Bilmek istediğin her şeye ulaş

Eğer Kur'an-ı Kerim'in inişine kimse şahit değilse ve Hz. Muhammed onu sözlü olarak aktarmışsa; bu durumda hadis ve ayet arasında 'güvenilirlik' açısından ne fark kalıyor?

Bu sorunun ardındaki kafa Allah varsa benle konuşsun o zaman kafası. Halbuki iman edenler için Allah o na şah damarından daha yakındır. Peygamberin sıfatları arasında yer alan ve iman etmeyenlerin bile itibar ettiği nokta Hz. Muhammedin EMİN sıfatıdır. Kaldı ki bazı sözler ilahi, bazı sözler ise sünnet olarak bize kadar gelmiştir. Sünnetler olmasaydı belki herşeyi Allah mı söyledi diye şüphe etmek daha akılcı olurdu, ama öyle değil bu sebeple peygamber kendi sözleri ile Allahtan gelen sözler karışmasın diye vahiyleri sahabeye naklederken SADAKALLAHÜLAZİM diye bitirmiştir. Ki bu söz arapça da, Allah ne doğru ne güzel söyledi demektir.
  • Paylaş
8

Eslemce, Bence yani ben öyle algıladım
Bu sorunun ardındaki kafa; ben Kur' an a bakarım hadis beni bağlamaz kafasına kafa atmak :) İnancı sorgulamıyor da inandığını söylediği halde şu hariç bu hariç diye ayıklayıp duranlara soruyor sanki.
Kimin neye nasıl inandığı beni hiç bağlamıyor ama soru güzel soru çok beğendim ben şahsen !

Erhan Kılıç, Boş laf cevap yok. Halk arasında laf ebeliği denir buna.

Hakan, doğruyu söylemek gerekirse ben soru tipinden öyle algılamadım, siz yazdıktan sonra tekrar baktım soruya yine öyle algılamadım çünkü soru da "Eğer Kur'an-ı Kerim'in inişine kimse şahit değilse ve Hz. Muhammed onu sözlü olarak aktarmışsa" şeklinde bir ön koşul hatta yönlendirme var, devamında da " bu durumda hadis ve ayet arasında 'güvenilirlik' açısından ne fark kalıyor?" diye sorarak ta ayetlerinde insan ağızından çıkmış olabileceğine işaret ediyor. bu sebeple cevabımıda o yönde yazdım. Daha güzel sorular gördüm inploidte :) Yeteri kadar güzel olsaydı soru kipinde ikimizde aynı şeyi anlardık demek ki o kadar kaliteli değil diyebiliriz. Fena sayılmaz dedi buna hakkan :)

Hakan, inanç denilen şey koşulsuz itaat zaten. senin için boşsa bunu dolduracak argümanları ben sana sunamamki. seni Allah inandıramamış ben mi inandıracağım :))) dolu laf ebesi :) inploid.com/erhankilic

Erhan Kılıç, Soruya cevap vermekten kaçmayı bu şekilde adlandırmak kendini kandırmaktan ibarettir. Üstelik kendi yalanına bile inanmak nasıl bir psikoloji ile açıklanır bilemiyorum.
Şimdi diyorsun ki ön koşul var.
Bana aksi durumunu yani şahitleri ve kesin doğruluğunu göstersene?
Yok. Olsa zaten arkadaş bu soruyu sormaz değil mi?
O önkoşulun aksi ne durumu var ispatlanmış, doğrulanmış?
Ama siz Kuran'ın değiştirilmediğine gene Kuran'da yazan bir ayetle inandığınız için ne desek boş.

Hakan, sen okuduğunu anlamıyorsan ben nasıl yardımcı olurum sana. Biraz Türkçe dil bilgisi çalışın, kitap okuyun, ima, mana, tematik deyimler, gönderme ve önermeler gibi yazıya anlam katan unsurları kavrayın sonra ergen seviyesinin daha üstünde eleştiriler yapın. o vakte kadar hadi canım hadi.

Erhan Kılıç, Canim sorularima neden cevap vermedin?

Hakan, sen soru soramıyorsunki? sorduğunu sanıyorsun. soruyu bırak okuduklarını anlamıyorsun. ben sana Allah yoktur desem tatmin olup mutlu olacaksın. Kafayı ön yargılardan kurtar sonra gel çocuuum hadi canım hadi.

Yine tehlikeli sorulardan birisi...

Uzatmayacağım, bu soruya, -önüne, İslama göre, diye ilave yapmak lazım, yoksa, kime göre ''ne fark kalıyor''. İnanan zaten tamamına inanır. İnandığı ideolojinin kendi doktrini içinde cevap arar. Bu doktrin kapalı bir sistemdir, ana felsefesine zarar verecek açıklama üretemez. İnanmayan birisi de gelip bu kapalı sistemin ürettiği açıklamaları yargılayamaz.

