Bilmek istediğin her şeye ulaş

Bu dünyada bir görev için bulunduğunuzu düşünüyor musunuz?

bir çok yazarın kitabında okudum herkesin içinde ilginç bir şekilde bir amaç için var olmak (dini boyutta sormuyorum) gibi bir düşünce var. kimse ne için yaşaması gerektiğini tam bilmiyor ama herkes bir şeyler için yaşaması gerektiğini,, belli görevleri olduğunu hissediyor. şimdi albert camus'ta okudum albert abide bunlardan bahsediyo :) sizde'de böyle bi his varmı? (özellikle var olmak,, bulunmak dedim ateist arkadaşlarada saygımız var, ben yaratıldım gönderildim dünyaya siz varoldunuz ;))Düzenle
Albert Camus, amaçsızdır kitaplarında, kişisel menkıbeleri yoktur. İnsan yaşama gayesini kaybeder onu okudukça. Nitekim benimde pek bir gayem yok. İnsanlar uzun bir koşu da finiş çizgisine varmayı yaşam amacı olarak görüyor.

Bense ve benim gibi düşünen bir çok insan; o uzun koşuyu yaşam olarak görüyoruz. Koşma eylemini ve koşma alanını, canımızın istediği şekilde, eğlenerek, Ömer Hayyam'ın da öğütlediği gibi -günümüzü gün ederek- geçiriyoruz.
  • Paylaş
2

Mehmet Hilmi Tutumlu, albert camus kötümserdir fakat onun ifadesiyle '' ah dostum! yalnız, tanrısız ve efendisiz olmak ne kadar korkunç bilirmisin?'' cümlesinin üzerinde düşünmek lazım. (düşüş kitabının son sayfalarında yazıyordu.)
bana göre içinde sonsuzluk olmayan hiçbir şeyin değeri yoktur buna matematiği dayanak gösterebilirim, paydası sonsuza giden tüm sayıların limiti 0 dır. burdan yola çıkarak kaç yıl yaşadığımın, mutlu olup olmadığım gibi gibi konular değerini yitiriyor, çünkü sonsuzluk karşısında tüm rakamlar aynı. içine yaratıcı katılmamış bir felsefede insanı nihilizme götürecek bir düşünce bu. ben burdan yola çıkarak ateist olsam istediğim her şeyi (iyi veya kötü! ki iyi kötünün belirlenmesi ayrı bir tartışma olayı) yapıp sonra duygusal bağlamda ilk çöküntü yaşadığımda intihar ederdim diyorum. elbette hiç ateist olmadım sizi tam olarak anlayabilmem mümkün değil.

(albert camus'a amaçsız demenize alındım :) şaka bi yana bu adam kadar her şeyi olduğu gibi anlatan, benliğinden sıyrılmaya çalışan başka kimseyi görmedim)

peki asıl soruya dönersek içinizde bir görev için bulunma yada herkesten farklı olma duygusu varmı?

Aykut Kardaş, Bir amaç için var olma duygusunun psikolojik olarak bir sakatlık olduğunu okumuştum. Bir görev için bulunma gibi bir duygum yok. Herkesten farklı olma duygusu, kendi olan herkesin tattığı bir duygudur.

Bize önce, aklımız ermeye başladığı zaman, okuyup adam olmamız (adam olmak bir iş-güç sahibi olmakla aynı anlamdadır burada) öğretilir. Biz de buna paralel olarak önce dibine kadar okumayı görev ediniriz (bu eski hesapla 23 yıl yapar) ve bu aşamada kendimize daha sonra eşimiz olacak bir sevgili bulmak da diğer görevimizdir, sonra şansımız yaver giderse 23 yılın 16. yılında (lisans eğitimi ardından) bir iş bulmayı görev ediniriz, ardından işi bulur bulmaz evlenmeyi görev ediniriz, evlendikten sonra çocuk yapmayı görev ediniriz, sonra yaptığımız bu çocuğu en iyi şekilde büyütmeyi (okuyup adam olmasını) görev ediniriz, sonra o çocuğu evlendirmeyi görev ediniriz ve hemen ardından bir torun sahibi olmayı görev ediniriz. Bu kadar boktan yaşadıktan sonra da en iyi şekilde ölebilmeyi görev ediniriz!


Birileri bu dünyada görev için bulunmaktan mı bahsetti, ya da herkesten farklı olma duygusundan? Oysa herkes kendini diğerlerinden farklı hisseder ama hiç bir canlıda da böyle bir görevi bilinci yoktur!
  • Paylaş
1

Mehmet Hilmi Tutumlu, ''oysa herkes kendini diğerlerinden farklı hisseder'' kısmı gerçekten ilginç ama doğru.
görev bilinci derken? belirli bir şeyden bahsetmedim ben, burada bahsettiğim şey allaha hizmet etme duygusu olabileceği gibi nietzsche'nin üstün insanına vesile olmak duygusuda olabilir. net bir görev, amaç gibi değilde kendini insanlardan farklı hissetmenin bir üst seviyesi olan ''onların yapabileceklerinden daha fazlasını yapmak içinmi...? acaba?...'' gibi bir soruyu kendinize soruyormusunuz merak ediyorum, çünkü gerçekten ilginç kimle bu konuyu konuşsam içinde öyle bi hissin olduğunu söylüyor.

