Bilmek istediğin her şeye ulaş

Polislerin avukatları dövmesi ülkenin hangi boyutta olduğunu gösterir?

Avukatlık kanunu madde 58'e göre:

"Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılır. Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet Savcısı denetiminde ve baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzeri aranamaz."

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanununun duruşmanın inzibatına ilişkin hükümleri saklıdır. Şu kadar ki, bu hükümlere göre avukatlar tutuklanamayacağı gibi, haklarında disiplin hapsi veya para cezası da verilemez. Yani bu maddeye göre istisnası saklı kalmak kaydıyla avukatın üstü dahi aranamaz. Eğer ortada bir hukuka aykırılık varsa, kolluk makamları usulünce avukatı ifade vermeye çağırır. Eğitim görmüş bu insanların da bunu reddedeceği düşünülmemelidir. Ancak bu yapılmadan, adliyeye girip avukat dövmek veya onu yaka paça dışarı çıkarmak, hukuk devletinin bittiğinin göstergesidir.

Zira hukuk üç ayaklıdır. Bunlar; iddia makamı olan savcı, karar makamı olan hakim ve koruma makamı olan avukattır. Bu 3 ayaktan birini kırarsanız yargı da bitmiş demektir.

11 Haziran 2013'te avukatlara yaşatılan olay, Türkiye'de hukuk devletinin bittiğinin göstergesidir. Bugün avukatların dövülmesi, hakimin veya savcının da teminatını ortadan kaldırmaktadır. Ülkede hukukun bitmesinin yanı sıra, bu muameleler aynı zamanda ülkenin polis devletine kaydığının bir göstergesidir.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

493 Görüntülenme4 Takipçi1 Yanıt