Bilmek istediğin her şeye ulaş

Pazartesi sendromuna neden olan nedir?

Pazartesi sendromu, genellikle 5 gün süregen, yoğun çalışma ve dinlenmek için geriye sadece 2 günün kalmasının sonucudur. Stres kaynaklıdır ve daha çok iş stresi kökenlidir, yine kişilerarası, aile içi, sosyal ilişki sorunları yaşayan bireylerde daha şiddetlidir ve stres yaratır.
Stres günümüz modern toplumunun hastalığı olup, bir gerilim durumudur. Fiziksel ve psikolojik taleplere karşı vücudun fizyolojik olarak vermiş olduğu bir yanıttır. Organizmanın fiziksel ve ruhsal sınırlarının zorlanması sonucu ortaya çıkar. İş stresi ise her işin belli bir sorumluluk ve risk getirmesi nedeniyle oluşmaktadır. Hem bireysel hem de işin özelliklerinden kaynaklanabilir. Örneğin iş yerindeki yüksek talep ve beklentiler, iş yükünün fazlalığı veya azlığı, vardiyalı çalışma, iş güvencesinin olmayışı, yorgunluk, bıkkınlık, işin fiziksel ve ekonomik koşulları, insanlardan sorumlu olma, uyum baskısı, belirsizlik, yeterince ilerleyememe, engellenme, takdir görememe, güvensizlik, desteksizlik, ast-üst ve meslektaşlarla olan yetersiz ilişkiler neden oluşturabilir. Tatil sonrası bu rutine dönmek, hayatın gerçekleriyle yüzleşmek ağır geliyor olabilir. Buna ek olarak aile içi ilişkilerde de uyum ve işbirliği sorunlarının yaşanıyor olması Pazartesi sabahları işe gitmeyi daha stresli hale getirebilir.
Bir başka bakış açısı ise Pazartesi'nin kişi için anlam ve önemi, neyi ifade ettiğidir. Birçoğumuz için Pazartesi günleri okul günlerine ilişkin eski duyguları canlandırır.
Okul yılları çok gerilerde kalmasına karşın, tamamlanmamış ev ödevleri, hazır olunmayan testler gibi çocukluk dönemimize ilişkin pek çok korkuyu çağrıştırır ve tüm bunlar her hafta aynı zamanda provoke olur. Çocukluk dönemindeki bu yaşantıların belirleyici olduğu düşünülebilir. Güncel bir takım olaylar, çocukluktan gelen korkuları ve düş kırıklıklarını yeniden uyandırabilir.
Yine Pazartesi günleri pek çoğumuzun zihninde bir dizi rahatsızlık veren olayların başlangıcının bir simgesidir. Her başlangıç ve her bitişin stres ve kaygı yarattığı düşünülecek olursa, Pazartesi gününün hayatın bilinmeyen problemlerine açık oluşu, bilinmezi temsil etmesi de bir başka kaygı yaratan gerçektir.
Bu bilginin yanısıra haftasonu kaygı sendromu, haftasonu stres sendromu olarak tanımlanan yakın ilgili bir başka sorun da günlük yaşantımızda uzun süredir seslendirilmekte, karşımıza çıkmaktadır. Tüm bu stresin haftasonu yaşanıyor olması durumudur. Bu durumda da bireyler haftasonunda, tatil günlerinde stres yaşarlar. Çalışma günleri, tüm rutinliğine rağmen, her an ne yapılacağı bilindiği için güvenli bir liman özelliği gösterirken, tatil günleri, hemen hemen her şeyin eş zamanlı olarak yapılmaya kalkışıldığı, planlandığı, ancak hemen hiçbir şeyin tam olarak yapılamadığı bir zaman dilimine tekabül eder. Bu da Pazar günü karmaşamızı oluşturur. Özetle hem düzenli, rutin hayat akışı, hem de düzenin, rutinin dışına çıkmak bireye özgü olarak stres, huzursuzluk yaratabilir
  • Paylaş
5 gün yoğun bir çalışmadan sonra 2 gün tatil sürecimiz vardır. Dinlenme sürecinde genelde sosyal aktiviteler yapar ve kendimize zaman ayırırız. Aile ile güzel vakit geçiririz. Çalışma zamanı ne kadar uzun gelse de tatil zamanı su gibi akar gider. Pazartesi günü bize yoğun bir çalışma haftasının habercisi olduğu için, o gün işe gitmekte diğer günlerden daha çok zorlanırız. Pazartesi sendromunu rahatlığa alışıp tekrar işe adapte olmakta zorlandığımız için yaşarız.
  • Paylaş
* "Klasik Şartlanma"(Classical Conditioning) , sadece, "Pazartesi Sendromu" olarak adlandırılan bir örnek ile sınırlandırılamaz. Araştırılacak olursa, "Klasik Şartlanma" gibi bugüne dek üzerinde önemsenerek durulmamış iş bu soruya örnek olabilecek birçok "Bilinçaltı Şartlanmaları" hayretle tespit edilecektir... Bir örnek vermek gerekirse, "Ay Sonu Sendromu" gibi bir tepki, "Borçlu Olan Birey"ile, "Borçsuz Olan Birey"arasında ki, algılama, kavrama ve tepki farklılığı ile kendini ortaya koyarak örneklememize faydalı olacaktır.
"Beyin Organı" gibi; her an farklı fonksiyonları tespit edilen, "Karmaşık" bir organın, "Bilimsel Saygınlığı" uzmanlarınca kabul edilirken, "Yeni Bilimsel Sendromların" tespitleri, zaman içerisinde daha da yenilenerek insanoğlunu etkisine alacağını düşünürsek, "Doğal Tepki/Sendromlardan önce bilim adamlarının, insanın, "Bilinçaltını" nasıl kontrol altına alabileceği ile ilgili, "Pratikleri" daha kolay, somut ve daha anlaşılabilir hale getirmeleri ile ilgili çalışmalarını hızlandırmaları gerekir... Diyoruz. Tersi durumda bireyler daima, "Bilinçaltlarının Kontrolü" altında kalmaya devam edeceklerdir... Diyerek, arz ediyoruz,
Tunçluer
  • Paylaş
İş gerekliliklerinin verdigi uyum kurallarının zorunluluğu
  • Paylaş