Bilmek istediğin her şeye ulaş

Laiklik (tabii ki klişe olmasın) sizce nedir, ne değildir? Toplumumuzun laikliğe karşı tutumu nedir? Bu tutumun nedenleri nelerdir? Müslüman bu mesele hakkında nasıl bir düşünceye sahip olmalıdır?

Devletin hiçbir kamu, kurul, kanunu hiçbir dine dayandırmaması ve bütün inançlara aynı mesafede durmasıdır. Laikliğin tanımı budur, klişe diye birşey olamaz. Birşeyin tanımı dışında ona yeni tanımlar aramak(çağa ayak uydurmak için olmadığı müddetçe) karışıklığa neden olur. Toplumumuz bayram sabahı namaza gidip akşama içen bir anlayışa sahiptir. Çok küçük bir azınlık dışında (AKP ve %45 vs kastetmiyorum aslında onlarda laik) toplumumuz böyledir. Ne dinsiz olabilir ne de şeriatı tümden sindirebilir (kabul eder tabirini bilerek kullanmadım kabul etsede sindiremez, toplumsal yapıda çatlamalar olur. Böyle gelenekler yüzlerce senede oluşur). Bu konuda çok güzel demogoji yapılır; "Ya müslaman olunur ya da laik" Bir kere laisizm devlet yönetimiyle alakalı bir olgudur, insan ile ne alakası var. Bu şekilde güzelce kavramları değiştirerek siyasi rant elde edilir. Bir müslümanın laik bir devlette yaşaması ile şeriatla yönetilen bir devlette yaşaması arasında bir fark yoktur. Türkiye laik bir devlet değildir. Bırak dini işi mezhep ayrımcılığına kadar götürmüş bir devlette laiklik nasıl olsun
  • Paylaş
Laiklik, ülkemizde, hem laiklik yandaşları hem de laiklik karşıtları tarafından, toplumun tamamına yakını tarafından bilinmiyor ya da yanlış biliniyor.

Ben bir Müslüman olarak laikliği sonuna kadar destekliyorum. Kaldı ki, terminoloji anlamında şeriat, yani dini kurallar laiklik ile çelişmiyor.

Laiklik, özetle, devletin bir dini inancının bulunmamasıdır. Bakın, devletin ateist olmasını kastetmiyorum, insanlar dini inancın olmamasını ateizm ile bağdaştırıyorlar maalesef. Devlet, kalp ve beyin gibi düşünen veya vicdan gibi duygulara sahip olmayan tüzel bir varlıktır, yani fizyolojik bir varlığı yoktur, tıpkı şofben gibi. Bir banyo şofbeninin Müslüman veya Musevi olduğunu söylemek ne kadar mantıklıysa devlet için de aynı durum geçerlidir.

Ayrıca, laiklik yalnızca fizyolojik varlığı olmayan varlıklar için geçerli olabilir. Kişiler laik olamaz, ancak laiklik savunucusu olabilirler.
  • Paylaş
Devletin bünyesinde bulundurduğu bütün vatandaşlara din ve vicdan hürriyeti sağlaması ve devletin aynı zamanda hiç dini inanışa sahip olmaması. Yani anayasada devletin dini islamdır vs. gibi ibarelerin bulunmaması, devlete ait tüm kuruluşların bütün dinlerden soyutlanmasıdır.
  • Paylaş
Dinsiz bir toplum yetiştirmek ve yönetmek için adı kutsallaştırılmış ve ayet gibi yıllarca ezberletilen basit bir cümledir. Hele de müslümanlıkla şereflenmiş bir toplum için ne denli mantıklı bir uygulama, düşünce dir bilinmez. Bu kutsal topraklar (Türkiye) fetih edilirken maddi güç, dünya menfaati için yapılmamıştır. Allah Allah nidalarıyla can veren ecdat , genç yaşında İstanbul surlarına gelen Fatih Sultan Mehmet hanın hayali islam bayrağını dalgalandırmaktı. Bir insanın gözünü bu kadar toprak sevdası bürümüşken hangi akla hizmet tahta kaşıkla yer şaşa dan görüntüden uzak bir hayat yaşar. Eğer bunu kabul ediyor isek laiklik adı altında din ve devlet işlerini nasıl ayırt ederiz?
  • Paylaş
Yah ... Laiklik meselesi.

