır. En iyi bilinen şeyler için bile kuşku duyulması esastır. Her şeyin bir nedeni olduğunu bilir. Doğaüstü güçlerden ziyade, evrenin kuruluş esaslarındaki kuralların kendi arasındaki ilişkilerine inanır.bana göre de merak başlı başına olması gereken bir özelliktir , araştırmak, okumak, öğrenmek, geniş düşünmek..sonra düşünüyorsun.. kainatı,düzeni,yaşamı,en basit canlıdan en karmaşağa doğru birbirleriyle arasındaki ahenk ve düzeni.. bunların hepsinin tesadüflerle oluştuğunuve bize verilen bu akıl,mantık yürütme,düşünce yetisinin verilmesinde hepsinin bir nedeni olduğunu düşünüyorsun..bu sorular seni yaratıcının varlığına bunun ancak bir yaratıcı ancak bu kadar kusursuz yapabilir diye düşünüyorsun.ve ardından Allah' ın bizler için gönderdiği asırlardır değişmeyen kitabını(Kuran-ı kerim) okuyor ve inanıyorsun..
Yaratan Rabbinin adıyla oku! (96/1)
O, insanı bir alekadan (embriyodan) yarattı.(96/2)
ZÜMER 6. Ayet
O, sizi bir nefisten yarattı. Hem sonra onun eşini de ondan var etti. Sizin için yumuşak başlı hayvanlardan sekiz çift indirdi. Sizi analarınızın karınlarında üç karanlık içinde yaratılıştan yaratılışa yaratıp duruyor. İşte Rabbiniz Allah O'dur. Mülk O'nundur, O'ndan başka tanrı yoktur. O halde nasıl haktan çevrilirsiniz? (39/6) ...ama şu var ki bence herşey de bir hikmet vardır..bu bilimsel araştırmalarda da..bu canlılar arasındaki ortak gen benzerliği arasındaki ilişki sağlık alanda gelişmelere neden olabilir kanatindeyim nitekim;Amerika'daki Cleveland hastanesinde kalp kapakçıklarının %70'i domuzlardan elde ediliyormuş,bunun daha bir çok örneği mevcut ve geliştirlmekte....

  • Paylaş
Sayın Begum, Evrim Kuramı diye başlayan yazınızı benim sorularıma bir cevap olarak yazmadınız sanırım. Ancak sormak istediğim bir nokta var. Yazdıklarınızın içinde geçen "bunların hepsinin tesadüflerle oluştuğu" ifadesi yazdıklarınızın tamamıyla çelişmiyor mu?
  • Paylaş
4

Erdal, Hayır hiç mi hiç çelişmiyor neden dersen; Biz bir türün belli durumlara maruz kalmasından sonra oluşacak türün nasıl bir şey olacağını göremiyoruz ancak o duruma adapte olabilecek bir tür olacağını kesinlikle biliyoruz. Zaten bilindiği gibi dünyada süper bir düzen yoktur hatta düzen yoktur dünya sürekli bir karmaşa içindedir ve öngörüye açık bir durumda değildir ciddi doğal dönüm noktaları hiç akıl erdiremeyeceğimiz bir yere taşıyabilir bizi bunların hepsi tesadüfi bir durumdur. Entropi denilen bir süreç mevcuttur dünyada ve bu fizikten, biyolojiye, kimyaya, teolojiye, antropolojiye... kadar tüm dalları kapsar ve tesadüf ve sonuçlarını dengesizlikten dengeye geçildikten sonra açıklar. Bu evrimi öngörememizle ancak evrimde belli bir aşama gerçekleştikten sonra onu çözmemize bir örnektir.

Phiphenomenon, Sayın Erdalkou, Sayın Begumun yazdıklarının tamamını okuduğunuza emin misiniz? Entropi yasasının evrensel "düzensizliğe gidiş" olgusunu ifade etmesi aynı zamanda bir düzenliliğin de varlığına işaret değil midir?

Erdal, Entropi yasasının olgusu sürekli bir düzensizliğin var olmasındandır, evrenin ilk oluşumundan şu ana kadar her şey düzensiz halen de öyle, zamanında ki bir düzenliliğin açıklaması değildir!