İnanmayan açısından, fark olsa ne olmasa ne? Kurana, Allah'a, peygamberine inanmıyorsun da orasına mı takıldın. Sözlü değil de yazılı inseydi inanacak mıydın, yoksa numune alıp yapısını mı inceleyecektin. Musa denizi yarınca binlerce kişi şahitlik ettiğinde, Ramsesin ordusundan kalan şahitlerin yazılı ifadeleri alınıp da gelecek nesillere miras mı bırakıldı, bu yapılsaydı, piramit duvarlarına kazınsaydı, sizin açınızdan daha güvenilir mi olacaktı, inanacak mıydınız? Bir inancı bilimsel olarak nasıl kanıtlayacaksın?

İnanan inanır. Bu Tanrı var mı yok mu tartışmaları bıktırdı artık... Bu soruya hadi sizin isteğiniz doğrultusunda cevap verelim; evet yoktur, demek ki güvenilir değildir, o zaman her şey bir yalandır. Aferin inananlara haddini bildirdiniz çok zekisiniz, pehh.
  • Paylaş
Soruna şöyle yanıt vereyim. Kuran'ın güveninirliğini, değişmediğini kısacası gene Kuran'ın içindekilerden söylerek kanıtlamaya çalışıyorlar.

Bu yeterli oldu mu?
Örümcek adamın gerçek olduğunu çizgi romanlarla ispatlayabilirsin aynı mantıkla.
Ya da zeusu.

Objektif olarak bakarsanız hiç birinin zerre kadar güveninirliği yoktur. İnanmak istersen inanırsın.
  • Paylaş
2

Eslemce, Güvenmediğimiz şeye ne diye inanalım müdür? :)

Erhan Kılıç, Bilemem inananlara sormak lazım :) Ben bir tek bilimsel bilgiyi kabul ediyorum güvenilir olarak :)

Ne fark mı kalıyor ? "Muhammed-ül-Emîn" yani Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (sav) 'in sözünün güvenilirliğinden mi bahsediyorsun?
  • Paylaş
Hadisler peygamberin vefatından sonra yazılmıştı ve Kuran'da ayetler "Allah'ın adıyla" veya "De ki; " diye başlarken hadisler; "Bir rivayete göre" veya "Şurdan alınan duyuma göre" gibi başlar. Yani Kuran'da direk vahiyler sözkonusuyken hadislerde insan temelli kaynak belirtilmektedir.

Bir de Kuran'a dair bir kaç farklı özellikten (insanın kendi deneyimiyle yaşayabileceği akıl ve gönüle işaret sunmasından vb.) bahsetmiştim iki konuda.

inploid.com/t/kuranin-ozellikleri-neler...

inploid.com/t/kuranin-hangi-bolumleri-m...

Diğer bir husus ise peygamber sadece Kuran'ı tebliğ ettiği ve kendi nefsinden birşey söylemediği kuran'da açıktır (Necm 3). Dikkat ederseniz Kuran'da sadece yaratan tarafından emrolunan şey tebliğ olmuştur. Hadislerde ise görülenler üzerinden yani insani sözler mevcuttur.

Kısacası yazılan şeylerin tabiatına bakıldığında aradaki fark seziliyor.

Bu arada hadislerin hak dini temsil etmediği ve hadislerin insanların aklındaki islam düşüncesini yozlaştırdığı görüşü vardır ve bu konuda ciddi tartışmalar vardır. Kimileri "İslamın kaynağı Kurandır" derken kimileri ise "Hadis olmazsa kuran anlaşılmaz" demektedir.

Kaldıki Kuran yazılı bir kaynak olmasa yaratan zaten bir şekilde insanları uyaracaktı. Yazılı kaynak olmadan yani kendisine kitap verilmemiş elçiler de vardı. Örneğin Nuh peygamber bunlardan biridir.
  • Paylaş
9

Cemil Kızık, Dediklerinizi onaylıyorum. Yalnız arkadaş Hadis ve ayet arasındaki farkı sormamış galiba. Senin cevabın bunun üzerine gibi geldi. Kuranı Kerim ineken bir peygamberimiz hariç şahit olmadığına göre peygamber efendimiz bu ayetleri yazabilirdi belki töbe haşa buna bir delil sorar gibi başka şahit yoksa. Soru sanki bu gibi geldi bana. Yanlış iletmek istemem ama yanlışım varsa düzeltin. Kuranı Kerim de Bakara suresi, 23 VE  24:

"Eğer kulumuz (Muhammed)a indirdiğimiz (Kur'ân)den şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın; eğer doğru iseniz." 

 "Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının."

Bu ayet herşeyi anlatıyor aslında. Peygamber Efendimiz de Allah sizin yaradanınız diyorsa Ayet ile hadis arasındaki fark ortaya çıkıyor.Bir çok sahte hadis var ama ayet yok. Çünkü onun gibi ayeti kimse yazamaz.

