Bilmek istediğin her şeye ulaş

Sirius gezegeni nedir? İnsanlık ve yaradılış ile ilişkisi nedir?

Sirius ya da Akyıldız , Büyük Köpek Takımyıldızı’nda yer alan bir çift yıldız. Bu çift yıldızdan Türkçe'de Akyıldız, Osmanlıca'da Şi’ra-i Yemaniye ismiyle bilinen Sirius-A bileşeni (α CMa / α Canis Majoris/ Büyük Köpek Takımyıldızı’nın alpha yıldızı), görünür kadiri bakımından gökyüzündeki en parlak yıldız olup, -1.47 görünür kadir derecesiyle, kendisine görünür kadiri bakımından en yakın olan Canopus’a oranla onun iki katı kadar parlaktır ve geceleyin görülen gökyüzünde bu görsel görünüş önemiyle baş rolde bulunmaktadır. Çıplak gözle tek yıldızmış gibi görünen Sirius, aslında, tayf türlerine göre yapılan yıldız sınıflandırma sisteminde A1V sınıfında bulunan Sirius-A ile DA2 sınıfına giren, Sirius-B olarak adlandırılan bir beyaz cüce’den oluşan bir çift yıldızdır.

Kuantum
Sirius-A

Sirius-A bu parlak görünümünü aslında aydınlatma gücünün yanı sıra Güneş Sistemi'ne yakınlığına borçludur. Güneş'e 2.6 parsek (8.47 ışık yılı) uzaklıkta oluşundan dolayı, Sirius Sistemi uzaydaki yakın komşularımızdan biridir. Sirius-A kütlesi bakımından Güneş'in iki katı olup, 1.42’lik bir mutlak kadir’e sahiptir. Aydınlatma gücü Güneş'in 25 katı olmakla birlikte, Canopus veya Rigel gibi diğer parlak yıldızlarınkine oranla aşağıda kalır. Sirius Sistemi’nin yaşı 200 milyon – 300 milyon yıldır. Sistemin oluşma başlangıcında baş rolü oynayan iki mavimsi yıldızdı. Bu iki yıldızdan da kütlesi bakımından baş roldeki, vaktiyle, kaynaklarını tüketerek, dış katmanlarını kaybetmeden önce kızıl dev haline gelmiş ve yaklaşık 120 milyon yıl önce, bugünkü halini almak üzere, yani bir beyaz cüce haline gelmek üzere içine çökmüş Sirius-B yıldızıdır.

Sirius-A

Sirius-A ile Güneş’in boyutlarının karşılaştırması
Sirius çift yıldız Sistemi’nde iki yıldızdan büyük olanı Sirius-A’dır. Sirius, Güneş'ten 23 kat daha parlak beyaz bir yıldızdır. Tayf türü A olan beyaz yıldızlar, evrendeki yıldızların yaklaşık %1'ini oluştururlar. Sirius, Dünya'ya en yakın yıldızlardan biridir ve yakınlık bakımından 7. Sırada yer alır. Kimi kaynaklar Alfa Centauri yıldız sisteminde yer alan üç yıldızı tek bir yıldız saydıklarından, Sirius'un Dünya'ya 5. En yakın yıldız olduğunu yazarlar.

Sirius-A Güneş’imizin 2.02 misli bir kütleye sahiptir. [56] Astronomik “girişim aracı” (interferometer) ile yapılan ölçümlere göre bu yıldızın açısal çapının 5.936±0.016 olduğu tahmin edilmektedir. Her şey göz önünde tutulursa öngörülen rotasyon hızı 16 km/saniyeden aşağı olup, ekseni etrafındaki bu dönme hızı dairesel biçiminde ekvatora doğru bir yassılaşmaya yol açacak kadar büyük bir hız değildir. Oysa ona eş boyutta olmakla birlikte, saniyede 274 km. Gibi büyük bir hızla kendi etrafında dönen Vega yıldızı ekvatoru kısmında tümsek şeklinde bir şişme gösterir.

