Bilmek istediğin her şeye ulaş

Türkiye öz kaynakları ile kalkınabilir mi?

Konu, Türkiye'ye yabancı yatırımcı girmesin olarak algılanmamalı. Türkiye'nin yurtdışından borç alıp almaması olarak algılanmalı.Düzenle
Dünya geneline bakarsak, sadece öz kaynakları ile kalkınan ülke yoktur. Öz kaynakları sömürülen ülkeler vardır ki listenin başlarında olduğumuzu düşünüyorum. Bunun yanında öz kaynakları kısıtlı olan ama üretme yetisine sahip ülkelerin kalkınma konusunda ne derece ilerlemiş olduklarını da görüyoruz. Kısacası, öz kaynakları kullanarak bir şeyler üretmeyi başarabilirsek kalkınabiliriz. İşin mühendisliği bizde olmadığı sürece ucuz ham madde ve işçilik kazançları ile sadece bunun hayalini kurarız, emeğimizin kaymağını başkaları yer.
  • Paylaş
Türkiye'de sandığımızdan çok daha fazla öz kaynak mevcuttur, bunu bor ile açıklamak gerekirse, hani Başbakanımız şu kadar ihracat yaptık diyor ya bende şöyle cevaplamak istiyorum, bor madenin dünya üzerinde dağılımına baktığımızda Türkiye en büyük % orana sahip ülke konumunda. Bor madenini çıkartıyoruz dışarıya ham madde olarak satıyoruz. Örneklemek gerekirse 100 liraya sattığımızı düşünelim bunu bize tekrardan 200-250 lira halinde geri satıyorlar. Şimdi böyle bir ihracat yapmak sizce bize ne kazandırır? Bu ülkedeki madenleri işleyecek teknoloji lazım. Öz kaynak zaten var.
  • Paylaş
Kalkınır da öz kaynakları dış mihraklar gelip almazsa . ya da ihaleyle kişi veya kişilere peşkeş çekilmezse .
  • Paylaş
Gene geldik memleket ile ilgili bir derin soruya ve son dönemin gündemi de bu soru ile çok alakalı bence. Kısa yanıtım; evet kalkınabilir. Gelelim uzun açıklamalarıma...

Bu ülke en son ne zaman kalkınmıştır (ama gerçekten) ? Gerçekten derken kastettiğim şey rakamları çocuk gibi saptırmadan yani enflasyonu hesaplarken içine en gerekli tüketimleri katmadan, oyun oynamadan. Gerçekten ne zaman kalkınabilmiştir, geleceğe borçlanmadan? Cidden bilenler buradan yanıt versinler, en son ne zaman kalkınabilmişiz, yolsuzluklar yapılmadan ve gizlenmeden?

Şimdi durum şunu gösteriyor, çok çok uzun yıllardır memleket birileri tarafından yönetiliyor. Son dönemde ise malum, güçlü başlayan ve farklı olduğu düşünülen bir iktidar var. Şimdi iktidar eskileri suçluyordu, "yediler, bitirdiler, doymadılar... Yoksa bu ülke bizimle kalkınıyor bak... " diye. Şimdi ise ortaya çıkanlar ile (ki ben zaten hep yolsuzluk olduğunu düşünüyordum) o kötüledikleri dönemlerden tek farkları, görünen o ki, daha fazla "yolsuzluk yapmış olmaları" oldu.

Tüm bunlara bakınca, bu ülkedeki öz kaynakları bırakın, mevcut kaynaklarla bile bu ülke şu an olduğundan 10 kat daha iyi durumda olabilir.

Bakınız; 99 yılında bir deprem oldu, insanlar öldü. O dönemde hükumet (ülkenin parası yoktu ki bu ayrı bir rezil durum) depremden oluşan zararı gidermek için "geçici" olarak "özel iletişim vergisi" çıkardı. Ve dedi ki, bu vergiyi sadece daha zengin insanların tükettiği, daha lüks sınıf ürünlerden (cep telefonu... Vs) alacağım ve sonra zaten bu geçici, daha sonra kaldırılacak. O dönemde bazı sesler yükseldi tabi, ama sesini yükseltenlere "sen bu insanları düşünmüyor musun!! " diye çıkıştılar. Elbette, bu kaynak oraya aktarılacaktı ise ve sonra bu vergi kaldırılacaktı ise kim buna itiraz edebilirdi. Ancak öyle olmadı. Bugün neredeyse en büyük vergi kalemi ÖTV haline geldi ve kalıcı haldedir.

