Bilmek istediğin her şeye ulaş

Roman yazmak için bilinmesi gereken kurallar ve püf noktaları nelerdir?

Öncelikle bu konuda epey okumalar yaptığım için uzun ve kaynaklara dayanan bir yorum yapmak istiyorum. Cevabımın sonunda erişebilmeniz içinde kaynakları bağlantılar halinde vereceğim.

Kurt Vonnegut'un 8 Altın Kuralı
(Yazarın kurallarını kendi sesinden dinlemek için; ufa.lt/m5rma4)

  1. Zamanı başkasınınmış gibi kullan, har vurup harman savurma.
  2. Okuyucuya destekleyebileceği en az bir karakter ver.
  3. Her karakterin istediği bir şey olmalı, bu bir bardak su bile olabilir.
  4. Her cümlenin dayandığı bir ya da iki şey olmalı -karakteri açığa çıkarmak ya da eylemi geliştirmek için.
  5. Mümkün olduğunca sona yakın bir yerden başla.
  6. Sadist ol.
  7. Sadece bir kişiyi memnun etmek için yaz.
  8. Okuyucuya mümkün olduğunca fazla bilgiyi, mümkün olduğunca erken ver.

Hemingway'i Fitzgerald'a Gönderdiği Mektubu

'Sevgili Scott:

Kitabını hem sevdim hem sevmedim. Hikaye, Sara ve Gerald'ın fevkalade bir şekilde tanımlanmasıyla başlıyor (kahretsin ki Dos kitabı aldı, referans gösteremiyorum, hata yaparsam kusura bakma). Sonra biraz saçmalıyorsun, onları aslında olmadıkları gibi gösteriyorsun sonra başka insanlara dönüştürüyorsun; bunu yapamazsın Scott. Eğer karakterlerini gerçek hayattan aldıysan, onların ait oldukları aileleri değiştiremezsin, aileleri onları nasıl yetiştirdiyse öyle yazmalısın, onların yapmadığı şeyleri yapmış gibi gösteremezsin. Kendini, Zelda'yı, Pauline'i, Hadley'i, Sara'yı ya da Gerald'ı, kimi alırsan al, onları mümkün olduğu kadar aynı bırakmalısın. Birini başka birine dönüştüremezsin. Bir karakter icat etmek en iyisi ama yapamıyorsan var olanı değiştirmeye çalışma.

Bu, bizim çok iyi bir şey yapıyoruz zannettiğimizde yaptığımız bir şeydir. Kahretsin, insanların geçmiş ve gelecekleriyle onların özgürlüklerini kısıtlıyorsun ve onlara olağanüstü sahtelikte olaylar üretiyorsun. Sen dandik bir yeteneği olan herkesten daha iyi yazabilirsin. Scott, tanrı aşkına yaz, sakın seni üzmelerine, kızdırmalarına izin verme, öyle aptallara taviz verme. Eğer onları iyi tanıdığını düşünüyorsan Gerald ve Sara’yla ilgili iyi bir kitap yazabilirsin.

Kitapta harika yerler var ve başka hiçkimse daha iyi yazamaz, hatta okuyamazdı bile. Ama çok fazla hile yapıyorsun ve buna ihtiyacın yok. Öncelikle, senin düşünemeyeceğini iddia ediyordum. Pekala, düşünebildiğini kabul ediyorum ama düşünemediğini söyle; o zaman bildiğin kadarını yazmalısın, icat etmelisin ve bütün bildiklerinin dışında insanların öncül doğrularını saklamalısın.

İkincisi, uzun zaman önce sorularının cevabı dışında her şeyi dinlemeyi bıraktın. Buna ihtiyacın yoktu ki. Bu bir yazarı kurutan bir şeydir (hepimiz zaman zaman kurumuşuzdur). İnsanları dinlememek, yazarı kurutur, tüketir (rahatsız eden insanlar hariç tabi).

Yazarı besleyen budur bence: görmek ve dinlemek. Yeterince iyi görüyorsun. Ama dinlemeyi kestin. İkisini de kesmenden iyidir. Ama daha iyisini yapabilirsin. Ekonomi ve psikoloji alanlarında Clausewitz çalışabilirsin, böyle yazana kadar bunu daha iyi yap Kahrolası akrobatlara benziyoruz, her atlayışımız bir önceki akrobattan daha iyi olmalı.

İsa aşkına yaz ve diğerlerinin ne söyleyeceğinden korkma ya da yazdıklarının çok iyi şeyler olmadığı konusunda endişeye kapılma. 91 sayfa çöp yazacağıma, 1 sayfalık şaheser yazarım daha iyi. O 91 sayfayı da çöpe atarım. Sen yayınladığın şeylerden para kazanmaya ve o parayla yaşamaya çalışıyorsun. Pekala, ama yazmaya ne kadar zaman ayırırsan bir başyapıt çıkarma olasılığın o kadar artar. Uzunca süre üzerinde düşündükten sonra oturup bir başyapıt yazabilirsin ama yine baştan savma olur.