Phiphenomenon, Sayın Erdalkou siz entropi yasasını doğru anladığınıza emin misiniz? www.essortment.com/science-law-entropy-44774.html tamamını buraya çevirmek olmaz ama bir iki cümlesine değinelim. "The second law of thermodynamics states that in any isolated system, the degree of disorder can only increase" Termodinamiğin ikinci kuralı, izole edilmiş bir sistemde düzensizlik derecesi sadece artabilir. Sayın Erdalkou, eğer sizin dediğiniz gibi herşeye düzensizlik hakim olsaydı, bahsi geçen düzensizlik artışı zaten varacağı son noktaya gelmiş olmaz mıydı? Yani bu artışın sonlanmış olması gerekmez miydi? Son paragraftan bir cümle daha aktarmak istiyorum. "If you look at the broad picture, entropy actually makes sense, it is simply saying that everything is interrelated." Eğer resmin tamamına bakarsanız, basitçe herşeyin birbiriyle bağıntılı olduğunu söyleyen entropi gerçekten bir anlam kazanır. http://physics.about.com/od/glossary/g/entropy.htm bu adresteki "Misconceptions about Entropy" başlıklı mini yazı anlatmak istediğimi özetlemiş: " bir cümlesini buraya yazayım, gerisini adresten okuyabilirsiniz. "It just means that in order to become more orderly (for entropy to decrease), you must transfer energy from somewhere outside the system" : Termodinamiğin 2. kuralı daha düzenli hale gelebilmek için (düzensizliğin (entropi) düşmesi için) enerjiyi sistem dışından bir yerden transfer etmeniz gerekir, tıpkıdöllenmiş yumurtanın bir bebek haline gelebilmesi için hamile bir kadının yiyecekteki enerjiyi çekmesi gibi. Entropi yasasında dikkatimi çeken bir başka noktaya değinmek istiyorum. "Bütün enerji değişimlerinde çevre ile sistemin entropi değişimlerinin toplamı daima pozitiftir. Bu da evrendeki(evren izole/kapalı sistemdir, az önceki hamile kadın örneği ile karıştırılmamalıdır.) toplam entropinin sürekli artmasına sebep olur. Sayın Erdalkou acaba evrendeki düzensizlik katsayısı ulaşabileceği son raddeye gelince nolucak dersiniz?

erdalkou biraz açıklama yaptı size.. eksik kalanları anlatmaya çalışıyım.. evrimin temelinde mutasyon, seleksiyon, ve adaptasyon etkilidir..hepsinin temelinde daha gelişmiş,daha ortama uyum sağlam daha dirençli.....mutasyon da şöyle; meydana gelen değişim diğer torun nesillere aktarılabiliyorsa mutasyon denilebilir..buna en bariz örnek bakterilerin antibiyotik dirençliliğidir...penisilin antibiyotiğine duyarlı olan bakteri gen transferi ile dirençli hale gelebiliyor...gdo lu gıdalar.. örnekleri çoğaltabiliriz..ilk yazımda ortak ata diye Allah demişimtim.. yanlış anlaşılmasın.. tüm canlı türlerini yaratan Allahtır.. ve bu bilimsel araştırmalarda ben evrimin varlığını kanıtına gittiğini düşünmüyorum.sağlık alanında gelişmelere katkıda sağlıyacağını düşünüyorum. tesadüf olayı da tabiatçıların savunduğu, tesadüflerle oluştu ifadelerine inanamadığımı böyle bir düzen ve ahenkin ancak bir yaratıcı tarafından yaratıldığını düşünüyorum..
  • Paylaş
phiphenomenon (kısaca phip), erdalkou (erdal) ve begum; (1) İzniniz olursa sizlere kısa bir ayırım yapmak istiyorum. TDK Sözlük anlamlarına bakmadım ama bilimsel kullanımlarında "evrim" kelimesi canlıların yaşam süreçleri içerisinde çevrelerine uyum sağlamak amacı ile geçirdikleri değişimleri, "mutasyon" kelimesi ise insanoğlunun doğaya müdahale ederek çok daha kısa sürede ancak sağlıklı olmayan yollar kullanarak benzer değişiklikler meydana getirmesidir. Evrim doğal bir süreç iken Mutasyon, türkçe çevirisi ile başkalaşma, olumlu etkileri olsa dahi daha kuvvetli olumsuz etkilere sebebiyet vermektedir. Nükleer patlamalardan yıllar sonra bile, bölgede gezinen partiküllerin insan ya da hayvan ayırt etmeden tüm canlıların dna yapılarını bozması ve gelecek nesillerinin düşk yapmasına ya da sakat doğmasına neden olması mutasyona bir örnek olabilir. (2) Tekrar, müsait buyurursanız bilim, fen, doğa gibi konularda "Allah yapmıştır, etmiştir" biçiminde vurgulara yer vermeyin. Zira inanan olsun inanmayan olsun, fark etmez. Kuşların kanatlarının tüylerle kaplanması, uçmalarına elverecek şekilde dizayn edilmesi her ne kadar Allah'ın hikmeti olarak düşünülse de, Allah hiç bir şeyi "Lan bu böyle olacak, çünkü ben istiyorum" mantığı ile yapmamıştır. Sizlerin "Çünkü Allah böyle buyurdu" dediğiniz her konuda, aslında belli bir yol takip edilmiş ve hakikaten düşünerek karara varan insanların gerçel bulgular elde etmesine olanak sağlayan ipuçları bırakılmıştır. İşte burada phip'in kafasındaki düşünceleri toparlayabilecek olan, bu ipuçlarını farketmesini sağlamak ve bilgiye olan bu açlığını bastırmaktır. (3) Yukarıda biryerde geçen bi konu daha var, evren'in ve insanın yaratılışının şans olup olamayacağı ile ilgili. Bu konuda şimdilik yorum yapmayacağım, zira mesaj çok uzadı. Belki bir dahaki sefere. :)
  • Paylaş
1

