Bilmek istediğin her şeye ulaş

Neden insanlar, onların istediği şekilde davranmayan diğer insanları cezalandırmaya çalışırlar?

Neden 'bazı' insanlar, onların istediği şekilde davranmayan diğer insanları cezalandırmaya çalışırlar?Düzenle
Bu soruya sanırım en iyi cevabı verecek olan yaşasaydı eğer Foucault olurdu sanırım ki kitaplarının temel sorusu bu soru üzerine yürür gerek "Deliliğin tarihi" gerek "Hapishanenin doğuşu " gerek "Cinselliğin tarihi" gerekse "kelimeler ve şeyler" kitaplarında iktidar ve tahakküm ilişkilerini irdeler ve bütün kitaplarında ortak kavram şudur 'Kapatma aygıtı' yani iktidar olan grup cenah kişi her neyse kendini var edebilmek için bir öteki yaratmak zorundadır ve bu ötekiyi kapatarak var eder delilik üzerinden yürüyelim insanlar kendilerinden çok zeki yada kendilerinden zeki olmayanları kapatmak zorundaydı ki hakim akıl seviyesi ortaya çıksın yani birilerine deli demek kendimizin akıllığını ortaya çıkartır ve bu yönde tahakküm ilişkileri ortaya çıkar. Foucault bu anlamda tahakküm ilişkilerine karşı olup iktidar ilişkilerini iyi çözmüştür .
  • Paylaş
Bütün insanlar yapmazlar.
  • Törpü, eğe, torna tezgahı gibi araç gereçler kullanıp insanları yontmaya çalışanlada görülür genellikle o durum. Bu kısmı irdelemeyeceğim, kütük alıp onu yontmaya çalışıp başarısız olunca psikolojik savaş açanlar kendilerini zaten bileceklerdir.
  • Tabii bir de Müslümanlarda. Bu kısmı irdeleyeceğim, çünkü asıl problem günümüzün AKP İslamında.
Şimdi yine Müslüman kardeşler "La havle vela kuvvet gibi anlamını bilmedikleri laflar edip beğenmedimleyecekler bunu ama
  1. Onların beğenilerini almak zaten utanç olur benim için.
  2. Ben de onları beğenmiyorum, IŞİD'e bile terör örgütü diyemeyecek, memleketi soyana hırsız diyemeyecek kadar kaypak, vicdansız ve sonsuz biatçılar...
Bu arada tür olarak insan olup da dini Müslüman olan gerçekten iyi, dürüst hatta örtülü bile insanlar tanıyorum ve seviyorum, onları tamamen tenzih ederim. Aslında dinleri insan vicdanıyla birleşince güzel bir din ama ne yazık ki hata edip şempanzeleri de inandırmışlar... Adam tabii evrime inanmaz, bir şempanze ne diye evrime inansın ki, bu boktan yaratıkların atası biziz mi diyecek yani...
  • Bir de yurdum insanının nedense hayran olduğu rezil, kepaze şahsiyetsizlik Hitler'in emrindeki naziler vardı. (Kitapçı kasasında Küçük Prens ve Kavgam duruyor, nasıl idyotik bir zihniyetse artık, yani satanınki değil, belli peynir ekmek gibi gidiyor ki adam kasasının yanına çiklet gibi koymuş.) Bunlar azalarak tükenmeye yüz tuttuklarından bunları da irdelemeyeceğim.
  • Bir de yaşa ve yaşamasına izin ver düsturuyla yaşayan insanlar vardır. Evet onları yurdumuzda bulmak bisiklete binen bir balık bulmak kadar zordur.
Ben sadece insanlar genellemesine taktım, mahalle baskısı, koca baskısı, namus cinayeti gibi kavramlar İslam ülkelerinde bulunur ki bu ilkel şempanze kuralları sosyal yaşamın her yerine habis bir ur gibi yayılır. Bir Madrit'e gidip bakarsanız, sokakta el ele gezen geyler, caddeler boyu son bulmayan gubar kokusu, parklarda öpüşen sevişen çiftler, orada burada her köşe başına serpiştirilmiş barlarda ve parklarda içen insanlar ve bunlara bırakın tahammül etmeyi aldırış etmeyen insanlar görürsünüz. Başlarına taş yağmaz, zina yaptılar diye deprem falan da olmaz. Bunlar tabii Hristiyanlardır, kendi dinlerinin 14. yüzyılını yaşamış ve o kısmı aşmışlardır.

