Bilmek istediğin her şeye ulaş

Sevdiğiniz bir mimari yapının öyküsünü paylaşır mısınız?

Hatırladığım kadarıyla aktaracaktım ama tam metnini bulabildim. İsterseniz beraber okuyalım.


Bu yılın Pritzker Mimarlık Ödülünü Jørn Utzon kazandı (1). Utzon bizim öğrencilik yıllarımızın yıldızlarından biridir ve ününü Sidney Opera Binasıyla sağlamıştır. Utzon’un pek çok konutu, Kopenhag banliyösünde bir kilisesi, Kuveyt Millet Meclisi kompleksi gibi başka yapıları da vardır, ama bunlar içinde Sidney Operası’nın yeri çok farklıdır.
Sidney Opera Binasının öyküsü özellikle mimarlık meslek pratiği bakımından çok ilginçtir.
Opera Binası için 1956 yılında Avustralya’daki New South Wales yerel hükümetince açılmış olan uluslararası yarışmaya otuz kadar ülkeden 233 proje katılmıştı. Ocak 1957’de sonuçlanan yarışmada jürinin tümü mimarlardan oluşuyordu:Ingham Ashworth (Başkan, Sidney Üniversitesi öğretim üyesi), Cobden Parkes (NSW Hükümeti mimarı),Leslie Martin (Londra Royal Festival Hall mimarı) ve Fin kökenli ABD’liEero Saarinen.