Bazarov, Kuran'da Muhammedin nefsine ait bir söz olmadığını yine Kurandan bir ayetle açıklamak sizce de bir çelişki değil mi? Örneğin, cinsel hayatına dair bilgiler bana oldukça nefsi görünüyor. Ahzab 50 gibi mesela ya da diğer o sana helaldir, bunun çocuğu sana helaldir gibi ayetler. Üstelik bu kimi hadislerde de geçer Ayşe'nin kıskançlık yapıp “Rabbin senin arzularını tatmin etmekte vakit kaybetmiyor” diye sitem ettiği söyleniyor. Yalan diyeceksiniz herhalde bu hadislere dimi? Ama gelin görün ki ayetler açık, sadece yorum farklı kalıyor. İmansız biri gibi düşününce, peygamberin kendisinin böyle şeyler eklemesi kendi açısından gayet mantıklı olurdu. Ne dersiniz?

Selçuk Tasalı, Allah cc ,ilmii bu şekilde sorgulayarak evrensel ve süresiz bir dogruyu bulmak mümkün degil ...nedeni ise insan ömrünün ve ilminin bu manada derinliginin son derece yetersiz olmasıdır ! Dün bu gezegendeki insanlar DUNYA DÜZ derken bu gun de a baktık yuvarlakmış diyorlar ...yanı insan oglu aslında henuz BİLİM VE ALLAH CC ilmi arasında emekleme noktasında dahi degil ,bu sebeple mevcut akıl la ve mevcut matametıksel kavramlarla bu evrenı yaratanı sorgulamak son derece sıg kalmaktadır ) ! Gelelim KURANI AYET AYET eline alıp kendilerine çıkmaz sokak arayanlara ....onların durumu ise en az kendi yolları kadar sıg malesef ! KURAN BİR BUTUNDUR VE İLK EMRİ OKUDUR .....tüm meseleye burdan bakmak lazım ! saglıcakla efendım

Bazarov, 'Ben anlamıyorsam yoktur' ne kadar yanlış bir bakış açısıysa, 'ben anlamadığım halde vardır' da bir o kadar yanlış bakış açısıdır bana göre. Tümden sonuçlar yerine bölüm bölüm bakmak da yanlış olmamalı diye düşünüyorum. Kaldı ki küçük bir noktaya değinmek tamamını reddetmek anlamına gelmemeli.

Balık@cemilkizik , "hadis ve ayet arasında" diye sorup "fark" diye cümlesini tamamlamış. Eğer dediğin gibi olsaydı "hadis ve ayet hakkında güvenirlik açısından nasıl bir kanıt kalıyor" olarak sorması lazım o zaman. "arasında" ve "fark" diye sorulunca ona göre yanıt vermek istedim ama dediğin de doğru olabilir, öyleyse soruyu soranın cümlesini bi düzenlemesi gerekir.
Bakara 23 ve 24'deki tespite katılıyorum.



@kaisersoze kuranın gerçekliğine yine kurandan delil getirmenin yanlış olduğunu düşünüyorsun başka nereden gerçek olduğunu farkedebilirsin?
* Surelerde "Palindrom", "Altınoran","Simetri" ve 19 rakamlama düzeneği gibi özellikleri olduğuda tespit edilmiş. Yani nasıl bir sözki bu insanın ağzından çıkmasıyla birlikte birçok özelliği üzerinde görebiliyoruz. İnternete bir takım açıklayıcı videolar yazılar eklenmiş aratılınca bulabilir isteyen.
* Pek çoğumuz meallerden okuduğu için arapçasındaki bir niteliği farketmemiş olabilir o da şu; Ayetler kafiyeli olarak söylenmiş, sadece Hamdi Yazır'ın meallerinde (Orjinal olanında) kafiyeye uyulduğunu görüyoruz. Çoğumuz arapçasını okumadığından bu kafiyeyi farkedemiyor olabiliriz. Yani bir insan böyle önemli sözleri bir defada kafiyeli olarak söylemesi de ilginç.
* Birde Kuran'da bahsedilen bir takım durumların tarihte gerçekleşmiş olması da ilginç.
kim bilir daha ne gibi özelliklerine şahit olacağız.
Yukarıda sıraladığım maddeler hakkında internete yığınla açıklama ve video eklenmiş yani merak ettiğini anahtar kelime olarak yazıp açıklamaları bulabilirsin.

Ahzab 50'de peygamber'e "helal kıldık" demeden önce "seninle birlikte hicret eden" diye bir şart koşmuş. Ayrıca helal kılınan herşeye sahip olmaya çalışan bir peygamber göremiyorum kuranda. Eğer böyle bişey olsaydı nefsine göre hareket ettiğine kurandan delil bulmuş olurdum.
Hadislerden örnek veriyorsun, baştan dediğim gibi hadisleri muttlak doğrular olarak görmüyorum. Hadis adı üzerinde "söz" demektir yani vahiy edilen değil dışarıdan gözlemleri açıklayan sözlerdir , içinde doğru sözler olabilir tabiki ama yanlışlar da olabilir yani mükemmel bir kaynak olarak görmüyorum hadisleri. Ayrıca yukarıda maddeler halinde yazdığım özelliklerden (polindrom, altınoran,simetri,19 rakamlaması vb.)hadislerde gören olmadı bildiğim kadarıyla. O yüzden kuranda delil aramak ama iyice aramak daha sağlıklı bence.