Halbuki şu anda 14. yüzyılında olan İslamın olduğu ülkelerinde bütün baskılar İslam bahane edilerek yapılır ki bahane de haksız değildir. İslam karışılmasını, dövülmesini vb emreder. İnanmayan açar en azından Nisa suresini okur, kadın neden dövülür öğrenir. Buraya yazan üçbeş kendini bilmez İslam savunucusuna bakmayın, İnternet'de alimlerin tefsirleri var, buradaki İslam avukatlarından daha iyi bileceklerdir... (Ben bu konuda en çok Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'a güveniyorum, bir şey araştırdığımda yine de diğer tefsirlere de bakıyorum)

Sonuçta bir Müslüman Müslüman olmayan hiçbir şeyi kabul etmeme, onunla yaşamama ve ona savaş açma öğretisiyle yetişir. Ateistlerden en önemli farkları aslında çevrelerini Müslüman yapma misyonu sahibi olmalarıdır. Zaten Müslümanların övünerek sarf ettikleri Hoşgörü Dini lafından faşizm damlamaz sular seller gibi akar. Hoşgörmek, kabul etmediğiniz, tasvip etmediğiniz, olmasını istemediğiniz bir şeyi yücelik göstererek yani o şeyi aşağılayarak ona tahammül etmektir. Bir Müslüman öncelikle en doğru, en büyük, en iyi, en dürüst, en güzel benim der ardından çevresindekilere tahammül edip etmeyeceğine bakar. Genellikle de etmez... Çevresini cezalandırır...
  • Paylaş
Cunku kaliplarnin disina ciktiklarinda huzursuz olurlar bu huzursuzlugu engellemek icinde kaliplarina sokmak icin cezalandirirlar . .
  • Paylaş
Elbette tatmin olmak için. Bazıları için tatmin olmak bir hedef, seçenekler ise bu hedef uğrunda kullanılanacak herhangi bir şeydir. Eğer böyle bir insanın istediği bir şeyi karşısındaki yapmadıysa (farz-ı muhal istediği gibi davranılmadıysa kendisine) bu beklenti sonuçsuz kalır ama hedef halen aynıdır; tatmin olmak. Değişen nedir peki? Yoldur. Başarıya giden her yol mubahtır sözünde olduğu gibi bu kez yol değişir ve elbette bu yolla gelen kişilik şekli ortaya çıkar. Davranışlar değişir, tepkiler değişir vb. Sonuç olarak da aynı kişi, cezalandıracağı kişiye karşı hamle yapar. Eğer bu hamle başarılı olursa nereye varılır ilk başta da söylediğimiz gibi; tatmin oluşa.

Elbette bünye daima böyle çalışmayabiliyor. Bazı bazı bu tarz davranışlar neticesinde örneğin vicdan harekete geçebiliyor ve kişinin tatminkarlığı pişmanlığa dönüşebiliyor ki aslında bu da (bu kez acıyı yok etmek için) yep yeni bir tatmin oluşa sürüklüyor insanı. Bu kezortaya çıkan yolun adı da vicdanı rahatlatmak oluyor sonuçta.
  • Paylaş
Soruya cevap düşünürken aklıma Piaget'nin bilişsel gelişim teorileri ve Kohlberg'in ahlaki gelişim teorisi geldi. Piaget heteronormatif kalıplara nasıl uyduğumuza sebep olarak birkaç neden göstermişti. Bunlardan ilki , yani öykünme, insanların belirli normları rol model olarak aldığını ; ikincisi ise onaylanma/dışlanma korkusu ile bu normlara uyulmamasının bulunulan topluluktan dışlanmaya neden olacağını düşünmesine neden olduğunu belirtiyordu. Yani insanlar kendi kalıplarına , kendi düşünce tarzlarına uymayanları önce kendilerine benzetmeye çalışıyorlar, bunu başaramadıklarında da ya onları kendilerinden uzaklaştırmaya çalışıyorlar ( deminki akıl hastaları örneğindeki gibi) ya da bunu başaramadıklarını farkediyor ve onları cezalandırıyorlar. Bu Kohlberg 'deki haliyle bir nevi 'iyi çocuk olma' , birlikte yaşadığı diğer insanlarca kabul görme dürtüsüdür ve insanlar da bu dürtüden ötürü kendilerine benzemeyeni cezalandırıyorlar.
  • Paylaş