Bilmek istediğin her şeye ulaş

Mustafa Kemal Atatürk eleştirilebilmeli mi? Sizin eleştirdiğiniz politikaları, kararları, davranışları hangileridir?

Mustafa Kemal Atatürk tabii ki eleştirilebilir. İnsanlar Atatürk'ü sevmeyebilir hatta. Oturur tartışırız bundan daha doğal bir şey olamaz. Ben de harf inkılabının bir gecede yapılmasına ve bir günde insanların tamamının cahil hale gelmesine karşıyım. Dönemin şartları vs. tartışılabilir tabii ki ama insanlar Peygamberleri. Tanrıyı vs. tartışıyor Atatürk neden tartışılmasın.
  • Paylaş
11

Gökhan Biçer, Harf inkılabı ifadesiyle kastedilen reform bir gecede mi yapılmıştır? Bu reform gerçekleştirildikten sonra insanların tamamı bir günde cahil hale mi getirilmiştir?

Soru 1: Dünyanın neresinde böyle bir reform (Osmanlı Türkçesi'yle 'ıslahat') bir gecede yapılabilir, kim yapabilir?

Soru 2: Harf reformu ile ilgili yasa yürürlüğe girdiği gün, devletin hakimi, savcısı, mülkiye müfettişi, subayı, hekimi, cahil mi kaldı, devlet işleri yürümedi mi? Tapu dairelerinde, mahkemelerde, hastanelerde işlere ara mı verildi?

Adem Şahin, atatürk ün kurduğu bu devlet tamamıyla adıyla bayrağıyla eytim sistemiyle ırkçı faşist bir devlettir atatürk osmanlının kültürünü hiçe sayıp osmanlıyı tarihe gömmüştür örneğin en saçma kural türbanlı bayanların üniye alınmaması ve cahil bırakılmasıdır oysa kurtuluş savaşında cepheye mermi taşıyan kara çarşaflı türbanlı bayanlarada atatürk gibi bizim atamızdır ben şeriatcı değilim ama niçin böle dikdatör faşist bir eytim sistemi koymuştur?

Ceyhun Çakar, 1. Harf inkılabı benzer ihtiyaçlardaki bazı modern devletlerde yapılmıştır. En önemlisi sanırım G.Kore (ve kısmen Japonya). Hepsi bizim gözümüze aynı gözükse de Çin alfabesi Kore diline uygun değildir ve Kore bu alfabeyi bırakmıştır. Çin ise alfabeyi bırakın dili değiştirmiştir (Wiki'de basitleştirilmiş Çince diye bakın) ki bildiğim kadarıyla çok geniş bir nüfusa kısa zamanda okuma-yazma öğretmekte Atatürk Türkiye'sinin geçebilmiş tek ülkedir. Osmanlı'da okuma yazma oranı %10'dur. Atatürk öldüğünde %60'ların üzerinde çıkmış, erkek nufüsu kapssamıştır.

2. Osmanlı'da uygulanırken Atatürk Türkiye'sinde türbanlı bayanların üniversiteye alınmaması gibi birşey yazılmış yukarıya. Osmanlı'da türbanlı veya türbansız kadınların üniversite okuması diye birşey fiilen yoktu. Ayrıca, zaten kadınların Osmanlı'da okuma-yazma oranı (üniversite değil, ilkokul 1 seviyesinde okuma-yazma oranı) %1'in altındaydı. Bu oran, Atatürk tarafından onun döneminde değişmiştir. Ayrıca Osmanlı'nın kültürü diye birşey de en azından temel bilimler anlamında yoktu. Güneş-merkezli evren modeli 20. yüzyılda öğretilmeye başlanmıştır. Yani 600 yılın son 20 yılında.

Adem Şahin, ceyhun bey ben osmanlı ile türkiyeyi kıyaslamıyorum burda atatürk eleştirile bilirmi diye bi başlık var türkiye rejmi ve eytim sistemi tamaman buna atatürk rejmi dersek daha iyi olur kültür sadece evren modeli değildir o milletin tarihi dini milli değerleriide kültürüdür ama atatürk bin yıllık devleti yıkmış başrolünede kendini koyduğu bi devlet kurmuş eğtim sistemi faşist ülke ismi faşist dili faşist bayrağı faşist türkiyenin özgürlük anlamında elle tutulur hiç bi yanı yoktur örneğin ben okula gittiğimde atatürkü öğrenmek zorundamıyım ben şeriatcı değilim atatürk düşmanıda değilim sadece eleştiriyorum

Ceyhun Çakar, Atatürk tabi ki eleştirilmelidir ve eleştirilir. Zaten, ben kendimi bildim bileli rahatlıkla eleştiriliyor. Buradaki düşünceleriniz için K.S.Süleyman'ı eleştirenlerin yarısı kadar tepki görmemişsinizdir. Tabi ki Atatürk kendi öncesine göre değerlendirelecektir. Bir doktorun hastalarının yatalak olduğunu görüp ona berbat bir doktor diyemeyiz. Eğer hastalarını bitkisel hayattan yatalak konumuna getirdiyse müthiş bir doktordur. Milletin, tarihi, dini ve milli değerleri üzerine araştırmalar da Osmanlı'nın hiç sallamadığı (Yunus Emre gibi katı bir şekilde sansürledikleri dışında) ve 20. yüzyılda üzerinde araştırılmaya başlanmış konulardır. Ondan önceki tatihçiler örneğin büyük oranda Osmanlı'yla sınırlı ve anlatımları masal seviyesindeki kişilerdir. Aslında, Osmanlı tarihi hakkında bildiklerinin tamamına yakını bunlara Osmanlı'nın tersine Atatürk'ün sahip çıkması sayesindedir.

Atatürk eleştirilebilir, evet. Ama, Eleştirmek bilimsel bir etkinliktir. Ben özgürüm, Atatürk hakkında hiç bir şey öğrenmek istemiyorum ama Atatürk'ü eleştireceğim derseniz bu Atatürk'e giydirmektir. Zaten yapılan da bu. Tabi bu da hukuki sonuçları olmaması gereken bir şeydir demokratik bir yapıda ama üzgünüm böyle bir yaklaşıma gerekli yanıtı vermek de özgürlüktür. Kurtuluş savaşında başı kapalı kadınlarımız, Atatürk reformları olmasa, sıtmadan kıvranan okuma yazma bilmeyen dünyanın öküzün boynunda olduğuna inanan ve her iki çocuğundan birini bebekken gömmüş insanlar olacaktı. Osmanlı'nın onlara layık gördüğü özgürlük buydu ve evet Atatürk zamanında sıtma olma ve cahil kalma özgürlüğü yoktu (Örneğin aşılar jandarma kuvvetiyle zorla yapılıyordu). Faşizm Osmanlı döneminin sonundaki zavallılığa karşı çıkmaksa ben faşistim. Ama merak ediyorsanız bunun teknik adı Aydınlanma'dır. Eğitim sisteminde faşizm genelde yine Osmanlı'daki gibi falaka benzeri şiddete verilen addır.

Gökhan Biçer, Şimdi ne diyelim, konuyu neresinden alırsanız öyle görürsünüz. Karanlık bir ambara bir fil sokmuşlar, sonra da hayatlarında hiç fil görmemiş birkaç insan. Her biri filin bir tarafını tutmuş. Çıkışta sormuşlar: fil nedir, diye. Birisi fil, kuyruktur demiş; diğeri kalın bir bacaktır, beriki kocaman kulaktır, öteki uzun diştir...

Türkiye'de, tarih derslerinde sadece Atatürk mü okutuluyor? Osmanlı padişahları, Selçuklu sultanları, Karahanlı, Gazneli hükümdarları; hatta başka devlet adamları (sadrazamlar, vezirler, komutanlar vs) Bunun yanısıra, Türk devletlerinin tarih şeridindeki seyrini etkileyen yabancı kişiler de okutuluyor, büyük keşifleri yapanlar, rönesans, reform gibi aydınlama çağını açan sanatçı, bilim ve din adamları vs.

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersinde sadece Mustafa Kemal değil, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Doğu Cephesi Komutanı Karabekir Kâzım Paşa, ilk genelkurmay başkanı Mareşal Fevzi Paşa ve daha niceleri okutulurken; Osmanlı'dan Sultan II. Abdülhamit, Sultan Vahidettin, Sadrazam Damat Ferit Paşa gibi isimler de okutuluyor.

Atatürk bin yıllık bir devleti yıkmadı. (Osmanlı İmparatorluğu 619 sene yaşadı) 619. yılı 1918'dir ve 30 Ekim 1918 günü Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasıyla zaten bu devletin fiili yaşamı maalesef sona ermiştir (Tarihteki bir devletimiz yıkıldı diye zil takıp oynayacak değiliz) Yani Mustafa Kemal, Millî Mücadele'ye başlamadan evvel bu devlet zaten yıkılmıştır, işlevsiz bir devlettir (İşgal altındaki İstanbul'da Osmanlı subayları, işgal kuvvetlerinin subaylarına selam vermedi diye sorguya çekiliyordu)

Bir dil, bir bayrak nasıl faşist olur, anlamak mümkün değildir. Bir coğrafya atlasının ilk sayfalarında Dünya haritası yer alır ve altında tüm ülkelerin bayrakları yer alır. Her ülke gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin de bir bayrağı vardır ve tüm Dünya tarafından tanınmaktadır.

Dilimiz, Dünya'nın her dili gibi, bölgesel farklılıklar göstermekle beraber, Dil Reformu öncesi, Dolmabahçe toplantılarında bir standart belirlenmiş ve İstanbul şivesinin resmî dil olarak kabulü uygun görülmüştür.
Dilimiz faşist olsaydı, Arapça'dan Farsça'ya; Yunanca'dan İngilizce'ye kelimeler barındırır mıydı?

Adem Şahin, 1) kurtuluş savaşından sonra ülkenin ismi türkiye cunhuriyeti olmak zorundamıydı? ve ülke rejmi sadece atatürk yasalarını korumak zorundamıydı?amerika birleşik devletleri rejmi gibi bi rejim olsa daha iyi olmazmıydı.
2)kurtuluş savaşında lazların kürtlerin olduğunu düşünürsek yeni devletin bayrak isminin türk bayrağı olması ne kadar doğru
3) atatürk türkçeyi çıkarmak zorundamıydı?çıkardıysa bu dil bu ülke için ne kadar doğru?
4)atatürkün kılık kıyafetdeki getirdiği yenilikler türban yasağı gibi koyduğu kurallar ne kadar doğru?

yukardaki 4 madde sağcı solcu şeriat faşizm türk kürt çatışmalarına sebebiyet vern en büyük maddelerdir ve türkiyenin en büyük sorunlarıdır bu saydıklarımın hepsini içine alan bir devlet olamazmıydı? burda bu ülkeye niçin dikdatör faşist dememin sebebini anlamışsınızdır.

evet atatürk ülkeyi karanlıktan aydınlığa çekmiştir hakını kimse inkar edemez ama bu saydığım 4 maddeyi atlamış ben bu 4 maddeyi atlamasının sebebini attürkün kendi şahsi görüşüne ve kişiliğine bağlıyorum burda hata yapmıştır.

türkiyede yaşayan kemelist kişilerin atatürk böyle istemiş bunu kimde değiştiremez zihniyetinin artık bitmesi lazım bu ülkenin geleceği için ve bazı şeylerin değişmesi lazım yoksa git gide ülke içinde bölünüp kendi kendimizi bitircez cumhuriyet kurulalı 100 yıl oldu ülkenin içinde olduğu duruma bakın

atatürk osmanlıyı nasıl daha iyi bi hale getirdiyse bizde atatürk egosundan kurtuupülkeyi daha iyi bi hale getirmemiz lazım

yazdıklarınızın hepsini okudum ama kendimi iyi ifade edememişim şişmdi tam anlamıyla kendimi daha iyi ifade ettiğime inanıyorum.
saygılar

Gökhan Biçer, Ülke için cumhuriyet rejiminden başka bir çare kalmamıştı. Atatürk, monarşik rejim içerisindeki halk meclisinin (Meclis-i Mebusan, Milletvekilleri Meclisi) kurtuluş mücadelesi için birşeyler yapmasını beklemiş fakat, işgal altındaki İstanbul'da ne kadar irade-i millîyeye dayanılabilirdi ki.

Osmanlı devleti, Selçuklu devleti nasıl bir Türk devleti kabul ediliyorsa, bu devlet de onyedinci Türk devleti olarak kabul ediliyor.

Ülke rejimi, sadece Atatürk yasaları diye kastettiğiniz yasaları (hangi yasalar kasdediliyorsa) korumuyor, halk meclisi tarafında yürürlükte olması onaylanan tüm yasaları koruyor.

(Nasıl ki bugünkü başbakanı koruyan yasalar varsa, tabii ki ülkemizin kurtuluşunda ve yeni devletin kuruluşunda büyük emeği olan Atatürk'ü de koruyacak yasalar olacak. Tayyip Erdoğan, nasıl ki kendisine ve ailesine hakaret edildiği gerekçesiyle yargıya başvurarak bazı önlemler aldırabiliyorsa, Atatürk'e de hakaret edilmesi durumunda bazı önlemler alınmasını sağlayan yasalar olacak)

ABD rejimi gibi bir rejimi onaylıyorsanız, bu konuda çalışacaksınız. Bunu halka anlatacaksınız, serbest oylamayla ya da serbest oylarla meclise seçilmiş vekillerin oylarıyla böyle bir rejimi ülkeye getirmek için çalışacaksınız. Tabii böyle bir rejim ülkemize (özellikle halkımıza) uygun mudur, bunun çalışmasını yaptıracaksınız, akademisyenlere, işin ehli olan kişilere vs.

Bu ülke onyedinci Türk devleti ve bayrağının adının da Türk bayrağı olması gayet normal.
Ama birçok etnik kökenden insanın bu ülkede yaşadığına dayanarak bayrağın adının onaylamıyorsanız, o zaman önerilerinizi açıklayacaksınız. Demokraside önerilerinizi, fikirlerinizi, yorumlarınızı açıklayabilirsiniz ama hemen birşeye faşizm etiketi yapıştırmak yanlış olur. Faşizm ve faşizmin bayrağına, Hitler Almanyası'ndaki gamalı haçlı bayrak örnek verilebilir. O bayrak Hitler var oldukça vardı ve artık yok. Çünkü O, Almanya'nın değil, diktacıların bayrağıydı. Bizim bayrağımız ise halkımızın bayrağı, belli bir kişinin, kesimin ya da siyasi görüşün bayrağı değil.