Laik nedir, ne degildir, ne olabilir ve ne olamaz sorunun cevabi kisiye göre degisiyor Türkiyede.

Laikligin temeli aslinda Incile dayanir. Tam olarak , Hz. Isa as vaaz ettigi iddia edilen "Kralin hakki krala, Tanrinin hakkini Tanriya" desturuna (Markus 12,17) Görüldügü gibi Tanriya ve Karl/Yöneticiye esit bir seviyede hak taninmis Incilde, lakin 18yy ulus devletlerin baslangicina kadar bunu pek takan olmamis. Kilise daima dünyevi yöneticiler ile rekabet halinde idiler.

Sunun da bilinmesi gerkir; Kilise yalniz bir bina, hiristiyan tapinagin ismi degil. Kurumdur.
Kilise asker kurumu ile kiyaslanabilir. Erler oldugu gibi yarbay, generalleri de var. Yani papaz, kardinal, papa gibi asina oldugumuz kavramlar hiristiyan kurumlarda hizmet veren din adamlarin rütbelerini ifade eder. Kilise de, devlet gibi, vergi alir üyelerinden.

Bilindigi gibi laiklik bize Fransadan gelmistir. Oradaki tarif Devlet ile Kiliseyi birbirinden ayrilmasi. Tabi kilise bina anlaminda degil, kurum olarak (papazlarin) devlet yönetiminden dislanmasi anlamina geliyor, amma hiristiyanligi yada dini red anlamina gelmiyor. Yönetimin hakki kiliseye ait olduguna karsi bir durusdur.

Fransadan bize gelene kadar laiklik degisime ugrayip "devlet ile dinin ayrilmasi" olarak tarif edilidi. Tabi bu cok farkli sonuclar doguryor, zira din mücerret/soyut bir kavram. Neticede müslümanlar yönetimden uzaklastirildi ...

Aslinda Türkiyede laiklik yok. Gercekten yok. Nasil da olsun 80.000 din memuru, 28.Subat deyimi ile, günde bes vakit toplu irticai eylemler yaptiryorlar ...

Gercekten laik bir yapiya sahip olsak, mesela ateistler neden devlet imamlarin maasini ödesin? Neticede Türkiye teokratik bir yapilanma mevcut. En büyük kurum belki de Diyanet Türkiyede. En cok personel ve en büyük bütce diyanetindir bence. Askeriye tabi da büyük, ama profesyonel eleman sayisi (subay, general vs) sanirim daha azdir.

Ayrica Türkiyede laikligin kanuni bir tarifi yok. Laiklige aykiri suclar var, ama sucun ne olduguna dair bir tanim yok. Ondan dolayi mesela ev aramalarinda tespih, kuran, elifba, seccade, takke vb seyler suc delili olarak iddianamelere girebildi zamaninda ...

Acikcasi biktim bu laiklik konusundan. Hele hele cahil tariflere insan ne diyecek sasiryor. Hic bir seyden haberi yok, laiklik neye yarar bilmez, amma olmazsa olmazmis. Zeka gezide olursa böyle olur demek ki.

Son söz: laiklik hiristiyanlariin ilaci, bize ise yaramaz. Nedeni de aslinda basit.
Hasta biri ilacini alir ve düzelir. Hasta olmayan yada baska bir hastaligi olan biri ayni ilaci alinca amma, fayda etmedigi gibi ciddi zarar dahi görebilir ... .
  • Paylaş
2

