Bilmek istediğin her şeye ulaş

Mevlana'nın en güzel şiirleri nelerdir?

HEPSİ GÜZEL ....:)

PEK ÇOKTUR KAYGILARIN
Ey ruh!
Pek çoktur kaygıların.
Dersin ki,
ben senin başını döndürürüm.
Neden kaygılanırsın o zaman,
azıcık bir baş ağrısından?
Dersin ki,
ben senin ceylanınım.
Neden kaygılanırsın o zaman,
şurda burda bir aslan görmekten ?


Ey ruh!
Pek çoktur kaygıların.
Dersin ki,
ben ay-yüzlü güzel şeyinim senin.
Neden kaygılanırsın o zaman
ayın dönemlerinden ve senelerin geçişinden?
Ben senin arzu kaynağınım, dersin,
ben sana heyacan veririm.
Neden kaygılanırsın o zaman
Şeytanın eline oynamaktan?


Ey ruh,
pek çoktur kaygıların.
Bak kendi haline,
ne olmuşsun sen.
Şimdi bir şeker kamışı tarlasısın,
Bana ne niye surat asarsın?
Aşkın kanatlı atını
terbiye ettin sen.
Ne diye kaygılanırsın
bir eşeğin ölümünden?
Ben senin içini ısıtıyorum dersin.
Nedendir öyleyse bu soğuk iç çekişin?
Göklerin çatısına eriştin.
Neden bu tozlu dünyaya kaygılanırsın?


Ey ruh,
pek çok kaygılanırsın sen.
Beni tanıdığından beri,
usta bir şarkıcı oldun,
şimdi hünerli bir binicisin,
hangi düğümü olsa çözebilirsin.
Neden kaygılanırsın
ömrün kısacık tasmasından?
Ağırdır kolların
her türlü hazinelerle.
Neden kaygılanırsın,
yoksulluk konusunda sen?
Sen Yusuf’ sun,
güzel, kuvvetli,
inancında sebat etmiş;
bütün Mısır sarhoş olmuş
senin yüzünden.
Neden kaygılanırsın
güzelliğine kör olanlardan,
şarkılarına sağır olanlardan?


Ey ruh,
pek çok kaygılanırsın sen.
Dersinki, oda arkadaşın
aşkın kalbidir,
en iyi arkadaşındır o kız senin.
Dersin ki, sıcağısın
fırınının her Sevgilinin.
Dersin ki uşağısın
Ali’nin sihirli kılıcı Zülfikâr’ın.
O halde her ufak bir hançerden
neden hâla kaygılanırsın sen?


Ey ruh,
Pek çoktur kaygıların.
Gördün kendi kuvvetini senin.
Gördün kendi güzelliğini senin.
Gördün altından yapılmış kanatlarını kendinin.
Neden kaygılanırsın,
daha az olan herhangi bir şey için?
Sen gerçeğin kendisi olan
ruhsun, ruhtan geldin, ruhtan geldin.
Sen kendisisin güvenliğin,
aşıklar ruhunun barınağısın sen.
Ey sultanların sultanı,
ve her türlü kralların,
neden kaygılanırsın?
Sessiz dur, balık gibi,
ve içine gir şu hoş denizin.
Şimdi derin suların içindesin,
hayatın cayır cayır yanan ateşinin.
Neden kaygılanırsın sen?

BUGÜN

Bir gün değildir bugün sorular sormak için.
Bir gün değildir bugün üstünde hiçbir takvimin.

Bugün bilincindedir kendi kendisinin.
Bir sevgilidir, ekmek ve nezakettir bugün

MEDİTASYON

Ne hristiyan, ne yahudi, ne hindu, ne budist, ne zen budist, ne de sufiyim.
Hiçbir din ya da kültür düzenine ait değilim.
Ne doğu, ne batı dan geldim, ne deniz, ne de yerden çıktım.
Ne tabii, ne havai, ne de çeşitli maddelerden oluştum.

Ben yokum.
Ne bu dünyada varım, ne de öteki dünyada.
Ne Ademdan, ne Havvadan, ne de başka bir başlangıc masalından çıktım.

Yerim yersiz, izim izsiz.
Ne vücut ne de ruhum.

Sevgiliye aitim.
İki dünyayı bir gördüm,
Bir onu çağırdım, bir onu bildim.

Önce, sonda, dışta, içte,
Sadece o,
nefes alan,
Ve nefes veren
İnsan oğluyum.

KONUK EVİ
Bu insanoğlu bir konuk evidir.
Her sabah yeni biri gelir.

Bir sevinç, bir bunalım, bir rezillik,
bazen bir an süren farkında olmak gelir
bir konuk gibi beklenmedik.

Onların hepsini karşılayın ve ağırlayın.
Bir kalabalığı olsalar bile kederlerin,
evinizi şiddetle süpüren
onu boşaltan döşemelerinden,
gene de, her konuğa şerefle davranın.

O sizi boşaltıyor olabilir
bir takım yeni lezzetler için.

Karanlık düşünce, utanç, hainlik,
kapıda karşılayın onları gülerek,
ve içeriye davet edin.

Minnet duyun kim gelirse gelsin,
çünkü onların herbiri gönderilmiştir
bir kılavuz olarak öteden.
  • Paylaş
Etme

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.

Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için...
Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.

Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.

Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer;
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.

Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.

Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.

Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.

İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme

Mevlana Celaleddin Rumi
  • Paylaş
Saymakla bitmez ki :) her kelamı güzel olan bir kişinin sözleri kulaklara küpe, başlara taçtır ...
Örneğin ;

Dinle, bu ney nasıl şikâyet ediyor; ayrılıkları nasıl anlatıyor.
Diyor ki: Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryadımla erkek de ağlayıp inlemiştir, kadın da.
Ayrılıktan parça parça olmuş bir gönül isterim ki iştiyak derdini anlatayım ona.
Aslından uzak kalan kişi, buluşma zamanını arar durur.
Ben her toplulukta ağladım, inledim; iyi hallilerle de eş oldum, kötü hallilerle de.
Herkes kendi zannınca dost oldu bana; İçimdeki sırlarımı ise kimse aramadı.
Benim sırrım, feryâdımdan uzak değil; fakat gözde, kulakta o ışık yok.
Beden candan, can da bedenden gizli değil; fakat kimseye Cânı görmeye izin yok.
Ateştir neyin bu sesi, yel değil. Kimde bu ateş yok ise, yok olsun o kişi.
Aşk ateşidir ki neye düştü; aşk coşkunluğudur ki şaraba düştü.
Ney, bir dosttan ayrılana eştir, dosttur; perdeleri, perdemizi yırttı-gitti.
Ney, kanlarla dolu bir yolun sözünü etmede; Mecnûn'un aşk hikâyelerini anlatmada.
Ney gibi bir zehri, ney gibi bir panzehri kim gördü? Ney gibi bir solukdaşı, bir iştiyâk çekeni kim gördü?
Bu aklın mahremi, akılsızdan başkası değildir; dile de kulaktan başka müşteri yoktur.
Gamımızla günler geçti, akşamlar oldu; günler yanışlarla yoldaş kesildi de yandı-gitti.
Günler geçip gittiyse, de ki: Geçin gidin, pervamız yok. Sen kal ey dost, temizlikte sana benzer yok.
Balıktan başka herkes suya kandı, rızkı olmayanın da günü uzadıkça uzadı.
Ham, pişkin, olgun kişinin hâlini hiç mi, hiç anlayamaz;
Öyleyse sözü kısa kesmek gerek vesselâm.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

430 Görüntülenme6 Takipçi3 Yanıt