Eero Saarinen jürinin ilk gün yaptığı değerlendirme çalışmasına katılamamış. Ertesi gün katıldığında, önceki toplantıda ilk elemenin yapılmış olduğunu ve birçok projenin elendiğini öğrenmiş. Elenen projeleri gözden geçirmek için üyelerden izin almış ve hepsini tek tek incelemiş. Bir süre sonra toplantıya dönmüş ve “Beyler, işte sizin opera binanız” diyerek elindeki projenin bir kez daha incelenmesini önermiş. Eero Saarinen’in projeler yığını içinden seçip getirdiği proje, sonuçta birinciliği kazanacak olan Jørn Utzon’un projesidir. Jürinin öteki üyeleri, daha sonra yayınlarda çokça yer alan bu olayı tam olarak doğrulamasalar da olayın gerçek olduğunu ya da Eero Saarinen’inUtzon’un projesinden çok fazla etkilendiğini gösteren başka bir gelişme daha var. Saarinen bürosunun varisi Kevin Roche, Saarinen’in kendisine şunları anlattığını söyler: Birkaç gün sonra jüri üyeleri projeler karşısında açmaza düşünce bir tekneyle limandan açılırlar ve denizden, yapının yer alacağı araziye bakarlar. Orada Eero, birkaç eskis yaparak Utzon’un şemasının peyzaja nasıl oturacağını göstermeye çalışır ve bu projenin birinci olması için herkesi ikna eder. Utzon’un opera vizyonu Eero’yu çok heyecanlandırmıştır. Bunun parlak bir çözüm olduğunu vurgular.Roche’a göre, “Olasıdır ki Eero’nun o tarihlerde üzerinde çalıştığı TWA Terminali binası tasarımının gelişmesinde Utzon’un opera binası formu önerisinin etkileri olmuştur” (Kaynak 1).
Gerçekten de yarışmaya gelen öteki projelerle karşılaştırıldığındaUtzon’un projesi jürinin de raporunda belirttiği gibi, “en özgün ve en yaratıcı öneri”dir. Sonuçların açıklanmasından sonraki iç ve dış tepkiler ve yorumlar birbirinden çok farklıdır. Gazetelerin projeyi yayımlamalarından sonra, önerilen formu yelkenliye, çiftleşen kaplumbağalara, kanlı bir timsaha benzetenler vardır. Buna karşılık Melbourne Üniversitesi’nin görüşü çok olumludur: “Seçilen öneri, günümüzün en iyi yapılarından biri olacaktır. ” Başka bir görüş, yarışmaya katılmış, fakat ödül kazanamamış bir mimardan, Avustralya modernizminin yıldızı Harry Seidler’den gelir.Seidler’in Utzon’a gönderdiği telgraf şöyledir: “Tebrikler… Yapınız düpedüz bir şiir. ” F. L. Wright ise tartışmaya başka bir kıtadan, acımasızca katılır: “Bu projenin Avustralya için hiçbir anlamı yok; zaten bir opera da değil, yalnızca bir kabuk. Sirk çadırı mimarlık değildir. ”
Peki,Utzon kimdir? 1918’de Kopenhag’da doğmuş Danimarkalı bir mimar… Yarışmayı kazandığında 38 yaşında. Yakın çevresinin dışında pek tanınmıyor. Babası yat tasarımcısı. Mimarlık okurken zaman zaman babasına yardım etmiş. Denizi ve yelkenlileri seven iyi bir sanatçı. Yarışma önerisindeki kabukların, yelken deneyimi ve tutkusundan kaynaklandığını söyleyenler var. Utzon ise önerisini yelkenden çok portakal kabuğuna benzetiyor.
Yapımın başladığı 1959 yılı Avustralya’nın gelişmişlik öncesi dönemine rastlıyor. Maliyetin 7 milyon Avustralya doları olacağı tahmin edilmiş; bunun da büyük ölçüde piyango gelirlerinden sağlanabileceği düşünülmüş.
Projelerin hazırlanması işi doğal olarak Jørn Utzon’a verilirken, karşılaşılacak büyük teknik sorunların göğüslenebilmesi için uluslararası düzeyde bir mühendislik bürosuyla işbirliği kurması önerilir. Jüri üyelerinden Martin ve Saarinen’in de girişimleriyle Ove Arup & Partners ile anlaşması sağlanır.
İşe girişilir; en önemli teknik sorun çatının strüktüründe yaşanır. 1957-63 arasında çatı örtüsü, yarışma projesinde önerilen 5 cm. kalınlığındaki parabolik kabuktan, nervürlü elipsoide, dairesel nervürlere, sonuçta küresel parçalara dönüşecektir.
İş, beklenenden daha yavaş ilerlemektedir. Zaman zaman işverence yapılan karar ve program değişiklikleri işin yavaşlamasına neden olmakta, inşaat süresinin uzaması ve maliyet rakamlarının artmasıyla birlikte kaygılar da artmaktadır.
1965 yılı Mayısında New South Wales’in siyasal yönetiminde değişiklik olur. İktidardaki İşçi Partisi gider, yerine Liberal Parti’nin başı çektiği bir koalisyon gelir. Liberal Parti yöneticileri seçim kampanyası boyunca Sidney Operası yatırımını ve İşçi Partisi’nin bu konudaki tutumunu acımasızca eleştirmişler, iktidara geldiklerinde yatırımları Sidney yerine taşradaki eğitim ve sağlık tesislerine kaydıracaklarını vurgulamışlardır.
İktidar değişikliğiyle birlikte engellemeler başlar. İlkin, projede köklü değişiklikler istenir, sonra,Utzon’un doğmuş alacakları ödenmez. Utzon bir süre dayanır, ancak, parasızlık nedeniyle bürosunu artık ayakta tutabilme gücünü tümüyle yitirince Bayındırlık Bakanı ile görüşmeye gider; sıkıntılarını dile getirir ve böyle giderse devam edemeyeceğini söyler. Zaten hazırlıklı olan Bakan, bunu medyayaUtzon’un istifa ettiği şeklinde duyurur. Bakanlığındaki mimarlarUtzon’un görevden uzaklaştırılmasından yana değildir. Buna karşılık, Utzon’un yabancı olması, Bakanın işini kolaylaştırır ve kendi memurlarından bulamadığı desteği, Bakanlığa bağımlı olarak çalışan serbest mimarlarda bulur ve en azından, onların güçlük çıkarmamalarını sağlar. Oysa,Utzon’a kısa bir süre önce Royal Australian Institute of Architects tarafından “fellow” unvanı verilmiştir.
