Bilmek istediğin her şeye ulaş

Neden çoğu insan soru sorarak öğrenme hevesini yaşı ilerledikçe yitirir?

Doğadaki diğer tüm canlılar gibi insan da kendini koruyup yaşamını sürdürme güdüsüne sahiptir.. İnsan kendini korumak için, doğumundan itibaren tecrübe ettiği yaşantılara bakarak kendini ayarlar.. Değişen koşullara uyum gösterir.. Bu beceriye yaratıcı uyum denir.. Burada konu merak olduğu için buna uygun bir örnekle gidelim.. Dünyaya yeni gelen bir bebeğin en temel en spontan özelliği meraklı olmasıdır.. Gördüklerini merak eder ki öğrenebilsin, öğrenir ki hayatta kalabilsin.. Merakını ya merak ettiği şeye yaklaşarak, onunla temas ederek, o şeyi yaparak ya da sorarak giderebilir.. Örneğin elektronik aletlerin nasıl çalıştığını merak eden bir çocuk merakını gidermek için evde bulduğu elektronik aletlerin içini açabilir ya da konuyla ilgili sorularını anne babasına öğretmenine sorabilir.. Böyle bir durumda çocuğa ilgi verenler, evdeki aletlere zarar gelmemesini isteyebilirler ya da sorulara cevap veremeyecek kadar yorgun ya da bıkkın olabilirler.. Çocuk, aletlere dokunması engellendikçe ya da sorularına tersleyen cezalandıran cevaplar geldikçe kendini korumak için bir yaratıcı uyum geliştirir ve önce sormamaya, bir müddet sonra da merak etmemeye başlayabilir.. Bu durum, ileride hayatında da heves göstermeme ya da başladığı işleri tam merakının artacağı bir noktada bırakma şeklinde tekrar eden davranışlara dönüşebilir..
  • Paylaş
Aslında söyleyeceklerimin bir kısmı buradaki görüşlerle örtüşüyor.

İlk olarak, kişinin özgüveni, toplum hayatında tarih şeridinde ilerledikçe kırılır (başkaları tarafından) Özgüvenin en önemli unsuru, soru sormaktır. Özellikle çocuk yaşta ama bilincin oluşmaya başladığı bir dönemde, çocuğun, sorduğu soru karşısında alaya alınması, terslenmesi ya da cevapsız bırakılması, onu zamanla soru sormaktan soğutur, çekingen hale getirmeye başlar.

İkincisi, hayat bir mücadeledir ve bu mücadelede ayakta kalabilmek için insan, bir işin ucundan tutar, bir yere sığınır, bir konuda uzmanlaşır. Mesela bir şehirde, bir iş, meslek sahibi olur. Örneğin bir marangoz olmuşsa, uzmanlığına uzak ve işine yaramayacak konularla ilgilenmeyi bilinçli ya da bilinçsiz olarak kafasından eler. Ama bir marangozun nakliye kamyoneti varsa, bu kamyonetin arızalarıyla ilgili konularda soru sorması ve bir şeyleri öğrenmek istemesi doğaldır. Neticede hayatta heves için zaman ve rahatlık da gereklidir. Soru sorma hevesi, yoğunluktan dolayı azalır.

Üçüncüsü, kişi, donanımlı ve zihnen gelişmiş olarak yetiştirilmemişse, ileri yaşlarda da pek de soru sorması beklenemez. Çünkü teknoloji ve enstrümanları gün be gün gelişmekte ve kişimiz bunları takip etmemekte ya da takipten çekinmektedir.

Dördüncüsü, yaşlı kişiler, bazı toplumlarda bilge "gibi" kabul edilir. Kendilerine, geleneksel konularda danışılan, fikirleri alınan kişilerdir. Özellikle genç nesle mahçup olmamak konusunda, yeni çıkan şeyleri, terimleri çok sorgulamama eğiliminde olabilirler. Yani açık vermek istemezler.

Beşincisi, o toplumun kuralları devreye girer. Yeniliğe dair konularda "Gençler daha iyi bilir, gençlere yaptıralım, bana sorma gençlere sor" anlayışı kabul görmüştür. Tabu olarak kabul edilebilecek bu konu, yaşlı kişiyi tembelleştirir, zaten yaş ilerledikçe insanlar rahat yaşama eğilimine girerler.

Altıncısı, 'eski de eski' diye tutturan insanlar vardır. Yaptığının, ürettiğinin, kullandığının yenilerden iyi olduğu konusunda yaşam tarzı geliştirmiş olan bir birey bu yüzden hem iletişimi bozulduğu için hem de eskinin yerine gelecek olana önyargılı olduğu için soru sormamaya eğilimlidir.
  • Paylaş
Sorulara cevap alamıyorsa.
  • Paylaş
1

Özgür Ersoy, Sorulara cevap alamiyorsa

Her şeyi bildiklerini düşünmeye başlarlar.
  • Paylaş
İnsanların çevrelerinde hep kendi yaşıtları vardır genelde. soru soracağı kişiler arkadaşları olacağı için onlardan tepki görmekten çekinirler bence. "aa sen bunu bilmiyor musun" gibi tepkilerden ki, çok kötü bir durumdur bence
  • Paylaş
Araştırmak varken kolayına kaçtıkları için utanırlar.
  • Paylaş
Var ya 10 numara soru. Hadi bakalım yok mu hiç sosyolog, psikolog bişey?
Valla tez konusu.
  • Paylaş
Şaşırmayı öğrenmesi gerekir. Yoksa kadınlar büyümemiş bir çocuk zannedebilirler kendisini. O durmadan soru soran veletler gibi.
"Şaşırarak öğrenme" daha akılda kalıcı değil mi?
hem kulağa daha hoş geliyor.
  • Paylaş
Bence yasla ilgili degil. Gecmisten geliyor zaten bu huy.
  • Paylaş
Cocuklar ayni seyi birden kez sorduklarinda buyukler yanitlamayi birakir, yada surekli bu ne bu ne demeleri onlari yorar ve yine cevap vermekden vazgecerler, sanirim insanin belleginde de bu kalir ve zamanla daha az sormayi daha cok bosvermeyi tercih ederler....
  • Paylaş
Bu tür insanlar çocukluklarında sorduğu sorulara istediği cevabı alamamış, çok soru sorduğu için azarlanmış veya sorduğu sorular karşılığında sürekli dalga geçilmiş kişiler olabilir. Birey bunu yaşadığında soru sorduktan sonra alay edileceğini veya küçük düşeceğini bilir. Bu yüzden soru sormamaya başlar. Zamanla bu soru sormama olayı alışkanlığa dönüşür ve soru sormak bireyin aklına gelmez. Çünkü beyin bunu engeller. Sonuç olarak bu sorunun cevabı için en mantıklı cevap aile tutumudur bence.
  • Paylaş
İnsan yapı olarak bence büyüklenmeye açık bir varoluş. Bu yüzden soru sormanın ve karşıdakinin fikrine saygı duymanın onu küçültüceğini düşünüyor olmalı.
  • Paylaş
Her şeyi bildiklerini, zirvede olduklarını zannederler
  • Paylaş