alpilo, Laiklik, demokrasi, özgürlük, eşitlik bu kavramlar bizde oldukça tahrife uğra(tıl)mış, bin bir alicengiz oyunlarıyla Anadolu çocuğuna bir amaç, gaye olarak benimsetilmiş mefhumlar ne yazık ki. Batı da bu kavramlar sosyal olayların akabinde bir çözüm niteliğinde gelişmiş ve genel kabul görmüş.
Bizdeyse basit bir tanım; devletin hiçbir kamu, kurul, kanunu hiçbir dine dayandırmaması ve bütün inançlara aynı mesafede durmasıdır gibilerinden -kaba tabirle- yutturulmaya çalışılıyor. Arkadaşım öyleyse neden diyanetin var derler adama dediğiniz gibi. Elbette bir sebebi var. O da şu gibi geliyor bana; biz dinle olan rabıtamızı manevi anlamda kestik, kesmeyenleride doğru yolda yanlış yürüttüreceğiz demek istiyorlar. Pek çok müslümanda bu vartaya düşmüş hatta durumunun farkında bile olmadığı, olamadığı vaziyette.
Sistem bizde ne müslümanı ne gayri müslimi mutlu edemez, fıtratında yok. Zaten demokrasi ve getirileriyle bu toplumda mutlu olamaz zira bu toplumunda - Her kesimiyle Anadolu coğrafyası, balkanlar, Osmanlı sisteminin oturduğu hiç bir yerdede olamaz.- fıtratında demokrasi yok. Nitekim bu geniş toprakların insanı yine her kesimiyle Şer i yönetim altında mutlu idi. (şu an Şeriat gelse... muhabbetine girmeyeceğim.) Çünkü herkes kendisiydi, kendisi olan hayattadır ancak. Zira göründüğü gibi olup, olduğu gibi görüne biliyordu. Hocalar muteber insanlardı. Halk ait olduğu topluluğu dini örfi kültürel hem kendi yaşıyor hemde kendinde yaşatabiliyordu.
Neyse gün geldi insan a sen birey ol dediler. Batı insanı bunun mücadelesini verdi ve bu mücadele esnasında özgürlüğünü, demokrasisini, laikliğini kazandı. (çok daha uzatılır ancak zaten fazla karıştırdım olayları) Peki sen Anadolu insanı mücadelen neye karşı ne? Sen Cumhuriyetini kurma mücadelesi içerisinde Padişaha bağlılık sözleri veren din için savaştığını söyleyen adam(lar)ın devamısın. Kandırıldığın aşikar değil midir? Laikliği biraz da bunun için sormuştum ve klişe olmamasını bunun için istemiştim. Yoksa hala anasınıfında ezberlerilen tanımlarla iş yapanlardan mısınız diye... Fazla uzatmamaya çalışarak en az hallaç pamuğuna dönmüş haliyle yazı bu oldu affola. Cevabınız beni memnun etti saolun.

Ceyhun Çakar, Aynı yazıda, Türkiye'nin laikliği batıdan farklı anlaması nedeniyle devlet yönetiminden uzaklaştırıldığı ve dinayetin belki de en büyük devlet kurumu olduğu yazıyor. Sanırım müslümanlar yönetimden uzaklaştırıldıktan sonra Budist dinayeti kurulmuş.

Laiklik, bir devletin dininin olmayışıdır. Anayasamız bu konuyu düzenlemektedir. Aynı zaman da anayasamız devlet çatısı altında toplanan milletin din ve vicdan özgürlüğü sahibi olmasını da düzenlemektedir. Birçok insanın dini öğretisini yerine getirmesini engellemek anayasaya aykırı bir davranıştır. Ülkemiz de bazı kesimler laikliği din düşmanlığı olarak algılamaktadır. Bu algının ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu anlayışın sebebi geçmişte bazı kişilerin din adı altında zorbalık yapması olabilir. Bunun yanlış olduğu kadar laikliği din düşmanlığı olarak görmekte yanlıştır.
  • Paylaş
İstanbul Hukuk fakültesinde okuyorum; 3 yıldır hocalarımdan tecrübe ettiğim kadarıyla; laiklikten bir konu açılınca o konu Türkiye'min tüm siyasi tarihinin bir aktörü oluyor. O kadar mükemmelleştirmişiz ki :) İronik, bir o kadar da trajedik... Bu arada dünyada laikliğin egemen olduğu muhteşem 2 ülke ; biri Fransa öteki Türkiye
  • Paylaş
Başörtüsünün velev ki siyasi simge olmamasıdır.

Velev ki, dinî inanca dair bir konu olan başörtüsü, siyasetin de konusu olursa, din ve siyaset içiçe geçmiş olur.