Yıldız örneklerinin incelenmesi yıldızların uzaydaki molekül bulutlarının kendi kütleçekimsel kuvveti altında çökmeye başlamasıyla oluşmaya başladıklarını ortaya koymaktadır. Bu oluşma hareketinden 10 milyon yıl sonra iç enerji üretimi tümüyle nükleer tepkilerden doğdu. Yıldızın çekirdek kısmı yayılma niteliği kazanmış hale geldi ve enerji üretimi için KAO döngüsü nü kullandı. Sirius-A’nın oluşumundan milyar yıl sonra hidrojen rezervlerini tümüyle tüketmiş olacağı öngörülmektedir. İşte o zaman yıldız, evrim sürecindeki kızıl dev aşamasına geçecek, daha sonra da beyaz cüceye dönüşerek istikrarlı halini alacaktır. Sirius-A’nın tayfı (tayf analizi) derin metal çizgiler göstermektedir ki bu, demir gibi, helyumdan daha ağır elementlerin fazlalığına işaret etmektedir. Sirius-A’nın atmosferindeki demir oranı ile Güneş’imizin atmosferindeki demir oranı karşılaştırılırsa Sirius’un atmosferinde demir Güneş’imizinkine oranla üç kat fazladır (% 316) . Fakat, dış tabakanın içeriği, yıldızın tümünün içeriği hakkında bir gösterge sayılamaz. Bununla birlikte kimi astronomlara göre, Sirius-A Sirius-B’den ağır elementler almış olup, Güneş'e oranla 7 kat fazla demir içermektedir.

2.366.400 km'lik çapa sahip Sirius-A yaklaşık 10 bin Kelvin (9.727 santigrat) derecesindeki yüzey ısısıyla Güneş’ten 4.000 Kelvin derece daha sıcaktır, Güneş’in 23 katı bir aydınlatma gücüne sahiptir, Güneş’ten 23 kat daha büyük enerji açığa çıkarmaktadır.

Sirius A, hidrojen yakıtını tüketerek ömrünü tamamlamış ve artık "sönmüş" bir güneş olan yoldaşından 10.000 kez daha parlaktır.

Sirius-A ve Sirius-B’nin yarıçap, yoğunluk ve kütle bakımından Güneş ile karşılaştırmalı ölçümleri 2000'li yılların başlarında NASA tarafından şöyle açıklanmıştır (Güneş'in yarıçapı, yoğunluğu ve kütlesi "1" olarak kabul edildiğinde) :

Kuantum

Sirius-B

Keşfedilen ilk beyaz cücedir. Kütlesi Güneş’imizinkine hemen hemen eş olan Sirius-B, bilinen beyaz cüceler içinde kütlesi en büyük olanlardan biridir. Kütlesi 0.5-06 güneş kütlesi olan sıradan bir beyaz cüceye oranla iki kat büyük bir kütleye sahiptir. Küçük olmasına karşın çok ağırdır, merkezinde bir cm³ maddesi 33 ton gelir. Yeryüzünde bu kadar ağır bir element yoktur. Sirius-B’nin oluştuğu madde ya da elementin ağırlığı, yeryüzündeki en ağır element olan osmiyum’un 1.500.000 katıdır. Fakat bu büyük kütle, Dünya gezegeninin hacmine eş bir hacimde, deyim yerindeyse, “sıkışıp kalmış”tır. Yüzey ısısı 25.200 Kelvin’dir. Fakat artık enerji üreten iç kaynaklarının olmamasından dolayı gitgide soğuklaşmaktadır. Bir beyaz cüce, evrim sürecinde, ancak, bir anakol yıldızı oluştan çıktıktan sonra ve kızıl dev aşamasını tamamladıktan sonra oluşur. Bu olayı Sirius-B, yaklaşık 120 milyon yıl önce, yani şimdiki yaşının yarısı yaşındayken geçirdi. Sirius- B bu olayı geçirmeden önce, henüz bir anakol yıldızı olduğu sıralarda, kütlesi 5 güneş kütlesi olan B tipi (tahminen B4-5 tipi) bir yıldızdı. Sirius-B kızıl dev aşamasını geçirdiği sıralarda yoldaşı Sirius-A’nın metalliğini zenginleştirebilmiştir.

