Bilmek istediğin her şeye ulaş

Niye insanlar hep birilerine bağlanma gereğini duyarlar?

İnsan diğer pek çok hayvandan farklı olarak immatür (olgunlaşmamış) olarak doğar. Pek çok hayvan doğar doğmaz yürüyebilir, sadece birkaç ay sonra (bazıları 1-2 hafta içinde) kendi kendine avlanmayı öğrenir ve en geç 1-2 yıl içinde kimseye ihtiyaç duymadan yaşayabilir ve üreyebilir hale gelir. İnsanın bu duruma gelmesi için en az 12- 13 yıl gerekir. Bu nedenle insan 12-13 yıl boyunca kendisine bakım veren ailesine bağımlı yaşar. Bu nedenle diyebiliriz ki hayatımızın ilk 13 yılında anne-babamıza, özellikle de annemize bağlanmayı öğreniriz.
Şimdi bir de başka bir açıdan bakalım. Anne veya baba olarak bir çocuğa en az 12-13 yıl yatırım yapacaksınız. Elbette partnerinizin de bunu yapmasını istersiniz. Partnerler arasındaki bağlılık ihtiyacının temel dayanağı budur. Anne, hem uzun süren hamileliğinde hem de uzun süren bakım döneminde desteğe ihtiyaç duyar. Baba ise uzunca bir süre yemek ve koruma sağlayacağı eşinin kendisine bağlı olmasına ve doğacak çocuğun kendisinden emin olmaya ihtiyaç duyar (bu anlattıklarımı bugünün modern dünyası bağlamında düşünüp cinsiyet ayrımcılığı yaptığımı düşünmeyin, lütfen mağra adamı olduğumuz dönemlerden bahsediyorum).

İşte bu sebeplerden dolayı birilerine bağlanmak soyun devamı ve hayatta kalma açısından önemli avantajlar sağlamıştır. Bizler birilerine bağlanmayı seçen mağra adamlarının torunlarıyız. Bu sebeple de birilerine bağlanma özelliği nesilden nesile geçmeye devam ediyor. Evrimsel psikolojik açıdan birilerine bağlanma isteği duymamızın temeli budur.
  • Paylaş
Abraham Maslow'un dediği gibi İnsanlar tek başına yaşayamazlar, yaşamlarını sürdürebilmek için başkalarının varlığına gereksinim duyarlar. Başkalarıyla birlikte yaşama, başkaları tarafından kabul görme, arkadaşlık, sevme ve sevilme gibi sosyal ihtiyaçlar insanlar için önemlidir. Fizyolojik ve sosyal ihtiyaçlarının giderilmesi kişinin diğer ihtiyaçları için bir kaynak oluşturmaktadır. Eğer insanlar sosyal ihtiyaçlarını gideremezlerse, aidiyet duygusundan yoksun, yalnız ve terkedilmiş hissedeceklerdir. Aile kurma ve etrafındaki kişilerle duygu alışverişinde bulunma gibi davranışlar insanların sosyal ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır.
  • Paylaş
Kişinin kimyası gereği bu böyledir en özgüvenli ve kendine yetebilen insan için bile bu böyledir. İnsan doğuştan sosyal bir varlıktır ve mutlaka bir aileye bir topluma en azından bağlılık hissetmesi bir anlamda ihtiyaçlar hiyerarşisinin alt basamaklarındaki güven ve aidiyet duygusu gereği yaşanan bir durumdur.
  • Paylaş
Çünkü biz sosyal varlıklarız iletişim kurarak kendimizi daha güvende ve rahat hissederiz... Maslow un da dediği gibi ait olmak isteriz bağlanmak ve sahiplenmek ... ...
  • Paylaş
Hepsine ek olarak, eş tipi bağlılık hitiyacında "büyü, evlen, üre, öl" serisi küçük yaşlardan itibaren her şekilde kafamıza çakılması durumu var.

Bütün kız çocukları gelin ve anne olmak, erkek çocukları da askere gidip evlenmek üzere programlanıyor. Dolayısıyla birey bunu normal davranış biçimi olarak algılıyor ve mutlaka bir bağlılık/eş ilişkisi içinde olması gerektiğini, aksi halin anormal karşılanacağını düşünüyor.
  • Paylaş
Insanların doğasında var olan birşey

Insan insana muhtaçtır. Bundan dolayı bağlanma hisi doğar.
  • Paylaş
Kendini güvende hissetme çabasıdır bağlanma. Genelde ruhsal anlamda zayıf olan kişilerin kendilerini birilerine ya da birşeylere bağlama çabası yüksektir.
  • Paylaş
''Terzi söküğünü dikemez'' halk deyimiyle cevap vermiş olalım.
  • Paylaş
Sahiplenilmek sahiplenme güdüsü hosumuza gidiyo farkında olmadan biz
  • Paylaş
Çünkü aciziz. Her konuda Allah a muhtacız, böyle yaratılmışız çünkü herşeyin sahibi O olduğu için ihtiyacımız O'nda. Bağllanacaksan O'na, rasulüne bağlan. Bağlan ki bağlandığına değsin!!!
  • Paylaş