Bilmek istediğin her şeye ulaş

OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) hastalığı çözümsüz müdür? Daha önce bu hastalıktan kurtulan var mıdır?

OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk)Düzenle
OKB çözümsüz değildir, obsesyonlar ve kompulsiyonlar kontrol altına alınabilir. İlaç ve psikoterapi ile bunu başarabilenler var... OKB belirtilerini kontrol almaya çalışırken amaç obsesyona sebep olan düşünceleri tamamen ortadan kaldırmak olamaz... Obsesyondaki rahatsız edici düşünceleri inbox'ınızdaki junk maillere benzetebiliriz... Hepimizin inbox'ına (zihnine) junk mail (rahatsız edici düşünceler) düşer... Kimileri bu junkları filtreleyip okuyacağı mailleri seçebilirken OKB hastaları bu filtrelemeyi gerçekleştiremez ve gider gider junk mailleri okur... Buradan yola çıkarak söyleyebiliriz ki rahatsız edici düşüncelerden kurtulmaya çalışmak yerine onları işlevsel bir şekilde filtrelemeyi öğrenmek iyi bir çözüm hedefidir.
  • Paylaş
Soru sorulalı epey olmuş, soruyu soran arkadaş şu an halen burada mı, ne durumda bilmiyorum, ama tüm OKB'den muzdarip arkadaşlara kendi hikayemle cevap vermek ve bir nebze de olsa fikir vermek istedim. Bu yüzden biraz uzun oldu.

2004-2008 yılları arasında yoğun bir biçimde OKB ile uğraştım. Lise 2 de meydana çıkmış olması, geleceğimi şekillendirmem açısından bir avantaj mı yoksa dezavantaj mı yarattı, bundan emin olamıyorum (nedeninden aşağıda bahsedeceğim) . OKB, hayatı yaşamama engel olurken üniversite sınavlarında 3 sene başarısız oldum.


2008 başlarında doktorlarım hastaneye yatmamı istediler. Ailem de artık yorulmuş, bıkmıştı. Ben reddettim. Doktoruma, hastaneye yatarsam derslerime çalışamam dediğimde, zaten şu anda da çalışamıyorsun diye cevap vermişti.

Doğruydu.

Epey direniyor olduğum hastaneye yatma işini o noktada mantıklı buldum ve kabul ettim.

Yaklaşık 3 senedir ilaçla tedavi görüyordum ve iyiye gidiyor olduğumu gösteren pek bir şey yoktu. 3 hafta hastanede yattım. Hastanede benden çok daha kötü durumda olan hastalar vardı. Hastaneye gittiğim ilk gün, aslında umutsuz bir vaka olmadığımı hatta eziyet dolu günler geçiriyor olsam bile bir çoklarına göre sağlıklı olduğumu, yani iyileşebileceğimi gördüm.

2008 başlarında hastaneye yattıktan sonra belirgin bir iyileşme yaşadım. Hastaneden çıkıp eve geldiğimde kendimde bir rahatlama, hafifleme hissediyordum. Muhtemelen her gün törensel nitelikte sürdürdüğüm takıntılarımı, en rahat biçimde gerçekleştirdiğim ev ortamından uzaklaşmış olmamın sonucuydu bu. Elbette halen bazı takıntılı düşüncelerim sürmekteydi, ama eskiye oranla rutin olarak sürdürdüğüm bir çok takıntıyı unutmuştum. Evim daha başka bir yerdi gözümde.

Sonrasında babamdan bilgisayar istedim. Önceden programlamayı merak ediyordum, fakat hiç bilgisayarım olmadığından merakımın üzerine gitme fırsatı bulamamıştım. Hastaneden çıktıktan sonra alınan bilgisayara kendimi epey kaptırıp sürekli bilgisayar programlama üzerine araştırmalar yaptım. Sanırım hastaneden çıktıktan sonra kendimi heyecanla kaptıracağım bir meşgalemin olması, hastanenin sağladığı faydayı sürdürülebilir kılmıştı ve tekrar rutinlerimi hatırlamaya fırsat bulamamış, geriye dönmemiştim.

O sene 4.kez üniversite sınavına girecektim. Madem yazılımla uğraşıyorum, üniversite tercihimi de bu yönde yapayım dedim. Ama sistem değişmiş ve matematik 2 gibi konular sınav kapsamına girmişti. Ve ben bildiklerimi unutmuştum, sınavı kazanma konusunda ümitli değildim. Bir mühendislik bölümünü kazanamayacağımı biliyordum. Bu sebepten dolayı da seçimimi önlisans yönünde yaptım ve bilgisayar programlama bölümüne yerleştim. Halen daha içimde uktedir bilgisayar veya yazılım mühendisliği okumuş olmak.

2 paragraf boyunca alakasız gibi görünen kişisel şeylerden bahsettim. Sadede geleceğim; benim obsesyonlarım temizlik benzeri şeylerden ziyade, karışık düşüncelerden oluşuyordu. Zihnimde sürekli sayı sayıyor, çizgiler görüyor ve o çizgileri, belli sayılarda üzerinden geçerek tamamlamaya çalışıyordum. Yaklaşık 4 sene boyunca yoğun biçimde bu karmaşık düşünceleri barındırdım ve bu düşünceler hiçbir zaman sabit değildi, kurallar her zaman değişiyordu, ayak uydurmak zorundaydım. Bazı zamanlar dayanamayıp oturduğum kanepede sızıp kaldığım oldu. Uyandığımda kendimi montla kanepede oturuyor halde bulduğum günler...