Utzon’un atılımcılığının, NSW Hükümetinin dargörüşlülüğü ve karışık politik oyunlarıyla bağdaşmadığı açıktır.Utzon, yabancısı olduğu politik oyunların gücü karşısında çaresiz kalmıştır. Bakana gönderdiği mektupta, “beni işi bırakmaya siz zorladınız” der. İzleyen günlerde bazı yeni gelişmeler ve pazarlıklar olursa da bir uzlaşma sağlanamaz. Dokuz yıllık bir birikime karşılık kendisinin yerini alacak grup (Lionell Todd, David Littelmore, Peter Hall) işe sıfırdan başlayacaktır.
Utzon’u destekleyen mimarlar Harry Seidler ve Peter Kollar, bir grup mimarın da katılımıyla “Utzon-in-Charge” (2) adlı bir komite kurarak protestolarını sürdürürler. Melbourne Üniversitesi Mimarlık Fakültesi NSW Hükümeti’nin kararını kınayarak, görevi devralan mimarların şiddetle cezalandırılmasını ister. Mimarlık öğrencileri protesto gösterileri düzenlerken kimi mimarlar da mesleklerini bırakıp öğretmenlik, film yapımcılığı, oyunculuk gibi işlere kayarlar. Sidney, özellikle de mimarlık çevreleri tam olarak ikiye bölünmüştür.
Dış dünyanın tepkileri de yoğundur. Hükümet, çeşitli ülkelerden ünlü mimarların telgraf bombardımanıyla karşı karşıya kalır.Kahn, Candela, Neutra, Gropius, De Carlo, Roth, Tange, Rogers, Bakema, Van Eyck, Markelios, Fry, Drew, Stubbins, Wogensky, Noyes, Doshi, Candilis, Josic, Woods, Utzon’un yeniden görevinin başına dönmesi gerektiğini bildirirler. Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA), yarışmanın kendi düzeniyle yapılmış olduğunu bildirerek hatanın düzeltilmesini ister. Ne var ki bütün bu çabalar durumu değiştirmeye, politikanın kör inadını kırmaya yetmez.
Utzon, Mayıs ayında Sidney bürosunu kapatır. Durumu, “Malice in Blunderland” (Kötülük Gaflar Ülkesinde) (3) şeklinde iğneleyerek özetlemekle yetinir. Birlikte çalıştığı arkadaşlarıyla vedalaşırken referans mektupları yazar; medyaya muhatap olmamak ve olayı tırmandırmamak için Sidney’i ailesiyle birlikte gizlice ve bir daha dönmemek üzere terk eder. Hellebaek (4) yıllarından beri birlikte olduğu iş arkadaşı Oktay Nayman yine kendisiyledir. Birliktelikleri Danimarka’da 1969’a kadar sürecektir (5).
Tatsız ayrılıştan sonra inşaat yedi yıl daha sürer.Utzon’un ayrıldığı tarihe kadar yapıma 18 milyon Avustralya doları harcanmıştır. Bittiğindeki maliyet ise 102 milyon dolara ulaşacaktır.
Bina Kraliçe Elizabeth tarafından 20 Ekim 1973 günü görkemli bir törenle açılır. O günden bu yana yalnızca Sidney’in değil, Avustralya’nın simgesi haline gelen, Sidney 2000 Olimpiyatlarının logosunu da taçlandıran ve çağımızın yedi harikasından biri olmaya aday yapı, şimdi, bir yandan olağan işlevlerini sürdürürken bir yandan da her yıl 300 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlıyor.
Küskün olarak ülkesine dönen Utzon, Sidney’e gitmeye hiçbir zaman yanaşmadı. Bugün 84 yaşında… Yaşamının bir bölümünü ülkesinde, bir bölümünü de Mayorka’daki evinde geçirmeyi sürdürüyor. Yaşanan olaylar ise Avustralya’nın en acı kültürel travmalarından biri olarak hâlâ belleklerde. NSW Hükümetinin bayındırlık bakanı Davis Hughes’ü anımsayan kaç kişi kalmıştır bilinmez ama,Jørn Utzon adı saygıyla anılıyor. Pritzker Ödülü’nün, programa göre 20 Mayıs günü Madrid’de İspanya Kralı’nın da katılacağı bir törenle kendisine verileceği duyuruldu.
Utzon törene katılır mı? Kimbilir… Madrid’de herhalde kırk yıl öncesinin burukluğunun bir kez daha anımsanarak yaşanacağı kesin.
1. Ödül 1979 yılından bu yana her yıl, yapıtlarıyla yetenek, vizyon ve meslek ilkelerine bağlılığını ortaya koyan ve mimarlık sanatı yoluyla insanlığa ve yapılı çevreye önemli ve tutarlı katkılar sağlayan, hayattaki bir mimara veriliyor.
2. “Utzon Göreve”.
3. “Alice in Wonderland” (Alice Harikalar Ülkesinde) ’ye gönderme.
4. Danimarka’daki bürosunun bulunduğu yer.
5. Oktay Nayman, bu yazı kaleme alındığı sırada, Mayorka’ya Utzon’u ziyarete gitmeye hazırlanıyordu. YAPI’nın Haziran sayısında Nayman’ın Sidney anılarını ve Mayorka seyahati izlenimlerini bulacaksınız.
KAYNAKLAR
* Françoise Fromonot; “Jørn Utzon – The Sydney Opera House”, Electaarchitecture, 1998.
* Philip Drew; “Sydney Opera House – Jørn Utzon”, Phaidon, London 1995.






Mimari

MimariMimari

Bana göre hikayenin asıl kahramına Eero Saarinen'e gelecek olursak da kendisi; JFK Havaalanında TWA Terminalinin mimarıdır.

formidablemag.com/eero-saarinen/

Mimari
MimariMimari
Mimari

Bu linkte de gene Doğan Hasol, bu sefer Türk mimarlarının yapı öykülerinden bahsetmiş.
doganhasol.net/bizden-mimarlik-oykuleri-. . .
  • Paylaş
Mimar Sinan'ın Şehzade Başı Cami bahçe girişindeki kapı kemerine bıraktığı notu pek çok kişi bilir herhalde...
"Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşaa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum. "
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

107 Görüntülenme5 Takipçi2 Yanıt

Konu Başlıkları