Bilmek istediğin her şeye ulaş

Tanrı'nın önceden bildiği bir hayatı niye yaşıyoruz ki?

İnananlar inanmayanları nasıl kırmıyor rencide etmiyorsa, aynı saygıyı inanmayanların da inananlara ve inandıklarına göstermelerini rica eder ve beklerim. İnanmayan insanları hiçbir zaman düşman görmedim, inananlara düşmanlık beslemeyin!
  • Paylaş
4

Aykut Kardaş, Softalar ve Yobazlar inanmayanları mahv etmek, küfretmek ile meşgul, Tanrının dilini kullanıp inanmayanları ateşe atmak gibi söylemleri var. İnanmayanlar ise inanları ahmak ve salak görmek ile meşgul ya da kör ve aciz. Bu durum karşılıklı sizde inanları savunup inanmayanlara tek taraflı bir depresif gibi karakteristik özellikler yüklemeyin.

Dost, ben yazılanları okuyarak yanıtlıyorum. yukarıda hiçbir inananın inanmayanı rençide ettiğini okuyarak görmedim. Ama "Tanrı öldü" ve benzeri kelimeler ile tanrı tanımazlığı ona hakaret derecesinde göstererek yazan ve inananları rencide edenleri okuyorum.

Aykut Kardaş, Bu derinleştirilen ve büyük kitlelere hitap eden bir konu ve herkes kendinden sorumludur inananın inanmayan ne de inanmayanın inanana bir şey ispat etmesi doğru değil. Gerekli değil onlara ya da bize ne... Ben bu diretmeyi anlayamıyorum.

Dost, Zaten bu konuda diretilecek bir şey de yok. Benim deyimimle tanrı akıl fikir vermiş ister inanırsın ister inanmazsın. onların deyimi ile akıl var fikir var ister inanırsın ister inanmazsın. inanan inan diye inanmayan da inanma diye diretemez. hakkı yok. Sadece taraflar olarak saygı ve terbiye beklemeliyiz karşılıklı.

Öncelikle hiçbir inananı (bu herhangi bir din, felsefe ya da başka birşey olabilir önemi yok) cehaletle suçlamıyor ya da onları cahil olarak tanımlamıyorum. Benim 'cehalet'ten kastım, inandığı şeye dogmatik kurallarla bağlanmak ya da onu yine aynı şekilde dogmatik olarak savunmaktır; bu tür insanlar asla beyinlerini kullanmazlar (ya da onlardan öyle olmaları istenir), kendi gerçeklerini araştırma zahmetine girmezler ve önlerine konulan şeyi kayıtsız şartsız kabul ederler, dolayısıyla sorgulamazlar. Dolayısıyla sorgulamanın, araştırmanın olmadığı bir dünya, ya da bunu yapmayan bir düşünce asla gelişemez, ilerleyemez. En basit örneğiyle, bugün TV kanallarına çıkıp 'Bakirelerin, hiç evlenmemişlerin cennette şehitlere sunulacağını' söyleyen cüppeli, sakallı insanlar var ve bunlara inananlar: İşte bu cehalettir, cahilliktir... Aksi taktirde ölçü tanrı değil, insandır; çünkü bu dünya insanın yeridir... 
@ilgincadam , bilmiyorum 'Darkcity/Gizemli Şehir' filmini izledin mi? Orada uzaylılar insan ruhunu, doğasını anlamak üzere bir şehir kurmuşlardır ve gece onikide bütün insanlar uykuya dalmakta ve onlar uykudayken bütün şehir değişmekte, binalar yükselmekte vs. ve insanlara hergece yeni bir kişilik yüklenmektedir (yaptıkları iş, eşleri, çocukları, hayatları, geçmişleri herşey yeniden ayarlanmaktadır/yani bir çeşit kader yazılmaktadır) ki, uzaylılar bu insanların her kişilikte nasıl davrandığını öğrenmeye ve kendilerini insanlaştırmaya çalışmaktadırlar; ancak her seferinde yeni bir duyguyu öğrenmekte ve dolayısıyla hep eksik kalmaktadırlardır; çünkü yükledikleri hayatlar, insanları tanımadıkları için, kendilerine göre olmaktadır. İşte eğer bir kader de varsa bu insana göre değil, tanrıya göre yazılmıştır; tanrı kendi küçük bir kopyasını yaratmıştır (belki kendi istediği şekilde) ama insan kendi düşüncesiyle yazılan kadere karşı gelmiştir (tabii eğer bir tanrı varsa)...
@unknow, sana katılıyorum, aslında 'Tanrı öldü' basit bir cümle değildir (hele bir hakaret cümlesi asla değildir); bunu anlayabilmek için koca bir
  • Paylaş
Yıl olmuş 2011... diye başlayan cümlelerden bir tane kurmak istedim, sonra aklıma 2012 rivayetleri gelince erteleme kararı aldım.
  • Paylaş

Yaşamaya Dair

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.

