Bilmek istediğin her şeye ulaş
Muaviye İslam tarihi'nin en tartışmalı isimlerinden biri. Kimilerine göre "hazret" kimilerine göre sadece Muaviye'dir. Sevenlerinde, yerenlerinde kendilerine göre makul ve haklı sebepleri var.

Muaviye, Mekke Fethi esnasında islam'a teslim olan Ebu Sufyan bin Harb ve Hind bint Utbe'nin çocuklarıdır.

Ebu Süfyan'ın ricası üzerine, bir süre "vahiy kâtipliği" yaptığı ancak daha sonra Allah Resulü tarafından görevden el çektirildiği söylenir. Vahiy kâtipliği yapmış olmasını "önemli ve ayrıcı bir vasıf" olarak görenlere; Mekke'nin fethinden önce müslüman olan ve hemen ardından Medine'ye hicret eden ve burada da "vahiy kâtipliği" yapan Abdullah b. Sad'ın daha sonra Mekke ye kaçmasını ve burada İslam'a ve peygamberimize çok ciddi hakaretlerde bulunmasını hatırlatmakta yarar var.

Kendisi, Mekke fethinden önce gizliden müslüman olduğunu iddia eder.

Hz. Ömer zamanında Dimeşk valisi tayin edilmiştir.

Hz. Osman zamanında ise tüm Suriye'nin valisi oldu.

Hz. Ali zamanında Hz. Ali ye biat etmedi.

Hz. Aişe'nin başını çektiği isyana katılmadı ve Cemel Savaşında bulunmadı.
Cemel Savaşı'ndan sonra Suriye halkı ile beraber isyan etti ve Sıffin Savaşı'na neden oldu.

Sıffin Savaşı'nda askerlerinin mızraklarına Kur'an sayfaları taktırdı.

Hariciler denilen grubun ortaya çıkmasına vesile olarak Hz. Ali'nin hilafeti meselesinde fitne çıkarır.

Hakem Olayı'nda hile yapılmasına göz yumdu.

Hz. Ali'nin Küfe'de, camide şehit edilmesi ile alakalı, olayda parmağının olduğuna dair görüşler vardır.

Müslümanların çoğunluğunun Hz. Ali den sonra Hz. Hasan'a biat etmelerini de kabul etmedi ve Hz. Hasan'a isyan etti.

İsyan ederek başarılı olamayacağını anlayınca Hz. Hasan ile anlaşmaya çalıştı.
Hz. Hasan ile "Kuran'a ve sünnete uyması, yandaşlarından intikam almaması şartlarını ve bir de; Muaviye'nin ölmesinden sonra halifeliğinin tekrar kendisine, eğer kendisi hayatta değil ise kardeşi Hüseyin'e geçmesi" şartları üzerinde anlaşmaya vardı.

Halifeliği döneminde Hz. Peygamberin sahabilerine ve Ehl-i Beyt'e zulmetti ve çoğunu katletti.

Siyaset ve kılıç yoluyla iktidarını meşrulaştırıp fetihler yaptı. İnançsızların: "islam kılıç yoluyla yayılmıştır" sözlerinin vesilesi oldu.

Ölürken Hz. Hasan ile yaptığı anlaşmaya uymadı ve hilafet makamına layık olmayan, içki ve kadın düşkünü, namazsız oğlu Yezid'i hilafete getirerek, İslam'ı saltanat yönetimine mahkûm etti.

Şam'daki emirliği sırasında devlet hazinesini lükse harcamakla Ebu Zer Gıfari tarafından suçlandı ve ilk Müslümanlardan olan; Bedir, Uhud, Hendek ve diğer gazvelere katılan; devesi bitkin düştüğü halde yürüyerek Tebük Seferi'ne katılan, büyük sahabe Ebû Zerr el Gıfarî'yi sırf yaşadığı debdebeli hayatı eleştirdiği için sürgünden sürgüne gönderdi.

Bizzat kendisi hakkında hadis uydurttuğu ve hakkında uydurulmuş hadislere karşı tepki vermediği hadis uzmanlarının tespitidir.

Meşhur "Emevî Irkçılığı"nın babası olması bile onun kim olduğunu anlatmaktadır.

Bazı müslümanların "peygamber efendimiz kendisine iltifat etmiştir" demeleri boştur! O müslümanlar şu ayeti anlayana kadar okumalıdır: "Ne var ki, bedevîler arasında münafıklar ve peygamberin şehrinde yaşayanlar arasında da münafıklığı küstahlığa vardıranlar var. Sen onların ne olduğunu her zaman bilemiyorsun. Ama biz onları biliyoruz. Onlara bu dünyada iki kat azap vereceğiz; öte dünyada ise onlar çok daha zorlu bir azaba terk edilecekler."

Hz. Peygamber'in "Seni isyankâr bir güruh katledecek" hadisinde vurguladığı Ammar bin Yasir'in şehit edildiği savaşta, şehit edenlerin komutanlığını yapmıştır.

Son söz:

"Zalimlere sakın sempati duymayın, onları desteklemeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah tan başka dostlarınız yoktur, sonra size yardım da edilmez." (Hud/113)

  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

306 Görüntülenme1 Takipçi1 Yanıt