Siyaset demek, devlet işlerinin yönetmeye aday olmak ya da devlet işlerine katılmaya çalışmak, namzet olmak demektir.

Devlet işleriyle din işleri birbirine girdi mi, dinle ilgili konularda yurttaşlara baskı oluşmaya başlar. Çünkü yarın birgün bunun kanunları çıkar ve bir hukuk devletinde kanunlar olabildiğince genel olmalı, yani herkesi kapsamalıdır.

Buraya kadar laiklik ve sekülerizm paraleldir. Laikliğin ayrıldığı konu ise, din eğitiminin devlet kontrolü altında verilmesidir.

Halkımız, buna hayır demiyor.

Müslüman bu konuda her türlü düşünceye sahip olabilir. Neticede Müslüman da insandır ve demokrasiyle yönetilen bir ülkede özgürce fikir beyan edilebilir.

Soruda 'olmalıdır' ifadesi kullanılmış bir vatandaşın nasıl bir düşünceye sahip olacağı konusunda. Demokraside yurttaşların düşünceleri için 'melidir' , 'malıdır' olmaz. Ama bir ülkede kanunlar, hukuk, nasıl olmalıdır, yönetim nasıl olmalıdır, diye sorulabilir.

Kanunlar, hukuk düzeni, 'Kan akacak, fıstık gibi olacak' diye beyanat verenleri cezalandırmalıdır. Hatta bir siyasi parti içerisinde bu tip açıklamaları yapanlar çoğalırsa, o parti kapatılmalıdır. O partinin yöneticileri, böyle açıklamaları yapanları disiplin kuruluna sevketmeden siyaset yapmaya devam ediyorlarsa o yöneticilere siyaset yapma yasağı getirilmelidir.
  • Paylaş
2

Adem Şahin, baş örtüsünü nie bukadar büyütüyolar anlamıyorum kimsenin kılık kıyafati kimseyi ilgilendirmez herkez istediği şekilde giyinsin baş örtüsünü takıp takmamak hiç bir şeyi değiştirmez baş örtüsü yasağı insanın özgürlüğünü elinden alır faşist bir yasak bence.

Adem Şahin, ayrıca müslümanların baş örtüsü takması takmayanları niye bukadar ilgilendiriyo bide müslümanlara baskıcı derler baş örtüsü yasağını koyanalar kime danışıp koymuş acebe insanların nasıl yaşayamak istediklerine ne hakla karışmışlar türkiyedeki bu kemalist zihniyet hep atatürkü ortaya koyarak ülkeyi kendi istedikleri gibi faşist bi şekilde yönet meye çalışıyolar en başta chp partisi artık türkiyede bazı saçmalıkların düzelmesi lazım duvarların yıkılması bütün kutupları görüşleri içine alan bi sistem lazım bunu yapacak tek parti akp görüşü akp ye sırf bu yüzden oy veriyorum.

Laiklik demokrasinin temel öğesidir. Bu sebeple önce demokrasiyi anlamak gerekir. Basitçe hak ve özgürlükler eşitliği dersek demokrasiye, laikliği daha iyi anlarız. Kişiler laik olmaz. Kişiler laik bir devlette yaşama isteğinde olabilirler sadece çünkü laiklik devletin insanların yaşamlarını temelden dizayn eden din öğesini hak ve eşitliklerin dağıtılması esnasında görmezden gelmesidir. Devlet hizmet verirken insanlar aracılığı ile verirler, devletten hizmet alırken önümüze çıkan kanun ve memurun şahsı o anda devlettir. Dikkat edilirse kanun olsa bile uygulayıcı noktada araya insan faktörü girdi. Bu sebeple kanunun uygulayıcısı olan insan din etkisi ile hak ve özgürlükleri eşit dağıtamayabilir. Yada vatandaş dini kimliği alenen belli olan memurun kendine kanuna aykırı davrandığı sanısına kapılabilir.

