Bilmek istediğin her şeye ulaş

Osmanlı cami mimarisi özelliklerinin günümüzdeki camilerde de devam etmesi ve çağdaşlaşmaması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Evet bence bir taklitçilik söz konusu. Özgün bir yapı yok, nadir karşılaşıyoruz modern tarzda camilerle. İç süslemeler hep eski dönemlerden kalma. Fakat bu sadece camiler için değil. Türkiye’de yaygın görülen mimari anlayış eski yapıların bugünden fazla birşey katmadan, yeniden üretilmesi yönünde...
  • Paylaş
1

Tuğba *han, Kesinlikle. Tasarım kendini yenilemelidir. Fakat ne yazık ki , insanların kafasında oturmuş kubbe vb. uygulamalar islamiyetin gerekleri ve zorunlukları gibi algılanıyor:(

Mesela şöyle şeyler neden olmaz ki;

Cami Mimarlığı
  • Paylaş
2

Ayni Al, Şahane. Böylece dinî hayatın; hijyenik, steril, su geçirmez modern dünyaya adaptasyonu gerçekleşmiş olur. Hattâ akıllı seccadedeki fotoseller alnın secdeye gitme sayısına göre namazın bittiğini anlayıp kağıt havluyu kendiliğinden toplayabilir.

Ahmet Avcı, Aşırı alerji :) Hatta' ya kadar olan kısmına ''adaptaston'' kelimesi hariç katılıyorum, modern hayatın getirilerinden istifade etmek diyelim. Temizlik imandandır nitekim. Ayak kokusu, ayakkabı çalınması, halıların yürütülmesi diye bir gerçek durum var. Kameralardan istifade etmek, merkezi yayın sistemiyle vaazların yayınlanması, toplu ortamlarda hastalıklara karşı tedbir almak...bunlar güzel şeyler. Gelenekler de güzeldir, orta bir yol bulmaya, şekilde esas sorunu olmadıkça gelişmeler yapmaya açık olmak lazım diye değerlendiriyorum.

Olmasi gerekende odur. Cunki bir esere saygi duyulmazsa/korunmazsa yarin bir gün sizin yaptiginiz eserlerede aynı muamele yapilabilir.

Cagdaslasmaktan kastiniz nedir bilmiyorum ama Mimari özgünlüktür,göreceliliktir. Bunun için illa bazı kaliplara sigdirmamak gereklidir.
  • Paylaş
Şekilcilik olduğunu düşünüyorum ... Cami mimarisindeki o ferahlık hissini yaratan devasa kubbenin yanında kubbenin ezici üstünlüğünü kıran bir ev tavanından daha yüksek olmayan bir kotta biten aydınlatma elemanlarının yarattığı evimdeyim hissinin birlikteliğini anlayamayan bir düşünce yapısının camileri çağdaş olamaz ... bir felsefesi yok çünkü artık camilerin ... sadece şekli var ...
  • Paylaş
2

Ayşe Karaman, Bnece eski camilerin aynısını yapmak şekilciktir. Herşeyden önce kubbenin dini bir göstergesi yoktur bu sadece bizim ülkemizde halaaaa islamiyetin gerekleri gibi görünmektedir. Kubbe ; büyük açıklıkları az malzemeyle en iyi kapatma yöntemidir. Henüz malzeme olarak sadece taş kullanılan dönemlerde ; asmolen döşeme bilinmezken, geniş az kolonlu geniş açıklıklar elde edebilmek için kuube uygulanmıştır.Ve kubbe sadece camilerde değil o dönemlerdeki yapılara bakılırsa belki evler hariç neredeyse bütün yapılarda uygulanmıştır kiliselerde dahil. Bunu anlayamıyor olmakla ilgisi yok yani daha çok ; konuyu biliyor olmakla ilgisi vardır.