Phiphenomenon, Boshwearcim, sürekli sorgulamak, hep sorgulamak, daha fazla sorgulamak agnostik yaklaşımın da gereği değil midir? :)

1)evrim ve mutasyon kelimelerini peki neden ayrıca araştırmadınız?bunlar kulaktan dolma bilgileriniz mi yoksa bir araştırma yaptınız mı?ben geçtiğimiz dönem aldığım master dersinde hocamın söylediklerini ilettim mutasyon ve evrim için.. kendisi koşulsuz evrim kuramına inanan biri..evrimi siz çevreye uyum olarak değişiklik olarak nitelendirmişsiniz.. müsadenizle şunu sorayım size:maymunlar şempazeler ortama ayak uyduramadıkları için mi insana dönüştü.. peki şimdi neden maymunda var şempaze de var..hava çok soğuk, giyinmemiz gerekiyor(ne güzel tüylerimiz vardı), aklımızı kullanıyoruz.. çevre kloşullarından dolayı mı artık akılla ihtiyaç olmuş.. bunu ne belirlemiş..mutasyon sadece insan oğlunun yapmış olduğu müdahale değildir.örneğin sağlıklı anne - babadan müdahale etmeden genomik yapısı bozuk hastalıklı bireyler oluşabiliyor.ya da grip virüsü her sene farklı bir tür çıkıyor..ayrıca bahsettiğiniz nükleer patlamada eğer oluşan hastalıklı bireyler kısırsa mutasyon değildir bu..aktarılması gerekir diğer torun nesillere..2)Allah yapmıştır dendiği zamna neden bilimden uzaklaşmış oluyoruz,anlamadım.. bilimler iç içe değil midir? fizik,kimya, matematik, biyoloji ve din bilimi...Allah'ın varlığına inanma, araştırma, kaynakları araştırma, Kuran'ı anlamaya çalışmak da bir bilim değil midir?direk kestirip atıyorsunuz.. yarattıkları üzerinde Allah'ın bir hikmeti vardır. ki biz bunu anlayalım, O'nun hem büyüklüğünü görelim, hem de bunun bizim için bir hikmeti olduğunu düşünelim..mesela iki böbreğimiz olması,bir koroner by-pass için kulanılan damarın bacaktan alınan safen ven( toplardamar)in greftlerin kullanılması ve bir çok mucize evrimle mi, çevreye uyumla mı, kendiliğinden oluştu, doğa mı yaptı?ama bunu tabii anlayana.....
  • Paylaş
1

Nemeo, her zaman çevresel koşullara en iyi uyum sağlayan birey genlerini aktaracak diye bir olgu söz konusu değildir. Seçilimin birçok çeşidi vardır (hatta bence yeni biçimleri de keşfedilmeyi beklemektedir) doğal, eşeysel seçilim, akraba seçilimi vb. Örneğin insandaki çoğu özellik eşeysel seçilimin sonucudur. Eğer evrimi sadece doğal seçilime indirger, diğer seçilim, uyum biçimlerini ve populasyon genetiğini yok sayarsanız büyük hata edersiniz. Lütfen biyolog sıfatınıza güvenip kısa sürede çürütülebilen savlar ortaya koymayın. Ayrıca din, gerçekten bilim değildir, mitolojinin bir alt dalı onu incelemek üzerine olsa bile.

"Üstünlük" bilimsel olarak bir anlam ifade etmez. eğer üreme yeteneği ve uyum gücü ise kastettiğiniz, o zaman kendi sorduğunuz soruyu kendiniz cevaplayabilirsiniz, bariz değil mi biraz? yalnız cevabı yaratılış atlasınızda bulamayabilirsiniz belki, balık oltaları size pek fazla bilgi sunmayacaktır.
  • Paylaş
Evrimsel biyolojide 'aşağı' ya da 'üstün' olarak nitelendirilebileceğimiz şekilde canlı sınıflandırması yoktur, diğer canlılardan kendini üstün sayma insanoğlunun kibridir.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

1432 Görüntülenme3 Takipçi22 Yanıt

Konu Başlıkları