Bilmek istediğin her şeye ulaş

Ne kadar özgürüz ve ne kadar özgür olabiliriz?

En başından beri hep söylerim; "Özgür olabileceğimiz tek yer var o da Zihnimiz, Hayallerimiz, Beynimiz" adına her ne derseniz diyin. Hayallere kanun işlemez, hayaller sınır veya yasak tanımaz. Ama işte onda bile tam olarak Özgür sayılmazken gerçek hayatta ne kadar özgür olabiliriz ki?
"Neden hayallerimde Özgür olamıyorum acaba? " diye bir soru belirmiştir kafanızda.
Derhal izah edeyim;
Hayallerimizi de kelime bilgimize göre kurarız da ondan. Kelimelere, dilimize, dillere ne kadar hakimsek ancak o kadar özgürce hayaller kurabiliriz. Ki Kelimelerin de bir sınırı olduğuna göre?

Diğer durumlar zaten ellerimizi kollarımızı bağlamış durumda. Özgürlüğü haftasonunu gittiğimiz piknik sanıyoruz. Özgürlüğü yaz ayında ailecek komşulardan, şehrin gürültüsünden kaçıp denize gidip mangal yapmak sanıyoruz. Kimisi farklı bir şehirde Üniversite okuyarak aile baskısından kurtulmaya özgürlük diyor. Bazısı için o sıkıcı dersi asıp, dışarda gezmek özgürlük. Doğa yürüyüşü, bisiklet, denizde bilmem kaç fersah, balonla seyahat, paraşütle çılgınlık! Adına her ne derseniz diyin, Özgürlük demeyin. Geçici Özgürlük diyin. Çünkü hepsinde bir geri dönüş söz konusu.

Bazı arkadaşlar; "Dünya turuna çıkan kafadarlar var ama? " diyecekler belki. Evet, çok da özendiğim, imrendiğim dost gruplarıdır onlar. Farklı kültürler görürler, elektrik faturası, doğalgaza gelen zam, metrobüs fiyatlarına yapılacak zam oranı veya en son trafik durumu ile ilgilenmezler. Ama bizim ülkemizde onlara Tecavüz edilerek öldürüldüğünü veya kurşunlanarak gezisine son verilen "Motorsiklet Tutkunu" vatandaşlarımızı sayacak olursak "Özgürlüğün Sınırı Ehanda Bu! " deriz istemsiz bir şekilde.

Kim daha Özgür? O Özgürce Dünya turuna çıkan masum kızlar, motorsikletle ülkemizi dolaşan vatandaşlarımız mı? Yoksa onlara hunharca tecavüz etme cüretini gösteren, kurşunlama özgürlüğü olan o cani dürrükler mi?

Elhamdülillah müslümanım, herkes inançları ile yaşar. Ya da tercihleri ile yaşar.
Ama Adem ile Havva sizce Cennette özgür müydüler? Özgür iseler Özgür bir şekilde yiyebilecekleri meyveye neden yasak konmuştu? Ve neden özgür iradeleri ile o meyveden yemenin bedeli farklı oldu?

Özetle; "Asla hiçbir zaman özgür olamayacağız. "

Toparla; "Anın tadını çıkarın" ;)
  • Paylaş
Aslında ben de bu soruyu kendimi sık sık sorarım , dünyaya geliyoruz ama ilk önce annemize bağımlıyız , bir şekilde büyüyoruz ve sorumluluklarımız artıyor.. Ev geçindirmek durumunda kalıyoruz bunun için çalışmak zorundayız.. Maddi sıkıntımız olmaması için yüksek meblalar kazanmak zorundayız , iyi bir iş için iyi bir eğitim almak zorundayız .. Özgürlük sadece bunların nasıl yapılacağının bize bırakılması.. Ve bunu yaparken de başkasının hakkına girmememiz gerekiyo anayasal bi zorunluluk olarak , yani kısacası çok ta özgür değiliz kardeşim :)
  • Paylaş
Özgür olduğumuz yanılgısına düşebilecek kadar özgürüz. Bu yanılgının ötesinde ise yalnızca birer esir konumundayız. Neyin veya kimin esiri? Duruma göre değişir. En basitinden acıktığımızda midemizin esiriz. Aşık olduğumuzda kalbimizin esiriz. Gün gelir eğitim hayatımızda bir hedef koyarız kendimize ve o sırada da derslerin esiriyizdir. Sınav yaklaşır, hiç çalışmamışızdır... Evet, kopyanın, tedirginliğin, korkunun, endişenin vb bir yığın silsilenin esiriyizdir. Sayısız örnek verilebilir. Peki ya özgürlük? Yalnızca bir bakış açısıdır. Bir nesneye yukarıdan baktığımızda o nesneyi aşağımızda görmekte olmak ile, aynı nesneye aşağıdan baktığımızda da bu kez o nesnenin yukarımızda olduğunu görmemiz gibi basit bir bakış açısı farklılığıdır sadece.

Şöyle ki; bireysel özgürlüğü düşünür ve karar alırken bir başkasının bize mühadale etmediğini düşünürsek, fikirlerimizi kendi başımıza aldığımızı düşünürsek bu ilk etapta bir özgürlük gibi görünür ama aslında olup biten tek şey, birey olarak bizi biz yapan ve karar alma sürecinde içten içe bizi etkileyen tüm faktörlerin esiris olmamızdan başka bir şey değildir. Farz-ı muhal insanlara olan güvenimiz sarsılmışsa ve birine güvenmeye kalkarken başkalarının etkisi altında olmadığımız halde rahat bir şekilde güvenemiyorsak pek çok şeyin yanında en başta geçmişimizin esiriyizdir. Araba sürerken hız limitini aştığımızda özgürlüğümüzü kısıtlayabilecek güçte olmadığını düşündüğümüz hız limitleri geride kalırken, aslında tam da o sırada başka bir mahkumüyetin, heyecan ve adrenalinin buyruğu altına girerek yine kazandığımızı sandığımız özgürlüğü kaybederiz. Bunu da hiç fark etmeyiz tabii.

Hukuksal özgürlüğe de değinecek olursak (bir bireyden ziyade bulunulan toplumdaki/devletteki bir vatandaş olarak çıkarım yaparsak eğer) bu kez de adalet kavramının, hukuksal normların, arkaplanda dönen anayasal iş ve cilvelerin esiri haline geliriz. Hepsinden sıyrılsak bile başka bir esirin, kendi iradesini hukuk kurallarından ayrı tutması gereken karar vericilerin bir çift sözünün esiri oluruz.

Yani sonuç olarak her bir şey, diğer bir başka şeyin buyruğu altında ve bir şey diğer pek çok şeyle bağlantı içerisinde hayat sürdüğünden olsa gerek, tutsak olmak öz itibarıyla özgürlükten çok daha gerçekçidir; özgürlük yalnızca tutsaklığını görmezden gelmek isteyen bir zihnin içgüdüsel karşı çıkışındaki cılız serzenişlerdir.
  • Paylaş
Herkes özgür doğar ama hepimiz zincire vurulmuşuzdur.
Böyle bir sözü anımsadım.
  • Paylaş