Bilmek istediğin her şeye ulaş

Özgün olmaya çalışıp da boş olan insan iticiliği diye bir şey var bu ülkede... 'Özgünlük' nedir a dostlarım?

Şahsa ait olandır. Yani fikrin ya da ürünün şahsına münhasır olma durumudur. Mesela Michalengelo, Dali, Vivaldi, Bach, Dede Efendi, İsmail Dümbüllü, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Abidin Dino, Devrim Erbil ve bir çoklarının eserlerinde olduğu gibi... Esere, düşünceye baktığınızda kime ait olduğunu anlayabilmemizi sağlayan, kişinin özgünlüğünü ya da eserin özgünlüğünü gösterir. Kopyalanmamıştır. O kaynaktan çıkmıştır.
  • Paylaş
Belgi Saygı (@belgisaygi) güzel özetlemiş aslında. Ama sadece sanat açısından değerlendirilmemeli.Kişinin kendine has giyimi, tavrı, konuşma şekli diye bütüne bakarsak taklitten uzak yaşamayı seçmesi de buna eklenebilir. Bu çok farklı olmak anlamına gelmemeli belki de ama ayrımları da hissedilebilmeli. Kaldı ki özgün olma sürecine kadar etkilenmeler (sanat içinde, insan içinde) sık sık karşımıza çıkar. Maksat, bu etkilenmelerin sonucunda "kendi özünü" bulabilip, bunu (her ne şekilde olursa olsun) sunabilmektir.
  • Paylaş
Özgünlüğü Belgi Saygı (@belgisaygi) hocamız çok güzel açıklamış. Bence özgünlük özgürlük olan yerde ortaya çıkar. Bu sadece ülkedeki özgürlük değil aynı zamanda sanatı tüketen kesimin kafasındaki özgürlüğe bağlıdır. Hiçbir şey ilk denemede başarıya ulaşmaz, hiçbir şey denemeden de başarılı olamaz. Deneme esnasında da sanatsever sanatçısını desteklemelidir ki özgün sanat oluşabilsin. Zeytinyağlı fasulyeye sarımsak konmaz gibi saçma, katı yaklaşımlarla ancak Ahmet Kaya gibi dejenere oportunistler oluşur. İnsan ister ve lezzetini uydurabilirse sarımsak da konur kişniş de hatta iyice deliren bir gıdım da muskat rendeler içine. Yani özgünlüğün oluşabilmesi aslında en çok özgünlüğe açık sanatsevere bağlıdır. Tüketilmeyen özgün sanat sanatçıyı aç bırakır ve tüketilen taklitleri icraya iter. Bir gün "Eski köye yeni adet getirme!" atasözünün unutulduğu özgünlüğe kucak açabilen bir toplum olabilmemiz temennisiyle...
  • Paylaş
Manen özgünlük kalmadı, artık her şey inovayşın! Veya sadece ekşın.
  • Paylaş
Buna Batı patent, marka ya da fikri mülkiyet diyor. Yani arkadaş bi bumaran varsa bunu tescille orda burda mahalle arasında şekil yapma diyor.
  • Paylaş
Özgürlük başka, başıboş gezmek başka diye düşünüyorum. Üstelik toplumsal değer yargılarına göre de bu kavramların anlamları farklılık gösterebiliyor. Şimdi bizim toplum açısından bakarsak ancak düzenli para kazanabildiğiniz sürece özgürlüğünüz gerçek bir özgürlük olarak algılanır, kabul görür. Yok eğer paranın gelişi konusunda sıkıntıların ardı arkası kesilmiyorsa, hayat felsefenize pek kimse bakmaz ve "boş gezenin boş kalfası" şeklinde yaftalanırsınız.

Özetle özgürlük, kişinin kendi ayakları üzerinde durabilmesine mukabil kabul görme katsayısı artan bir kavram ve bu kavramdan gelen bir haktır. Her ne kadar kağıt üstündekiyle pratikteki arasında büyük değişimler olsa da.
  • Paylaş
3

Ayhan Şimşek, Özgür olmadan özgün olunamayacağına en azından kopyala yapıştır modelinde bir saygı kat sayı artışından ibaret olunacağına bende katılıyorum.

Düşünce Hırsızı, Zaten kafa nereye, beden oraya tarzında bir yaşam dayatılıyor insanlara. Kafa toplum, beden ise birey oluyor burada.

Ayhan Şimşek, Genel haliyle bu birey 8 saat uyku + 9 saat iş + 2 saat işe gitme,gelme + 2 saat ise bu aktüaliteler için hazırlıklar = 21 saat en minimum standart çalışanın günlük yaşama bölünüşü. Kalan 3 saatin ise bozuk paradan bir farkı kalmayınca ister istemez beden nereye kafa oraya oluyor maalesef...

Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

151 Görüntülenme8 Takipçi6 Yanıt

Konu Başlıkları