Bilmek istediğin her şeye ulaş

Mozart, bestelediği marşa neden "Türk" ismini vermiştir?

Bu parça Mozart'ın 1783/84 yıllarında Viyana'da bestelediği 11 numaralı La majör piyano sonatının allegretto olan son bölümüdür. Orijinal adı Rondo Alla Turca'dır, Türk usulü rondo anlamına gelmektedir. Mozart zaten daha önce yazmış olduğu Saraydan Kız Kaçırma operası için o zamanlar Avrupa'daki bilinen tek Türk müziği olan mehter marşlarını incelemiştir. Bu rondoyu da mehter marşlarından esinlenerek yazmıştır. Özellikle kullandığı arpejler ve sol el için yazdığı perkusif bas ritmlerini mehter marşlarına benzetmiş ve eserine bu ismi vermiştir.
  • Paylaş
Olay aynı Şaman abimizin yazdığı şekilde gelişmiş olup size Rondo Alla Turca nın Amadeus filminden görüntülerle video klibini linkliyorum.

Bu arada Mozart ı merak edenler Amadeus u MUTLAKA izlesinler.

  • Paylaş
Bu konuda araştırmacı M.Ümit ERTONG'un dediklerine kulak verelim:

"Mozart için Türklerin ayrı bir önemi vardır, Türkler için de Mozart'ın. Mozart Türklerle, müzik ve töreleriyle gençlik çağlarından başlayarak ilgilenmiştir.
Osmanlıların Viyana'yı kuşatmaları sırasında ve sonrasında, Avrupalılar, özellikle de Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun yurttaşları Türklerle yakın ilişkilere girmiştir. Kuşatma dağılıp Viyana kurtulunca, daha önce korkulan düşman artık merak konusu olmaya başlamıştı. Osmanlı giysileri hem erkekler, hem de kadınlar arasında moda olmuş, Mozart'ın da tiryakisi olduğu Türk kahvesi Viyanalıların yaşamına bir daha çıkmamak üzere girmiştir. Mehter takımının vurmalı ve üflemeli çalgıları da Avrupa askeri bandolarını etkilemiş, mehter müziğinden Mozart başta olmak üzere çok sayıda besteci yararlanmıştır.
Türklerle ilgili konular müzikli sahne oyunlarının en gözde malzemesi durumuna gelmiş ve bu gelişme 18. yüzyılda Avrupa'da "Türk Operası" akımını yaratmıştır. Bu akımın sayısı yüzü aşan örnekleri arasında en ölümsüz olanı ise Mozart'ın 'Saraydan Kız Kaçırma" adlı eseri olmuştur.
Korsanlar tarafından kaçırılarak Osmanlı sarayına ya da paşa konağına satılan bir Avrupalı genç kızın vatanındaki sevgilisi tarafından bin türlü hile ve desiseye başvurularak kaçırılması temasını işleyen "Saraydan Kız Kaçırma" operası, Mozart'ın Türk müziği motiflerine ve harem hikayelerine olan ilgisinin bir ürünüdür. Bu ünlü eser, Mozart'ın yeni yerleştiği Viyana'da kendisine duyulan hayranlığın artmasına, imparatorun gözüne girmesine ve Alman operasının İtalyan stilinin egemenliğinden bir ölçüde kurtulmasına yol açmıştır.
Mozart'ın Türk müziğinin ritmik, ezgisel ve tınısal özelliklerine duyduğu ilgi sadece operalarla sınırlı kalmadı. Dünyanın 'Türk Marşı diye adlandırdığı ünlü eser, Mozart'ın en sevilen eserleri arasındaki yerini bu yüzyılımızda da korumaktadır. "Türk Marşı" aslında K.V. 331 La major piyano sonatının "Alla Turca" başlıklı son rondo bölümüdür. Benim de çok sevdiğim bu eserle ilginç bir anım vardır: Memuriyetim nedeniyle Almanya'da bulunduğum sırada, sürekli olarak klasik müzik yayını yapan bir radyonun dinleyici istekleri programını izlerken, orada taksi şoförlüğü yaparak hayatı kazanmakta olan bir vatandaşımızın taksisinden radyoyu arayıp bu eserin çalınmasını istemesi ve spikerin bunu büyük bir heyecanla,"İşte çok önemli bir istek! Şimdi dinleyeceğiniz güzel melodilerin kaynağından anlamlı bir dilek!" diye anons etmesi beni derinden etkilemiştir. Görüldüğü gibi, farklı iki ulusun ve kültürün çocuklarına bu ortak heyecanı duyurtan şey gerçekte, "Mozart müziği her kuşakta türlü parıltılarla ışıldayan saf altına dönüştü. Onun evrensel düzenle tınlayan müziği, er geç yeryüzü ruhuna katılarak, ruhtan ruha geçerek dünya karmaşasının bitimine yardım edecektir." diyen Alman müzik bilgini Alfred Einstein'ı da haklı çıkartan, bu müziğin etkileri asırları aşan ve tükenecek gibi görünmeyen evrensel anlatım gücünden ve uluslararası niteliğinden başkaca nedir ki?
Ölümünden bu yana geçen iki asırlık zaman içinde, her kuşak onun eserlerinde bir başka anlam ve güzellikler bulmuştur. Eserlerindeki derin anlam ruhlara işledikçe Mozart'ın insanlığa yardımı daha da önem kazanacaktır."
  • Paylaş
Mozart ın Türk Marşını bestelediği dönem, Türk Modasının Avrupayı sardığı bir dönem, sonrasında da devam ediyor.

