Bilmek istediğin her şeye ulaş

Öyleyse bir negatif sonsuzluk söz konusu değil midir?

Önceleri atomun en küçük parçacık olduğu düşünülmüş, daha sonraları ise atomun da ‘nötron, proton ve elektron’ gibi daha küçük parçalardan oluştuğu bulunmuştur. Ayrıca düşününce, nötron, proton ve elektronun da daha küçük parçalardan ve o küçük parçaların da daha da küçük, ve onların da daha daha küçük parçalardan oluşması gerekir. Öyleyse bir negatif sonsuzluk söz konusu değil midir? (Fizik bilgim lise 3 öğrencisi kadar.)Düzenle
Öncelikle şunu düzeltmek isterim: Proton ve nötron daha küçük parçalardan (kuarklardan) meydana gelirken elektron bir temel parçacıktır. Yani bildiğimiz kadarıyla daha küçük bir bileşeni yoktur.

Proton ve nötron için kuarkları oluşturan bir parçacık da yok gibi görünüyor hem kuramsal hem deneysel olarak. Dolayısıyla kuarklar da bunların en temel yapıtaşı diyebiliriz.

Sicim kuramını da düşünseniz bir temel parçacık (titreşim modu) her zaman buluyorsunuz, dolayısıyla sonsuza kadar küçülerek gitmiyor.
  • Paylaş
6

Sena Baysal, Maalesef bu kadar fizik bilgim yok ama sonuçta düşününce maddeler hep daha küçük ve daha küçük parçalardan oluşmalı. İsim olarak ayrıştıramasak da bildiğimiz kadarıyla daha küçük bir bileşeni olmasa da düşününce mutlaka daha da küçüğü ve daha da küçüğü olmalı. Bu düşüncenin içinden çıkamıyorum.

Şaman, Hocam bağışlayın cehaletimi yalnız öncelikle elektron gerçekten parçacık mıdır? Son aldığımız bilgilere göre sayın gurumuz kara deliklerin olmadığını gri deliklerin olduğunu kelam buyurdu. Gri deliği araştırınca exotic star'a rastlıyorum ki bu da quark star ya da garip maddeden oluşan (strange matter) bir yıldızsı buluyorum. Hatta diyor ki bu yıldız bozunma basıncıyla içine çökmekten korunuyor, daha da ileri giderek bizim fiziğimizin orada işlemediğinden bahsediyor. Önceleri kara delikleri, maddeye karşı antimaddeyi düşünüyorduk, şimdi maddeye karşılık bir antimadde olmadığını mı düşünmeye başlamalıyız?

İmplicit None, Düşünmenin sonu yok :) Bir gün fizik sonsuza kadar küçülen bileşenler bulursa tekrar yazmak, "haklıymışsınız" demek isterim :) O zamana kadar siz fiziği, doğayı düşünmeye devam edin lütfen.

Şaman, Armoniklere inancım sonsuz :)

Şaman, Yalnız hocam sorum ciddiydi, öncelikle diğer arkadaşa yazdığım cahil yanıtım umarım hatalarla dolu değildir ki öyleyse lütfen düzeltin (hayal kurduğum kısım hariç tabii ki :), bu gri delikler gerçekten Q-Star mı oluyor? Bu yıldızlar gerçekten mi fizik kurallarına uymuyor? Kara delik yok oradaki antimadde yok, biz antimaddeyi neden ve nasıl bulduk, elde ettik?

İmplicit None, Estağfurullah Şaman bey, cehalet filan demeyelim. Cehalet bence bilgi eksikliğinden çok bunun farkında olmamaktır.

Elektron gerçekten bir temel parçacık şimdiki fiziğe göre, daha küçük bir yapıtaşı yok, buna ihtiyaç da yok gibi görünüyor.

Hawking'in kara delikler hakkında söylediği, içeriden dışarı madde çıkışına izin verme anlamındaydı. Bu, Hawking radyasyonunda olduğu gibi olay ufku sınırında olan bir olaydan dolayı görünen "mahsusçuktan"(!) madde çıkışı değil, kara deliğin içinden gerçekten bir madde çıkışı. Tabii bu gözlem yapanların işini değiştirmedi çünkü dışarıdan bakınca görülen, bildiğimiz kara delikten farklı değil. Bu bence şimdilik sadece kara delikleri kuantum mekaniksel olarak inceleyen bilim insanları için ilginç bir konu.

