Bilmek istediğin her şeye ulaş

Bir insan ne zaman olgun bir ruh haline ve düşünce yapısına sahip olur ve bunların olabilmesi için illa hayatın acımasız yüzünü görmesi mi gerekmektedir?

"Olgun ruh hali" tanımı kişiden kişiye değişir. Zaman içerisinde ihtiyaçlarımız da değiştiği için, hayatımızın her dönemi için "olgun" bir ruh haline ihtiyaç da duymayabiliriz.

Yaşamın acımasız yüzünü göstermesi, olumsuz duygular yaşatır. Bununla birlikte bu duyguları hissetmemizle, kendimiz için yolunda gitmeyen şeyleri değiştirme enerjisine bu duygular sayesinde sahip oluruz. Yani o duyguları zaten hissetmeliyiz ki, bir şey yapalım. Bir şeyi değiştirmemiz gerekiyorsa değiştirelim, harekete geçeceksek geçelim. Eğer o manada ele alacaksak, hayatın acımasız yüzünü görmek işlevseldir de. Olgunluk dediğimiz şeyi de ihtiyaçlarımızı fark edip bunları karşılama sorumluluğunu almaktır şeklinde tanımlayabiliriz. Bu yaşam boyu devam eden bir süreçtir bir bakıma.
  • Paylaş
Ray Kruzweil, "Bir Zihin Yaratmak" adlı kitabında, karakterin 25 yaşında tamamlandığını belirtir. Bunu beynin gelişiminin 25 yaşına kadar devam ediyor olması ile ilişkilendirir. Olgun ruh hali ve düşünce yapısına baktığımızda, 18 ile 25 yaşları arasında kişinin hayata bakış açısında köklü değişikliklerin olduğunu gözlemleyebiliriz. Din ve ahlak anlayışlarının da 18-25 yaşları arasında değiştiğini gözlemleyebiliyorum. Hayatın acımasız yüzünü görmenin gerekli olduğunu düşünmüyorum. Bu mantık ile baktığımızda, hayatında olumsuzluklarla karşılaşmamış kişilerin vicdan sahibi olmaması gerekirdi. Etik kavramının hayatın bize yaşattıklarıyla değil, hayata farklı şekillerde değerlendirebilmiş olmamıza bağlıyorum. Hayatın acımasız yüzünü görmemize gerek yok, hayatın acımasız yüzünü gören kişiler yerine kendimizi koyup, empati denilen şeyi yaparak, olayları farklı değerlendirebiliriz. Empati sayesinde henüz olaylar yaşanmadan önlemler alabilir ya da kendimize bir savunma oluşturabiliriz. Düşünce yapısının sürekli değişebileceğine inanıyorum. Olgun kişi tanımının bir çerçevesi olduğunu düşünmüyorum. Bu kültüre bağlı olarak değişebilecek bir durumdur. Hayat bir süreçtir ve değişim kaçınılmazdır.
  • Paylaş
acımasızlıklarla karşılaşmak olmasa bile en hafif sebebi dile getirirsek; sorumluluk almakla başlıyor olgunlaşma bence. Ama sorumluluğun şart olduğunu 'alınmayan sorumluluk' sonucu karşılaşılan durumun verdiği acı öğretiyor. Her öğrenme de bir olgunlaşma olduğuna göre yavaş yavaş şekilleniyor kişilik.
Onun dışında da gerçekten çok keyifli bir hayat yaşarken birdenbire yaşanan büyük bir acı da, felsefi anlamda olgunlaştırıyor insanı, bazı şeylerin önemi/önemsizliği daha iyi anlaşılıyor.
  • Paylaş
Ne yazık ki insanın yaşadığı kötü tecrübeler olgunlaşması için en önemli etken. İnsanın yaşı ilerledikçe çevresinde farklı olaylarla karşılaştıkça hayata dair bambaşka kapılar aralamakta bu şekilde de olgunlaşma meydana gelmekte
  • Paylaş
Sanırım evet. Çünkü ruhun terbiye olmuş oluyor.Artık laylaylom ve uçarı bakmıyorsun olaylara.Yeri geliyor kendi yaşıtlarından daha olgun davranmak durumunda kalıyorsun yaşadıkların sayesinde/yüzünden.
Bu aslında çok güzel bir şey bence.

  • Paylaş
İnsanların olgun bir ruh haline gelmesi sağlayan en önemli unsur deneyimdir.İnsanlar denedikleri her şeyden başarısız olsalar dahi bir şeyler öğrenirler. Bir şeyleri bilen insanlar ise daha olgun davranışlar sergiler.
  • Paylaş
Dinleyerek, bilgilenerek ve zaman içerisinde yanlış olan algılarımızın yerine doğru olan algıları yerleştirerek olabilir. Bence gerekmez.
  • Paylaş
Kesinlikle kötü şeyler insanı olgunlaştırır. Çünkü başarısızlık, acı , keder, kayıp bunlar hayattaki en acımasız ama en iyi öğretmenlerdir. Karakter yapısı gereği kimilerinde ( çok az insanda) ters tepkiler yaratır.Ama şu da unutulmamalı ; insanların acı eşikleri vardır her omuz her derdi kaldıramaz.Kimi çok acılar çekip derin bir olgunluğa erişirken kimisi de çok daha basit olaylarla silsilesi ile daha olgun hale gelebilir.Gelecektir.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

930 Görüntülenme12 Takipçi8 Yanıt