Yanlış hatırlamıyorsam İlber Ortaylı bir TV programında bu konunun aslında böyle olmadığını, Osmanlının özel sipariş vererek yaptırdığını söylemişti, ama birçok konuda olduğu gibi tartışma yaratmamak adına daha genişletmedi söylemini, geçiştirdi.
  • Paylaş
4

Şaman, İyi de parçanın ismi oldum olası Türk usulü rondo, mantıken Osmanlının siparişiyle yazmamış olması gerekiyor. Düşünün bizden biri Japon usulü misket diye bir parça yazsa onu Japonlar için yazmış olamaz. O zamanın müzisyenleri şimdi de olduğu gibi parayı veren herkes için müzik yazarlardı. Gelin görün ki 1. Abdülhamit'in hayatında da böyle bir ayrıntı yok. Şüphesi bile olsaydı milli tarihçilerimiz bunu ballandıra ballandıra anlatırlardı. Bir de Osmanlı şimdi Türklerin onlara sahip çıktığı gibi Türklere sahip çıkmamıştı. Eğer Abdülhamit bir marş sipariş etseydi ya kendi ya aşık olduğu kadının ismini verdirirdi esere ya da Osmanlı marşı olurdu parçanın adı. Halkımız bu tarihe ne kadar sahip çıkmaya çalışsa da Osmanlıyı yıkan son darbeyi yine Türkler vurmuştur.

Şaman, Tarih konusunda hiç kimseye güvenmem aslında. Bildiğiniz gibi her devletin hatta milletin milli tarihi oluyor. Bir de ben 16 senemi Viyana ve Salzburg'da geçirdim, müzisyenim ve bir çok müzisyen tanıyorum, Osmanlı padişahının Mozart'dan eser satın almış olduğu muhtemelen bilinir ve söylenirdi. Bir padişah için bir marş satın almak önemli olmaz ama bir müzisyen için Osmanlı padişahına eser satmış olmak çok önemli ve büyük bir gurur kaynağı olurdu. İlber amcaya saygım gerçekten sonsuz ama burada kendimin, İnternetin, müzik kulağımın ve yazdıklarımı beğenenlerin görüşüne inanmayı tercih ediyorum.

Şaman, Tarih konusunda salt gerçeği bulmak çok zor. Macarların Hun, Hunların Türk olduğunu dillerin de akraba olduğunu iddia ediyor tarihçilerimiz. Macarlar da böyle bir akrabalığın olmadığını iddia ediyorlar. Konu aslında beni ilgilendirmiyor ama iki devletin tarihçileri ve dil bilimcileri açıkça birbirlerine ters düşüyorlar. Tabii ki şüphe güzel bir şey ama düşünün şimdi Galata köprüsünü gerçekten Leonardo yapmış olsaydı bunu ilk okulda öğrenmez miydik? Mozart'dan bir marş satın almış olduğumuzu da okulda öğretirlerdi bence. Padişah için az olabilirdi ama bizim için övünç kaynağı olmaz mıydı? Neyse, beğenenleri, bu soruyu takip eden altı kişiden beşinin parçanın tarihinin bilinen şekilde olduğunu düşündüğünü öne sürerek savımı destekleme amaçlı yazdım. Neden böyle bir şey yazdınız şimdi anlamadım, beğeni kaygısı size göre değil ama bana göre mi demek istiyorsunuz? Bu sitede bilinen cevapların soruları ve onların güzelce derlenmiş cevapları da istenen bir şey. Gerçekten anlayamıyorum... Neyse sonuçta muhtemelen İlber Ortaylı böyle düşünüyormuş diye aklımızın bir köşesinde kalacak.

Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

7215 Görüntülenme7 Takipçi4 Yanıt

Konu Başlıkları