OKB'den dolayı üniversite sınavlarına hazırlanamadım, ama belki de OKB bana bir dezavantaj değil aksine bir avantaj sağlamış da olabilirdi. Çünkü yazılım ile ilgili her ne varsa, zorlanmadan ve zevk alarak öğrendim, uyguladım. Bu durumu, kafamdaki potansiyel karmaşıklığı, bilgisayar programlama sayesinde yararlı bir şeye dönüştürmüş olduğum yönünde yorumluyorum. Tabii bu düşünce bir avuntu da olabilir. Zira OKB yaşam kalitesini sıfıra indiren, aile içinde büyük zorluklar yaşatan bir rahatsızlık. Bir potansiyel olarak düşünmek çok doğru olmayabilir.

Bu kadar yazdım, uzattığım için özür dilerim, ama benimle aynı sıkıntıları yaşamış birilerine duyduğum empati yüksek oluyor.

OKB'nin yarattığı olumsuz koşulların kafanıza takıldığını ve hayatınızın böyle sürüp gideceğini düşünerek endişe ve üzüntü içinde olduğunuzu biliyorum. Fakat bu zorlukları kendi lehinize çevirebilirsiniz. Eğer lehinize çevirilecek bir türde OKB'niz yok ise onları yok ederek de lehinize çevirebilirsiniz.

Doktoruma bir keresinde bundan kurtulmanın kolay bir yolu yok mu diye sormuştum. Bana, "sihirli bir değnek yok ki kafana değdirip silip alalım. Kurtulmanın en kolay yolu yapmamak. " diyerek o zaman için beni kıran, sert tonda bir cevap vermişti. Ama şimdi baktığımda tamamen haklı olduğunu görüyorum.

Takıntılı düşüncelerin size yaşattığı zorlantı hissini ve sizi davranışlara yönlendirdiğinde hissettiğiniz şeyi biliyorum, kontrolsüzce ona teslim olmanıza yol açan tehditkar bir varlık. Ama bu düşüncelerin, bana yapmamı söylediği davranışları, yapmayı redderek bir adım ötesinde ne olduğunu görmüş biri olarak söylüyorum ki, onu dinlemeyin.

Bir adım ötede, asla ve asla sizi korkuttuğu gibi "yapmazsam olmaz" türünde bir şey yok.

OKB, siz ona izin verdikçe zihninize, hayatınıza yayılan ve sürekli artık bir noktada duracağını ve ilerlemeyeceğini vaadederek sizin ona izin vermeniz için yalanlar söyleyen, durdurak bilmeyen bir hırsızdır. Vaktinizi, enerjinizi, sevincinizi çalıyor.

Onu dinlemeyin, sizi düşünsel olarak tehdit ettiği şeylerin olmadığını göreceksiniz. Başlarda zor olsa da inanın değiyor.

Netice olarak, OKB'den kurtulabilirsiniz. Onu analiz edin ve onunla savaşın. Zaten bütün vaktinizi çalıyor olan bu hırsıza karşı savaş vermek için yeterince vaktiniz var. Acele etmeden ve endişeye kapılmadan sürecin tadını çıkarın. Ben OKB'den kurtulduğumda kim olduğumu görebildim. Kendinizi tanımak eğlenceli bir süreç olacaktır.

Her insanın muhakkak hayatta yapabildiği şeyler vardır. Kendi içinizde bunu bulmaya çalışın ve OKB'ye karşı bunu kullanın. Eğer bir şeyleri başardığınızı görürseniz, duyduğunuz his, OKB'nin yarattığı hissi ezip geçecektir. Onun elinden kontrolü alın ve kendi hayatınızı kendiniz yönetin.

Hiçbir şey kaybetmeyeceksiniz, ve hiç de canınız yanmayacak.
  • Paylaş
6

Yoldan Geçen, Yazınızı hayranlıkla okudum. Çok büyük bir başarı sizinkisi. Bunun yanında yazılım mühendisliği okumak çok küçük kalmış. Tebrik ediyorum.

Brutal Code, Yine her şeyin anlamsızlaştığı ve bunaltı duymaya başladığım, hiçbir şeyden tat alamadığım, başarının ne olduğunu ve nerede olmam gerektiğini sorguladığım şu günlerde, yorumunuz moral oldu. Çok teşekkür ederim.

Yoldan Geçen, Olur öyle, hepimiz yaşıyoruz böyle zamanlar, çoğumuz çaktırmıyoruz :)

Brutal Code, Sanırım hiç kimse çaktırmıyor :)

Simay Ayan, bunun için minnettarım.

Brutal Code, Okuduğunuz için teşekkür ederim. Yorumunuz beni mutlu etti.

Aramızda var mı bilmem ama OKB'yi atlatan birçok kişi var.
  • Paylaş
Aslında insanların çoğunda bu hastalık mevcut fakat baskın değil. Halk dilinde takıntı, saplantı olarak geçer. Bilinç, kötü düşünceler üzerine yoğunlaşır ve sanki düşünce gerçekleşiyor veya gerçekleşecek hissi vererek vererek kişiyi korku ve endişeye sürekler.
En basitinden örnekler vermek gerekirse; aileden birinin veya sevilen bir kişinin öleceği veya başına bişey geldiği geleceği korkusu, evden çıkarken ocağı, tüpü elektriği, kapıyı, pencereyi v. S kontrol etmek, mikrop kaptığı düşüncesiyle sürekli ellerini yıkamak dezenfekte etmek(temizlik takıntısı),zihni sürekli meşgul eden dini ve felsefik sorular...
Büyük oranda çocukluk döneminde başlayıp ergenlik döneminde daha şiddetli hale gelir. 20'li yaşlardan sonra bu hastalık büyük oranda atlatılır.
  • Paylaş