 

Nazım Hikmet Ran

  • Paylaş
Canını kimin verdiği senin için önemsizse yaşama öl o zaman,kimsenin bilmedği bir hayatı yaşamış olursun!
  • Paylaş
Tanrı seni cezalandırmıyor, tanrı senden yaptığın kötü şeylerden af dilemeni bekliyor af dilediğinde af ediyor. Yapacağın her şeyi o biliyor ve kaderinde zaten var ama kaderinde seçme hakkın da var; iki yol gösteriyor birini tercih ediyorsun. Kötü yola girersen senden pişmanlık ve af dileme talep ediyor. Allah sana akıl fikir vermiş neden cezalandırılacağını düşündüğün yolu tercih ediyorsun ya da yaptığın kötülükten ceza alacağını anladığında af dilemek yerine neden isyan edip "Bunu yapacağımı biliyordun sen yazmıştın, neden böyle şeyler yaptırıyorsun bana?" diyorsun. Bu dünya sınav, ödülü huzurlu mutlu sonsuz yaşam... Silkelen kendine gel.
  • Paylaş
Kendi adıma benim zihnim hiç karışık değil, karışık olanlar da bir gün bir yere karışırlar!
  • Paylaş
1- @Yersinios , öncelikle şunu söylemek isterim. insanlar ister kendi gerçeklerini arasın ister herhangi bir dine mensup olsun elbet birini kabul eder, şayet boş bir yaşam için kimse nefes almaz, herhangi bir bulanalım sonucu canına kıyar. Şimdi anladığıma göre sen diyorsun ki, "hazır olan bilgiyi tanrı (devlet, şeyh vb.) dedi diye kabul edilmesine karşıyım" merakımı mazur gör, dini inançlar kutsal kitaplarla ve yaşantılarla günümüze gelmeseydi şu an inanlar senin gibi kendi gerçeğini mi arayacaktı? İlk açıklamanda şunu demiştin "bunun da yine depremin ve depremde ölenlerin ilahi takdir sonucu olduğunu söyleyen zihniyetten bir farkı yoktur" evet sana göre farkı yoktur ama inanları rendice ediyormuş gibi sanki tek gerçek senin inandığın gerçekmiş gibi genelleme yapman hiçte tahammül edilir cinsten değil. En azından inananlara ve inanmak isteyenlere bir nebze saygı duymalısın, ama inananları aşşağlayarak, kendine karşı cephe almış olursun.(bir inanan olarak benim sözlerime alacağın cephe gibi)
Senin inandığın gerçek her ne ise ona saygı duymamızı(inanlar olarak) istiyorsan, önce saygı göstermelisin.

2- Cehaletin mutluluk olduğunu söylemişsin son cümlende, bunu hiç uzatmadan fikren sana katılıyorum, cehalet mutluluktur.

3- İlk açıklamanda, "
Ha tanrının önceden bildiği bir hayatı niye yaşıyoruz? Ya sev ya terk et mantığıyla cevap verenlerin aksine, tanrıya göre yazılmış olan bu hayatı "kendimize" göre değiştirmek için yaşıyoruz;" demiştin, bu senin görüşün, yalnız bu hayat tanrıya göre yazılmadı bize göre yazıldı, değiştirmek seçimler yapmak özgür iradenle yine senin elinde, bunun adını değiştirsende aynı şeydir sonuçta. Dediğin gibi kadere inanan biri olarak şunu da eklemek istiyorum, özgür iradeyi tanrı bize vermiş, onun ruhundan taşıdığımız bir ruha inanan olarak tekrar şunu söylemek isterim, tanrı bizi bekliyor...

4- Soruna cevap verecek olursam, Tanrının önceden bildiğini biliyorsun yada kabul ediyorsun, peki neden böyle bir soru sordun? Ben kaderimi yaşıyorum, tanrının buyruğu, benim tercihim ile. Olayların %1'ini tanrı yazar, biz ise özgür irade ile %99 unu gerçekleştirerek kaderi yaşamış oluruz.
Tanrının öldüğüne ya da olmadığına inandığın için, gereksiz bir soru olmuş aslında.