Örnek başında namaz takkesi olan bir vatandaş, başında Yahudi takkesi kippa olan bir hakimin kendi aleyhinde vereceği kararın, hakim Yahudi olduğu için ve Müslüman sevmediği için böyle bir karar verdiğini sanabilir yada gerçekten Yahudi hakim başında namaz takkesi olan vatandaşa dini dolayısı ile haksız bir karar verebilir. Burada kanun ne kadar laik olursa olsun devleti temsil eden hakim yanlıdır halbuki kamu haklarında dinsel öğeler olmasaydı hakimin Yahudi vatandaşında Müslüman olduğunu hiç bilmeyecktik . İşte laiklik bu sebeple olması gereken ve Dinden müstesna bir anlayış biçimidir.
  • Paylaş
2

alpilo, Evdeki antika eşyalarını satacakmış bir adam. Antikacı çağırmış fiyat almak için. Eve gelen antikacı şöyle bir sırtını yaslamış duvara biraz beklemiş şu kadar fiyat demiş. Ev sahibi itiraz etmiş ''olamaz çok daha fazla etmesi lazım neye dayanarak bunu söylüyorsunuz?'' Antikacı ''duvara dayanarak söylüyorum'' demiş.

Zannedersem sizde öyle yaptınız. Maksadım kırmak değil ancak verdiğiniz cevap tamamen zanlar üzerine kurulu, örneğinizde bunu çok iyi bir şekilde destekliyor. Lütfen biraz araştırınız şer'i yönetimlerde farklı din mensublarına muamele nasıl oluyor. Gayri müslimler ne gibi haklara sahib. Yeri geldiği zaman padişaha dahi dava açıp kazanan gayri müslimler var mı? Kendi dini çerçevisinde boşanabilecekken şeriata göre boşanmak isteyen gayri müslimler var mı? vs... Soruların hepsinin cevabı belli sanırsam.

Birde pek girmiyorum bu siteye. Nadiren bir bakıp çıkıyorum. Ancak şunu fark ettim. Özelde siz genelde hemen hemen herkes cevap vermek için veriyor. Bunun sebebide ortamda puanlama sisteminin işlemesi. Beğenildiğinin görülür kılınabilmesi yani... Bu nedenle site çok dandikleşiyor yapmayın lütfen.

Hakan, Tersten başlayım, cevap vermek için vermiyorum puan muanda umurumda değil aziz dostum hatta eksi puana düşsem daha iyi olur siteyi birde bu açıdan test etmiş oluruz eksi 20000 puan olunca yazılım nasılöçalışıyor diye. Yazdıklarım sonuna kadar inandığım şeylerdir laf olsun diye cevap vermem eğer soru laf olsun diye sorulmamışsa.

Derin olmasada yazdığınız kadar şeriat hükümlerini biliyorum, ancak bu kıyasın ne soruyla nede cevabımla yakın ilgisi yok, çünkü soru laikliğin tarifine hedef koymuş. Bu sebeple şeriat hükümleri de şudur demek gereksiz bir cevap olurdu. Kaldıki şeriat hükümlerine göre hak ve özgürlükleri dağıtmak adaletsizliktir. Dinlerimiz farklı diye bir gayrı müslümle farklı haklara niye sahip olalım Allah bile aynı yaratmış, insanamı kalmış sınıflar yaratmak bu şeriat filan değil düpedüz yaradılışa ihanettir.

Duvar örneğini çok sevdim yazdıklarımı yirminci yüzyıl aklı ile okursanız ve anlamaya gayret edersiniz harbiden kendi içinde duvar gibi sağlam dayanak içerdiğini kolayca görebilirsiniz. Allahın şeriatı hak ve özgürlükleri dine göre dağıtmaz, Allah takvayı kişinin dinine ve şeriat uygulamasına göre dağıtır. Aksi olsa gayrı müslüm birisinin imana gelmesinden bahsedemezdik ki bu büyük haksızlık olurdu kullar arasında.

Uydurma şeriat, kafa kesiyor Işit teröristlerinin elinde bu sebeple şeriat isteyen buyursun Iraka, Suriye ye geçsin kelle alsın kul yapısı şeriat ile.

Laiklik dinin görüşlerine açıktır fakat dinin kurallarına bağlı değildir.
Müslümanlık laikliğin görüşlerine açıktır fakat laiklik kurallarına bağlı değildir.

Bunun ortası olduğunu savunanlar ya kendini ya da toplumu kandırıyordur.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

674 Görüntülenme14 Takipçi10 Yanıt