Atatürk Türkçe'yi çıkarmadı, zaten böyle bir dil vardı. Sadece bu dilin resmî dil olması için çalışmalar yapıldı ve halk meclisi tarafından bu resmiyet onaylandı. Dilin doğruluğunu neyle ölçeriz ki, ne kadar doğru olduğunu anlayalım. İşte mesela burada iletişim kurabiliyoruz, fikirlerimizi tartışabiliyoruz, demokrasinin nimetinden bu dil aracılığı ile faydalanabiliyoruz.

Kılık kıyafet konusunda yenilik çalışmaları Atatürk zamanında başlamadı, Sultan 2. Mahmut dönemine kadar dayanır. Türbana yasak konmadı, özel hayatlarında herkes istediği gibi giyiniyordu. Kamuda çalışanlar için kılık kıyafet düzenlemesi çıkması gayet normal. Zaten o zamanlar kamuda kaç kadın çalışıyordu ki. Kızlar üniversiteye yeni yeni alınmaya başlamıştı. Onlar da toplum baskısıyla erkeklerle sınıfın ayrı uçlarında oturmak zorunda kalıyorlardı.

Yukarıda sıralanmış olan dört madde diyelim ki başka türlü olsaydı (devletin, bayrağın adı Türk, Türkiye olmasaydı, dil Türkçe olmasaydı vs.) Türk-Kürt, sağcı-solcu çatışmaları yaşanmayacak mıydı? (Keşke, sebebi ne olursa olsun yaşanmasaydı)
Devlet hepimizi kucaklıyor, Suriye'de, Kürtler'i vatandaş saymıyorlar. Şu son çatışmalar olmasaydı Esed, bu kişilere kimlik vermeyecekti belki de. Her etnik kökenden insan, çeşitli makamlara mevkilere gelebiliyor. Tahmin ediyorum başbakanımız Türk kökenli değil ama bakın ki bu ülkeye başbakan olabiliyor, cumhurbaşkanlığına adaylığını koyabiliyor. Faşist bir ülkede bu mümkün olabilir miydi? Örneğin, İran'da belli etnik kökenden kişiler, belli makamlara gelebilirler. Şiiler şu olabilir, Sünniler bu olamaz gibi.

Ergün Tuna, Harf inkılabı bir gecenin eseri değildir....Türkiye cumhuriyeti kurulmadan önce Osmanlı zamanında girişimler başlamıştır....

Ceyhun Çakar, 1) Atatürk kurtuluş savaşından sonra Türkiye ismini koymadı. Ülkenin adı çok uzun süredir Batı kaynaklarında bu şekilde geçer ve Batı güçlendikten sonra; yani Atatürk doğmadan çok önce; Türkiye sözcüğü Osmanlı tarafından da benimsenmiştir (İstanbul'da bir sahafta eski bir haritaya bakmanız bunun için yeterlidir). Atatürk Cumhuriyeti ilan edince Türkiye'ye Cumhuriyet sözcüğü de eklendi. Yani, 'Türkiye Cumhuriyeti' isminde Atatürk döneminde eklenen Cumhuriyet'tir ki anladığım kadarıyla ona da karşısınız.

2) Türk Bayrağı'da aynı şekilde Atatürk'ten önce vardı ve değiştirilmedi. Faşizmi bu şekilde tanımladıktan sonra Osmanlı Padişahları faşisti diyecek misiniz sanmıyorum.

3) Atatürk Türkçe'yi mi çıkarmış. Atatürk'ün 1000 yaşında bir antik Yunan Tanrısı gibi bir varlık olduğunu düşünüyorsunuz sanırım. Spartaküs'ün öldürülmesini de ona bağlarsanız şaşırmam.

4) Atatürk türban yasağı koymadı. Ne kadar doğru olduğunu da Arap ülkelerinin müthiş durumu üzerinden tartabilirsiniz.

Bunlara ek olarak, ABD tarihindeki devrim ve reformlar Atatürk'ün zaten temel referansıdır. ABD'de de eyalet nufüsundan bağımsız olarak resmi dil İngilizce olarak benimsenir. Kaliforniya gibi ABD'ye katıldığında (ya da işgal edildiğinde) dili İspanyolca olan eyaletlerde de tüm işler İngilizce yürür. Laiklik'in anayasada olması ABD'de vardır ve bu eyalet yasalarının üstündedir. ABD'nin kurucuları devrimleri halka benimsetmekte Atatürk'ten hiç bir şekilde aşağı kalmazlar. Benjamin Franklin halkı paratoner kullanmaya zorlamıştır (dini inançlarına aykırı olduğu halde).

Yukarıdaki dört madde Türkiye'deki tüm çatışmaların nedeni ise doğal olarak tüm çatışmaların Atatürk döneminde başlamış olması gerekir. Alevi, Celali isyanları, Türk Kürt, Yunan, Ermeni ayaklanmaları ve bunların bastırılması hiç olmamış ama Atatürk bu 4 maddedeki hataları yapınca ortaya çıkmış öyle mi?

Adem Şahin, işinize gelince herşeyi atatürk yaptı gelmeyince atatürk hiç bişey yapmadı demi ceyhun bey

Herkes birbirini eleştirebilir. Bazı düşünceler, bazı kurallar onlara ters gelebilir, bu doğaldır anlarım. Ama ben bu işi düşmanca bir hale getirip, Atatürk'e atıp tutanları anlamıyorum. Anlayamıyorum daha doğrusu. Siyasete vuran mı ararsın, içki içiyor diyenleri mi yoksa yok Allah'sız kitapsız diyenleri mi? Bir kişinin kişiliği bunlarla mı ölçülüyor bir tek? Elin Japon'u buralara geliyor bu adamın yaptıklarını duyup daha yakından tanımak öğrenmek için. Sen kendi ülkende, senin için , senin neslin için kendi canı pahasına ne olursa olsun, nelere katlandığını bilmeden etmeden nasıl söz sahibi oluyorsun? Diyeceğim tek bir söz olabilir eleştirmemle ilgili; o da, Atatürk şu anda hayatta olsaydı, O'nun da pişman olacağı tek şey, kesinlikle çok partili hayata geçme olurdu, diye düşünüyorum.
  • Paylaş
4

Hakan, Son satır hariç, beğendim :-)

Halil Ipci, Elin Japonu neden latin alfabesine gecmiyor acaba? Kitab yakmaya gerek yok, yaziyi yasaklarsan hepsini yakmis olursun

Gökhan Biçer, Elin Japon'u, Latin Alfabesi'ne geçmiyor çünkü, Onlar, kendi dillerini, hem günlük konuşma dili, hem bilim dili hem de sanat dili olarak kullanagelmişler. Bunda etkili olan başlıca unsur, Onlar'ın, kendi coğrafyalarında yüzyıllardır bulunmalıdır.
Bizler ise, yüzyıllar boyunca göçmüşüz. Göçlerimiz sırasında, kendimizden olmayan kavimlerle temas etmişiz. Hatta dinimizi dahi değiştirecek kadar bu kavimlerden etkilenmişiz. Bu etkilenmelerimiz esnasında kimi zaman bilim dili, kimi zaman sanat dili olarak Onlar'ın dillerini kullanmışız. Tabii ki, kendi öz alfabelerimiz olan Göktürk ve Orhun Alfabeleri yerine Arap alfabesini de almışız.
Bizim meselemiz, birilerinin dilini ve alfabesini almak değil, bir an evvel yüksek bir medeniyet seviyesine ulaşma isteğimizdir. Yani Atatürk'ün belirlediği hedefe biz, Orta Asya'dan buraya göç yollarımızda her zaman ulaşmak istedik ve bunun için başkalarının alfabelerini ve dillerini almaya başladık.
Yeni, modern devlet kurulurken de bu hedefi önümüze koyduğumuz için ve evrensellik 'kimi' Batı ülkelerince teşkil edilmiş olduğu için, bu 'kimi' Batı ülkelerince ortak olarak kullanılmakta olan alfabe ile birlikte Onlar'ın bazı standartlarını alma gereği duyduk.
Bugün kullandığımız alfabe (hatta alfabe kelimesi de Yunan alfabesinin ilk iki harfi olan 'alfa' ve 'beta' harflerinden türemiştir) kendi alfabemiz olmadığı gibi, bununla değiştirdiğimiz alfabe olan Arap alfabesi de kendi alfabemiz değildi.

Ayhan Şimşek, Son satırı duygusal bularak beğendim :)

Tabii ki eleştirilebilir fakat bu eleştiriyi sokakta ki yetersiz bilgiyle yapmak cinayete eş değerdir.
. *Şayet üşenmezseniz şu iki konu başlığının okunmasının bir zararı olmayacaktır.
Ayrıca dönem itibariyle ülke şartları da göz önünde bulundurulmalı...

Atatürkçülük

ATATÜRK'ÜN TARİH ANLAYIŞI
-Yeni Türkiye'nin tarih anlayışı, İslamcı-Osmanlı tarihine ve Batının uygarlık tekelciliği tutumuna karşı bir tepki olarak gelişir.
-
-Türk Kurtuluş Savaşı, yalnızca emperyalist devletlere karşı verilmiş bir savaş değil, aynı zamanda Saray'ın körüklediği pek çok sayıda iç ayaklanmalarla belirlenen bir iç savaştır. Bu iç savaşın sonucudur ki Saltanat ve kurumları çöker, Hilafet kaldırılır ve laiklik ilkesine dayalı, çağın Avrupa'sının bilim anlayışı, pozitivizme inançlı bir toplum düzeni ve ulusal bir yeni devlet kurmaya yönelir.
-Milli Misak sınırları içerisinde inşasına çalışılan "ULUS"A yeni bir ulusal tarih zorunludur.
-Osmanlı Devletini ikinci plana itecek, Osmanlı yerine Türk'ü öne çıkaracak ve Türk'ün uygarlığa katkılarını belirtecek bir tarih arayışı, Atatürk'ün başlıca uğraşlarından biri olur.
Atatürk, 1928'de Samsun'da şöyle konuşur:
Bizim ulusumuzun yaşamsal temelini düşünelim. Bu düşünce bizi elbette altı-yedi yüzyıllık Osmanlı Türklüğünden yüzlerce yıllık Selçuk Türklerine ve ondan önce, bu dönemlerin her birine denk olan Büyük Türk Çağına kavuşturur.
Atatürk, Büyük Türk Çağını aramaya koyulur. Bu konuda görevlendirdiği Prof. Afet İnan "Türklerin cihan tarihinde en eski çağlardan beri gerçek yeri neresidir ve uygarlıkta hizmetleri neler olmuştur" sorusuna bilimsel cevap aramaya koyulur. Ve bu doğrultuda bir kurul kurmak amacıyla kurultayda şöyle konuşur:
-Tarih öğretmenliği yaptığım için hissediyorum ki Türk ulusunun tarihi hakkındaki bilgi eksiktir. Bize, hepimize geçmişin okullarında bu hususta öğretilmiş şeyler hem eksik, hem de yanlıştır. Yazık ki, bu yanlış yol bu zamana kadar önümüzdeki kuşağı yetiştiren bilgi ocaklarında da izlenmiştir. Geçmişten
miras kalan bu sisli yolu aydınlatmak, Türk ulusunu, Türk çocuklarını yeni bir tarih yolundan yürüterek geleceğin parlak ufuklarına ulaştırmak önemlidir... Bence bu amacın aydınlatılması için en nurlu güneş, Türk'ün kökenini, uygarlığını, ululuğunu tanıtan tarihtir.
-İnsanlığın en yüksek ve ilk uygar kavmi, vatanı Altaylar ve Orta Asya olan Türklerdir. Türk, uygarlıktır, Türk tarihtir.
Belleten, s42, s140, s176, s522

Türk Tarihi 1. Kitap, s18,19,20,21.

***

ATATÜRKÇÜ TÜRK TARİHİ VE
TURANCI TÜRK TARİHİ

-Atatürkçü tarih, İnsanlığın ilerlemesinde ırkın değil, aklın egemen olduğu ve ulusların çeşitli ırkların karışmasından meydana geldiği belirtilir.
-Turancı tarihte ırk, ulusun oluşumunda baş öğedir. Ünlü Gök Börü (Bozkurt) dergisinin kapağında, Orhun Yazıtında kullanılan harflerle "Irkların üstünde Türk ırkı" yazılıdır.
-Atatürk, ırk değil, uygarlık ile ilgilidir. Uygarlığı,"Bir insan topluluğunun, siyasal ve ekonomik yaşamda, bilim ve güzel sanat alanlarında yapabildiklerinin bileşkesi," diye anlar ve çağdaş uygarlığı amaçlar.
-Turancılarda uygarlık kavramı, teknike yaklaşır. Kültürü teknikten özenle ayırırlar ve geçmişe dönük bir kültür özlemini dile getirirler. Tarihi, hatta yaşamı savaş sayarlar. Bu anlayışın irredentası ise tutsak Türkleri kurtarmaktır. Bir başka deyişle Rusya, Çin ve İran'a geçmiş toprakların geri kazanımıdır.
-Türk tarih savında, Orta Asya, Türklerin geçmişte yaşadıkları yurttur. Günümüzdeki Orta Asya toplulukları, bu tarihte yer almaz.
-Turancılar için Orta Asya, günümüzde de yurttur.
-Atatürkçü tarih, bugünkü Türkiye toprakları üzerindeki bütün geçmiş tarihe sahip çıkar, Hitit, İyonya vb.., uygarlıklarını benimser; Turancı tarih ise, yadsır.


Türk Tarihi 1. Kitap, s27,28,29
  • Paylaş
25

Ferit Binici, Atatürkün tarihe bakış açısında sorun görüyorum.Yeni ulusa yeni tarih biçmek hakikati bir kenara bırakıp gelecekteki politikalar için sanki dizayn temellidir.

Ayhan Şimşek, Bahsettiğiniz o hakikatin tarihi nedir, yani nereden itibaren alıyorsunuz o hakikati günümüze?

Ferit Binici, Hakikatin tarihini veremem.Hakikatsizliğin tarihini verebilirim.Cumhuriyet kurulduğundan beri diyebilirim.Atatürk ilkeleri ve inkilap tarihi kitaplarını incelediğimizde ideoloji üzerine kurulduğunu görebiliriz.Atatürkün tarih anlayışında yeni ulusa yeni tarih biçme var.Bu anlayış geçmişten çok gelecekteki politikalar için düşünülmüş.İdeoloji için geçmiş geleceğe kurban edilmiş.

Hakan, Ainesi iştir kişinin lâfa bakılmaz bu olsa gerek. Teşekkürler.

Ayhan Şimşek, Bazen ne yapsan olmuyor işte @hakkan , küstümü kelimeler tekrar okunana kadar çıtlarını bile çıkartmıyorlar işte.