  • "İnsan, kendisine bir mânâ vermeye çalışan tek mahlûktur".
  • "Ya tüm çırpınmalarını aşan daha yüksek bir anlamı vardır bu dünyanın, ya da bu çırpınmalardan başka hiçbirşey gerçek değildir" demiş Albert camus...
  • Hayatın her aşamasının bir mücadele,zamana karşı durmaksızın ayak uydurmaya çalıştığımız bir yarış olduğuna inanıyorum. Herşeyin bir nedeni olduğuna, her yaratılan varlığın, belli bir döngü için var olduğuna inanıyorum.Yaşamın sürekliliğinde üreticiler tüketiciler(ototrof- heterotrof...)bir denge içinde olmak zorunda...Bitki fotosentez yapar,topraktaki organizmalar inorganik maddeleri alıp, organik maddelere dönüştürür,döner durur çevrimler..örnekler arttırılabilir...Yılan zehrinden ilaç üretimine ,arının bal üretmesi ne kadar...bir amaç,bir neden var..
  • Aslında soruda kastınız görevin maneviyat yönünü istediniz.Benim şu anki düşüncem; iyi olmak, iyi düşünmek ve karşımdakinden herhangi bir karşılık beklemeden yardım etmek...(tabi buna enayi- saf gözüyle gören çoktur ama yine de "iyilik et,denize at balık bilmezse halik bilir"demeye çalışıyorum..
    • Paylaş
    Yorum yapan arkadaşların çoğu hedef ile görev tanımını karıştırmış!

    Bende hocaların tavsiyesi ile IQ testine girip 147 sonucunu görünce kendimin bu dünyada bir görevi olduğuna ve insanlara yardım edip, dünyayı değiştirebileceğime inanmıştım. Bilim ile çok daha yakından ilgilendiğimde aslında insanların hayatta kalabilmek için sadece ihtiyaçlarını ve zevklerini hedef olarak belirlediği ve bunlara ulaşmak için görevler geçtiği bir yapısı olduğunu anladım.

    Yaşamda bir ölüm süreci değil midir?

    Eline biraz güç geçiren insanlar hemen dünyayı değiştirmeye çalışıyor fakat dünyanın değiştirilmek istemediğini geç anlıyorlar.

    Hiç bir otorite tüm kötülükleri durduramaz!
    Hiç bir otorite tüm açları, yoksulları bir anda mutlu edemez!
    Tek bilek ile herşeyi deviremezsin! Sen sadece çıkarsız şekilde iyilik yapabildiğin şeyleri görev edindiğinde bir amaca hizmet etmiş olacaksın! Şahsi ve zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak zaten herkesin amacıdır.

    Dünya kendi süreçlerini, kendi yönetebilecek düzlemde çalışmaktadır. Bu nedenle kendimi ne de bir başkasını bu dünyada bir görev için bulunduğunu inanmıyorum. Mantıklı olarak mümkün olması için bu görev atamasının dünyaya gelmeden yapılmış olması gerek. Şu zamanda da bunun iddası ve ispatı mantıklı değildir bence.
    • Paylaş
    Evet, 4 yaşımdan beri hayvanlara bakıp besleyip yardım ediyorum,kedi köpek,serçe,kirpi,martı,tavuk,kurbağa,ayı yavrusu ilk aklıma gelenler ve yaptığım şeyden yani görevimden inanılmaz keyif alıyorum.
    • Paylaş
    1
    Tabii ne demek insanlık başlı başınca bir amaç için vardır..Sap gibi dolaşmak olmaz :))
    • Paylaş
    Hiç birimizin amaçsız yaratıldığına inanmıyorum. Bir kaç günlük bebeğin bile. Görevizimin kime ve ya neye nasıl dokunduğumuzla alakalı olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla evrene o şekilde geri dönecektir. Ne de olsa her şey birbiriyle ilintili. Misal, bir annenin görevi sadece evladını büyütmek gibi gözükebilir. Ama bir anne Hitler'i de yetiştirebilir, Atatürk'ü de. Elbette burada görevin önem derecesi görecelidir. Bir kaç gün hayatta kalan bir bebek de ailesine karşı görevini tamamlayıp gitmiş olabilir. Bence herkes bu dünyadan misyonunu tamamlayıp ayrılıyor, sadece bir çoğumuz bunun farkında olmuyoruz. 
    • Paylaş
    İnsan hayatın asıl gayesini meslek sahibi olmak, ev sahibi olmak evlenmek, çocuk sahibi olmak araba sahibi olmak, emekli olmak, mutlu olmak, vb gibi şeyler olarak düşünür ve bütün kuvvetiyle onları elde etmeye çalışır. Ama ecel gizli olduğu için ve her an gelebileceğini insan düşünmediği için hedef ve gaye yaptığı bu şeylerin birçoğuna ulaşamadan ölebiliyor...
    • Paylaş