Yıllar sonra Van depremi oldu, evler yıkıldı, insanlar öldü. İşte o zaman anlaşıldı ki, ÖTV ile toplanan paralar "duble yol olarak" bize seçim malzemesi halinde iade edilmiş. İlerleyen zamanda, kim bilir belki kısa süre içinde, Marmara'da bir deprem bekleniyor. Bunu yıllardır, yıllardır profesörler ve uzmanlar söylüyorlar. Bunu bilim söylüyor ve diyor ki "bu olacak". Yapılması gerekenler ise söyleniyor, belli yani. Ama ne yapılıyor? Koskoca İstanbul'da (şu anki hali ile beton yığını haline gelen) Taksim meydanında kalan son yeliş alan, Gezi Parkı, yok AVM, yok Kışla, "yapacam da yapacam" diye haftalarca memleket geriliyor. Bazılarımız bilmezler; Taksim İstiklal Caddesi boyunca, eskiden az da olsa ağaçlar vardı ve hatta onların altında durup bekler sohbet ederdi insanlar. Şimdi ortada asfalt, yanlarında kırık fayanslar var, 1 dakika bile beklemek istemiyor insan.

Konuyu uzatmayalım; bu ülke kaynakları ile kalkınabilir ve işin gerçekten önemli bir tarafı, insanlar hala çalışmaya, uğraşmaya, düzeltmeye hazırlar. Eğer inandıkları biri çıkıp bu ülke için iyi bir şeyler yapmaya başlasa, herkes çalışmaya ve düzeltmeye hazır. En azından önemli bir kısım insan diyelim. Ama maalesef ne böyle bir umut var, ne de böyle insanları yönetime getirebileceğimiz bir sistem. Yapılanlar hep varlığını sürdürmek için; varlıklarını sürdürmek için gücü elinde bulunduranlar ve onlara bu hakkı veren halkın karşı duruşu. Daha çok çalışmamız lazım çok...
  • Paylaş
2

Serkan Aydın, Öncelikle türkiye kendi kaynakları ile elbette kalkına bilir. Ancak parasını kendi bastığı zaman. İkinci olarak, Türkiye sahip olduğu kaynakları en verimli, en milli şekilde işlese bile bunun geliri borçlanarak aldığı paranın faizini bile ödeyemez. Ödemeyemeyince de borç aldığı kişiye özelleştirilir (borcundan birazcık düşer). Yani konu yine gelip dayanıyor sakat bir matematiğe oturtulmş para sistemine. Geçmişte Türkiye gerçekten ne zaman kalkına bilmiştir diye sormuşsun. Aslında paranın borçlanarak piyasaya sunulduğu bir ekonomide kalkınma görecelidir. Eğer kalkınma kavramına beton yığınlarının artışı olarak bakacak isek bu durumda Türkiye en çok AKP iktidarında kalkınmıştır. Yok eğer kalkınmaya borç almadan fabrika kurmak ve ücret artışları olarak bakacak isek bu durumda hafızam beni yanıltmıyorsa Türkiye en çok Refah Partisi iktidarında kalkınmıştır. Refah Partisi zamanında Üniversitede ekonomi okuyordum. Bölümüm gereği ekonomiyi de yakından takip ediyordum. Refah Partisi iktidarında hatırladığım kadarıyla Türkiye tarihinde ilk defa hazine ihalesi hiç yapılmadı. Bilenler bilir, hazine ihaleleri yeni borç alma ihaleleridir. RP hükümeti yeni borç almamakla mevcut eldeki paranın faiz ödemesine gitmesinin önünü kesip, o parayı işçiye memura vs.. dağıtmıştı. Tabi daha sonra Necmeddin Erbakan borç almamanın cezasını iktidardan indirilmekle ödedi(!)

Hakan Köse, Ben iktisat veya ekonomi konusunda pek bilgili değilim. O yüzden söylediklerinize çok bir şey diyemeyeceğim ama mutlaka söylediklerinizde haklısınızdır. Daha özgün bir yapı, daha güçlü ve bizim kontrolümüzde bir yapı elbette olmalıdır.

RP hükumeti dönemini hatırlıyorum. O dönemde de "yeşil sermaye" rüzgarından bahsediliyordu ve bunu açık olarak söylüyorlardı, "biz parayı bu ülkeye getiririz, sorun yok" diyorlardı ve ülkede para vardı gerçekten de. Bunu söylerken tabi yine açık biçimde Arap ülkelerinden gelen yardımlar (karşılığını bilmiyoruz) vardı.

Diğer konuları bilemiyorum, yani iktisatçı olarak teknik konuları bilmiyorum. O sebeple yorum getiremeyeceğim.

Tabii ki de kalkınabilir, ama gizli el diye tabir ettiğimiz bir tabir var o burada gerçekten çok önemli faktör. Gizli eller buna izin vermiyorlar, şöyle açıklamaya çalışayım zamanında ülkemizde kendi arabamızı üretecektik, arabanın adı da "sazan" olacaktı, garip bir isim ama yüzde yüz Türk arabası bundan daha güzel bir şey olabilir mi?. Ama bazı Türkiye'de araba satışı yapan firmalar buna izin vermediler. Nedeni kendileri daha çok hasıla yapamayacaklarından olabilir mi? -bilinmez...