Hakan, Bu kafa kodlu, hatta çipli, kurtlar vadisi seyredip kime oy vereceği emrini alan kafa bu kafa. Hırsızı uğursuzu sevdikleri için tıpkı kureyş müşrikleri gibi gerçeği göremezler maalesef.

Ferit Binici, Bilgi sahibi Olmasaydım bende sizin gibi yapabilirdim.Hakaret eder aşağılar çok bilmişi oynardım.

Hakan,  Tek kelime hakaret yok alt yorumda yazdıklarımda eğer bana diyorsanız. Evet yeni Ulus, bakın bu tespitte doğru, köleştirilmiş. Padişaha kullluk eden, kellesi koltuk altında yaşayan, sadece köylü kalabilen, Enderun denilen okullarında aşağılama vesilesi sayılan bir toplumdan, onurlu, gururlu, özgür, bağımsız, insana kulluk etmeyen modern bir ulus çıkmıştır. Çooook haklısınız. Ama bunu bile hakikat dışı nitelikte bulacak kadar bilginiz var sadece sebep söylecek, çözüm önerecek nitelikli bilgi koyun ortayada bilelim bizde kodlumu , çiplimi yada bilgilimi olduğunuzu. Sahte tevazuyu yemez bu kitle.

Ayhan Şimşek, Acaba bilgi nasıl edinilir ve edinilen bu bilgi nasıl sorgulanıp teyit edilir ve doğruya varılır. Bence bilgi sahibi olmak bu bahsettiğim karşılaştırmaları sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmekten geçiyor.
Ayrıca bilgi sahibi olmasaydım sizin gibi çok bilmişi oynardım cümlenizi tarafıma küfür olarak algıladığım için @frtbnc bildiğinizi iddia ettiğiniz o bilgiyi paylaşmaya değer bulmadığınız için, koca egonuzla birlikte bu kibrinizi de kabul etmediğim küfrünüzle birlikte ve İzmir Marşı eşliğinde size iade ederim.

Ferit Binici, Hakan bey ben Atatürkün tarih anlayışını eleştirdim.Siz üzerine yalanlarla yazılmış inkilap tarihini anlatmaya başladınız.Bide haddiniz olmadan çiplimisin kodlumusun tarzı mühendisliğe soyundunuz.Madem böyle bir uğraşınız var önce kemalizm ile zehirlenmiş zihninize bir panzehir bulun.

Padişahlıhtan bahsediyorsun tek parti dönemi padişahlığını unutuyorsun.

Enderuna söylediklerine bakınca insanın inanası gelmiyor.Ya o Enderundan kimler yetişti sen biliyormusun.Sana basit bir örnek Mimar Sinan şimdi Cumhuriyetin o modernite ile tabir ettiğin okul ve eğitim modelinden sen Mimar Sinan Çıkardın mı cevap veriyorum hayır Çıkarabiliyormusun gene cevap veriyorum hayır.Cumhuriyetin o modern okullarını hatta cumhuriyeti kuran kişileri yetiştiren okulları Abdülhamidin açtırdığını biliyormusun.Bir Bak bakalım kaç tane okul yaptırmış.Bugün laik Atatürkçü geçinen Aysun kayacının benim oyum dağdaki çobanla bir mi diye aşağıladığı o çobana bu adam zamanında okul yaptırmış. Öyle sansasyonel bi takım içi boş küçültücü aşağılayıcı sözlerle ancak kendine bir model sunarsın.

Ferit Binici, Şimdi Ayhan şimşek beyfendiye geliyim.Burada söyliyceklerim Hakan beyide ilgilendiriyor.Yapmış olduğu yorumda bilgimi merak etmiş.

Atatürkün tarih anlayışı yazınız Atatürk tarafından hazırlatılan Türk tarih tezidir. dört ciltten oluşur.Bu kitap çalışma grubu tarafından hazırlanır.Afet inan Fuat köprülü gibi isimler görev alır.Peki bu kitap neden yazılır ve asıl gayesi nedir.Batılı kaynaklardan o dönem Türkiye aleyhine tarih kitapları hazırlanır.Buna tepki olarakda Atatürkde harekete geçer Türk tarih tezini yazdırır.Kitap milliyetçi içeriği ile dikkat çeker.Dönemin siyasi havası da zaten budur.Yazılan bu kitap çokda eleştiri alır.Zaten tarih kitabından çok politik bir kitaptır.

Şimdi burası çok önemli Atatürk'ün hazırlanmasına öncülük ettiği Türk Tarihinin Ana Hatları kitabının yazarlarından olan Fuad Köprülü, 1940 yılında yazdığı bir yazıda kendisinin de katkıda bulunduğu eseri, Avrupa tarihçiliğinin Türkler aleyhinde yazılmış temelsiz ve olumsuz düşüncelerine karşı bir tepki olarak ortaya çıkan Romantik Nasyonalist bir tarih anlayışı olduğunu yazmıştır.

Siz Tarih bilimini içine ideoloji ile sunduğunuz zaman o Tarih olmaz .Politik tarihi roman gibi bir şey olur.Atatürkte yeni ulusa yeni tarih biçme anlayışı.Bir nevi günümüze kadar süren taraflı tarihinde tohumunu atmıştır.Bugün Halil inalcık İlber ortaylı gibi Tarihçi referanslarımız yakın tarihin doğru anlatılmadığını ondan önce tarihin biliminin eğitim modeli olarak iyi sunulmadığını belirtmişlerdir.

Benim maksadım burada Atatürke saldırmak değil yapmış olduğu bazı politikaları eleştirmek.Demokrasinin temel haklarından birini kullanıyorum.
Son söz olarak izmir marşını yollamak yada çiplimisin kodlusumusun gibi tavırlarda bulunuşunuzu kemalist eğitim modelindeki zehirlenmeye bağlıyorum.Umarım tedavi olabilirsiniz.

Ayhan Şimşek, Çok biliyorum dediğiniz bilgi buyduysa hala bir çok şeyi eksik bildiğinizin farkına varama mışsınız. Neyse ki benim tarih bilgim o eksiklerinizi tamamlamanıza en azından sizi araştırmaya itecektir, Umarım.
Mevzu eksiklerinizi gidermek için alt yorumda tekrardan döneceğim size çok sevgili @frtbnc beyefendi.

Ferit Binici, Google seninle olsun bol şans.

Ayhan Şimşek@frtbnc beyefendiye; Birinci Bölüm
***TEMEL TÜRK TARİHİ GELİŞİMİNİ ANLAMAK:***
"Önsöz"
Türkler, 9. Yüzyıl'da İslamlığı kabul ettikten sonra, özellikle Osmanlı Devleti zamanında İslam tarihi temel alınmıştır, İslamdan önceki Türk tarihine önem verilmemiş ve Türklerin İslam uygarlığına katkıları belirtilmemiştir.
***
"GİRİŞ"
Osmanlı İmparatorluğu, Osmanlı tarihine sahip çıkmaz. Hatta TANZİMAT'a kadar okullarda Osmanlı tarihi okutulmaz. İslam tarihi okutulur.
Peygamber soyundan gelen Araplara baş rol tanınır. Türk ve Türkmen deyimi, Osmanlılarda ve Selçuklularda göçebe anlamında kullanılır. Burada ki göçebenin anlamı; Türk, uygarlık dışı, yamacı anlamındadır.
Mevlana, tıpkı Danilevski gibi, Allah'ın Türkleri yıkmak için yarattığını ileri sürer. Bu nedenle medreselerde okutulan İslam Tarihinde Türk'e hiç yer verilmez.
Osmanlı'da tarih, İran ve Arap tarihçiliğini taklit eder. Bu tarihlerde Türk'e değil hiçbir halka yer yoktur. Halklar yerine padişahlar vardır ve yazılan tarih değil övgülerden ibarettir.
Fatih Mehmet yazarı Babinger, Osmanlı tarihçilerini suçlar:
"Salt eski Osmanlı kaynaklarına dayanılırsa, eski Osmanlı İmparatorluğu'nun iç ilişkilerinin doğru anlatılması zordur... Askeri yenilgileri süsleyip yengi yapar, Sultan'a dalkavukluk eder, ayaklanmalar ve huzursuzluklar karşısında susar..."
Arşiv belgelerine dayalı ilk tarihler Tanzimat'tan sonra yazılır. Cevdet Paşa bu yolu açar.
Hammer'ın Osmanlı Tarihi, Tanzimat tarihçilerinin baş kaynağı olur ve okullarda Osmanlı Tarihi okutulmaya başlanır.
-ÖNEMLİ:
Tanzimat ilan edilip Müslüman olmayanlara da eşit haklar tanınınca,
devlet tarihi anlayışı gelişti. Osmanlı İmparatorluğunu oluşturan etnik öğeler arasında ortak değerler aranarak Osmanlılık bilinci amacı güdülerek devlet ayakta tutulmaya çalışılıyordu. İSLAM tarihine paralel olarak yürütülen bu devlet tarihçiliği içinde doal olarak Osmanlılardan önceki Türk tarihinden hiç söz edilmiyordu.(belleten-140 s 537)
Ne var ki Osmanşı tarihinin okutulması bir Osmanlı bilinci yaratmaya yetmediği gibi Rum, Ermeni, Arnavut ve Arap milliyetçiliğinin de gelişmesini sağladı.
Tıbbiye Okulunda Arap öğrenciler, milliyetçilik amacı güden bir dernek kurup Türk öğrencileri horlayınca; Türk öğrenciler Karaca Ahmet mezarlığında gizli-gizli buluşup Türk Ocağını kurarlar.
*Bu sıralarda Avrupa'da Orta Asya tarihi ile ilgili çalışmalar gelişir.
Çinceden eski Orta Asya tarihi ile ilgili çeviriler yapılır.
Orhun yazıtları bulunur, "Kutadgu Bilig ve Şecere-i Türk" gibi yapıtlar Avrupa'da basılır.
Radlof ve Vambery, Orta Asya gezilerini ve Türk kültürü ile ilgili çalışmalarını yayınlarlar.
Leon Cahun, çoşkun bir Türk-Moğol Tarihine Giriş yapıtını yazar.
VE bir TÜRKOLOJİ dalı doğar.
Rıza Nur, "Pan-türkizm ve Pan-turanizmi Avrupalu Türkologlar, yani yabancılar doğurmuştur" der.
***Bu yapıtlar Türkiye'de ilgi çeker, Ahmet Vefik Paşa, Şemsettin Sami, Süleyman Paşa yapıtlarında bu kaynaklardan faydalanır. Necip Asım'ın Leon Cahun'dan esinlenen yapıtı büyük ilgi toplar. Harbiye'nin başındaki Süleyman Paşa, genç subaylar arasında Türkçülük tohumları eker. Dünya tarihine ve Fransız ihtilaline karşı ilgi uyandırır.
-ÖNEMLİ 2-
Fransız İhtilaline ve Osmanlılık dışında Türk tarihine karşı büyüyen ilgi Abdülhamit'i ürkütür. Okul programlarını değiştirmek ister. Harbiye programlarına pek fazla dokunamasa da Mülkiye ve öteki yüksek okullar üzerindeki baskıyı artırarak Şeyhülislam başkanlığında dinsel inançların tekrardan güçlendirilmesi adına bir kurul kurar.
*Mülkiye'ye, liselere ve öteki okullara medrese kökenli müfettişler yollayarak, dinsel inançlara aykırı öğretim yapılıp yapılmadığını denetletir.
*Tarih derslerini ilkokullardan kaldırır, öteki okullarda dondurur.
Saray ve çevresini yakından tanıyan Halit Ziya Uşaklıgil'e göre, Abdülhamit, tarih derslerinden özellikle çekinir. Ve şöyle der;
ÇOK ÖNEMLİ 3
"En çok korkulan tarihti: Fikrin asıl uyanışına hizmet edecek, ibret alanında bir aydınlık yaratabilecek olan bu tarih belası, yönetimin huzurunu kaldıran bir kabustu. Ve hergün bir çılgın el, avucunda tarihten koparılmış bir küme yaprakla koşarak ganimetini Yıldız'ın iştihası bir türlü doyurulamayan ağzına götürürdü. Memleketin tarihinde ayaklanma, ihtilal, tahttan indirme, suikast adına ne varsa, yönetim kötülüklerine, hırsızlık ve yolsuzluğa, bu yönetimin durumunu akla getirebilecek nitelikte ne bulursa, bunlar kaldırılır; Hemen baştan başa bunlarla dolu olan, bunlar çıkınca ortada anlamsız, cansız bir ceset biçiminde kalan TÜRK TARİHİ, yalnız padişahların ululuğuna, savaş ve fetihlerin daima Osmanlı hanedanının yüceliğine yönelik övgülerden ibaret kalırdı. Hele Genel Tarih, perdesinin ucu kaldırılamayacak, yalnız bir deliğinden karanlıkta bakılabilecek bir sahneydi." Halit Ziya Uşaklıgil, Kırk Yıl, IV, S.171

BİRİNCİ BÖLÜM SONU

Hakan, İyi ki bi tek parti var ha o da olmasa ne konuşacaksınız acep, ha birde darbeler var dimi. Her ne hikmetse ger darbeden sonra iktidar olan sizin çipliler.

Çipli yi bulmak çipli yi ifşa etmek kıçından meslek uydurup toplum mühendisliği yapanlar kadar haddim, hakkım, görevim bayım, önce o çipli kafanızın içindeki pisliği atacaksınız normal, makul ve ortalama bir insan kadar düşünebilir olacaksınız ondan sonra Atatürk hakkında konuşacaksınız. Dilinize dolamışsınız bir tek parti dönemi, birde istiklal mahkemesi dönemleri başka argüman yok. Bugün namaz oruç haç ibadetlerini yapıyorsan, gevşek gevşek yürüyerek geziyorsan, elinde bir pasaport ve babanın kim olduğu belli ise ATATÜRK e borçlusun , Yunanistan kimliği ile gezerdin şimdi o molla kafasıyla. sadece siz değil 76 milyonun burcu vardır.