Birde şunu bir netliğe kavuşturmak gerekiyor.
"Allah bilinmeyeni bilir" derken bu "insan sorgulamasın" anlamına gelmiyor. Elbette sorgulayacağız lakin mutlak bilgi şu; Bir insan, kendi yaptığı bir cihazın niteliklerini nasıl o cihazın idrak edebileceğinden daha iyi biliyorsa. Allah, yarattığı alemin idrakinin ötesini bilir. O yüzden insan sorgulasa bile idrak edebileceği boyut yine insani boyuttadır. Mesela uyumak, bebek olmak, yaşlı olmak, nefes almak, yemek yemek, yorulmak, dinlenmek vb. şeyler insana has durumlardır İlah ise bu durumlardan münezzehtir ve bir elçi ve kitap ile bize haber veriyor. Bu sadece kağıt üzerine yazılı bir kitap değil önce sözlü olarak ortaya çıkmış ve insanlara iletilmiş insanlardan bazıları bunu yazılı halde muhafaza etmiş. O sözlerde bize bir mesaj veriliyor ve iki şey üzerinde duruluyor; ya yaratanına iman edip özündeki kurtuluşa erersin yada özünden uzaklaşıp kendine zarar verirsin.
Peki sorgulayınca ne görüyoruz; Kuran'ı sorgulayınca görüyoruzki Cennet ve Cehennem kelimeleri eşit oranda mesela. Daha neler neler var. Bir yerden mesajı okumaya başlamak lazım yoksa aramızdaki tartışmayı büyütmekten başka bişey yapmayacağız.

Bazarov, @Balık Kuranın kendisinden delil göstermek sana göre makul görünür bunu anlıyorum da Kuranı reddeden biri için anlamsız görünüyor sen de bunu anlamalısın. Bak şöyle düşün ben bir kitap yazsam ve sana desem ki bu kutsal kitap, inanmayan ölünce görecek. Sen buna inanır mısın? İnanmazsan, ama içinde yazıyor desem ne kadar ikna edici olur? Bilmem durumu kavramana yardımcı olabildim mi.

Birkaç matematiksel sözüm ona mucizeden bahsetmişsin, üşenmedim aradım buldum bunları. Ama pek etkilendiğimi söyleyemeyeceğim. Rakamları saymışlar, toplamışlar, çıkarmışlar adı da mucize. Kusura bakma ama dostum bunlar ancak matematikten pek anlamayan insanlara mucize görünebilir. Ben bir matematikçi olarak, bunları pek etkileyici görmedim.

Dil açısından ne kadar sanatlı olduğunu bilemiyorum. Senin söylediklerin doğru, başka kaynaklardan da öğrendim ama kendim değerlendirecek yeterliliğe sahip olmadığımdan fazla bir şey söyleyemiyorum. Belki de hakikate sıradışı bir üslubu vardır. Saygı duyarım. Yalnız kafama takılan bir nokta daha var asrı saadet arapçasını bilen bir tek Turan Dursun var falan diyorlar o konuda bilgi sahibi misin? En iyi anlayan da vazgeçmiş falan diyorlar bana ilginç göründü.

Kuran da bahsedilip de gerçekleşen tarihi olaylar deyine benim aklıma istanbulun fethi geliyor. Başka ne gelmeli? Google yazdığımda yine harflerden sayılardan uzaya, kromozomlara falan bağlanmış ama bunlar da bana tatmin edici gelmedi. Ben Kurandan o dönemde bilinmeyen bir gerçek hakkında net bir şeyler duysam bayağ etkilenirdim. Ne bilim dinozorlar hakkında bir şey olsa. Ademden önce yaşamış canlılara dair bir şeyler olsa. O dönem kimsenin tahmin edemeyeceği bir şey olsa ne kadar şaşırtıcı olurdu. Yanlış anlama bu yoksa tüm kitap yalandır demiyorum ama olsaydı keşke gerçekten bir mucize.

Benim de sormak istediğim birkaç şey var, kafamı kurcalayan. Kurandaki Musanın, Nuhun, Ademin yaşamlarına ve mucizelerine dair hikayelerin kutsal kitaplardan önce yazılmış olan gılgamış destanında yazıyor olması sana da garip görünmüyor mu?

Kuranda geçen meyve adlarında örneğin cennet tasvirinde yalnızca arabistandaki meyvelerin adlarının geçiyor olması, orada olmayan ya da o dönem bilinmeyen meyvelerin olmaması bir şüphe uyandırmıyor mu? Aynı soruyu hayvanlar için de soracağım. Garip gelmiyor mu sana?