Sirius-B’nin, esas olarak, yıldızın erken dönemlerindeki helyum füzyonuyla üretilmiş karbon-oksijen karışımından oluştuğu sanılmaktadır. Yıldız, daha hafif elementlerden oluşan ve kütleleri farklı olduğundan yüksek yüzey çekimi nedeniyle ayrılmış halde yer tutan maddelerden oluşmuş bir katmanla kaplı durumdadır. Sonuç olarak, Sirius-B’nin dış atmosferinin şimdilerde, saf hidrojenden –ki bu en az kütleli elementtir- oluştuğu söylenebilir ve yıldızın tayfında şu ana kadar başka elementlerin izine raslanamamıştır. Fakat kimi astronomlara göre de Sirius–B tümüyle, evrim geçirmiş bir elementten veya bir tür “yoğun demir”den oluşmaktadır. Sirius-B’nin yüzeyi Dünya’daki en sert nesne kabul edilen elmastan 300 kere daha serttir. Sirius-A’dan 10.000 kez daha az parlak bir "sönmüş yıldız" olduğundan ve diğer yıldızlara oranla son derece küçük olduğundan Sirius–A’nın aksine, parlak görülmez, Dünya’dan en modern teleskoplarla bile görülmesi çok zordur. Çapı 12.000 km. Olmakla birlikte çekim alanı Dünya’nınkinden 350.000 kez daha güçlüdür. Sirius-B, çevresindeki nesnelere müthiş bir çekim gücü uyguladığından, kendisinden 160.000 kez büyük olmasına karşın Sirius–A’yı çekimiyle etkileyebilmekte ve birbirleri çevresinde dönmektedirler. Sirius-B o kadar yoğundur ki, gezegenden alınacak 1 cm³'lük maddenin Dünya'daki ağırlığı ortalama 2,25 tondur.

Kutsal metinlerde Sirius
Sirius-A'nın Yörüngesi. Sirius-B de Sirius-A'nın yaptığı yaylara simetrik olarak (eksene oranla) yaylar çizer
Eclipsing binary star animation 2.gif
Soldaki hareketli resimde çiftyıldızlarda iki yıldızın birbirleri çevresinde dönüşü gösterilmektedir. Fakat her iki yıldız aynı zamanda belli bir yöne doğru hareket halinde de olduklarından Sirius yörüngesi, kâğıt üzerinde çizildiğinde, hemen hemen tüm adlarındaki iki ortak harf olan “s” ve “i”yi andırırcasına, bir eksen üzerinde dolanan “S”lere benzer.(Bkz. Sirius-A ve B'nin çizdiği yörünge) Sirius–A ve Sirius–B böylece, biri küçük, biri büyük basık halkaların sırayla birbirini izlemesinden oluşan bir zinciri andırırcasına çift yaylar çizerler. Dolanma süresi kimi astronomlarca 49,9 yıl olarak hesaplanmıştır.

Sirius (Arapça adıyla Şi'ra-yı Yemani ya da kısaca Şi’ra) Güneş hariç tutulursa, Kuran’da adı geçen tek yıldız olup, kendisinden Necm (-Arapça’daki anlamı yıldızdır-) suresinde söz edilir. İlginç bir rastlantı, sözkonusu yıldızdan surenin 49’uncu ayetinde söz edilmesi ve aynı surenin 9’uncu ayetinde iki yıldızın yörüngelerini ima edercesine “iki yay” ifadesinin geçmesidir. Her iki ayetin sayıları yani 49 ve 9 yan yana getirildiğinde ise sözkonusu yıldızların kimi astronomlarca ileri sürülmüş dolanım süreleri olan 49,9 (yıl) sayısının oluştuğu görülmektedir. Fakat dolanım sürelerinin 49.9 yıl olmadığını, daha az ya da daha çok olduğunu ileri süren astronomlar da vardır. Sirius yıldızından Zend Avesta'da da söz edilir. Birçok kutsal metinde sözü edilen tek yıldız olan Sirius, yeryüzündeki birçok uygarlık için de en kutsal yıldız olmuştur.