Ayhan Şimşek, -Toplum Mühendisi olmuş olan! @frtbnc 'ye
İKİNCİ BÖLÜM - YENİ TÜRKİYE'NİN TARİH ANLAYIŞI
***
Yeni Türkiye'nin tarih ANLAYIŞI, İslamcılık üzerinden Devleti güderken Türkleri aşağılayıp Osmanlı tarih anlayışına ve Batının uygarlık tekelciliği tutumuna karşı BİR TEPKİ olarak gelişir.
* @frtbnc 'nin dediği gibi tepki hareketiyle başlar fakat bu nasıl bir tepkidir?
- Tek! kaynak olan Avrupa ve Çin'in Türk Tarihi çalışmalarında Türkler hakkında bir çok aleyhte yazılar vardı FAKAT bu hakaret dolu yazılar sadece Atatürk dönemi Türkiye'sine değil, TÜM tarih boyunca Türklere yapılmış bir karalama kampanyasından ibaretti. En başından beri Avrupa kendisini uygarlığın yaratıcısı olarak görüyor, Ruslar dahil Türkler, Araplar ve bir çok kavmi medeniyet dışı kaybolmaya yüz tutacak topluluklar olarak hakir görüyorlardı.
***
Dünya tarihinde ki en muazzam savaşlardan olan Kurtuluş Savaşı sonrası Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla ULUSAL BİR TARİH zorunlu olmuştur. Nitekim çağımızda bütün ezilen uluslar, bağımsızlıklarını elde edince, bir ulusal tarih ortaya koymaya büyük önem verirler. Enternasyonalist görüşlü Sovyet yazarları DAHİ, bu gerekliliği belirtirler.
Bir Sovyet düşünür şöyle der;
"Kurtulan halk, yalnız ulusal ve antiemperyalist devlet kurmakla ve ulusal ekonomi ile yetinemez, ulıusal tarih ortaya koymak zorundadır. Çünkü tarih, HALKIN ruhudur."
A.W. Gulyga, onu tamamlar;
"Eski sömürgecileri tarafından tarihleri yok edilip yadsındığı için, Kendi geçmişlerini hatırlama, Asya ve Afrika halkları açısından önemlidir. Bir geçmişe sahip olmayan bir toplum, bir devlet düşünülemez. Tarih, insanlığın belleğidir."
-Bu düşüncelerle yeni Türkiye, Osmanlıdan kalan bilimsel olmayıp övgülerden oluşturulmuş tarih anlayışını referans alıp sürdüremezdi. Eğer öyle yapmış olsaydı, Dünya toplumu tarafından Osmanlı'nın bir devamı olduğu öne sürülüp, küçük görülerek horlanacağı açıktır. Ki bu nedenlerle bilimsel bir tarih anlayışı, Yeni Türkiye için Atatürk'ün en önemli amaçlarından biri olmuştur.
**
***ÖNEMLİ BÖLÜM***
Bu nedenlerle 1923 yılında Atatürk, o dönemin en seçkin tarihçilerini toplamış olan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Profesörler Kurulu'na yazdığı bir yazıda, Ulusal Bağımsızlığımızı Bilim Alanında Tamamlama görevini verir.
Bu tarih anlayışında AMAÇ;
Osmanlı Devleti "buraya kadar yazdıklarımdan dolayı" ikinci plana itilecek Osmanlı yerine BÜYÜK TÜRK ÇAĞINDAN günümüze dek ulaşan Türk'ü ön plana çıkartacak ve Türk'ün uygarlığa katkılarını belirtecek bir tarihin bilimsel dayanaklarla tarihimize katılmasını sağlamaktır.
Çözülecek esas sorun ise bir başka deyişle şudur;
"Türklerin cihan tarihinde en eski çağlardan beri gerçek yeri nedir ve bu uygarlıkta hizmetleri neler olmuştur? *Afet İnan ve B.Sıtkı Baykal, Belleten 140, s.520 ve 538.
-
-ÇOOK ÖNEMLİ 2-
-
Yıl 1930'a gelindiğinde;
Bu amaçla Türk Ocağı Türk Tarihi Kurulu meydana getirilir.
Bu kurulun üyeleri olan;
Afet İnan
Tevfik Bıyıklıoğlu
Samih Rıfat
Yusuf Akçura
Dr.Reşit Galip
Hasan Cemil
Sadri Maksudi Arsal
Şemsettin Günaltay
Vasıl Çınar,
Yusuf Ziya Özer, çok kısa bir sürede derleme, çeviri ve telif yoluyla "Türk Tarihinin Ana Hatları" diye 606 sayfalık bir yapıt hazırlarlar. Bu Yapıt 100 ADET Bastırılır ve Eleştiri için ilgili kişilere sunulur. Atatürk'ün yapıtı hazırlayanlar arasında bulunduğu bilinir.
-ANI: Hikmet Bayur;
"İnsanlığın Evrimi" adlı bir Fransız yapıtlar dizisinden alınan bir parçanın aslı, "falanca yazar bu kavme Türk derse de yanlıştır" biçiminde olduğu halde, son kısım atlanıp "falanca yazar bu kavmin Türk kökenli olduğunu belirtir" diye aktarılmasını eleştirince,
Atatürk, değişikliği kendisinin yaptığını söyler ve tutumunu şöyle savunur:
"Bir tarihçi o kavime Türk dediğine göre, herhalde kanıtları vardır. Onun bu konu ile ilgili yazıları ele alınıp incelenmelidir VE onun düşüncesini beğenmeyenlerin yazılarıyla karşılaştırılıp bir yargıya varılmalıdır. Benim istediğim bundan ibarettir."

606 sayfalık Türk Tarihinin Ana Hatları yapıtının amacı; Her çağda kurulmuş olan uygarlıklarda ve devletlerde Türk etkisini ve Türklerin payını belirtmekti. Ve unutulmamalıdır ki bu bir deneme yapıtıydı ve amaçlarından biri de ileride ki çalışmalara yön verecek çıkış noktalarını belirlemekti.
Ayrıca global tarih anlayışı üzerinden baktığımızda deneme tadında olan bu ilk çalışma gerçek anlamda bir müsveddedir ve GİZLİ TUTULMASI da bunu göstermektedir.
*
1931 yılında Atatürk, Türk Tarihi'nin Çizgileri-Giriş Bölümü adlı 87 sayfalık yapıtı 30 bin adet bastırarak 15 kuruştan satışa çıkartır. Bu yapıt, 606 sayfalık ilk müsveddenin bir özeti ya da giriş bölümü DEĞİL, yeni bir çalışmadır. Yapıta ayrıca, Türk-Moğol tarihi ve Gök Bayrak romanının yazarı Leon Cahun'un
"Fransa'da ari dillerden önce konuşulan lehçenin turangil kökeni" adlı incelemesi eklenir.
Bu sendez çalışmasının amacı, yüzyıllarca çok haksız iftiralara uğratılmış, ilk uygarlıkların kuruluşundaki hizmet ve emekleri yadsınmış Büyük Türk Ulusuna, tarihsel gerçeklere dayanan şerefli geçmişini hatırlatmaktır.
**
Bu açıklamanın ardından yapıta Atatürk'ün sözleri eklenir:
"Ey, Türk Ulusu! Sen yalnız yiğitlik ve savaşçılıkta değil, fikirde ve uygarlıkta da insanlığın şerefisin... Belleğindeki binlerce ve binlerce yılın anısını taşıyan tarih, uygarlık safında layık olduğun yeri sana parmağıyla gösteriyor. Oraya yürü ve yüksel! Bu senin için hem bir hak, hem de bir ödevdir."
*** @frtbnc bu kısımda eksiklerini kapatmanı bekliyorum, en azından araştırmanı ama medreseleri değil.
Bu görüşlere uygun biçimde DÖRT CİLTLİK yeni Tarih basılır, 1931-1939 döneminde liselerde okutulur.
Bu dört ciltlik yapıtın önsözünde "YADSINMIŞ VE UNUTTURULMUŞ" Türk tarihinin bütün gerçekleriyle meydana çıkarılmasının amaçlandığı açıklanarak şöyle denir;
-DİKKATLE OKUYUNUZ*
"Son yıllara gelinceye kadar, Türk tarihi memleketimizde en az incelenmiş konulardan biri durumunda idi.
Bin yıldan fazla süren İSLAMLIK-HIRISİTİYANLIK davalarının doğurduğu düşmanlık duygusuyla BAĞNAZ tarihçiler, bu davalarda yüzyıllarca İslamlığın öncülüğünü yapan Türklerin tarihini, kan ve ateş maceralarından ibaret göstermeye savaştılar.

Türk ve İslam tarihçileri de Türklüğü ve Türk uygarlıını, İslamlık ve İslam uygarlığı ile kaynaştırdılar;
İslamlıktan önceki binlerce yıla ait dönemleri unutturmayı ÜMMETÇİLİK siyasasının gereği ve din gayreti borcu bildiler. Daha da yakın zamanlarda Osmanlı İmparatorluğu içindeki bütün öğelerden tek bir milliyet yapma hayalini güden Osmanlılık akımı da Türk adının anılmaması, ulusal tarih yalnız savsaklanması değil, hatta yazılmış olduğu sayfalardan kazınıp silinmesi yolunda üçüncü bir etken biçiminde ötekilere eklendi.
Bütün bu olumsuz akımlar doğal olarak, okul programları ve okul yapıtları üzerinde dahi etki gösterdi ve Türklüğün, çadır, aşiret, at, silah ve savaş kavramlarıyla eş tutulması geleneği okul kitaplarımıza kadar girdi."
****
Onun içindir ki @frtbnc bu dört ciltlik tarih, Türklerin uygarlığa katkılarını göstermeye ağırlık verir.
Arkeolojik kazılarla kanıtlanmamış olmakla birlikte, Türklerin Orta Asya'da en eski uygarlığı yarattığı,
M.Ö. VIII. binde hayvanları ehlileştirdiği, V. binde maden sanatlarını herkesten önce geliştirdiği, yazıyı ilk Türklerin bulduğu belirtilir.
FAKAT @frtbnc kuraklık nedeniyle, Türkler uygarlıklarını dört bir yana ve Anadolu'ya taşırlar. Orta Asya uygarlığı sönmez ise de geriler.
Sümer ve Anadolu uygarlığını, bu göç zorunda kalan Türkler meydana getirir.
Yunan ve Roma uygarlıkları, Anadolu'dan giden Türkler eliyle kurulur. "Yunan bilim, sanat ve felsefesinin bütün pınarları" Anadolu'dadır.
Ne var ki Atatürk,
Çok aceleci gerçekleştirilen bu çalışmaları YETERLİ BULMAZ, hatta BEĞENMEDİĞİNİ belirtir* y.a.g.e. s,516
Yeni bir "Türk Tarihinin Ana Hatları" çalışmasına girişilir. Bu yeni çalışmada "Türklerin Uygarlıa Hizmetleri" bölümüne en büyük ağırlık tanınır.
Hazırlanan planda "Türklerin siyasal ilerlemeye, toplumsal kurumların ilerlemesine, felsefe ve öteki bilimlere, güzel sanatlara, ekonomik yaşama hizmetleri" vb., alt bölümler halinde ayrıntılı biçimde ele alınır.
,66 Broşür hazırlanır.
Boyacılıkta Türkler
Türklerde Beden İdmanları
Türklerde Sanayi
Türklerde Tiyatro
Türklerde Maliye
Türklerin Pedagojiye Hizmetleri
Deri Sanayiinde Türkler vb...
Bu dağınık ve hayli sistemsiz çalışmalarda yeterli bulunmaz. Atatürk, yeni bir araştırma programını hazırlatıp prıogramı, Afet İnan ile Cemil Çambel'e dikte eder. Programda;
"Genel ve Canlı bir Tarih Seferberliği,
Memlekette Bilinçli, Canlı ve Sürekli bir Tarih İnşa Çağının Açılması,
Türk Ulusunun Kültür Kahramanlığı Alanında Kendi Kültür ve Tarih Binasını Kendi Kurması," gibi deyimler yer alır. VEEEE
BÜTÜN, uzmanlar, öğretmenler, aydınlar, geniş halk tabakaları ve bütün devlet kuruluşları, tarihin inşasıyla yükümlü tutulur.
Anadolu'daki kazılara, arşiv ve müze çalışmalarına büyük önem verilir.
*
*****
Romantik Ulusal Tarih tanımınıza gelince sayın Toplum Mühendisi @frtbnc beyefendiciğim ; bu konuya da bir açıklama getirmem üstün körü bilginizin temelini oluşturur umuruyla yazıyorum.
******
... Türk dilinin, HİNT-AVRUPA dillerinin ve bütün dünya dillerinin anası ve kaynağı olduğu görüşünün kanıtlanması istenir. Sümer, Eti ve öteki eski Anadolu kavimlerinin, Mısır, Yunan, Roma kültürünü yaratan toplulukların ana dilinin Türk dili olduğu açıklanarak, bugünkü modern Batı uygarlığına ana kaynak olan bu en eski yüksek uygarlıkları, Türklerin meydana getirdiklerinin ortaya çıkarılması amaçlanır.*Uluğ İğdemir, Atatürk'ün Buyruğuyla Hazırlanan Program, Belleten,108
-Böylece insanlığın ortaklaşa malı olan dünya uyugarlığına, bu uygarlığı yaratan insanların soyundan gelen bugünkü Türklerin büyük katkıda bulunduğu kanıtlanmaya çalışılır. 1937 yılında, yabancı bilginlerin de katıldığı İkinci Türk Tarihi Kongresinde, Türk Tarih Savının "İLKE BAKIMINDAN BİLİMSEL NİTELİKTE" olduğu, uzun tartışmalardan sonra kabul edilir.
***************************************************
***D E Ğ E R L E N D İ R M E***SONUÇ***
@frtbnc
Prof. Fuat Köprülü, 1940 yılında yazdığı bir yazıda, kendisinin de ilk yapıtlarında zaman zaman romantizm etkisinde kaldığı, fakat "romantik bir ulusal tarih görüşü" döneminin giderek son bulacağını belirtir ve EKLER syn @frtbnc : BU KISMI dağarcığınıza ekleyin.
"Her nasyonalizmin gelişme tarihi incelenirse, ilk dönemlerde ulusal tarihin tamamıyla romantik bir görüşüne rastlanır ve tarih incelemelerinin önem kazanmasında ve genişlemesinde bu ruhsal hamlenin büyük bir yararı da olur... ULUSAL TARİH GÖRÜŞÜNÜN ROMANTİK DÖNEMİNİ, Türk nasyonalizmi de doğal olarak görmüştür. Avrupa tarihçiliğinin Türkler hakkında hiç bir bilimsel temele dayanmayan, çok haksız, olumsuz düşünceleri karşısında, bizim romantik tarihçiliğimizin tepkisi de ister istemez çok aşırı ve abartmalı olacaktı ve gerçekten öyle de oldu. Bütün bilimsel ilerlemelerin temeli olan eleştiri fikrinin gelişmesi ve akılcı çalışma yöntemlerinin yerleşmesi, dünyanın her yerinde olduğu gibi bizde de yarım yüzyılı aşan bir zamandan beri aralıklarla süren bu romantik tarih dönemini kapatacaktır. FAKAT yine de her yerde olduğu gibi, bizde de bu romantik görüş, ulusal tarih incelemelerine karşı genel bir ilgi uyandırmak ve Genel Tarih içinde Türklerin rolünü araltırmaya yöneltmek bakımından, ruhsal bir hamle yaratmıştır.* Fuat Köprülü ve Barthold, İslam Medeniyet Tarihi, Önsöz, s.22
----------------------
Sevgili TOPLUM mühendisi @frtbnc bildiğini sanarak işine geldiği gibi cümle alıntılarıyla yapıcıdan ziyade yıkıcı bir TOPLUM MÜHENDİSLİĞİNE SOYUNMAK'TAN SİZİ SUÇLU BULUYORUM.
Kaynak verdiğim kitaplar elimde mevcuttur. Bana botanik bahçeleriyle ilgili uydurma bilgilerinizle de gelebilirsiniz. Veya içtiğimiz çayın en iyi hangi mühendislik çalışmaları sonucu elde edilebileceği hakkında da, fakat nerede iyi çay içerim diye sorarsanız yardımcı olamam çünkü bu tip hadissel şeyler yazmaz kitaplarımda.