Özge Can Balaban, Aynı şeyden bahsetmiştim aslında ifade edemedim sanırım kendimi ... şekilcilik olması sadece caminin görüntüsünü kopyalamak, aslında o kütlenin ifade ettiği düşüncenin anlaşılmaması... bu nedenle özellikle cami aydınlatma tasarımdan bahsettim. o dönem evet kilise dahil kubbeli bir yapı var ama camiler haricinde öyle bir aydınlatma elemanının tasarıma etkisi görülmez. Camilerde aydınlatmanın bu şekilde yer bulması kütlenin insan ölçeğine yaklaştırılma çabasıdır. Çünkü islamiyette baskıcı bir din anlayışı yoktur. İnsan - birey herşeyin üstünde tutulur. Din bir korku ögesi değil, aksine sığınılacak bir yerdir.

Teknolojiyi, doğayı daha fazla ırgalayıp daha çok istismar etmek için kullandığımız bu devrinde; kireçtaşı birikmiş kıyıları oyup, çıkanları fırınlarken çöp yakarak havayı kirletip, deniz/dere kumunu istismar ederek beton denen harcı imal ediyoruz. Eskinin betonu olan horasan harcı gibi masum değil artık. Duvarcı ustası bulunmadığı için de içine demir çubuklar koyuyoruz. Bu demiri bulmak için de yine doğayı ama daha derinden ırgalıyoruz. Böyleyken, küfeki taşından yığma yapıyla aynı uhrevî havayı yakalamak istiyoruz ki bu riyakârlıktır.

Betonarmenin çevreye verdiği zarara karşılık en azından nimetlerinden maksimum faydalanılabilir. Betonarme kabuk sayesinde geniş açıklıklar geçilebilir. Bir nevi duvar örülerek oluşturulan kubbe gibi yüksek ve dar olmak zorunda da değil, geniş sığ açıklıklar... Kubbe forumuna bağlı kalınmayıp onun türevi olan formlar denenebilir (Sydney Opera Binası gibi). Bu kabuğun altı ise taşıyıcı elemanlar dışında tamamen şeffaf, geçirgen, havadar yapılabilir.

Cami formu modernize edilerek, bir yandan geleneği yaşatan, bir yandan da çağdaş olan bir cami tipolojisi mi yaratılmak isteniyor (yaratmak fiilini kullandım, eyvah)... ancak radikal gerçekçi ve dürüst müdahalelerle bu başarılabilir. Yok, muhafazakar, klasik sever, eski formdan kopamazlar madem... o zaman hazretleri eski malzemeden de kopmayacaklar: kesme taş, dolu tuğla, horasan harcı... Fakat heyhat o derece klasik olursak bunca inşaat sektörü, çimento fabrikaları, hazır beton firmaları ıskartaya düşer. Öyleyse herşeyde olduğu gibi görüntüde klasik! eski mimarî elemanların betondan taklitleri...

İçinde çelik hazır olduğu halde ile sanki taştan örüyormuş gibi dar yüksek bir kubbe yapmak, demir ihtiva eden kolonlarla taşıttığı hâlde sanki yığma yapıymış gibi etrafı duvarlarla kapatmak, malzemeye ihanet etmektir.bunun antitezi: Mimar Sinan, açıklık geçen yığma yapıyı içerideki Filayaklarına yükleyerek içeriye olanca ışık girmesini sağladı)

Doğal taş nefes alıyordu, bu yeni yapılan şey nefes almıyor. İçinde basık, sıkıcı, ölü bir hava var. Bunun da sebebi, zeminden sızan radon gazının dışarı atılamamasıdır; akciğer kanserini çağırır. BA binalar, malzemesinin karekteri gereği ince ve açık olmalıdır.

.
  • Paylaş
Osmanlı cami mimarisini Bizans kiliselerinden esinlenerek almıştır... Osmanlı mimarisini araştırdığınızda Türk motifleri göremezsiniz... Selçuklu camileri Türk motifleri taşır... Osmanlı 1453 sonrası Neo-Roma'dır... Osmanlı mimarisi özgün değildir... Yöneticilerinde olduğu gibi... Her sahada devşirmedir... ...
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

886 Görüntülenme11 Takipçi6 Yanıt