Başka bir konu yukarıda az önce değindim, 85 milyon yıl öncesine ait fosiller bulunduğunda, yer altı kazılarında taş çağlarına dair kanıtlar, insan izleri bulunduğunda, bunlar kuranla örtüşmediğinde ne hissediyorsun? Yalandır demekten fazlasını yapabilir misin?

Kadın konusu çok karmaşık bence. O ayette hicret sırasında dendiğini biliyorum ama muhammedin cinsel hayatına, kadınlarına dair çok şey olması beni düşündürüyor. Bu konuyu sorularla islamiyet tarzı forumlardan da okudum da çok tatmin olamadım.

Ve son olarak, Kuranın orjinalliğinin bozulmadığını nereden biliyoruz. İçinde yazıyor biliyorum da. Biri bir kısmını değiştirmiş olamaz mı? Kuranın ilk örneğinin bulunmadığı söyleniyor. Madem dili zor, bu büyük alimler belki de bilmeyerek bile olsa Kuranı bozmuş olamazlar mı?

Ve ve hepsini bir kenara bırakacak olursak şunu söylemeliyim, oradan nasıl görünüyor bilmiyorum ama ben bu tartışmada bir taraf değilim. Sadece merak ediyor ve şüphe duyuyorum. Yukarı belirttiğim her noktaya bir açıklık getirebilirsin belki, bundan gocunmam, samimi söylüyorum bunu. Ama ayet sayısıyla mucize iddiaları falan bunlar beni aptal yerine konmuş gibi hissettiriyor inan. Bunlarla ancak cahil insanlar kandırılabillir ve birilerinin de gerçekten kandırılıyor olması, beni dindarlara karşı önyargılı olmaya itiyor. Buna direniyorum ama aksi yönde çok fazla etken var.

Balık, Kuran'ı okumayı istemediğin sürece Kuran'dan delil görebileceğini sanmıyorum.
Eğer matematikciysen Kuran'da bulduklarını açıkladıkları matematiksel örgüye karşı, tutarsızlığını gösteren delil getirirsen o zaman delillerden etkilenmemenin sebebini anlarım.

Asrı-Saadet zamanından yüzyıllar önce İsa peygamber zamanında konuşulan Aramice dilinde uzmanlaşmış Hamza Pektaş, güneydoğuda bir mağarada bulunan Barnabas incilinin tercümesini yaptı, bu incilde gelecekte bir peygamber geleceğinden bahsediyor ve ona uyanların dolgun başaklar gibi olacağından sözediyor. Böyle bir betimlemenin incilde bulunduğu incilden yüzyıllar sonra Muhammed Peygamber tebliğ etmişti Kuran'da Fetih Suresinin 29. mealinde görebilirsin. Ateist olan Turan Dursun'a göre Fetih Suresının 29. meali Asrı-saadet dönemine göre meali nasıl? Yoksa incil değil de sadece kendisinin şahit olduğu başka bir kitap var ondan bahsetti de biz mi bilmiyoruz? Önce manalı bir delil bulduğuna şahit olalım sonra diyelimki "Kuran'ı en iyi anlayan oymuş meğer".

Gerçekleşen tarihi olay olarak İstanbul'un fethedilmesi Kuran'da değil hadislerde yazar. Kuran'da eski kavimlerin akibetinden bahseder (ki bahsettiği kavimlerin somut kalıntılarını halen görüyoruz), geleceğe dair ise kendi dönemi içerisinde gerçekleşmiş olan Rumların yenilgisi ve daha sonraki galibiyetine dair ayetler sunmuştur bunlar ayetler indikten sonra tarihde gerçekleştiği bahsedilir.Bir de İsrailoğullarının yeryüzünde iki defa bozgunculuk yapacağına ve ikisinin sonucundada bozguna uğrayacaklarına dair ayetler vardır bunların günümüzde olabileceğine dair tahminler var. İsrail devletini görüyorsun son yüzyılda arap dünyası karıştı buna paralel olarak bir israil devleti kuruldu ve halendir arap dünyası karışmış vaziyette. Işid'in israile dokunduğu yok mesela. Devletin ismi de "israil" olması ilginç. Yani ne japonya ne şili ne de kanada dünyada bu kadar bozgunculuk çıkardığını görüyoruz. Tabi kuran bu bozgunculuğun boyutunu günümüzdeki gibi mi yoksa daha öte bir durumdan mı bahsediyor bunu şuan için net olarak bilemiyorum. belki gerçekleşmiş bişeydir belkide gerçekleşecek bişeydir.

Kuran'da geçen cennet tasvirinde geçen bir kaç meyveyi ele alalım. Üzüm,Kiraz,Muz sadece arabistan da mı yetişiyor? Kaldıki "meyveler" diye genel bir isimlendirme de yapılmış. Yani orada hurmadan da bahsetmesi bunun sadece arabistana özel bir cennet olduğunu mu gösterir yoksa cennetten bahsederken bir takım meyveleri örnek gösterdiğini mi?