İKİNCİ BÖLÜM SONU

Ayhan Şimşek, Eric Jan Zürcher'in Modernleşen Türkiye'nin Tarihi isimli kitabı VE Atatürk İnkılapları incelenip,
Sultan II.Mahmut'un Yeni Devlet anlayışına baktığımızda,
hemen hemen bir bütünmüş gibi paralellikler görürüz.
Dönem itibariyle 2.Mahmut bunları gerçekleştirememiş olsa da oğulları Abdülmecid ve Abdülaziz babasının bu emelleri dorultusunda Osmanlı Devleti içerisinde RADİKAL denilebilecek bu kararları almıştır.
-------------------------------------
Konuya ilişkin ayrıntılar hakkında özet fikirleri edinmek isterseniz, buyurun linki burada:
inploid.com/t/tanzimat-nedir-ve-osmanli-...

Ferit Binici, İlk cevabımı hakana veriyorum.Saçma sapan bilimselliği olmayan tipik kemalist söylemler Herşeyi Atatürke borçlusun söylemi.Sen bunu dersen sanada derler.Herşeyi Fatih Sultan Mehmede borçlusun o olmasa İstanbul Feth edilmeyecek.Mustafa Kemalin esamesi dahi okunmayacak.Sonra başkası diyecekki Alparslan olmasaydı anadoluda yaşamayacaktık.Bu sayede feth olmayacaktı.Bu mantık adaem ve havvaya kadar gider.Şunuda unutma milli mücadele sadece Aatatürkün başarısı üzerine bırakılmayacak kadar.Önemli bir harekettir.Eğer borç biliceksem en büyük borç o zamanki şartlarda mücadele veren o millettir.Atatürk sonra gelir.Sana bu kadar cevap yeter.Bozuk üslubun sende kalsın

Ferit Binici, Ayhan şimşek efendi beye gelince bu kadar kopyala yapıştır yapmana gerek yoktur.Keşke kendin bilgi sahibi olup fikir sahibi olsaydın.Yazdıklarında eksik bir yanımı görmedim hala aynı fikirdeyim.Atatürk bu kitabı tarih bilimine katsı olsun diye değil tarih üzerinden yapılan savaşlar üzerine katkı olsun diye yazdırmış.Tabi ki içeriğinde doğru şeyler çokça var ben zaten buna itiraz etmiyorum.Ben ısrarla Atatürk'ün tarih anlayışı bilimsel tarih anlayışına uymadığını söyleyip eleştirilerimi bu konu üzerinde yaparken.Sen hala kemalist refleksle bana bilgelik yapmaya kalkıyorsun kopyala yapıştır ile kitaptan alıntılar ekliyorsun.Senin yaptığına karşıt bende bir dünya burada belge paylaşabilirim.Ancak sen bunlara açık biri değilsin.Öğrenme konusunda kendini mezun etmiş.Yazma konusunda ana okulundasın.Tarih nasıl araştırılır nasıl öğrenilir ve nasıl yazılır lütfen bunun araştırmasını bir yap bu senin ödevin olsun.Bir ülke liderinin de bir ulusa tarih biçerken O zamanki dönemin ideolojisi olan Türkçü ideolojiyi güçlendirmek için tarihi bu anlayış üzerinden yazdırdığında geleceğe nasıl zarar verdiğini gelecekte hangi olumsuz meselelerin oluşmasına katkı sağladığını öğren bakalım.Buda ikinci ödevin olsun.Çayla da aram yoktur bu tarz konu ile ilgili olmayan zırvalıklarınızı ukala olanların kabul gördüğü herhangi bir kulüp dernek gibi oluşumlarda paylaşırsanız.Size zırvalık konusunda eşlik edebilecek birilerini bulabilirsiniz.

Ayhan Şimşek, İmkan olsaydı da senin gibileri bahsi geçen bu her döneme götürüp ezilen yapsaydım da ölmenize izin vermeden şahit olduklarınızla bugünkü hayata sizi aldığım yerden bırakabilseydim...
Ama işte ne yaparsın ki bu mücadele şevkini aşılayan biri ve çevresi sayesinde annen baban belli.
Yani hepimizin aslında.
Şayet öyle olmasaydı dinleyecektin annenden kopyalamaları yapıştırmaları göz yaşları eşliğinde.
Yani hepimiz aslında.
Neyse hala bir kimliğin var nasıl olsa ama bu kafayla o kimliğe de bir delik açılmasına neden olur senin gibiler.
Ama her neyse medrese zihniyeti buya, matbaayı 3 yüz küsür yıl şeytan işi deyip uzak tutup, gözlem evlerini yağmalatan da aynı nato kafa.
Söyleyeceklerin bittiyse veya son sözü benim egom söyler demek istiyorsan söyle ve artık benim yorumum altında saçma sapan medresevari olan o ideolojik fikirlerini uzak tut.
Medrese kafalı diyorum çünkü bildiğini zannederek hocalarından duyup ezberlediklerinle temelsiz yazıp duruyorsun.
Belki kafan basar diye İhtamal edip, kopyala-yapıştır yapmadan kitaptan cümle cümle ayıklayarak anlatımını bozmadan yazdıklarıma yazık. Eminim okumamışsındır bile. Ki okumuş olsan böyle cahilce ve kabaca konuşmaya devam etmezsin..
Her neyse, misafir olarak geldiğin bu alt yorumda
son sözünü yaz ve geldiğin çukuru ardından kapat:)

Ferit Binici, O kadar önyargılısın ki.Sadece karşındakine hakeret yağdırıyorsun.Ben dindar değilim hayatımda kuran kursuna dahi gitmedim.Sadece teoride inanan ve İslam hassasiyeti olan bir insanım.Ne hoca bildim nede medrese.Ama sizin öyle bir hastalığınız var ki kemalizm virüsünden kaynaklı her eleştiride bulunanı kafanızdaki o değişmez zihinsel resimden görüp bu gerici yobaz tarzı kalıp yargılardan hareket ederek bu doğrultuda virüsten beslenen mekanizmanız aklı devre dışı bırakıp direkt harekete geçiyor sizin eleştiri gördüğünüz ancak içeriğinde nefret hakaret küçümseme bulunan söylemler doğuyor..Çok şükür ne islamı anlamayan bilimden uzak yozlaşmış dincilerden oldum.Nede sizin gibi kemalizmle zehirlenmişlerden oldum.Ben demokrat biriyim ve yanlış bulduğum herşeyi sorgular eleştirirm.Beni tanımadan benle ilgili bu kadar hükme varman senin kişisel problemin.Ben tarih konusunu tartıştım.Sen bana anti osmanlıcık yapıyorsun.Ben osmanlıyı bütünen savunan biri değilim.Yanlış saat günde iki defa doğruyu gösterir misali sende ara sıra doğruyu söylüyorsun.Maatbaanın üçyüzelli yıl sonra gelmesi.Onyedinci yüzyıldan itibaren pozitifin bilimlerin medreselerden çıkartılması osmanlının yıkılışındaki önemli etkenler.Osmanlı yanlışlarından çok doğruları olan bir yapıydı.Tıpkı Atatürk gibi .Onunda doğruları yanlışlarından çoktur.Ama her iki konuda da sadece doğrularını yada sadece yanlışlarını ortaya dökmek bilimsellikten uzak yaklaşımdır.Ben Atatürkün bin tane doğrusunuda burada yazabilirim.Ancak bunlar zaten anlatıllmış trübünlere oynayıp alkışlatamam kendimi.Benim ilgili daha çok çeken ve anlatılmasını beklediğim yapmış olduğu hatalar.Bu şekilde Atatürkü anlayıp daha bir şeffaflığa çıkılacağından yanayım.

Son söz olarak hiç çocuksu egolarım yok burada sizin yada benim son sözü söylememin benim için önemi yok.

Misafirlikten bahsetmişsiniz.Buna katılmıyorum.Eğer beni misafir görüyorsanız.Bu konu başlığını benim açtığımı bilin.Sizin mantığınıza göre siz daha çok misafir oluyorsunuz .Hakaret içeren önerinize karşı ,ben sizin çukura değil güneşin en çok aydınlattığı yere gitmenizi öneriyorum.
İyi Günler..

Ayhan Şimşek, Şu son yorumunuzda gördüğüm, senli-benli ve alaycı konuşma tarzınızdan vazgeçmeniz için demek ki okkalı laflar gerekiyormuş, ilginç.
Bu bir tarafa, yorumlarınızı ve sorularınızı inceledim ve bu son söylediğinizde kendinizden bahsettiğiniz tutarlılıkta olduğunu fark ettim.
Diyaloğu en başa sararsanız ki bu kadar tutarlı olan birinin kendi sorusuna misafir! olarak gelip yorum yapmış birine alt yorumunda siz ne bilirsiniz ki "tadında" bir ön yaklaşımla yorum yapması doal olarak hakir görülecektir, keza ben sizin için çabaladım.
Ve bir hata yapmamak için tozlanmış kitaplardan ilgili yazıları bulup sabahın 6'sına kadar sizin deyiminizle kopyala-yapıştır yaptım. Hemde son derece gelişi güzel ve 'kendi yorumumu' katmadan.
Buna cevaben gelişiniz önceki yaklaşımlardan farklı olmayarak devam etti, tabii karşılık olarak
sözden anlamayanın hakkı misali egonuzun çukurunda devam etmeniz üzerine taşı üstünüzden kapatmanızı istedim.
Ortada sıcak bir savaş yokken, siyasi ideolojileriyle ilerlemenin, güneşli günlerin kapısını aralamak varken, içten içe devlet modelini kadrolaşmalarla değiştirip, kendi çürümüş ideolojilerini, tüm muhalifleri hapse atarak ülkeye dikte eden ve Anadolu'nun son derece hassas terazisi olan öğelerini gruplaştırıp, birbirine cephe eden ve bu yolla Ulus kavramına zarar verilen hassas bir dönemden geçerken; o denli yarası açılmış konulara pozitif değil de negatif yönünden bakmak tabii ki size bu gibi dönüşleri getirecektir.
Bunun dışında, bi kemalizm tutturmuş gidiyorsunuz ki bu denli sert tartıştığımız bir platformda karşınızdakini anlamak üzere yanıtlarını incelemediğinizi anlıyorum.
Satre'nin dediği gibi "Düşüncelerinizin her kelimesine karşı olsamda, bunları özgürce söyleyebilmeniz için ölümüm pahasına yanınızdayım"
Tabii ki öyle bir özgürlük platformu içerisinde bu tip sözleri söyleyebilmeyi bende çok isterdim fakat gün geçmiyor ki Anadolu'nun üzerinde her daim Güneş yerine Ateş eksik olmuyor.
Neyse umarım bulunduğunuz ülkenin refah ve benzeri şartlarından bir gün haberdar olur ve toplumun o hissiyatları üzerinden bu sonsuz gevşek bakış açınızı dile getirirsiniz. Belki o gün karşınıza ben çıkar ve öyle mi deyim yüksek sesle h'leri ve a'ları uzun uzun yanyana yazıp gevşekçe bir algı sunabilirim size.
Ayrıca sorduğunuz soru bir harika ve soruyu soran kişi olarak umarım bundan sonra daha Tamamlayıcı yorumlarla net yaklaşımlar sergilersiniz.
İki parmağımı iki gözüme götürüp, sonrada o iki parmağımı size doğru uzatıyorum, aynı filmlerde ki gibi...

Hakan, Herkese hak ettiği üslup bizde çipli efendi. Hani birşeylerin vardı bilgilerin filan bıdı bıdı etme onları anlat, millet dediğin sözlerin 3 dönüm toprak için yunan kıçı yalayan köy şeyhi mi hadi oradan hadi oradan. Orta Asyanın göçebesinden bir millet yaratan herkese hizmeti ölçüsünde Saygı, Hürmet , Borç hissi vardır bizde çipli efendi sen Raad ol Fatih Sultan mübarek kabrinden çıkıp Recebe rakip olsa ona bile bi çamur bulursunuz siz formatla o kafayı formatla abdest al tövbe et ayrıl şu Emevi yezid kafasından. Bak bunları sana dostların söylemez dinle sen beni, millet parayı sıfırlarken Atatürkü karalama çabası beyhude iş ayrıl da gel , kopta gel imana gel imana.

Ferit Binici, Bilgi konusunda yetersizliğini gereksizliğin ile iyice belgeledin.BOŞÇAKAL HAKAN

Hakan, MIRC vardı eskiden komik bişey yazılınca muhahahaha yada puhahhaha diye gülünürdü.

PUHAHAHAHA :-):-):-):-) Bir çipli daha yandı ya la :-):-):-):-)

2014 Türkiyesinde Atatürkü eleştirmek abesle iştigaldir. Hatta bu İstanbul feth edilirken Bizansta meleklerin cinsiyet tartışması ile eşdeğerdir.

Hele hele Atatürk hakkında iki satır okumadan Emevi cahilliği ile kirlenmiş pis beyinlerin eleştirme hakları hiç yoktur, hiç kelimesi yetmez asla kat'a eleştiremezler.

Şimdi burdan eleştirilemez anlamı çıkarır bazı kıt kafalar eleştirilemez demiyorum, eleştirmek için yıkanmış beyinlerin haddi değildir diyorum.

Benim de Atatürk hakkında elbette eleştirilerim var ama önce hakkaniyet gereği ülke de yetki hırsızlığını, rüşvet iktidarını, yalan düzeni eleştirmek görevim var bugün dururken taaa 1923'e gitmek aptallıktır önce önümüzdeki pisliği görelim ülkeyi bok götürüyor.
  • Paylaş
4

Ayhan Şimşek, "Tarihi tekel zihniyetiyle ezberleyen", Emevi cahilliği ile kirlenmiş pis beyinlerin eleştirme hakları hiç yoktur nokta"

Hakan, Alt yorumun faidesi işte.