Buraya kadar olan kısım, tamamen kendi görüşüm kendimi haklı gördüğüm yanım, sanada hak verdiğim bazı yanlar var;

Olmayan bir varlık için kendi dünyan kendi gerçeğin için uğraşırsın, ölümden sonra bir hayatın olmadığını düşünürsün, o yüzden sadece yaşadığın dünyayı gerçek görürsün, aslında iyiliği ölümden sonrası için değil şuan için yapılmasını istersin, buraya kadar sana katılıyorum.

İnan bu konuda ne kadar konuşursak konuşalım, asla birbirimizin düşüncesinden zerre yer değiştirmeyecektir. Ama senden ricam, inanan insanlara "cahil" gibi benzetmelerde bulunma. Zira seni olduğun gibi görmeyi istiyorum...
  • Paylaş
@Yersinos , 'Darkcity' filmini izledim evet, yalnız o bir film ve uzaylılarla ilgili, anlatmak istediğini anladım, sen filmin konusunu gerçek yaşamla karşılaştırmak istiyorsun. Yani tanrı kaderi yazar ama biz değiştirebilme gücüne sahibiz diyorsun, doğru mu anlamışım.. Dikkatini çekmek isterim ama aynı şeyi söylüyoruz farklı anlam çıkartıyoruz, bende diyorum ki, tanrı kaderi yazar, biz farkında olsakta olmasakta bunu gerçekleştiririz (değiştiririz demiyorum)...
Neyse asıl vermek istediğin mesaj şu olmalı, insan kulaktan dolma laflarla inançlı yada inançsız yaşamasın, okusun, araştırsın, sorularının hepsine cevap bulsun, o zaman inanmak istiyorsa inansın, istemiyorsa inanmasın...
Bir soru sormak istiyorum! Sen bu soruyu kendine çok sormuşsundur, belki cevabını da bulmuşsundur. @Yersinos Tanrı varmıdır?
  • Paylaş
@gercekcidost, İslamiyet'de inanmayanları inandıranların sevap kesesi ağırlaşmıyor mu (dolup da direkt cennete bilet mi oluyordu yoksa)? Resim sergisi basanlar, aydın bıçaklayanlar, ekşi sözlük yazarlarını tutuklayanlar Müslüman değil mi? Hiç cami basan ateistler ile ilgili bir şey duydunuz mu? Ya da ateistlerin başlattığı bir cihat? Yazara, ressama , karikatüriste kısaca sanata, mizaha savaş açan bir dininiz var. Yakın tarihte bu tür cihat çağrılarına bolca tanık olduk. Haçlı seferleri demeyin, onların da Müslüman'dan bir farkı yoktu ama onlar uygarlaştılar. Sünnilerin, bırakın ateistlere hiç bir diğer din mensubuna hatta mezhebe saygısı yokken, onları gavur diye aşağılarken ateistlerden bu saygıyı beklemeniz biraz gayrimüslimce olmuyor mu? Halk açlık sınırının altında yaşarken  100 metrede bir yapılan camiler yetmezmiş gibi bir sitedeki tüm blokların önüne birer hoparlör koyup günde 5 vakit gerçekten sesi sonuna kadar açılmış olarak ezan dinlemeyi zorunlu kılmak sizce saygıdan mıdır? Siz saygılı bir Müslüman olabilirsiniz yine de çoğunluğunuz saygısız. Emin olun ateistler arasında oransal olarak Müslümanlardan çok daha fazla Müslümana saygılı insan vardır. Lütfen yanlış anlamayın ateistin saygısı kesinlikle dininize değil insan olduğunuz için inanç özgürlüğünüzedir.
  • Paylaş

Tanrının bildiği hayatı biz yaşıyoruz.Soru (sanki) doğru kurgulanmamış: Anlayamadım. Kimin yaşaması gerekiyordu? Bizim yaşamımızda olacakları Yaratan biliyor diye biz de mi biliyor oluyoruz ya da yaşamamamız(doğmamamız) mı gerekiyor?

ben,bazı arkadaşlar gibi, Tanrı'yı polis gibi görmüyorum. Yaratan, çoğu kişinin sandığından daha az yasaklayıcı ve kural koyucudur. uzun bir yaşam yolculuk gerektirebilecek konulardır ve kısa kesmenin doğru olabileceğini düşünüyorum. çünkü çok sayıda kişi ve kurum, Yarata'nın ticaretini yaparak ayakta kalmayı başarıyor. bunları bile bağışlayabilenin benim yaşamımı en başından biliyor olması bana iltifattır. bu konuda ve bu konuyu bağlayan ilave mevzularda en önemli durum kabullerdir, tanımlardır. tanımlar yapılmadan Tanrı ile ilgili konularda doğru bir ilerleme sağlanamaz. biri ateistim der, biri müslümanım, biri hristiyanım vs der. tıkanır kalır konu. hurafe ve tevatürlerde bu puslu ortamı sever.