Etimolojik bakış ve kültürel anlamı

Yıldızın adının günümüzde en yaygın kullanımı, Latince’ye Yunanca’dan geçerek Latince’de “Sirius” haline gelmiş biçimidir. Bu ad antik Yunan’da Σείριος (Seirios, "parlaklık, ateş" ya da "aşırı sıcak gün") idi. Fakat sözcüğün kökeni muhtemelen, Yunanca da değildi. Yunanca’daki adının kayıtlı en eski kullanımı Hesiodos’un M. Ö. 7. Yüzyılda yazılmış “İşler ve Günler” yapıtında görülmektedir. Sirius’u belirten ifadelerin ve ona verilen adların sayısı 50’nin üzerindedir. Arapça’daki adı Şi’ra’dır الشعرى (“işaret, rehber, kılavuz”) . Sanskritçede yıldız Mrgavyadha ("geyik avcısı") ya da Lubdhaka (“avcı”) olarak bilinir. Mrgavyadha olarak yıldız, Shiva’nın (Şiva) Rudra (rüzgar, fırtına ve av ilahı) biçimini temsil eder. Yıldız İskandinavya’da Lokabrenna (“Loki tarafından yakılmış” ya da “Loki’nin meşalesi”) olarak bilinir. Japonca’da ise günlük dilde Aoboshi (“mavi yıldız”) olarak ifade edilir.

Sirius-A ve Sirius-B’nin Hubble Uzay Teleskobu ile çekilmiş nadir fotoğraflarından biri
Sirius’un çeşitli adlarından bazıları şunlardır:

“Sothis” (Eski Mısırca adının Grekçe’ye uyarlanmış hali)
“Sigi” (Dogonlar’da)
“Sigo” (Bambara’larda)
“Şira” (Araplar’da)
“Seirios” (Hellenler'de)
“Sirius” (Romalılar’da)
“Kak-si-sa” veya “Kak-si-di” (Asur-Babil’de)
“Kak-si-si” (Hititler’de)
“Tistirya“, “Tishtrya” veya “Tiştria” (Farsça: Zerdüştçülüğü benimsemiş kavimlerde)
“Sima Kayne” (Bozolar’da)
“Sirona” (Galyalılar’da)
"Hu-Şi" (Çinliler’de )
Yıldız, Orta Çağ’ın Avrupa astrolojisinde "Behenian sabit yıldızları"ndan biri olup beril taşlarıyla ve ardıçla ilişkilendiriliyordu. Sirius’un kabalistik sembolü Heinrich Cornelius Agrippa tarafından oluşturulan listede çizilmiştir. Sirius’un kabalistik sembolü

Birçok kültürde Sirius’a kurt ya da köpekle ilgili bir özel anlam yüklenmiştir:

Çin geleneklerinde Sirius yıldızı, “göksel saray”ın bekçisi “göksel kurt” olarak nitelendirilir. Çin geleneğine nereden geçtiği pek bilinmeyen “Göksel kurt” ifadesi Orta Asya Türkçe’sinde 'gök böri' ya da 'bör-teçene'dir. (Kimi yazarlar Demir-Kazık yıldızı adının Ön-Türkler’de Kutup Yıldızı’nı belirtmediğini, Sirius ile ilgili bir anlam taşıdığını iddia etmişlerdir.)
Yunan mitolojisinde Sirius köpek-yıldız olarak adlandırılır; Sirius yıldızının yer aldığı takımyıldız da Büyük Köpek Takımyıldızı olarak adlandırılır.
Pers geleneklerinde Sirius’tan “Köpek Yıldızı” olarak söz edilir.
Tuaregler'in geleneğinde Sirius köpek-yıldız olarak nitelendirilir.
Eski Mısır’da Sirius önceleri büyük bir köpekle temsil edilirdi. İskenderiye’de basılan Grek madeni paralarında, yıldızı Sirius olan ilahe İsis, bir köpeğe binmiş durumda görülür. Eski Mısır’da kurt ise Sirius–B’yi temsil ettiği sanılan Osiris ile ilişkilendirilirdi.
Kuzey Amerika kızılderili kabilelerinde Sirius ya köpek ya da kurtla ilişkilendirilir.
Büyük Köpek Takımyıldızı’nın en parlak yıldızı olan Sirius, teklifsiz konuşmada çoğu zaman “köpek yıldız” olarak belirtilir. Zaten Klasik Mitoloji’de de "avcı Orion"un köpeği olarak betimlenir, bu betimleme sanat eserlerine de yansımıştır. Antik Yunan’da aynı zamanda, Sirius’tan yayılan tesirlerin yaz sıcağında (köpek günleri) köpekler üzerinde, onları anormal davranışlara sevk edecek etkiler yaratabileceği düşünülmekteydi. "Köpek günleri" kavramı Romalılar’a da geçmiş ve bunun sonucunda Latince’de “dies caniculares” ve canicula ("küçük köpek") terimleri doğmuş, daha doğrusu bu terimlere özel anlam yüklenmiştir. Çin astronomisinde yıldız "göksel kurt" (Tiānláng) olarak bilinir ( Japonca'sı Tenrō, Korece'si Cheonlang) . Sirius bu kültürlerin bölgelerinden uzakta sayılabilecek başka bölgelerde de, örneğin Kuzey Amerika kızılderililerinde de köpek ya da kurtla ilişkili görülür. Örneğin Meksika’daki Seri'ler ve Sonoran Çölü’ndeki Tohono O'odham yerlileri Sirius’u “dağın koyunlarını takip eden köpek” olarak belirtiler, Karaayak dilinde ise yıldıza “köpek-yüz” denir. Cherokee (kabile) kızılderilileri Sirius’u Antares yıldızıyla eşleştirir ve her ikisini “ruhların yolu”nun sonunun bekçisi olan köpek yıldız olarak kabul ederler. Benzer inanışlara Asya şamanizminde ve eski Mısır mitolojisinde de rastlanır. Nebraska Pawnee’lerinde de Sirius’la ilgili bu tür ilişkilendirmeler görülür. Wolf (Skidi) kabilesine göre Sirius “kurt yıldız”dır. Alaska’lı Inuit’ler ise Sirius’u “Ay Köpeği” olarak adlandırırlar.

