Bilmek istediğin her şeye ulaş

Suç sayılabilecek bir tweet'i retweet edersek ne olur?

Düzenlemelerde boşluk var, yorum benzeşim yapılabilir.

Retweet etmek bir destek midir? Suça iştirak etmek midir? Suçun toplu işlenmiş olması sonucunu doğurur mu, dolayısıyla ağırlaştırıcı sebepler kapsamına girer mi?

Suçun daha çok kişiye ulaşmasını sağlamak suretiyle, suçtan zarar görebilecek değerin daha da zarar görmesine yol açar mı?

Sınırların çizilmesi lazım. Bu akşam oturduk bir cafede, özel hayatımızda üç beş arkadaş gündemi tartışıyoruz, siyaset yapıyoruz, üç beş bira bir yandan da demleniyoruz, bu masada hiç kimse şikayetçi olmadığı ve bunu ispatlayamadığı sürece, işlenen hiç bir suç (söze dayalı) suç olmaz. Zira tespiti gerekir, şikayetçi gerekir, birilerinin zarar görmesi gerekir. Ha bu ortamda biri çıkar da seni birilerine ya da şu şu kuruma küfür etti diye polise şikayet ederse, o ortamdan başka biri de şahitlik yaparsa, ahanda suç oldu işte.

Lakin insanlar zaten kendilerini şikayet etmeyeceğini bildikleri samimi ilişkiler içinde ancak atıp tutmaya sıkılamaya başlar. Bu aslında bir rahatlama seansıdır, psikolojik birşeydir, bir toplumsal ihtiyaçtır. Aslında ifade edilen sözler herkesin kesin olarak inandığı ve hayatının tamamını özetleyen sözler değildir, sadece rahatlamak amacıyla söylenmiş sözler de olabilir. O anki ruh haliyle söylenmiş, duyguların boşalması da olabilir.

Aynı şey sanalda oluyor şu an, o zaman sanalda da özel ve kısıtlı bir çevrede kendi kendine başkaları hakkında yapılan bir değerlendirme suç olmamalı. Ama teknik düzenlemeler gerekiyor. Bu özelde kalması gereken yazılar bir anda tüme yayılabiliyorsa, ve yazılı da olduğu için tek başına delil de sayılabiliyorsa, o ortamdakiler değil de o ortamı sonradan okuyabilenler burada suç olduğunu noktasında şikayetçi olurlarsa, ahanda suç oluşmuş olur.

Velhasıl teknik eksiklikler de var yani. Özel olması gereken alanlar lazım, özel alanlarda yapılan paylaşımların genele ulaşmaması lazım. Özel olmadığını düşündüğünüz, -müz alanlarda atıp tutmamak lazım, nasıl Polis Karakolunun önünden geçerken, ya da bölgenin yerel Cumhuriyet Savcısı yolda yanımızdan geçerken, ulan gene vergilere zam yapmışlar ben bu devletin şurasına koyayım demiyorsak :) , o zaman edilen lafın nereye gidip kimin okuyabileceğini de kestirmek gerekiyor.

Şimdi bu son dediğimle alakalı bir örnek geldi aklıma:)

Nuh Mete Yüksel DGM Savcısı, bir olayla ilgili gazeteci dayamış kamerayı burnuna, konuşsun diye soru soruyor, o da açıklama yapmayacağım filan deyip yürümeye çalışıyor. Bir an gazeteci kendini magazinci karşısındakini de artist zannetti herhalde,

-Efendim neden açıklama yapmıyorsunuz, neden korkuyorsunuz, sakladığınız birşeyler mi var filan dedi.

Nuh Mete Yüksel ne dedin sen dedi, kapıdaki normal nöbet tutan tören kıyafetli polise al bunu tutukladım dedi. Polis tören mören kıyafeti demedi, tuttu gazeteciyi kolundan aldı götürdü :) Gazeteci armut gibi kalakaldı ne diyeceğiniz bilemedi, ulan adam savcı :) Sonra birkaç nasihat edip affetmiş neyse.

Tweette sınırlama var, üç beş cümlede derdini anlatacan, konuşma diliyle yazmak gibi de bir raconu var ki, hangi mimikle vurguyla yaptığın da görünmediğinden, daha dikkatli olmak gerekiyor. Ee hayatında konuşamayacağın Vali, Bakan, Cumhurbaşkanı da okuyor yazılanları, o halde usturuplu yazmak lazım, iki kere iki dört. Böyle bir özgürlük yok, olmamalı.
  • Paylaş
1

Ahmet Avcı, Niye kimse bana sataşmıyor, benim başım kel mi?

Bununla ilgili kesinleşmiş yargı kararları olmadığı gibi mavzuatta da ilgili bir düzenleme mevcut değildir. Konu havada asılı kalmıştır ve konuyla ilgili kovuşturmalar, dava süreçleri devam etmektedir. Konunun çok farklı bir hukuki boyutu olduğu için tartışması da devam etmektedir. Bu yüzden suç içeriği taşıyan bir iletinin aynen paylaşılmasının kesinleşmiş bir hukuki yaptırımı bulunmamaktadır.
  • Paylaş