Daha sonra Tolga arkadaşımız Bor demiş bir kaç yıl önce Japonlarla ortaklık yapılacaktı, adamların dediği şuydu; biz boru işletecek fabrikayı koyalım sadece %2 sini alacağız borun %98'ini rahat rahat yurt dışına ihracat yapın, çok karlı bir iş olmaz mıydı bizim için? Ama o da olmadı, gizli eller buna müdahale ettikçe kalkınamayız...
  • Paylaş
3

Hakan Köse, Ben gizli el düşüncesine çok katılmıyorum. Çünkü, gizli saklı bir şey yok, ticarette ülkeler birbirini gerekirse kazıklamaya, sömürmeye zaten dünden hazırdır. Eğer siz kendinizi bu kadar kolay ellerine düşürürseniz, gizli ele gerek kalmaz. Bunun çok örneği var yaşanmıştır. Ancak, gizli bir durum yok. Gizli olan bizim yöneticilerimizin kapı ardında yaptıkları anlaşmalar..

Bor konusuna gelince; Bor madeni dünyada en çok Türkiye'de bulunuyor doğrudur. Ancak, bizim bu madeni çıkarıp, kullanılabilir hale getirecek teknolojimiz yok. Hem teknolojimiz hem de buna yetecek paramız yok. Yani geri kalmış bir ülkeyiz. Dolayısıyla, ham madde olarak satmaktan başka çaremiz yok. Sattığımız bu ham bor madenini, teknolojiye sahip ülkeler bizden 1 liraya alıp, işleyip 10 liraya bize satabilecek durumdalar. Eminim, biz de aynı durumda olsaydık, başka ülkelere aynısını yapmayı düşünürdük. Şimdi bunun neresinde gizli el var.

Teknolojimiz gelişmemiş ve bırakın geliştirmeyi, eğitim sistemimizi bile öyle rezil bir hale getirdiler ki bizden ancak "ara eleman çıkar" diyecek kadar da durumu kabullenmiş yöneticilerimiz var.

Eğer gizli bir el veya eller var ise; onlar bu ülkenin içinde, yönetiminde, adaletinde, ticaretinde...vs. Dışarıda bir şey aramadan önce bunları düzeltmemiz lazım diye düşünüyorum..

Hakan Köse, Bir de şöyle bir durum var; size istinaden söylemiyorum, bu genel ve yaygın bir durum. Biz ülke olarak meseleleri gizemli bir hale sokmaya bayılıyoruz, sebebi ise bir şeyleri gizleme isteğimiz. Bunun suçlusu politikacılardır. Çünkü, yıllarca yapamadıkları, beceremedikleri işler için "bir gizli el engelledi", "dış güçler istemedi" diyerek kendi beceriksizliklerini örtbas etmeye çalıştılar. Yani dediler ki; "benim yapacak gücüm vardı ama birileri engelledi"..

Bu manevrada başarılı oldukları için hala bu politika yapılıyor. Hala başarısızlıklar ne olduğu belirsiz, tamamen muhatabı olmayan bir hedef, bir gizli güce yöneltilerek saklanmaya çalışılıyor.

Bu yüzden insanların gizli güç veya gizli el yüzünden oldu bunlar diye düşünmesi yadırganacak bir şey değil. Ama bunun böyle olmadığını bir an önce anlayabilirsek, olayları daha net görmeye başlayacağız.

Hüseyin Akça, Aslında gizli elden kastım dışardaki değil içerdeki gizli güçler,ama ülke dışındaki güçlerin baskısıyla oluşturulmuş güçler,belki bi nevi cemaat ne kadar ülkenin içinde olduğunu çokta iyi bir şekilde gördük,yolsuzlukların patlaması ülkemizde örnek gösterilebilir,ya da dershaneler meselesi vs neyse siyasete fazla gerek yok ama yinede bunların hepsi ülkenin kalkınamaması aslında siyasi değilmi?aslında gizli güç tek başına yetersiz kalıyo bence o da var ama siyasi güçler yüzünden de ülkemiz bu durumda değilmi? tek bir parti üzerinden hareket etmiyorum,hepsini kapsayan bir durum bu,

Topyekun bir hareket olmadan bu ulke kalkinamaz. Peynir gemisi de lafla yurumuyor. Batmadan cikamayacagiz gibi gorunuyor.
  • Paylaş
Türkiye doğal kaynakları bakımından oldukça zengin bir ülke sayılır politikalar doğru yürütülürse kalkınmak tabi ki de mümkün. Türkiye'nin kalkınmak için nükleer santrallere ya da elverişsiz başıboş rastgele yapılan HES'lere ihtiyacı yok , doğru yerde doğru kaynak kullanılmalı.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

736 Görüntülenme12 Takipçi7 Yanıt