Bir düzeltme ihtiyacı hissettim Emevi yi komple gömmüşüm yazımda kastım muaviye ve yezid kafasıdır.

Hakan, Alt yorumun faidesi işte.

Bir düzeltme ihtiyacı hissettim Emevi yi komple gömmüşüm yazımda kastım muaviye ve yezid kafasıdır.

Hakan, Alt yorumun faidesi işte.

Bir düzeltme ihtiyacı hissettim Emevi yi komple gömmüşüm yazımda kastım muaviye ve yezid kafasıdır.

Eleştirilemeyecek bir konu yoktur. Eleştirilemez demekle aklını çöpe at demek aynı şeydir. Şahsen Atatürk'ü sever ve saygı duyarım fakat harf inkılabına (hiçbir modern ülkede böyle bir devrim yoktur, olması abestir) ve kılık kıyafet inkılabına karşıyım. Bunun da belli başlı sebepleri var.
  • Paylaş
28

Hakantr.m.wikipedia.org/wiki/orhun_alfabesi

alfabe ve kıyafet değişimin en önemli unsuru öyle olmasaydı hâlâ orhun alfabesini kullanıyor olurduk. Ama onu terk edip o dönemin en etkin dili olan Farsçayı Arap alfabesi ile Türkçeye uyarlanmış zamanla. günümüzde de değişim latin alfabesinden yana bu sebeple dil inkılabı hatta kılık kıyafet inkılabıda çok yerinde değişimler gibi geliyor bana.


Uğur Çakmak, Alfabe değişikliğinin elle tutulur hiç bir yanı yoktur. Hiçbir uygar devlette bunu yapmaz ama olan olmuştur şimdi değiştirsen yine aynı duruma düşersin. İngilizler shakespeare'i okuyabiliyorlarken (500 sene evvelden bahsediyoruz) şimdi kalkıp arşive gitsen orjinal metinleri okuman için tekrardan osmanlıca öğrenmen gerekir. Düşün ki başbakan yarından itibaren kiril harflerine geçiyoruz diyecek tüm tabelalar değişecek vs nasıl olur? ve ayrıca diyecekki bundan sonra hinduların giydiği kıyafetleri giymek yasal bir sorumluluktur!! :) köylü şapka taktıda noldu köylülüğünden mi vazgeçti? Birden aydınlandı mı? İnsanları ileriye taşımak istiyorsan, laikliği benimsemelerini istiyorsan zengin edeceksin, gerisi kendiliğinden gelir. Bu konulara hep duygusal yaklaşılıyor o yüzden bir türlü aşamıyoruz. İzm'leri bırakıp nesnel birşekilde değerlendirmemiz lazım ki ilerleyebilelim ama bizde tarih bir bilim değil ya sövgü aracı ya da övünme aracı.

Hakan, Yazdıklarının her satırına katılıyorum, bir toplumun alıştığı alfabeyi değiştirmek elbette zor ve riskli ancak en önemli Arap bilimadamları bile makalelerini Latin alfabesi ile yazıyor artık, latin alfabesi bilimin tek dili olmuş durumda, yüzde 13 okuma oranından yüzde 99 okuma oranına latin alfabesi sayesinde ulaştık, kaldıki Farsça ağırlıklı, Arapça alfabe ile oluşturulmuş bir Osmanlıca yerine herkesin anlayacağı bir alfabe bence çok iyi olmuş , doğrusu 500 yıllık bir kitabı okumak isteyecek Sivaslı bir inşaat işçisi hiç tanımadım.

Uğur Çakmak, "Arap bilimadamları bile makalelerini Latin alfabesi ile yazıyor artık" peki Arapçayı bırakmışlar mı? Olur mu öyle şey. İngilizce gittikçe globalleşiyor sebebi bu. Japonya kiril alfabesi kullanıyor peki harf inkılabı yapmadıda noldu geri mi kaldı? Bilim adamımı çıkmıyor ordan? Okuma yazma oranı mı düşük? Şöyle söyliyeyim Türkiye'de kitap okuma oranı 1/1000 iken Japonya'da 14/100 dür. Arada uçurum gibi bir fark var. Demekki bu harf inkılabının nedeni olamaz. Önemli olan dille ne yapabildiğindir, dilin ne olduğu değil. Japonya çok iyi bir örnek. 5-6 yaşındaki çocuk kiril alfabesini çözüp anlıyorsa, o zamanda doğan çocuk da arap harfleriyle yazmayı çözer. Bu kadar basit. Bence o okuma yazma oranı inkkılabı desteklemek için şişirilmiş. "doğrusu 500 yıllık bir kitabı okumak isteyecek Sivaslı bir inşaat işçisi hiç tanımadım. " Bunu aslında kendim için söyledim. Ben osmanlıca bilmem, belki siz biliyorsunuzdur. Ben 100 sene önceki bir belgeyi elime alsam okuyamam. Latin olsada okuyamam.

Saki-i mâh-rûyına...ayım,
Gülünün reng ü bûyuna...ayım,
Mutrîbin hâyâ-hûyuna...ayım,
Sâgar-ı neşvedârını...eyim!

Bu da yeni harflerle yazılmıştır ama kaç tane anlayan çıkar?

Hakan, Tamda bunu diyorum işte biz Arap değiliz, Arap fars dilini neden öğrenelim bir zamanların moda diliymiş atalarımız kabul etmiş eywallah ama bizim dilimiz Türkçe buaalfabe Türkçeye uygun bir alfabe değil artık halkın yüzde 99 nun bildiği milli bir dilimiz var. Yada orhun alfabesine dönelim o da olur ama Arapça araya girdi diye kalmamız gerekmiyor. Dil devrimi iyidir. Walla :-):-)

Uğur Çakmak, "Hiçbir uygar devlette bunu yapmaz ama olan olmuştur ŞİMDİ DEĞİŞTİRSEN YİNE AYNI DURUMA DÜŞERSİN" demişim. Ben şimdi arap harflerine mi dönelim diyorum? Arapçayı öğrenelimde demiyorum çünkü arapçayı hiç kullanmadık arapça harfleri kullandık ve şuan da tarihini öğrenmek istiyorsan öğrenmek zorundasın yoksa tarihi tekel şeklinde ellerinde tutanlardan öğrenmeye devam etmek zorunda kalırız

Gökhan Biçer, Yaygın olarak ve hatta hemen hemen kabullenilmiş olan bir yanlış, üstteki satırlarda da yapılmış. Osmanlıca diye bir dil yoktur. Eğer Cumhuriyet öncesinde kullanılan dilden bahsedilmek isteniyorsa buna Osmanlı Türkçesi demek gerekir.

Harf reformuna yöneltilen taarruzlar, son günlerin, Atatürk'ü, -Türkiye'ye kazandırmış olduğu yenilikler konusunda- yıpratma anlamında, tabir yerindeyse, moda bir harekettir.
Dönem dönem, böyle hareketler olmakta, birinin yerini başkası almaktadır.
Kimi zaman medeni kanunun İsviçre'den alındığı, kimi zaman Cumhuriyet'in ilk yıllarında isyanların bastırılması, kimi zaman Misak-ı Millî'nin tam teşkil edilememesi gibi konular ısıtılıp ısıtıp kamuoyunun önüne konmaktadır.

Bunlar eleştiri mahiyetinde olmayıp, dezenformasyon şeklinde olmaktadır. İnsanı üzen de budur.

Uğur Çakmak, Doğru söylemişsin Osmanlı Türkçesi şeklinde ifade etmemiz gerekir ama dikkatle incelendiğinde ifade hatası yapıldığını görebilirsin yoksa neyden bahsettiğimizi biliyoruz çok şükür. Kimseyi yada birşeyi yıprattığım yok. Ben Osmanlı hayranı değilim Atatürk'ü severim ama hayranı askeri falanda değilim. Ben inançlıyım ama herşeyi din perspektifinden bakacak kadar dinine bağlı değilim. Kendimi az da olsa anlatabilmişimdir umarım artık bilmeden konuşmak yerine bilerek konuşabilirsin

Gökhan Biçer, Üstteki satırlar derken, belli bir kişiyi hedef almadan konuşmaya gösterdiğim dikkate alınmalıdır. Bu yüzden sözlerimi lütfen size taaruz etmek ya da buna benzer bir şekilde algılamayınız Uğur Bey. Bir de bilmediklerim, bildiklerimden fazladır. Lütfen nezaket sınırlarını muhafaza edelim.

Uğur Çakmak, Dikkat ettiysen benim cevabımın altına yorum yazıyorsun madem kimseyi hedef almayacaksın konuya cevap verirsin olur biter. Buraya yazdın mı muhatabı ben olurum nedeni ise gerçekten çok verimli bir şekilde tartıştığım (ki bu ülkede zor bulunur herkes o'cu bu'cu olmuş) Hakan Bey sizle aynı görüşte. Nezaket konusunda bir sıkıntımız yok zira hakaret edici bir cümle yukarıda yok. Beni tanımadan konuşuyorsun, biraz tanıyıp konuşmanı salık verdim. Tekrar söylüyorum buraya yazdığınızda muhatap ben olurum aynı şeyi konuya cevap olarak yazsaydınız hiçbir şekilde problem olmayacaktı. Bu sizin görüşünüz diye düşünüp geçerdim. Lütfen cevabıma yorum yazıpta sonra kişiyi hedef almadım demeyin. Ya hedef almayın yada hedef alıpta almadım demeyin

Gökhan Biçer, Sizin alt yorumlarınızdan birinde yanlış bir ifade olduğu için, bu ifadenin 'yaygın ve hemen hemen kabullenilmiş bir yanlış' olduğunu belirterek bu ifadeyi eleştirdim. Yoksa, doğrudan 'Uğur Bey...' diye başlayabilirdim. Bu yanlış o kadar yaygınlaşmış ve resmîleşmiş ki, kamu sektörü işe alım ilanlarında bunu kullanıyor.

Özetlersem, Uğur Bey'in yazısında, yaygın olarak yapılmış bir yanlış yer almış.
Uğur Bey ile ilgili bir sıkıntım yok, yaygın olarak yapılmakta olan bir yanlışla ilgili bir sıkıntım var, onu da burada gördüm, belirttim.

Nezaket konusuna gelince, ilk defa muhatap olduğunuz ya da pek samimi olmadığınız bir kişiye senli benli hitap edilmez.

Uğur Çakmak, Osmanlı Türkçesi konusunda söylediklerine katıldığımı belirttim hala da bu inancı taşıyorum. Tartışırken yanlış ifade etmişiz. Sen diye hitap etmem bir hakaret değildir, kişiliğinizi aşağılayıcı bir ifade de değildir. Bu yüzden ben bir problem göremiyorum. İlk defa muhatap olduğunuz kişinin yazdığının hemen altına öyle şeyler yazarsanız karşılığını 'Sen' olarak almanız gayet nazikçedir. Ben harf inkılabına karşıyım, yanlış olduğunu düşünüyorum ve sen de altına ne yazıyorsun

"Harf reformuna yöneltilen taarruzlar, son günlerin, Atatürk'ü, -Türkiye'ye kazandırmış olduğu yenilikler konusunda- yıpratma anlamında, tabir yerindeyse, moda bir harekettir.
Dönem dönem, böyle hareketler olmakta, birinin yerini başkası almaktadır."

Yani benim kendi fikrimi açıklamaya çalışmamı bir taaruz olarak nitelendiriyorsun çünkü bir üstteki yazılarda benim karşı çıkışlarım var. Sonrada size değildi diyorsun olacak iş değil bu. Dediğim gibi madem bana değil buyrun konuya cevap olarak yazın niye burda yazıyorsunuz? Ya da neden sadece yaptığımız yanlışı yazmakla kalmıyorsunuz? Sadece onu yazsaydınız bence tartışmaya gayet iyi bir katkısı olurdu.

Gökhan Biçer, Kelimeleri tanıyınız Uğur Bey, kelimeler güçlüdür çünkü herbir kelimenin altında güçlü birer anlam yatmaktadır.
Sen diye hitap etmem bir hakaret değildir, buyurmuşsunuz. Ben size hakaret ediyorsunuz demedim, nezaketten bahsettim. Daha evvel de hakaret ifadesini kullandınız. Siz bana hakaret etmediniz, ben de böyle birşey iddia etmedim.
Eğer hakaret etseydiniz ben nezaket değil, edep kelimesini yazardım burada. Lütfen konuyu anlamadan uç ifadeler kullanmayınız.
Harf reformuna yöneltilen taaruzların tek sorumlusu siz olsaydınız, ben sizi doğrudan muhatap alır, özellikle sizin yanlış olduğunuzu belirtirdim.
Ben sizin taaruz ettiğinizi belirtsem ne sizden bir ceza alırım, ne mahkemelerden ne de idare teşkilatından. Bundan neden çekineyim ya da dolaylı yoldan anlatma ihtiyacı duyayım kı?
Muhtemelen fazlasıyla alıngan bir insansınız.
Olmayan birşeyi olmuş gibi gösterme eğilimindesiniz.
Ortada bir hakaret yokken, hakaretten bahsediyorsunuz mesela.
Acaba Atatürk aleyhinde karalamalar yapanlar da böyle mi yapıyorlar? Atatürk zamanında olmuş birşeyi, başka kelimelerle ifade ederek toplum nazarında başka sonuçların algılanmasına mı yol açıyorlar?