Birisi sana diyorki "İşte kitap, bunda şüpheye yer yoktur" ve sana delillerini (ayetlerini) sunuyor. Başka bir insanda sana diyorki "İşte fosil, 85 milyon yıllık, bunda şüpheye yer yoktur" sen hangisini daha inandırıcı bulursun? Bak mesela yukarıda barnabas incilinden bahsettim, bu incilin papirüs kağıdına yazılı , kağıt üzerinde karbon testi yapılmış ve barnabasın yaşadığı yıllara denk düştüğü tespit edilmiş. TV programlarında Müfid Yüksel de bundan bahsetmişti. İstersen kendisine ulaşıp sorabilirsin bu delilleri kapalı bir kutu değil. Kuran'la ilgili nüshaları da sorabilirsin. Ama bunları sorduğun kadar 85 milyon yıllık fosili de bir o kadar sorki hangisinin daha delille sabit olduğunu anlayalım.

Kadın ve Erkek arasında yaşananlar hakkında normal hayatta da oldukça çok ve karmaşık mesele olduğunu biliyoruz.Gerçek hayatta bu durumlar kişiden kişiye değişiklik gösteriyor Amerika'da Brady Williams'ın 5 eşi varken Türkiye'de başka birisi tek eşli olmayı tercih edebiliyor. Kuran'da bu durumun kişiden kişiye değişmesinden daha çok bir ölçüt verdiğini görüyorum örn. Çok eşlilik hakkında ayette bak ne diyor; "...Onlara eşit davranamamaktan korkuyorsanız bir taneyle veya yeminlerinizin/anlaşmalarınızın hak sahibi olduklari ile yetinin. Sapmamanız için en uygunu budur." Yani kuran bir ölçüt veriyor dileyen bu ölçüt çerçevesinde hareket edebilir. mesela bakara 222'de kadınların ay hallerinde onlara yaklaşmayın diyor. Yani bunlar bir ölçüt, sözedilen ölçüde uyarak hayatına devam etmek ise inanç meselesi.

Kuran'nın orjinalliği derken bu tamamen yazılı metnin kağıda basılı halde korunması olarak düşünmüyorum çünkü bir insan kuranı ezbere de bilebilir sözlü olarak da iletebilir böyle de kuran somut mevcudiyetini sürdürebilir fakat yazılı haliyle ilgili enteresan olaylar olduğu ise gözümden kaçmadı ("Kuran yanmadı" yazıp nette arat bi bak sende) öte yandan ayet ve sure olarak cümleleri ve kelimeleriyle korunduğuna dair delilleri (örn. matematiksel örgü vs.) konuştuk bunlar bence somut deliller olduğundan insan tatmin olamıyor olabilir. Benim kuranın orjinalliğinin korunması olarak anladığım sadece somut olarak değil yani şöyle düşünüyorum; Kuran "toplamak" demek yani ayetler karşısında hayattında gelişecek veya gelişmiş bir olay mesajın kalben ve zihnen anlaşılır hale geliyor yani iki şey (ayet ve yaşantı) bir araya geliyor ve ayeti idrak ediyorsun. Kıyame; 17. ayette şöyle diyor "Muhakkak ki O'nun toplanması ve okunması Bize aittir." Hicr;15. ayette şöyle "Kuşkusuz zikri (mesajı) biz, evet biz indirdik ve onu koruyacak da elbette yine biziz." diyor. Bence korunan şey genel olarak böyle bir durum. İnsanın kendi deneyimi çok önemli bu hususta.
"Orjinalliği korumak" derken orjinal arapça veya harflerden sözediyor olsaydı bence özellikle "orjinal harfler kuranda korundu" diye bunu belirtirdi şuan için bu durumu sadece kuranın içeriğindeki matematiksel örgü (simetri,altınoran vb.) ile görebiliyoruz.

Senin tartışmada taraf olmadığın üslubundan anlaşılıyor. Bence ancak gözü ve gönlü kapalı olan insanlar cahilliğe açıktır.

Bazarov, Merhaba yeniden,

Kuranda matematiksel örgülerin bulunmadığını iddia etmedim bu nedenle tutarsızlık arayışı peşine düşmeyeceğim. Benim söylediğim mucize diye gösterilen şeylerin bir matematikçi için çok da kompleks görünmediği idi. Yani mucize kelimesinin yanında harf ya da kelime tekrarı sayısı sığ kalıyor anlatabildim mi? Ama ben bununla ilgilenmiyorum. Ben kutsal kitabın içinde harf saymam ben felsefe arıyorum, dünya görüşü arıyorum, aydınlanma arıyorum. Lütfen benim genel fikirlerimi de bu endişe çerçevesinde değerlendirin.

