Bilmek istediğin her şeye ulaş

Tarih objektif olabilir mi?

  • Amerikalilar Japonya'ya Pearl Harbor olayı olduğu için mecburen atom bombası attiğını sanıyor.
  • Yine Amerikalılar Vietnam`i Rambo filmindeki gibi bilip kendilerini haklı görüyorlar.
  • Biz Kurtuluş Savaşı'nda 6 7 ülkeye karşı savaştığımızı sanıyoruz. Çünkü bize öğretilen bu.
  • Almanlar Hitler'le yüzleşmemek için sürekli yeni bir şeyler öne sürüyorlar.
  • Fransızlar sürgüne gönderdikleri birine daha sonradan tapabiliyorlar.
  • Kardeş katlini serbest kılan Osmanlı İmparatorluğu hoşgörünün merkezi olarak lanse edilebiliyor.
  • Ermeniler varlığı bile tartışmalı olan bir diasporaya önce tamamen kendilerini sonra tüm dünyayı inandırabiliyorlar.

Örnekleri artırmak tabi ki de mümkün ama kısaca özetlemek gerekirse tarih hiçbir zaman objektif olamaz. Çünkü hiçbir ülke kendini başarısız veya haksız göstermek istemez. Eğer tarihte objektiflik arıyorsak olayın yaşandığı yerin dışındaki kaynaklardan bilgiler edinmeliyiz. Bu konuda belki de en güzel örnek Atatürk'ün yabancı kaynaklarda ne kadar başarılı bir asker ve siyasetçi olduğunun belirtilmesidir. Çünkü gerçekten objektifler ve doğruyu yanlışı birlikte ele almışlar.
  • Paylaş
1

Ahmet Avcı, Aslında kavram kargaşası var yine. Tarih mi, tarihçiler mi, tarihi kendi maksatları doğrultusunda yorumlayanlar mı, objektiftir, değildir meselesi.

Savaş meydanı, ayakta kalan yazmış hikayeyi, ve tek kaynak bu. O halde bu kaynak tek kaynaktır, objektif değildir, şeklinde o kaynaktan istifade etmek, tek başına tarihçi için objektif bir yaklaşımdır, yeterlidir.

Onlar öyle sanıyor, ama biz biliyoruz, o halde objektifliği destekleyecek kadar da materyal kalmış geriye, gören görüyor, gibi bir şeyler söylemek istiyorum.

Mesela İstanbulun Fethini Rum kaynaklarından dinleyin, çok ilginç şeyler var, ama bizde bunları halka duyuran yok, bu konuda objektif olabilen sayısı da o oranda az. Zira bu konuda kesimlerin, yaklaşımların neredeyse hepsinde gönülsüz olmayı sağlayacak ortak payda var.

Tarih incelemelerinde objektiflikten bahsetmek neredeyse imkansıza yakındır. Çünkü bu incelemeler esnasında ele alınan her kaynak ister istemez, onu kaleme alan kişinin gözünden aktarılacağı için bir noktadan sonra nesnellik ortadan kalkmakta. Örneğin Ermeni sorununa şahit olan bir Türk ve Ermeni bu olay(lar)dan kendi yaşadıkları/gördükleri doğrultusunda bahsedecekken, yine bu olaylara tanık olan bir Hintli (ya da herhangi birisi) ise bambaşka bir şekilde ifade edecektir. Bu da haliyle tarihin objektifliğini ortadan kaldıran bir durum.

Tarihi çağların başlangıcından günümüze kadar olan kayıtlar esnasında objektifliği sağlayabilmiş (ya da sağlamaya yaklaşmış) olan tek devlet ise Hititlerdir. Çünkü Hititlerdeki kayıt (ya da tarihçilik) anlayışı; yapılan olayları nedenleri, sonuçları, etkileri ile birlikte inandıkları tanrılara sunmak ve bu davranışlarından ötürü tanrılara hesap verirken kendileri için dayanak oluşturmaktı. Bu koşul altındayken de kayıtlarını çarpıtmaları, yaptıkları davranışların/savaşların/anlaşmaların vs... sadece olumlu taraflarını alıp, negatif yönlerinden bahsetmemeleri gibi bir durum oluşmadığı için nesnellikten izler taşımamaktadır.
  • Paylaş
1

Ahmet Avcı, Süper, o yüzden Mısır-Hitit Savaşı öncesi, esnası sonrası olan bitenler, ancak Hitit kaynaklarına ulaşılınca anlaşılabildi.

Öncelikle şunu kabul etmeliyiz ki tarihte "iyi", "kötü", "yanlış" veya "doğru" yoktur. Tarihin amacı ne doğru olanı kanıtlamak ne de bir ülkeyi kurtarmaktır. Her tarih araştırmacısının bağımsız bir çalışması ve arşivlenmiş belgelerle kanıtlamaya çalıştığı bir düşüncesi vardır. Tarihin asıl amacı geçmişte yapılan hataları anlayarak bugünü daha iyi kavramak ve geleceği daha iyi planlayabilmektir. Ancak farklı ülkelerin tarih derslerinde okutulanlar farklılık gösterebiliyor. Bunun amacı da bundan sonraki nesillere kendi düşüncelerini empoze etmek.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

2163 Görüntülenme6 Takipçi3 Yanıt