Kişisel trajedini unut. Hepimiz bu yollardan geçtik, ciddi anlamda yazabilmen için canının cehennem gibi yanması lazım –dalga geçme. Bir bilim insanı gibi tutkulu ve sadık olman lazım. Eğer bana patlayacaksan seni kınayamam. Yüce İsa aşkına diğer insanlara nasıl yazılacağını, yaşanacağını ve ölüneceğini anlat.

Yazmaya devam et.

Kadim dostun,

Ernest.'

Henry Miller Röportajı
(Henry Miller: 'Yazarken yapılacak son şey rahat etmektir')

Öncelikle, gerçek anlamda yazmaya nasıl başladığınızı bize anlatır mısınız? Yazmadan önce Hemingway gibi kalemlerinizi sivriltir misiniz, yoksa 'motor' dedirtecek bir şeyiniz yok mu?

Hayır, genel olarak yok. İşe genelde kahvaltıdan sonra başlıyorum. Makinenin önüne otururum, eğer yazacak bir şey bulamazsam bırakıyorum. Ama hayır, bir hazırlık aşamam yok.

Daha iyi çalıştığınız günler ya da belli zaman dilimleri var mı?
Sabahları tercih ediyorum ve sadece iki ya da üç saat ayırıyorum. Bu işin çok başlarındayken gece yarısından sonra yazmaya başlıyordum. Paris'e gittikten sonra farkettim ki sabahları çalışmak gece yarılarından sonra çalışmaktan daha iyi. Sonra daha uzun çalışmaya başladım. Sabah çalışmaya başla, öğle yemeğinden sonra kısa bir uyku çek, kalk ve tekrar yaz, bazen gece yarılarına kadar yaz şeklinde devam etti çalışma tempom. Son 10-15 yıldır çok çalışmanın gerekli olmadığını anladım. Kötü bir şeymiş aslında, suyu boşa akıtıyorsunuz.

Çok fazla değişiklik veya düzenleme yapıyor musunuz?
Bu da çeşitlilik gösteren bir şey. Yazma sürecinde asla düzeltme ya da genişletme yapmam. Nostaljik bir yazma tarzım var diyebiliriz. Yazdıktan sonra kendime biraz izin veriyorum ferah bir gözle görebilmek için. Bu çok iyi geliyor.

Nasıl revize ediyorsunuz?
Revize ederken renkli bir kalemle eklemeler, çıkarmalar, değişiklikler yapıyorum. Sonra el yazısıyla yazılmış hali mükemmel görünüyor, Balzac gibi. Sonra tekrar yazdığımda daha fazla değişiklik yapıyorum. Her şeyi kendi ellerimle yazmayı tercih ederim, mekanik işleri sevmiyorum.

Hayatımdaki Kitaplar'da çoğu yazarların ve ressamların rahat olmayan bir pozisyonda olduğunu söylüyorsunuz. Bunun yardımcı olduğunu düşünüyor musunuz?
Evet, düşünüyorum. Nedense bir yazarın ya da bir sanatçının çalışırken yapacağı son şeyin kendini rahat ettirmek olduğunu düşünüyorum.

Bu rahatsızlıklar bazen psikolojik olmuyor mu? Dostoyevsky için örneğin...
Bilmiyorum. Dostoyevsky'yi her zaman acınası bir durumdaydı diye biliyorum ama bu psikolojik rahatsızlıkları kasten seçtiği anlamına gelmez. Hayır, şüphesiz ki böyle değil. Kimsenin böyle şeyleri bilinçli olarak seçtiğini düşünmüyorum. Onlar sürekli olarak bunalımdaydı, hayatın her yönünden, evlilikte, aşkta, işte, parada, her şeyde.

Kaynak ve Ek bağlantılar;

Blog Gönderi Alanımdan: (ufa.lt/tj9n5j)

Sabit Fikirden:

Son olarak bundan uzun zaman öncesi okuduğum ve çok sevdiğim bir Toprak Işık sözünü sizinle paylaşmak istiyorum.

' en önemli . .'
  • Paylaş
edebiyathaber.net/category/yazarlardan-t... yazarların bu tavsiyeleriyle bir kitap yazıp Palmiye Yayınları'na bastırabilirsiniz.

telefon:
0555 2915061 – 0539 3602045 -0224 483 7198

palmiyeyayinlari.com
  • Paylaş
Fikir
fikirin hikayeye dönmesi
hikayeyi ve roman taslağı
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

4571 Görüntülenme10 Takipçi3 Yanıt

Konu Başlıkları