Uğur Çakmak, 1) Kelimeleri ne kadar tanıdığımı bilmenize imkan yok. Bilmeden konuşmanın ölçüsünü size bırakıyorum
2) Konuyu sürekli çarpıtıyorsunuz. Konu sizin yaptığınız katkı değil. Bu yerinde ve güzel bir katkıdır. Siz harf inkılabını savunuyorsunuz gördüğüm kadarıyla. Bu tartışmanın diğer muhatabı olan Hakan Bey de savunduğuna göre bir ben savunmuyorum. Bu durumda sözleriniz kime hedef alıyor o vakit? Siz genel bir yerde yazsanız ve ben bunları söylüyor olsam evet o zaman alınganlık yapmış olurum. Ben tarih yapıcam diye dergi çıkaran tarihin derinlerinde dolaştığını iddaa eden tarihçilere karşı Atatürk'ü savundum, bulunduğum ortamlarda kaç kere savundum çünkü savunulmayı hak ettiği konulardı. Ben bu kadar savunurken sizin böyle yazmanız elbette beni olduğum yerden sıçrattı.
3) Ben birşey buyurmuyorum inceden iğneleme yapma!
4) Hakaret etmedim diyorum çünkü nezaket sahibi olmak zorunda değilim ama hakaret etmemek zorundayım. Bu zorunluluğu bir sorumluluk olarak vicdanımda hissediyorum
5) Alıngan bir insan da değilim, olmayan birşeyi var şeklinde gösteren de. Tek sinir olduğum şey yazdığım yorumların altına beni kendi inandıklarına inandırmaya çalışan insanların yorum yazması. Bu kadarı bile demokrasinin hala laftan ibaret olduğunu gösterir. Gerçek demokrasilerde konsensüs aranmaz.
6) Atatürk'ü karalayanları ciddiye almadığım için yöntemleri hakkında da hiç düşünmedim. Atatürk yanlış şeyde yaptı doğruda yaptı sonra göçüp gitti aramızdan ve bizim artık önümüze bakmamız gerekiyor. Bilimin dahi 10 yıl önce söylediğiyle 10 yıl sonra söylediği değişirken kişileri kutsallaştırmayı abes bulurum. Atatürk içinde böyle Marx içinde böyle kimi istersen söyle.

Ferit Binici, Leninde devrim yaptı ne kıyafete karıştı nede dile.Bugün Rusya hem kendi alfabesini hemde Latin alfabesini bir arada yaşatıyor.Kıyafet devrimi antidemokratik bir uygulama bunu çağdaşlık diye yutturmayı kalkanlara hayret ediyorum.Bir devlet adamı halkının ne giyeceğine karışamaz.Çağdaş olma yada gelenekçi olmasına müdahale edemez.Aynı hatayı Recep Tayyip Erdoğan yapıyor toplum mühendisliğine soyunuyor.Ama kimse bireyi görmek istemiyor.Çağdaş olmayı yada gerici olmayı birey kendi seçer o tercih kendisine aittir.

Dil konusuna gelince Atatürkün en yanlış politikalarından biri olarak görüyorum.Bir milletin hafızası ile oynadı geçmişteki koca mirası derinlere itti.Farklı bir model yaratılabilirdi.

Balık@ugurcmk 'ın harf inkilabı konusundaki tespitini doğru buluyorum. Hatta inkilap yapıldığı süreçte Arnold J. Toynbee isimli ingiliz tarihci bu duruma aynen Uğur'un dediği gibi bir tespit yapmıştı "eski kaynakları yok etmeye gerek kalmadı, dili değiştirince zaten bu hazineler kendiliğinden yokolacak" şeklinde bir tespiti vardı.
Ayrıca Cemal Granda gibi Atatürk'ün sürekli yanında bulunan uşağı, gözlemlerini not tuttuğu defterde Atatürk'ün harf inkilabı kararını verirken alkollü olduğundan da bahsetmiştir.
ve yine @ugurcmk ; kendi dilleriyle gelişen ülkelerden bahsetmişti ki bu da gözle görülür bir doğrudur. yüzyıllardır osmanlı yaptığını dünya tercüme etti. madem harf inkilabı büyük bir gelişmeydi neden başkalarının kendi diliyle icad ettiklerini tercüme edip kullanıyoruzki

Uğur Çakmak, Balık o kadar güzel yazmışsın ki yalnız şu içki mevzusuna girmesen olmazmıydı? Ne yani adam içip içip kafası kıyakken mi vermiş o kararı? Çünkü o manaya çıkıyor. Alkol,din vs işte bunlardan bahsetmek eleştiri olmaz yıpratma olur. Atatürk o devrimleri bilerek yapıyor ve kanaatime göre Osmanlı'nın köhne bir zihniyete sahip olduğunu düşündüğü için, onunla tüm bağları koparmak adına yapıyor. Köhne bir zihniyete sahip olduğunu bende düşünüyorum ama o devrim son derece yanlış bir devrim. Eğer benim atalarım hatalar yapmışsa ben bunları bilmeliyimki sağlam bir gelecek fikrine sahip olayım. Öyle kaç yüzyıllık geçmişi çöpe attın mı yeni doğmuş bebek gibi kalırsın ortada.

Balık, Dediğim gibi; Alkol konusu Atatürk'ün bizzat yanında bulunmuş Cemal Granda'nın notlarında yazılı yani benim sonradan getirdiğim bir yorum değil. Bu bilgiyi bile bile gözardı etmek istemedim yoksa alkollü araç kullanmayı gözardı etmek gibi olurdu

Uğur Çakmak, Ben yalandır yanlıştır demiyorum kesinlikle. Demek istediğim bu bilgiyi servis ederken dikkatli olmak yoksa adam kafayı çekmiş çekmiş devrim yapmış manası çıkarki çok cahilce bir yaklaşım olur. Sanki alkolden kaynaklı bir yanlış iş yapılmış gibi oluyor. Halbuki alkol miktarına bağlı olarak beyni uyaran daha stressiz daha konsantre çalışılmasına yardımcı olan birşeydir. Ben mesela çok severim içmeyi keşke herkes içse :)

Balık, 5:90; "Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz."

5:91; "Şeytan, içki ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?"

43.22. Hayır, "Biz atalarımızı bir yol üzerinde bulduk ve biz onların öğretilerini izliyoruz," dediler.

2.170; "Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun," dense, "Hayır, biz atalarımızın izlediği yolu izleriz," derler. Peki, ataları bir şey düşünemeyen ve doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı?!"

Uğur Çakmak, Sanıyorum ki sen din perspektifinden değerlendiriyorsun(yanlışsam düzelt lütfen). Benim perspektifim din değil bundan dolayı tartışsak da bir yere varamayız. Yaptığın katkılar için teşekkürler

Balık, doğru, tamam

Hakan, Objektif düşünmekten mahrum bu hainler ellerinde bi alkol var, arada sırada kadın severdi derler çipli beyinleri o kadar çalışıyor, fazla yükleme yapınca yanıyorlar sonra he he diyorum bu budala tayfasına . Bu arada görüldüğü üzere balık isimli kullanıcı arkadaşda harf inkilabına eleştiri getirmiş ama ona diğer çipli kafalara kızdığım gibi kızmıyorum çünkü eleştiri ile saldırı arasındaki farkı biliyor ve eleştirilerinde kendince özgün fikirleri var, katılmasamda saygı ile okuyorum. Ama siz bel altı göndermeler yaparak Atatürke laf eden çipli kafalar sizi her satırınızda madara etmek, aşağılamak, komik ve cahil duruma düşürmek boynuma borç benim. Daha önceki sahte hesaplar açan akılsız badem abileriniz gibi madara olmayı hak ediyorsunuz.

Uğur Çakmak, Sahte hesap mı? Sahte hesapta mı açanlar var :)

Hakan, Olmamı, gelip provake edip kaybolmayı hesaplayan böylece yazdığı iki pis satır google da indexlensin diye özel çalışan bir tim var Sosyal ağlarda arada bir gelip işini yapıp parasını alıyor.

Balık@hakkan bahsettiğin kişilerin yazdığı yazıları merak ettim bi link atabilirmisin?

Hakan, Ben Mobil kullanıyorum inploidi , hatta kendi type hatalarımı bile düzeltemiyorum arama yapıp, link bulamam o yüzden.

Balık, anladım önemli değil

Evet eleştirilebilmeli ama doğru kişilerce ve dürüst bir biçimde.
Hakkında ya da yaptıkları hakkında yalan söyleyerek ya da dezenformasyon yaparak değil.
Birşeyi başka birşeymiş gibi göstererek değil.
Bir de düşmanca değil, bilgi sahibi olarak eleştirilmeli.
  • Paylaş
Tabii ki Atatürk'de kendi erdemlerine ve daha fazlasına sahip insanlarca eleştirilebilir. Tabii bu erdemlere tarihsel olayları zamanının şartlarında değerlendirebilme, vatanını, devletini, milletini sevme de dahil olmalıdır. Ülkeyi karanlığa gömmeye uğraşan, milletin büyük kesimini sevmeyen, vatanını sevmeyen, çalan, soyan, yolsuz, rüşvetçi, hortumcu, cahil millet bunu yapmamalıdır, haddi değildir.
  • Paylaş
Evet ben eleştiriyorum.Mesela bir insan nasıl bu kadar iyi bir asker, iyi bir siyasetçi, iyi bir devrimci, iyi bir idealist, iyi bir öğretmen, iyi bir karakter, iyi bir... ... Nasıl bu kadar iyi olabilir ki
  • Paylaş
1

Gökhan Biçer, Aslında hepsi en başta iyi bir asker olmasına dayanıyor.

Askerlik de tıpkı hakimlik, mühendislik, öğretmenlik gibi bir meslek. Mustafa Kemal, Osmanlı İmparatorluğu ordusunda bir subayken, kendini cephede iyi yetiştirerek bu mesleği iyi yapmayı öğrendi

(Harp Okulu'ndaki eğitimlerinde, subay namzedi öğrencilerin nakıs kaldıkları söylenebilir çünkü o zamanlar bir darbe olabileceği endişesiyle silahların, tahtaya resimleri çizilerek öğretildiği yazar bazı kaynaklarda)

Uzun sözün kısası, Mustafa Kemal, ordunun ve halkın gözünde 'işini iyi yapan, işinde, mesleğinde usta' bir kişi olarak tanındı.

Özellikle Çanakkale Savaşları müdafaasında gösterdiği üstün yetenekleri neticesinde sadece Osmanlı'da değil, yabancı camiada da tanınır hale geldi.

Mirliva (Tuğgeneral) olduktan sonra işgal altındaki İstanbul'da geçen günlerinde birgün Pera Palas Oteli'nin lobisine üniformasıyla girerek kendisine bir kahve söyler. Etraf masalardaki yabancı işgal kuvvetleri subayları, kendi aralarına gelip rahatça oturabilen bu Osmanlı subayının kim olduğunu merak ederek garsona sorarlar ve Çanakkale Savaşları kahramanı Mustafa Kemal Paşa olduğunu öğrenince, bu yetenekli komutanı bir içki ısmarlamak üzere masalarına davet ederler. Garson bu mesajı Mustafa Kemal Paşa'ya iletir ve yabancı subayların masasına geri gelir. Mustafa Kemal Paşa'nın cevabı şöyledir:
'Baylar misafirimizdirler, elbette birgün bu topraklardan gidecekler. Buyursunlar masamıza, bir kahvemizi içsinler'

İşte Atatürk'ün bir çok konuda 'iyi' olmasının temelinde bu özgüven duygusu yatar. Tabii ki buradan anlaşılıyor ki bu özgüven bir süperegodan değil, vatan ve millet sevgisinden kaynaklanmaktadır.

Tabi ki eleştirilebilir ama şunu da unutmamak gerekir bu topraklardan emperyalistlerin silinmesindeki beyin güç M. Kemal Atatürk'tür. Medeni bir toplumda herkes istediği görüşü savunma ve fikirlerini dile getirme özgürlüğüne sahiptir.
  • Paylaş
Her şey eleştirilebilir; fakat bir Cumhuriyet kadını olarak ben, Atatürk'te eleştirilecek hiçbir şey bulamıyorum! Atatürk, devrimleri gerçekleştirmek için birilerinin keyfini ya da yavaş yavaş alışmasını bekleseydi, o devrimler asla gerçekleşemezdi!!! Halk, Atatürk'ün harf inkılabıyla cahil kalmadı, zaten Osmanlı zamanında halk olabilecek en cahil noktadaydı, Padişahlar, Rus, Bizans vs evlilikleriyle Türklük ruhlarını iyice kaybetmişlerdi. Türkler, sürekli aşağılanıp saraydan önemli makamlardan uzaklaştırılıp sadece savaşa gönderiliyordu. Türk dili yerine Farsça ve Arapça konuşma ve yazma dili olmuştu. Kısacası ne Türkçe konuşan halk Osmanlı hanedanını, ne de saray kendi halkının dilini anlayabiliyordu! Atatürk bu üç dil arasında bir seçim yaptı ve Anadolu'nun öz kültürel yapısına bakarak Türkçe'yi seçti. Ama halkla kopukluk olmaması için de , özellikle köylüye öğretebilmek için, köy eğitmen kursları açılmasını istedi vs... Askeri başarısı bir yana, geleceğe dair sağlam öngörüsü, komşu ülkelerle yaptığı başarılı antlaşmalar, ekonomik yaşamda yaptığı çalışmalar, ömrü yettiğince toprak reformunu çıkarmağa çalışıp aşiretleri yok etmeğe çalışması, hele ki, savaştan sonra eski düzeni devam ettirmek yani padişahlık gibi insanları kulu olarak gören, halktan bi haber zevki sefa içinde yaşamak varken söz milletin olacak diyerek cumhuriyeti kurması... Yani sayılabilecek o kadar çok şey var ki... Kadının adı yokken; O, birçok medeni Avrupa ülkelerinden de önce kadına seçme seçilme hakkı verilmesi... Bir kadın olarak , anlayana sadece bu yeter !
  • Paylaş
5

Şaman, Yürü be cumhuriyet kızı :) Kim tutar seni.

Adem Şahin, siz sadece kendinize göre olumlu yönden bakmışsınız atatürkün büyük hataları ve açıkları vardır ama anayasanın esnek olması ve değiştirile bilir olması iyi olmuş birde parti çokluğu chp gib dikdatör faşist parti anlayışının önüne geçmiş bu yönden de iyi:)

Şaman, Tabii @ademsahin akepe ve başındaki de cumhuriyetin faziletlerinden yoksa nerdeee, Kasımpaşa'lı, cahil bir futbolcu bu konuma gelecek. Futbol bile yasaktı zaten Osmanlı'da... Atatürk'ün en büyük hatasıdır bu cühelanın seçilebilirliği, diktatörlük kurabilirliği, vatanı satabilirliği. Halbuki Atatürk olmasa ne güzel Yunan yönetecekti bizi, bu cühela ordusu da makarnaya, kömüre oyunu satan vatan haini seçmenleriyle beraber başımıza musallat olamayacaktı.

