Bilmek istediğin her şeye ulaş

Neden hiç bir tasarımda üslup uygulanamıyor?

Üslupları kimse tam olarak bilmediği içindir. İnsanların bildiği daha doğrusu öyle sandığı iki üslup var. Bunlar ise modern ve klasik üslup. Ha birde bunlara minimalist eklendi. Herkes her şeye minimalist diyor. Aslında Modern üslup ya da klasik üslup diye bir şey yoktur. Örneğin stil, pop art, retro, bauhaus, vb. bunların hepsi birer modern üsluptur. Art nouveau, gotik, barok, rokoko, neo klasik, arts and crafts, vb. gibi üsluplarsa klasik tarzda üsluplardır ve modern ya da klasik diye ayrı bir üslup yoktur; bunların genel isimleridir. Şuan genel olarak uygulanan tek üslup aslında victoria üslubudur. Yani nedir bu üslup: bu akım sanayileşme dönemine geçiş sıralarında ortaya çıkmış ve herşeyden alakasız olan şeylerden biraz var üslubudur. Aslında üslupsuzluktur. Ve genel olarak evlerimizde kullanılan tarz sandığımız şey budur. İç mimarlığın da en önemli konularından biri budur. İç mekan, cephe ya da mobilya, endüstriyel ürün vb. tasarlarlarken mimar, önce bir stil seçmeli ve mekanı ya da ürünü ona göre giydirmelidir. Bir tasarım her işlevi, konstrüksiyonu, cephesinden mekanın kendisine, içindeki mobilyalarına, kapı kollarına kadar tek bir dil ve kimlik taşımalıdır. Tasarımdaki bu dili kusursuz konuşturabilmek için ustanın, işverenin, tasarımı yaptığı kişinin, bütçenin, zamanın vb. hepsinin önce seninle ortak dili konuşabiliyor olması gerekir. Bunu son zamanlarda en iyi başarabilen mimara örnek verilebilir:
  • Paylaş
Üretim ve Sanayii standartlastıkça, piyasada olanın dışında tarz ve üslup geliştirmek oldukça zor. Yüksek miktarda yapılan üretimler, maliyetleri düşürüyor ve piyasa standardının dışına çıktığınızda yüksek maliyetler söz konusu oluyor. Bu da tasarımcıların genel geçer tarzları tercih etmelerine yol açıyor.
Piyasada olan urunlerin dışında
  • Paylaş
Uygulanmıyor demek sayıları az olsa da uygulayana haksızlık olur birazcık ama çoğunluğu düşündüğümüz zaman ise önce bir üslubun olması lazım. Mimarın veya ülkenin mimarlığın üslubu oluşabilmesi için pek çok faktörün bir araya gelmesi lazım. Bir bütün olarak ele alınması, kavranması, birikim oluşması lazım ki bir üsluptan bahsedebilelim. Genel olarak çevremizde yapılan tasarımı veya kişinin problemi ele alınışını düşündüğümüz zaman öncelik olarak soruya en kısa yoldan ve en çabuk şekilde nasıl cevap verileceği sorgulanıyor. Dolayısıyla tasarımcının çizgisi, tavrı, duruşundan ziyade o ofisten o proje en kısa sürede nasıl çıkar; o sorgulanıyor. Sebebi ise mimarın, mimarlığın hala ve hala bir yapının inşa edilebilmesi için gerekli olan bir imza, evrak ibaret olarak algılanmasından kaynaklanıyor. Bunun sebebi ise toplum olarak hala yerleşmeyi, göçebe toplumdan yerleşik düzene geçemeyişimiz, hala gelişmekte olan bir ülke oluşumuz, ekonomik, siyasi, toplumsal yapılanmayı halen tamamlayamamış olmamız... vb faktörlerdir. Başta ifade ettiklerim genel olarak camianın durumunu yansıttığını düşünüyorum. Azınlıkta kalmış olmasına rağmen, geçmişte Danyal Çiper, Hayati Tabanlıoğlu, Melih Birsel tavizsiz bir üslup anlayışıyla tasarım yaptıkları ve çok iyi örnekler bıraktıkları aşikar. Bugün ise şu anda ilk aklıma gelen Boğachan Dündaralp'tir.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

883 Görüntülenme6 Takipçi3 Yanıt