Turan Dursun konusunda söyledikleriniz kendisinin hakikaten uzman olabileceği görüşünü çürütmez ancak vurgulamak istiyorum ben burada "hayır o çok iyi biliyordu" derdinde değilim. Ben kendisinin öyle bilgili olduğu iddia edilirken inançlarının zedelenmiş olmasını, bir cinayete kurban gitmiş olmasını, notlarının kaybedilmiş olmasını, kitaplarının piyasadan toplatılmış olmasını ilginç bulduğumu söylemek istiyorum. Sizce de bunlar ilginç değil mi? O adamın başına gelenleri nasıl yorumluyorsunuz?

Kurandaki tarihi olaylar hususunda siz yine Kurandaki ayetlerden çıkarımlarda bulunuyorsunuz. Ben ise dönem itibariyle bilinmeyen, henüz tarih ya da bilim kitapları içinde yer almamış kavramlardan neden bahsedilmediğini soruyorum. Yalnız rica edicem vardır diyecekseniz doğrudan olsun "Bu ayette yükseğe çıkacaklar diyor buradan uzay seyahatleri anlaşılıyor" tarzında konuşmayın. Konu yakınlaşmışken şu fosil konusuna da burada değineyim. Az önce buzul çağıyla ve neandertallerle ilgili bir belgesel seyrettim yine bu konular geldi aklıma. Adam bir kemik parçasını inceliyor, kimyasal tepkimelerine bakıyor, biyolojik yapısına bakıyor ve bir çıkarımda bulunuyor. İşte bu bilgi benim için güvenilirdir. Hata payı elbette vardır zaman zaman "yanılmışız" dedikleri de oluyor ancak yöntemleri "delil" olarak cümle göstermekten kesinlikle daha güvenilir geliyor bana. Pozitif bilimlerle aranız nasıldır bilmiyorum ama labarotuvar deneyleriyle ayetleri benzer düzeyde açıklayıcı göstermeniz beni dumura uğrattı doğrusu. Ayrıca hiçbir bilimsel çalışmada bir dinde olduğu gibi "bunda şüpheye yer yoktur" diye bir fikir barınmaz. Bunun bilincinde olduğunuzu zannediyorum lütfen cümlelerinizi de özenle kurun zira komik duruyor.

Cennet tasvirinde kullanılan meyvelerin yalnızca arabistanda yetiştiğini iddia etmedim arabistan dışında yetişen hiçbir meyvenin cennet tasvirinde kullanılmadığını söyledim. Lütfen bu cümleleri dikkatle okuyun önceki yazımda yanlış anlamışsınız. Daha açık ifadeyle kuranda niye mango yok niye kanguru yok da hurma ve binek hayvanı var diyorum. Olmak zorunda değil elbette ama ben kuranı global bir kitap bildiğimden kavramların ve örneklerin de global olmasını beklerim. Çok şey mi beklerim?

Yine kadın ve erkek konusunda vermiş olduğunuz örnek de benim şüphelerime bir cevap vermiyor. Amerikada bir adam kaç kişiyle evlenmiş, türkiyede kaç kişiyle evlenmiş banane bundan? Kadınlara adil davranın demek de kadının erkekten daha değersiz olması durumunu telafi etmiyor. Ben elimi vicdanıma koyduğumda bu durumu kabul edemiyorum. "Kuranda yazıyor" açıklaması da beni tatmin etmiyor.

Başka dile getirmek istediğim noktalar da var ancak önce bunlar biraz netleşirse ve ilerleyebileceğimize inanırsam onları da dile getireceğim. Yoksa cevap vermek zor oluyor.

Balık, Seni anlıyorum.
Başka insanların farkettiklerinden, yazıp çizdiklerinden çok kendi tecrübelerinle şahit olabileceğin bir kanıttan yanasın. Allah'tan inkar etmeden önce merak ediyorsun. Böylece kendi deneyimlerine açık kapı bırakıyorsun.

Turan Dursun'nun başına gelenlerden sözetmişsin halbuki Turan Dursun'dan farklı düşünenlerin de başına böyle şeyler gelebiliyor. Muhsin Yazıcıoğlu tam da barnabas incili hakkında proje düşünürken vefat etti mesela, başka birisi bu incil üzerine çalışmasından dolayı tehtid almıştı. Yani günümüzde de benzer olaylar olmuyor değil. Daha neler neler oluyor fakat dediğim gibi sanırım sen başkalarının yaşadığı veya yazıp çizdiklerinden çok kendi tecrübelerinle şahit olabileceğin bir delilden yanasın.

bilim, meta çıkarımlar üzerinedir, yani gözle görülebilir maddeler arasındaki ilişkiyi tanımlandırır. ilim'de ise sadece meta çıkarımlar değil insanın kendi manevi varlığı içinde gelişen durumlara da açıklık getirir. Yani başına gelecek bir olay veya olmuş bir olayın senin manevi benliğin üzerindeki etkisini ancak ilim açıklayabilir. işte göreceğin deliller karşısında bilimsel değil daha çok ilmi bir tanımlandırma olabilir.