  • Paylaş
Beni bende demen ,bende değilem,
bir Ben vardır BENDE, benden İÇERÜ

  • Paylaş
Görüyorum ki, bütün yanıtlar "Ya sev ya terk et" gibi bir mantıkla ve dolayısıyla faşizan bir düşünce ile verilmekte. "Ya sana sunulan bu hayatı yaşa ya da işine gelmiyorsa git öl", diyen düşünce zaten çoktan kendi kaderini kabullenmiş demektir; bunun da yine depremin ve depremde ölenlerin ilahi takdir sonucu olduğunu söyleyen zihniyetten bir farkı yoktur. Yine hayat, bir ucu cennete diğer ucu cehenneme çıkan çoktan seçmeli şıklardan oluşan bir düzenek değildir. Tamam bazan seçim yapmak zorunda kalabiliriz ama bu seçimlerimizi belirleyen kimi ahlaki ve toplumsal değerlerimiz vardır ki bunlar bu dünyada cennet ve cehennemden daha baskındırlar; kaldı ki her seçimimizin iyi olması ve bizim de bunun sonuçlarından dövünmemiz gerekmez; suçu da şeytana ya da tanrıya atmamıza gerek yoktur, çünkü her insan içinde kendi şeytan ve tanrısını barındırır, her insanın cenneti ve cehennemi kendi içindedir, bunun için de kader-kısmete gerek yoktur... Çünkü şeytanı ve tanrıyı, cenneti ve cehennemi içinde barındırabilen bir insan kendi kaderini de kendisi yazar... Haa, kadere inanan bir insan zaten bütün bunlara kader diyecektir ya da karma o ayrı... Ha tanrının önceden bildiği bir hayatı niye yaşıyoruz? Ya sev ya terk et mantığıyla cevap verenlerin aksine, tanrıya göre yazılmış olan bu hayatı "kendimize" göre değiştirmek için yaşıyoruz; kendi hayatımızı hem toplumun, hem devletin hem de tanrının kontrolünden çıkarıp iplerini kendi ellerimize almak için yaşıyoruz. Kendi kendimizi var etmek, başka herşeyi yok etmek için yaşıyoruz. Madem ki tanrı herbirimizin hayatlarını biliyor, dahası evrendeki herşeyi biliyor ve "öğrenme" dürtüsünden uzakta yaşıyor ya da var oluyor; ve biz de herşeyi 'o böyle dedi' "IPSE DIXIT" diyerek kabul ediyoruz, o zaman burada yaşamaması gereken ben değil Tanrı'dır. Çünkü ben hiçbir şey bilmiyorum, tanrının önceden bildiği hayatımı da... Bu yüzden ben yaşamaya devam edeceğim ve bu yüzden "Tanrı öl(dü)"...
  • Paylaş
3

Aykut Kardaş, Yanlış sonuçlar çıkarıyorsun ya sev ya terk et yanıtını almanın nedeni böyle bir yanıt isteyen soru sorma gereksinimindi. Ayrıca ben Müslüman ya da her hangi bir dine mensup biri değilim. Öyle olanlarda olmayanlarda umrumda değil yani millet körü körüne dinine bağlanmış sanane? Seni ne kadar ilgilendiriyor? Ya da bağlanmamış senle ilgisi ne?

Solsoledo, Hayır, sen yanılıyorsun; "ya sev ya terk et" şeklinde bir cevap almak istediğim için bu tarzda cevaplar gelmiyor; böyle bir soruya insanımız başka şekilde cevap veremeyeceği ya da veremediği için böyle cevaplar geliyor, anlatabildim mi? Bu, bir insana anarşizmi anlatırken, onun devletsiz bir sistemi hayal bile edememesi (ve bu nedenle de olmaz demesi ya da karşı çıkması) gibi bir şey, iktidara (ki en büyük ve son aşaması tanrıdır) öyle alışmış, içine öyle işlemiş ki onsuz olamıyor... Dolayısıyla tersi durumu asla kabul etmiyor...

