Bilmek istediğin her şeye ulaş
Devlet düzeninin ve hukukun, dine değil aklî değerlere göre sağlanmasına laiklik denir. Fakat bu demek değildir ki devlet dini reddeder. Bilakis devlet kişilerin inançlarına vicdani hak ve özgürlükler kapsamında saygılıdır. Bu yönüyle laiklik aynı zamanda vatandaşın din ve vicdan özgürlüğünü garantiye alır.

Türkiye'de laiklik belirli süreçler sonrasında tam anlamıyla yerine oturmuş ve ana yasaya bir kural olarak eklenmiştir. Bu süreçler:
  1. Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
  2. Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
  3. Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
  4. Şer’iye Ve Evkaf Vekâleti’nin Kaldırılması (1924)
  5. Tevhid-İ Tedrisat Kanunu (1924)
  6. Tekke, Zaviye Ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925)
  7. Medeni Kanun’un Kabulü (17 Şubat 1926)
  8. Maarif Teşkilatı Hakkındaki Kanunun Kabulü (1926)
  9. Medreselerin Kapatılması (1926)
  10. “Devletin Dini İslam’dır” Maddesinin Çıkarılması (1928)
  11. Kılık Kıyafet Kanunu’nun Kabulü (3 Aralık 1934)
  12. 1924 Anayasası’na Laiklik İlkesinin Girmesi (1937)
  • Paylaş
Devletin din işlerine, dini yerlerin de devlet işlerine karışmaması. Her dine mensup kişiler eşit görülmeli onlara eşit haklar tanınmalıdır. Üzülerek söylüyorum ki şimdiki Türkiye'mizin tam aksi desem yeridir.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

255 Görüntülenme4 Takipçi3 Yanıt

Eş Anlamlı Soru Ekle

  • Türkiye'de laikliğe geçişin süreçleri neler?

  • Türkiye'de laikliğe geçiş aşamaları nelerdir?