Dandera Tapınağı’nın dairesel burçlar kuşağı; Hathor kayıkta inek olarak tasvir edilmiştir.
Yine, birçok kültürde Sirius yay ve ok ile ilişkilendirilir:

Asur-Babil tradisyonunda, Sirius’a ve Sirius sistemindeki başka bir yıldıza (Sirius–B) yay ve ok adları verilir.
Çin mitolojisinde, Sirius yayla ifade edilir. Sirius’un Çince’deki adı Hu-Şi, “Yay ve Ok” anlamına gelir.
Mısır’da, Dandera Tapınağı’nın dairesel burçlar kuşağında Sirius yay ve okla temsil edilir.
Afrika’da Mali’de yaşayan Dogonlar’ın Sirius–A’yı belirtmek üzere çizdikleri şekil, yay ve okun birleşmiş şeklidir.
Pers geleneğinde Sirius yay veya ok yıldızı olarak ifade edilir.
Antik Çin’de güney yarıküre bir ok ile bölünen yay şeklinde canlandırılırdı. Oku oluşturan Büyük Köpek Takımyıldızı ve Puppis Takımyıldızı’ydı. Okun ucu kurt-Sirius ile noktalanırdı. Benzer bir ilişkilendirme Dandera’daki Hathor Tapınağı’nda görülür; burada ilahe Satet okuyla Hathor’u (Sirius) resmetmektedir. Pers kültüründe Tir adıyla bilinen Sirius, geç Pers kültüründe ok olarak tasvir edilmiştir.

Sembolizmde Sirius

Sirius'un antik Yunan'da batıdan doğuşu inisiyasyonlarda küçük misterlerin sonu anlamına gelirdi. Geleneklerde Sirius Sistemi ile ilişkilendirilen biçimsel semboller üç uçlu yaba, yay ve ok, hayvansal semboller kurt ya da köpek ve yunus, sayısal semboller ise 3, 22, 23, 44, 49 ve 50'dir.

Dogonlar

Tipik bir Dogon köyü
Dogonlar Afrika'nın Mali cumhuriyetinde yaşayan bir kabile halkıdır. Kabilenin nüfusu 250.000 civarındadır. Dogonlar hakkında en fazla araştırma yapmış ve Dogon kültürünü 1930’lu yıllarda Batı'ya tanıtmış olan etnolog Marcel Griaule'dür. Totemleri bulunan ve inisiyasyona dayalı bir örgütlenmesi olan bu kabile, tradisyonlarını sözlü aktarım yoluyla sürdürmüştür. Tradisyonlarındaki astronomi bilgileri, özellikle Sirius sistemi hakkındaki bilgileri tüm astronomları şaşırtmıştır. Dogonlar’ın 1930’lu yıllarda bildirdikleri bazı bilgiler, sonradan modern astronomik keşiflerle doğrulanabilmiştir. Kimilerince ilkel olarak nitelendirilebilecek bu halkın geleneksel olarak bildiği, teleskopa sahip olunmaksızın bilinmesi imkânsız denilen astronomik bilgilerden bazıları şunlardır:

Dünya yuvarlaktır ve Güneş etrafında döner, Ay da Dünya etrafında döner.
Satürn’ün halkaları
Jüpiter’in uyduları
Sirius bir çift yıldızdan oluşur, birbirleri çevresinde 50 yılda bir dönerler, biri çok küçüktür, gözle görülemez ve onun maddesi çok ağırdır. (Bu bilgileri bilebilmek için teleskop da yeterli değildir.)
Dogonlar, bu kadarla kalmayıp, Sirius Sistemi’nde henüz varlığı halen doğrulanamamış üçüncü bir bileşen yıldızın olduğunu, dolanım süresini ve gezegenin bulunduğunu bildirmektedir.

Dogonların bu bilgileri nasıl bilebildikleri hakkında şimdiye dek çeşitli spekülasyonlar yapılmışsa da, spekülasyonların ötesinde, doğrulanabilir bir veri elde edilebilmiş değildir.

Sirius yıldızına en fazla önem vermiş topluluklardan biri olan, Dogonlar'ın Sirius ile ilgili olarak, sembolizm içerdiği sanılan diğer inanışları şöyledir:

Po tohumunun en yüksek gök katındaki ifade edicisi, temsil edicisi ve kopyası Sirius-B yıldızıdır (Po-tolo) . Po tohumu alemi döndürmeyi bitirmiş olduğundan dış zar Sirius-B’ye dönüştü. Sirius-B’de Po’nun döndürmüş olduğu alemin kanından arta kalan kısım vardır. Bu, onun yarattığı her şeyin kanından arta kalan kısımdır. Sirius-B küçük olmasına karşın en ağır yıldızdır. Tüm yıldızların ilki Sirius-B’dir. Alemdeki her şey onda vardır. O, âlemin desteği, dayanağı, yıldızların direğidir. Âlem Sirius-B yıldızının sayesinde dönmektedir. Sirius Sistemi Güneş Sistemi’mizle evlenmiş bulunmaktadır. Dünya’ya Sirius-B yıldızından Nommo'nun gemisi ile aktarılan tohumlar yalnızca Dünya üzerinde değil, yaratılan tüm “üst üste konulmuş alemler” de çimlenip çoğaldılar. Dünya’ya kelâmın hepsi açıklanmadı, daha gelecektir. "Emirler Sirius-B'den Sirius-A'ya Sirius-C vasıtasıyla aktarılmaktadır".

Eski uygarlıklarda Sirius

Antik çağ ezoterizminde, Çin’de, eski Mısır’da, bazı Afrika kabilelerinde, Mezopotamya’da, Anadolu’da yaşamış Hititler ve Urartular’da, Hopi kızılderililerinde, şamanist Türkler’de ve kimi araştırmacılara göre yitik uygarlıklardan Mu ve Atlantis’te her zaman önemini korumuştur. Kimilerine göre bu yıldıza bu kadar önem verilmesinin nedeni, Dünya’nın görünmez idarecilerinin Dünya üzerindeki sevk ve idarelerini bu yıldız varlıkları aracılığıyla gerçekleştiriyor olmalarıdır. Sirius yıldızının bu rolü hakkında bilgi veren kişilerden biri Lori Tostado’dur. Bir iddiaya göre, yitik Mu kıtasına tektanrılı dinin indirilmesinden beri gezegenimizde Sirius kültürü hakimdir. Sirius konusunda internette çoğu tutarsız görünmekle birlikte sayısız yorum yapılmıştır.

Sirius adının günümüzdeki kullanımları

Sirius sık sık bilim kurguya ve popüler kültüre konu oluşturmuştur. Macquarie Üniversitesi’nin öğrencilerinin çıkardığı günlüğün adı Sirius’tur. 18. Yy. ’dan beri Birleşik Krallığın Kraliyet Filosu’ndaki 7 gemi HMS Sirius adını almıştır. Aynı şekilde Avustralya ve Amerikan gemilerinden de Sirius adını alanlar olmuştur. Birçok motora yine Sirius adı verilmiştir (Lockheed Sirius, Mitsubishi Sirius) . CD Radio adlı Kuzey Amerika uydu radyo şirketi 1999’da adını Sirius Satellite Radio olarak değiştirmiştir. J. K. Rowling Harry Potter serisinde, Harry’nin vaftiz babası da Sirius adını kullanmıştır. Grönland’daki Danimarka Özel Güçler Ünitesi, Sirius Patrol adını almıştır.
  • Paylaş
2