Aykut Kardaş, Senin kabul ettiğin tersi durumda, kabul etmeyenlerin lehine durumu kabul etmiyor. Yani zıtlıklar daima çatışır. Sen yine de insanları değiştirip ya da uyandıracağına inanıp dünyayı kurtarmak istiyorsan.. Good Luck..

Burada yaşaması gereken tanrıysa, sen de bu kadar rahatsızsan, onunla aynı yerde yaşama, cesaretin varsa git öbür tarafa, ama genelde yemez, böyle atıp tutanlar can boğaza geldiğinde ALLAH'IM kurtar der, ayrıca benim TÜRKİYE'MİN daha ana kuzusu evlatlarına kurşun sıkanlara YA SEV YA TERK ET de derim,......................... DERİM
  • Paylaş
1

Solsoledo, Benim burada bahsettiğim "Ya sev ya terk et" mantığı/düşüncesi, zamanında kendileriyle aynı fikri paylaşmadığı için bile kendi insanlarına karşı bu cümleyi kullanan ve bunu kendilerine slogan haline getirmiş, totaliter düşünceyi savunan insanların oluşturduğu bir grubun mantığıdır... Sizin dediğiniz gibi, Türkiyemin ana kuzusu evlatlarına kurşun sıkanlara karşı sarf edildiği anlamda değildir (ki bence hiçbir etnik gruba karşı bu cümle kullanılmamalıdır, çünkü onlar bu ülkeyi terk ettikten sonra dağlara çıkıp daha büyük tehlike oluşturmaktadırlar ülke için.)... Diğer taraftan Allah kelimesi bize bebekken öğretilen ikinci kelimedir biliyorsunuz, henüz yürümezken bile allah deriz, diğeri ise anne'dir ve başımız sıkışınca bu iki kelimeden medet ummamız da boşuna değil midir? Ya anacım deriz, ya da Allahım... Çünkü ikisi de bilinçaltımıza işlenmiştir artık..

Teşekkürler aysedarakc , ama o tanım zaten bütün yorumlar için değildi sadece genellemeydi. Ama açıkçası 'kendi adıma' benim de zihnim hiç karışık değil, ben sadece gerçeği arayan biriyim ve insanlara hazır olarak sunulan bilgilerin sırf 'o böyle'dedi diye (O, derken bu tanrı da olur, devlet de olur, peşinden koşulan bir şeyh de olur, herhangi bir otorite de olur, vb. de olur fark etmez) kabul edilmesine karşıyım. İnsan kendi gerçeğini, kendisi bulmalıdır; ha, ben böyle mutluyum diyenler de olabilir o ayrı, sonuçta "Cehalet mutluluktur!"...
  • Paylaş
@ilgincadam ,

Yeryüzüne baş eğerim, baş eğerim denize,
Ya da birbirimize duyduğumuz sevgiye.
Güneşe baş eğerim, baş eğerim toprağa,
Ama insan suretinde bir tanrıya asla!
(Justin Sullivan /New Model Army, 1986)

Şunu unutmamak gerek
@ilgincadam , "İnsanoğlu Tanrı'yı, 10000 yıldan beri doğanın ve evrenin kişiselleştirilmiş hali olarak yaşamına sokmuş durumdadır ve insan "tanrıyı düşündüğü andan itibaren" artık tanrı vardır; ve kendi düşündüğü birşeyi asla inkar edemez....

Son olarak kısa bir bilimkurgu öyküsünü anlatayım tanrının varlığı ile olarak, bir yerlerde okumuştum zamanında ama şimdi yazarını hatırlamıyorum, nerede okuduğumu da:
Zaman çok uzaklardaki bir gelecek, insanoğlu teknolojik evrimini neredeyse tamamlamış ve evrenin gidilmedik, keşfedilmedik köşesi kalmamış. Ve insanlar evrendeki bütün gezegenleri bir bilgisayar ağıyla birbirine bağlamışlar ve bu ağı da tek bir ana bilgisayara bağlamışlar. O ana bilgisayara evrendeki bütün bilgileri girmişler ve sürekli de bilgi akışı oluyor ağdan. Sonra bu ana bilgisayara sormuşlar, "Tanrı var mı?" diye ve bilgisayar cevap vermiş, "Artık var!"...
  • Paylaş
@Varmint , aynen öyle, herşey bir rivayet...
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

2378 Görüntülenme12 Takipçi17 Yanıt