bak ben ikinci kez ve daha net anlatmaya çalışacağım daha önceki anlatımda tam anlatamamış olabilirim
"delil" kelimesinin arapça karşılığı "ayet" demektir. Dikkat edersen Allah'ın vahiylerine "ayet" denmektedir. "delil toplamak" diyince ne anlıyorsun mesela? bir şeyin oluşuna ve varlığına ilişkin kanıt .
Allah'ın vahiylerinin toplandığı Kur'an'nın kelime manasının ne olduğunu biliyormusun? "Toplanan" veya "Toplayan" anlamındadır.
yani Kur'an aslında KAĞIT ÜZERİNE YAZILI BİR KİTAPTAN ÖTE senin kalben ve zihnen delil görmeni sağlayan toplayıcı bir özelliği vardır. Sen ise şöyle diyorsun; "Kur'an a delili yine Kuran'dan gösteriyorsun". Bunun bilim açısından karşılığı şudur bilimsel bir olguya yine bilimsel bir delille kanıt. Sence burada yanlış olan nedir?

En başta dediğim gibi "Allah'tan inkar etmeden önce merak ediyorsun" böylece kendi deneyimlerinle şahit olabilirsin.
Kuran'ı en büyük öğreticinin, senle birlikte bütün kainatı yaratan Allah olduğunu kabul ederek sana kolay gelen bir yerinden okur ve ayetlerini açıklamasını yine yaratanından dilersen istediğin deneyime böylece ulaşabilirsin.
Öğretmenin ve dersin varlığını kabul ettiğin sürece sınıfta olduğunu ve ders aldığını farkedebilirsin. Ancak o zaman soru sorar,sabreder ve öğrenebilirsin.

Kuranı Kerim inerken peygamberimiz hariç şahit olmadığına göre peygamber efendimiz bu ayetleri yazabilirdi belki töbe haşa buna bir delil sorar gibi başka şahit yoksa. Soru sanki bu gibi geldi bana. Yanlış iletmek istemem ama yanlışım varsa düzeltin.
Kuranı Kerim de Bakara suresi, 23 VE  24:

"Eğer kulumuz (Muhammed) a indirdiğimiz (Kur'ân) den şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın; eğer doğru iseniz. " 

"Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının. "

Bu ayet herşeyi anlatıyor aslında. Peygamber Efendimiz de Allah sizin yaradanınız diyorsa Ayet ile hadis arasındaki fark ortaya çıkıyor. Bir çok sahte hadis var ama ayet yok. Çünkü onun gibi ayeti kimse yazamaz.
  • Paylaş
1

Eslemce, Soruda ulaşılmak istenilen bambaşka bir şey ancak cevaplara bakınca farklı farklı yerlere gidilmiş bence. Bu konu üzerinde konuşurken haliyle herkes bugün yaşadığı ortamda kendi algılarına göre bakabiliyo ancak olaya. İslam tarihi azcık kontrol edildiğinde Resulullahın ' okuma - yazma bilmediği halde ' kendine vahy olunanlar yaşadığı dönemde edebiyat ve şiire, güzel söz söylemeye aşırı şekilde önem veren kavmi tarafından açıkca görülmüştür ki o sözler bir insana ait sözler değil ki Kur' an açıkca meydan okur ' haydi onun gibi bir sûre getirin ' diyerek. Doğru düzgün Arapça bilen her insan da farkındadır ki Kur' an da mevcut edebi dil bile tek başına mucizedir zaten. Yani öyle Hz. Muhammed demiş bunu Allah gönderdi ile tanımlanabilcek kadar basit değildir o iş öyle.
Ayrıca o kadar kolay olsaydı Mekkenin dolayısıyla Necd ve Hicaz bölgelerinin ve her yıl hac nedeniyle meydana gelen ticari gücün sahipleri bu kadarını akıl edememiş de hiç uğraşmadan, sürekli teklifler götürmek zorunda kalmadan bu adamı (s.a.v) yalancı ilan edip de çıkamamışlar bu işin içinden ? Kur' an benzeri 10 ayet uydurnaları istendiğinde neden başaramamışlar ? Bir deli ya da kişisel çıkar peşinde bir plancı neden kendine vaad edilenleri alıp vaad edenlerle uzlaşmamış da güneşi sağ, ayı da sol elime koysalar bile ben bu davadan vazgeçmem demiş ? Derdi neymiş davası neymiş acaba? Ki bir de düşünün bu adam (s.a.v) peygamber olmadan önce daha zenginmiş.
Ben de ayet kendisinin kanıtıdır diyorum. Hatta ben ayetler kendilerinin kanıtıdır diyorum! En basitinden azcık tecvid bilen birisinden Tebbet suresini dinleyin bilmiyorsanız bile, hem manada hem de ses ile Ebu Leheb gibilere, onun yandaşlarına nasıl seslenilmiş duyun.

Fazla kurcalama bence bu olayları yarın bir gün pişman olabilirsin . Tabikide öğrenmek iyi bir şey ama bazı şeyler çerçevesinde olması gerek .
  • Paylaş