Seda Atadan, @samanbayyurt bilgi için teşekkürler ,şimdi bu konu ile ilgili bir kitaba başlayacağım önerdiler jed mackena (3 lemesi ) '' aydınlanma çılgınlığı '' sanırım; 7 katman ile ilgili ve yaratım aslında ( insanoğlu) sirius tarafından gerçekleştiği konusunda da çok değişik bilgiler aldım hatta bu sürecin atlantis ve maya dönemi ilk dönem olduğu ve bu konunun mobidik adlı romanda asıl ilk yaratım süreci ile ilişkilendiği gibi pek çok bilgi ... fazla karmaşık ama keyifli olacağı konusundayım hatta atatürk sirius dan mı dlı bir yazı hatırlıyorum biraz fazla ütopik görünsede ilgi çekici ve araştırılası ...

sabah.com.tr/yazarlar/ardic/2008/08/01/a...

Şaman, Evet anlaşılan eğlenceli olacak :) Rica ederim.

Başka bir soruda anlatmıştım gerçi ama tekrar edeyim. Şaman genel bir derleme yapsa da, başka bir esprisi var işin.

Piramitleri kusursuz bir matematik bilgisiyle, kusursuz oranlarla yapan Eski Mısırlılar, nasıl oluyor da üç piramidi aynı eksende yapamamışlar, bu mümkün mü, sorusuyla başlar kıllanma, şöyle ki;

Kuantum

İkinci olarak, piramitlerin içi keşfedildiğinde, Kral ve kraliçe odasından gökyüzüne doğru ince kanallar keşfedilir;

Kuantum

Bu kanallar halihazırda gökyüzünde hiç bir yeri göstermemektedir. Ve gökyüzündeki yıldızların konumları simülasyonla geçmişe yürütülür. M.Ö. 10400 yılında piramitlerin Kral odalarındaki kanallar Orion Takım Yıldızlarını göstermektedirler. Kraliçe odasından çıkan kanalsa Siriusu göstermektedir.

Kuantum
(Orta üçlü orion kuşağı, okun ucu Sirius)

Orion Takımyıldızlarının orion kuşağına bakıldığında da, neden 3 piramidin aynı eksende olmadığı anlaşılır, aynı orion kuşağında olduğu gibi, en alttaki piramit hafiften eksen dışındadır.

Yani bu keşif bize şunları göstermiştir;
1-Piramitler, ya da en eski olanı, M.Ö. 10400 te yapılmıştır.
2-Eski Mısırlılar Oriondan geldiklerine, ölünce oraya döneceklerine inanmaktaydılar.
3-Diğer bazı şeylerle birlikte, Büyük Tufan MÖ 10400 te olmuştur.
4-M. Ö 10400 de bunu yapabilecek uygarlığa sahip olan Eski Mısır, ve sonrasındaki geri geliş, M.Ö. 10400 öncesinde yok olan bir uygarlık seviyesi vardır tüm dünyada, piramitler İnkalarda, Japonya açıklarında deniz altında, Ortaasyada Türk piramitleri şeklinde bu günlerde popüler olmaya başlayan bu şeyler, aslında Büyük tufan sonrası tüm dünyaya yayılmış olan aynı medeniyettir.
5-Dünyada bir eksen kayması yaşanmışsa, bu asgari M.Ö. 10400 öncesine aittir, zira bu tarihe kadar yıldızlarda kayma olmadığı tescillenmiştir.

Saygılar..
Kuantum

Kuantum
  • Paylaş
Sirius gezegen değildir. Bir çift yıldızdır. Orada yaşamın gelişmesine olanak yoktur çünkü gençtirler. Yaşları 200 milyon yıldır. Yıldız sisteminde gezegen dahi olsa yüzeyi aşırı sıcak ve atmosferi bulunmayacaktır.
İnsanlık ve yaradılışla bir ilgisi de yoktur.
Yeni çağ dinleri dediğim mistisizmdeki saçmalıklardır.
  • Paylaş
Bilimsel bakarsanız, Sirius bir gezegen değildir. İnsanlık ve yaratılışla bir ilgisi yoktur.
  • Paylaş