Sorunuza gelince, normal bir insan (fizikçi olmayan) olarak ben de biraz cevaplamaya çalışayım. Maddede küçüğe doğru gittikçe sonunda ilk olarak 11 boyutlu (M-Teorisi) sonrasında ilerletip 20 küsür boyutlu bir evrene varıyoruz ki orada parçacık yok, sadece enerji titreşim olarak bulunuyor. Ben 11 boyutu bile kafamda canlandıramıyorum, bunun dördü bildiğimiz üç boyut ve zaman kalan yedisi de bunların üst boyutları oluyor. Bu titreşimlere fizikçiler sicim diyorlar ve bunun olduğunu matematiksel olarak kanıtlayabiliyorlar. Burada zaten iş hayal dünyasına bilim kurguya geçiyor. Ben de bir müzisyen olarak diyorum ki eğer en küçük parçacık 11 boyutlu bir titreşimse onun da mutlaka sonsuz sayıda armoniği olacaktır. Kısaca fizikten çıkıp bilim kurguya girdiğimiz yerde ki bunu fizikçi arkadaşlar da meslek gereği yapıyorlar bence negatif sonsuzluk da gerçekten söz konusu olabilir. Matematiğimiz henüz sicimlere kadar fiziğimiz ise henüz atom altı parçacıklara kadar yetiyor, tabii ki araştırıp sicimleri de elle tutulur yapacaktır günün birinde fizikçiler...

Bunu inceleyin, (scaleofuniverse.com/) burada evrenimizin iki yönde de boyutları gösterilmiş. The elegant universe serisini de izlemenizi tavsiye ederim.
  • Paylaş
2

Sena Baysal, Çok teşekkür ederim, güzel bir cevap oldu benim için. Verdiğiniz linke bakacağım ve the elegant universe'u izleyeceğim.

Şaman, Umarım çok cahilane olmamıştır ama mühendisim, nevton fiziğinden ötesini geçekten bildiğimi iddia edemem :)

Doğru cevaplar doğru soruların için de saklıdır.
İnsana garip geliyor evet ama garip gelmesi onun doğruluğunu ispatlamadığı gibi yanlışlığını da ispatlamaz.
Şöyle ki, bazı çözümlenemeyen matematik sorularını bilirsiniz, Cevabı olduğu belli olduğu halde çözüm formüle metodlarını bulmak çok zordur, sonuca bakıldığın da bildiğimiz ardışık veya kesirli herhangi bir sayı çıkacaktır. Yani burada sonuç değil sonuca gidilen mantık ve yeni mantıklar ortaya çıkarmak ön plandadır.
''Esasen, herhangi bir konu da cevap arıyorsak, doğru soruları sorabilecek kadar o konuda bilgili olmalıyız. ''
Şu ana kadar, sorunuza cevap verilmemiş gibi gözüküyor, sebebi de bu gibi sorulara genel bir cevap oluşudur.
Bir çok insan bu gibi düşüncelere karşı çıkmaktadır. Alışılagelmişlik ve 'kopyala yapıştır mantığı' insanı körelttiği gibi bu halden kurtulmakta, aslın da yine insanın elindedir.
Hep aynı örneği örneği veriyorum ama Albert EİNSTEİN bu konu da çok üst düzey bir örnektir. Atom mekaniği ve Fizik teorilerine, ingiliz bilim konseyi şiddetle karşı çıkmış ama Merkür perihelinin ( günberi ) sapmasının ispatı ile Newton kanunlarının yetersizliğinin ispatlanmasına engel olamamışlardır. Einstein' nin dil çıkarma sebebi de bunu protestosu idi.
Şimdi sorunuzun cevabına gelelim, şu anda bilimin önündeki en büyük engel ve anlaşılamazlık, BOYUT kavramının doğru ve tek bir formülde izah edilememesidir. Evet bildiğimiz alışılmış boyut kavramı doğru olsa idi bu ve buna benzer sorular kolaylıkla anlaşılabilmiş ve çözümlenmiş olacaktı. Maalesef bildiğimiz 4 boyut kavramı eksik ve hatalıdır.
Zaman ve diğer algılanabilir 3 boyut prensibi, atom mekaniği anlaşılamadığı için mantığa en yatkın biçimde kabul edilmiştir. Halbuki, zaman ve diğer boyutlar tek ve değiştirilemez, bir şerit boyutunda algılama ve zaman çekirdeğini sarsılmaz bir şekilde saklar. Bu şerit atomdur, bir üst şerit olan molekül şeridi algılayabildiğimiz madde şeridini oluşturur.
Yani bilinen boyutlandırmanın temel mantığı yanlıştır. Atom merkezinde birleşen algılama ve zaman çekirdeği ayrılamaz ve üst şeritlerde kütleler değişse de orantısı değişmeden kendi sabitliğini muhafaza eder.
Atomu parçaladık veya buna benzer şeyler söyleyen emin olun ya ne yaptığını bilmiyordur ya da yalan söylüyordur. Çünkü tek bir atom yapısı dahi bozulsa,
kainatın tamamını etkileyebilecek zaman ve mekan madde bozulmasına sebep olur.
Maalesef şan ve şöhret sahibi olmadığımız için bu öngörülerimiz muhatap bulmuyor. Gerçi şöhretlilerin peşinden ancak taklitçiler gider.
  • Paylaş