Eleştirilebilmeli tabiki. Ama eleştirirken Türk mantığında eleştiri yapacaksak bu şekilde eleştirilmemeli. Yapılan her güzellikte istediğiniz kötüyü görebilirsiniz. Ama kişiyi yaşadığı çağa ve yaşadığı şartlara göre eleştireceksek kesinlikle eleştirilmeli. Atatürk bir lider ve bir komutandı. Nasıl ki Fatih Sultan Mehmet'i eleştiriyorsak Atatürk'ü de eleştirebiliriz. Atatürk'ü eleştirdiğim ilk konu kendinden sonra bir lider yetiştirmemesidir. Zira Atatürk'ten sonra idareyi ele alan İsmet İnönü yaptıkları ve yapmadıkları ile bugünkü tablonun ana müsebbibidir. Atatürk'ü eleştirdiğim ikinci konu dindeki hurafeleri temizleyip gerçek dindarlara sahip çıkamamasıdır. Kurtuluş savaşı zamanında tespit edilen birçok ajan imam (ki resmi kayıtlarda 10.500 olarak geçiyor) öldürülmüş fakat bu ajan imamların dine soktuğu birçok hurafe engellenememiştir. Fakat burada yazan arkadaşların eleştirdiği harf inkılabı (ki kesinlikle devrim değil inkilap) bence tamamen doğru bir hareket. Zira Ziya Gökalp tarafından başlatılmış turancılık akımı nedeniyle (Eski Türklerin Gök-Bayrak düşüncesi) Atatürk'ün en büyük amacının Türki Cumhuriyetleri Türkiye çatısında birleştirme amacı olduğu biliniyordu. Bu amaçla yapılmış bir hareketti. Dönemin Rusya'sı yani SSCB 1939 senesinde bu hamleyi görerek kiril alfabesine geçme ihtiyacı hissetmiştir.
  • Paylaş
Eleştirilebilmeli tabi ki de,

RTE nin eleştirilemediği bir ülkede daha çoook fırın ekmek tüketilmesi gereklidir.
  • Paylaş
Bu ülkede gayet normal olarak Allah ve varlığı üzerine bile konuşma özgürlüğü var, Mustafa Kemal'in kanunlarla korunması kadar saçma bir şey yok. Sanki Amerika'da Washington, Fransa'da de Gaulle eleştiridışıymış gibi.
  • Paylaş
3

Gökhan Biçer, Atatürk'ü koruma hakkında kanun, Celal Bayar'ın önerisiyle çıkarılmıştır.
Birkaç gencin Atatürk heykelini tahrip ederek nümayiş yapması üzerine rahatsızlık duyanlar, Celal Bayar'ı ziyaret ederek rahatsızlıklarını bildirmişler; Atatürk'e yakın bir isim olan Bayar da böyle bir kanunun çıkarılmasını Meclis'e teklif etmiştir.

Ferit Binici, Bu kanunun benzeri fransada yanılmıyorsam birde ispanyada bulunmaktadır La majeste olarak ifade edilir.Ancak yersiz ve gereksizdir.Demokrasiye aykırı bir durumdur.Bu ülkenin birçok değeri vardır hepsini korumaya mı almak gerekir.Bu ülkede osmanlı devletine ve padişahlarına edilmeyen hakaret yok onlara da o zaman böyle kanun çıkarılsın.Gibi bir mantık ortaya çıkıyor.Kesinlikle kaldırılması gereken bir kanun.

Yavuz Arslan, önemli olan kanunu kimin çıkardığı değil kanunun uygulanış şekli. misal neden hiç bir tarih kitabında lozan antlaşmasının maddeleri öğretilmez? maddeler okununca resmen sömürge kabul senedidir.

Tabii ki eleştirilebilir ama fikirleri, uygulamaları, politikaları. Atatürk içki içiyordu, sigara içiyordu gibi genel kişisel özellikler eleştirilmemeli. İçmeyeceğim diye bir taahhüt vermediğine göre bunlar kendi özel hayatıdır. Bunun dışında diğer toplumu ilgilendiren yönleri tartışılabilir ve hatta eleştirilebilir. Yanlışları olabilir, doğruları olabilir. Zaten sadece karalamak ya da sövmek yasak kanunen bildiğim kadarı ile.
  • Paylaş
Eleştirilemez. Gayet açık ve netdir. Dönemi iyi ama çok iyi okuyan hayatını çok ama çok iyi okuyan ve hakim olan biri asla eleştirmez. Geri kalanı içi boş laflar söyler bunlara da eleştiri diyemeyiz. Bu tipler tarih adına hiçbirşey bilmezler içi boş tencereler.
  • Paylaş
Atatürk'ün ilke ve inkilapları o zamanlarda ülkenin demokrasiyi tanıması ve demokratikleşmesi açısından yapılmış ilkelerdi. Tabii ki yaptığı yanlışları da vardır ancak; bu, O'nu eleştirebilir biri yapmaz diye düşünüyorum . Atatürk'ü sevmeyenler vardır illa ki eleştirecektir bunlar ama daha çok at gözlüğüyle bakanlardır onlar ya da tarih bilgisi olmayanlar. Kulaktan dolma bilgilerle bilgi sahibi olan insanlardır veyahut.
  • Paylaş
3

Furkan Demir, Bence beyni yikanmamis insanlardir

Halil Ipci, Ne demokrasisi? tek parti düzeni süzme diktatörlük idi. Iyi, yani baya etkili bir dikta ki, nesiller sonrasi hala gercekleri (fact anlaminda) apacik göz önünde olmasina ragmen insanlar göremiyor ...

Gökhan Biçer, Cumhuriyet kurulduktan sonra, Atatürk, çok partili rejime geçmek için denemelerde bulundu. Maalesef ki, Cumhuriyet Halk Partisi'nden sonra kurulan partiler yargı kararı ile kapatıldılar. Keşke, bu partiler rejime ve ülkenin bütünlüğüne zarar verecek olan güçlerin oyununa gelmeselerdi ya da getirilmeselerdi de çok partili demokrasi hayatımız kesintiye uğramasaydı.

Atatürk, tek partili rejimde, yönetimde kalitenin artmayacağını ve dolayısıyla halkın yoksul kalacağını görerek yakın arkadaşlarından Fethi Okyar Bey'e bir parti kurmasını önerir ve Fethi Bey de serbest ekonomi rejimini temel alan bir parti kurar.
Bu parti yerel seçimlerde Samsun Belediye Başkanlığı'nı kazanır. Atatürk, Samsun'a bir ziyaretinde bir akşam yemeğinde Serbest Fırkalı belediye başkanı ile yemek yer çok geç olmadan belediye başkanı, 'Sabah yapacak işlerim var' diyerek müsaade alır ve sofradan kalkar. Atatürk niye kalkıyorsun, bu devletin protokol kuralları var demez.

Atatürk'ün yönetiminde hiç bir zaman diktatörlük olmamıştır.
Diktatör olacak kişi, bir bağımsızlık savaşını demokratik bir meclis kurarak yönetmez. Meclis'in kuruluşundan evvel kongreler düzenleyerek, bu kongrelerde demokrasiye uygun oylamalar yaptırmaz.
Diktatör olacak kişi, başkomutanlık yetkilerini, demokratik halk meclisinden yetki ile almaz.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında, askerlikle idareyi içiçe sokmaya çalışan İttihat ve Terakki Partisi'nden, bir toplantıda 'Askerlik ve siyaset birbirine karıştırılmamalı' diye açıklama yaparak istifa etmez.

Kişi bir yana, kişinin zamanında diktatörlük var derseniz, Avrupa'da dikta rejimlerinin yükselişe geçtiği günlerde, dikta rejimine uygun parti programı hazırlayanlara 'zorbalar' demez.

Rahmetli Uğur Mumcu'nun pek güzel ifade ettiği gibi: 'Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz'

Herkes her konu eleştirilebilir, önemli olan eleştirdiğiniz konumhakkknda detaylı bilgi sahibi olmamıştır... Aksi durum eleştirinin netliğini düşürür, amacını aşar...
  • Paylaş
Herkes eleştirilebilir. Hiç kimse mükemmel değildir.
  • Paylaş
Her insan eleştirilmelidir. Sırf ulusumuzun kahramanı diye eleştirilmicek diye birşey yoktur. Ve zaman hızla değişiyor dün göklere sığdırılamayan devlet başkanlarının bugunlerde heykelleri yıkılıyor. Yani atatürkün yaptıgı olumsuz olmayan bir davranışı bile yıllar gectikten sonra ınsanlar tarafından olumsuz algılanabilir. Zaman değiştiriyo coğu seyi bu konuda eleştiri yapılcaksa bile olumlu olumsuz duygusal davranılmamalı
  • Paylaş
Gayet tabi tartışılabilir, yorumlanıp eleştirilebilir. Ancak eleştiriyi bazı arkadaşlar küfür olarak algılıyor nasıl ben liderime(Recep Tayyip Erdoğan) hakareti kabul edemiyor isem aynı şekilde Mustafa Kemal için de geçerlidir ve kabul edilemezdir. Liderler ülkeleri için bir takım faydalar sağlamak için çalışıp didinir bir bakıma kumar oynarlar ancak peygamber değiller ki sonunu doğruyu direk görebilsinler illa ki hatalar olacaktır ancak niyet hepsinden daha da önemlidir.
  • Paylaş
Bu sorunun sorulması bile yersizdir.
Eleştiri her zaman ilerlemenin temel şartıdır, ve doğru savlarla yapıldığı sürece dünyada her kişi ve kavram eleştirilebilmelidir.
  • Paylaş
Ben sık İnploid kullanan birisi olarak yazıyorum. Devrim şarttır. Atatürk yalancıdır. Masondur.

Atatürkçülük

Bir yalan daha,,,Atatürkçülük

Aziz Osmanlı Askerlerinin düşmanla havada çarpışmış mermileri;


Atatürkçülük

Allah aşkına Reva mıdır. Bu Atatürk'ün yaptığı millete. Atatürk Mason ve Yalancıdır. Devrim şarttır. Şu anda otoriter bir yönetimle karşı karşıyayız. Kimse demesin çok partili rejim. MHP VE CHP süslemeden başka birşey değildir. Yine Erdoğan Kazanacak, yine kazanacak ve yine kazanacak.



Atatürkçülük
  • Paylaş
11

Ayhan Şimşek, Paylaştığınız hayran sayfalarına ait bu bilgiler belki dorudur belki de değildir.
Fakat bu gibi bilgilerin DOĞRULUĞUNU araştırıp belgelemeden sizinde bunlar üzerinden paylaşım yapmanız sizi de en az o hayran kafasındakiler kadar muallak bilgili biri olarak gösteriyor.

Barış Ekinci, Kardeşim zaten herşey ortada. Araştırma yapmaya gerek varmı sence.

Ayhan Şimşek, Daha önce de bir yorum da tartıştık ve hala devam eden bu üslup tarzınız hoş değil.
Lise öğrencisiymiş siniz henüz, ben size evlat diye diyaloğuma başlasam eminim ki hoşunuza gitmeyecektir ki bunu ben kendime yakıştıramam.
-Konuya dönecek olursak;
Herşey ortada dediğiniz iletinin hiçbir veri değeri yoktur. Baştan sona kurumların dışında kişilerin safsataları da olabilir. Kaldı ki bu bahse konu "iddiaları" paylaşanın araştırması gerekir "paylaşıma sunmadan önce."
Eğer kurumsal bilgiye güveniyorsanız, Türk Tarih Kurumuna bahsettiğiniz bu bilgileri "Bilgi Edinme Hakkı" kapsamında soracağım. Cevabı geldiğinde sizinle paylaşırım.
Fakat size katıldığım bir nokta var ki;
Türk Tarih Kurumunun ilgilendiği her konu üzerinden sosyal medyada ki boşluğu bir gerçek. Ve bu boşluğu hayran sayfaları tamamlamaya çalışıyor ve böyle olunca da ister istemez asparagas olup olmadığı üzerinde kuşkular çoğalıyor ve mevzu kurumunda saygınlığı zedeleniyor.

Ayhan Şimşek, Bu paylaşımlarınıza dair bilgi edinme talebimi gönderdim.
Konuya dair ilgili olanlar içinse bilgi edinme linkini paylaşıyorum.
Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Bilgi Edinme Linki:
ayk.gov.tr/c46-letiim/bilgi-edinme

Fatma Nur Metin, Bu tarz manipülasyonları sadece Atatürkçüler değil, islamcılar ve sağ kesimde yapıyor.

Ayhan Şimşek, İşte bu sebepledir ki yeni yeni sorgulamaya başlayan orta öğretim seviyesinde ki beyinlerin zehirlenmemesi için çabalamak önemlidir.

Barış Ekinci, Ayhan Bey bana Evlat üslübuyla tabiki konuşamassınız. Kaldıki haddiniz değil. Burada yaş önemli değil. Bilgi ve tecrübe birikimi önemlidir. Akıl yaşta değil baştadır.

Ayhan Şimşek@barisekinci , paylaşımınızla ilgili bilgi edinme talebinin cevabıdır.
-
Sayın ŞİMŞEK,

Mustafa Kemal Atatürk’ün gönderdiği iddia edilen telgraf ile ilgili olarak 2 farklı tarihten bahsedilmektedir.
26.06.1919 ve 15.08.1926. Fakat kayıtlarımızda Gazi Mustafa Kemal’in 26.06.1919 tarihinde Millî Mücadele sürecinde Amasya’dan Tokat’a hareket ettiği görülürken;15.08.1926 tarihinde Çankaya’da olduğu bilgisi yer almaktadır.

İnternet ortamında belgenin(telgraf) orijinalinin Dış İşleri Bakanlığı Arşivi’nde olduğu bilgisi yer almaktadır. Bu sebepten Dış İşleri Bakanlığı’na başvuruda bulunmanızı tavsiye ederiz.
Kurum kayıtlarımızda ve kaynaklarımızda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kamçatka’da cami yaptırması ile ilgili herhangi bir veriye ulaşılamamıştır. Fakat Atatürk’ün yurtdışında bulunan PARİS CAMİİ (la Mosquée de Paris) ve TOKYO CAMİİ(1938) (Tokyo Jamii Mosque)’lerinin yapımlarına para desteğinde bulunmuştur.

Saygılarımızla.
Bilgi Edinme Birimi
H. Aytuğ TOKUR
Şef

Barış Ekinci, Araştırdığınız için sizi takdir ediyorum. Ama bu doğruları değiştirmez. Sadece bu incelemeye siz inanabilirsiniz.

Hakan, Devrim televizyonlarda yayınlanmayacak derken, yalan ve kıçtan uydurma bilgiler olduğu için değil Afyon etkisi olmadan denmektedir. Lakin kıçından belge uyduran çakma devrimciler, karı koynunda devrim yapılamayacağını öğrenmeden çoktan liboş olmuş olacaklar. Bu sebeple abuk subuk konuşmayınız bi ve kibarlığı kaybetmeden bi gidin demek lazım bu liboşlara ama araştırmak yerine direk inanıyorsunuz maalesef, bak Ayhan kapağı kapatmış bir smile ile neden acaba bir düşünmek lazım .Hatta birde ben smile edeyim double check olsun :-):-)

Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

1745 Görüntülenme35 Takipçi22 Yanıt