Bilmek istediğin her şeye ulaş

Türkiye yapılan polis müdahalesi hukuka uygun mudur? Bu müdahale nasıl yargılanabilir?

Türkiye'de son günlerde Gezi Parkı için yapılan müdehaleler kesinlikle hukuka uygun değildir. Polis bir kolluk kuvvetidir. Kolluk kuvvetinin bir görevi, kamu düzeninin sağlanmasıdır. Ancak bir diğer görevi de halkın sağlığına doğal olmayan bir zarar gelmemesidir. Bu sebeple bir görevini bahane edip diğerini çiğneyemez. Bu müdehalenin meşru olduğunu varsaysak dahi, hukukta orantılılık ilkesi vardır. Bu ilkeye göre hukuksuzluğa yapılan müdehale orantılı olmalıdır. Orada insanlar hukuki haklarını kullanmakta ve böyle orantısız bir güce maruz kalmay haketmemektedirler. TCK. m. 256 zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçunu düzenlemiştir. Buna göre: Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması hâlinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Yani polis, aşırı şiddet kullanması dolayısıyla kasten yaralama suçundan sorumlu olacaktır. Kasten yaralama suçunun basit hali TCK. m. 86 f./1'de düzenlenmiştir. Buna göre: Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bir hukuk devletinde, bu maddeler gözetilerek, yetkisini aşan polisler cezalandırılmalıdır. Ancak iç hukuk yollarından bir sonuç alınamazsa mağdurlar, son karardan itibaren 6 ay içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne giderek haklarını arabilirler.
  • Paylaş
4

Şaman, Eline sağlık Batuhan çok güzel açıklamışsın, yalnız polis memurunun cezalandırılmasında takıldım. Şimdi her eylemde kişi başı en az bir tane düşecek kadar gaz bombası atıyor bu arkadaşlar. Artık TOMA suları da sürekli biberli. Tüm gaz bombaları artık insanlar nişan alınarak atılıyor hatta artık plastik mermiler de yaygınlaşıyor. Bu durumda demokratik hakkının peşinde olan tüm halk madur, onları biberleyen, sulayan, coplayan, vuran tüm polisler yani orada görev alan tüm polisler suçlu durumuna düşüyor. Bir ekipteki tüm elemanlar suçlu olursa muhakkak ki ekibi yöneten ve ona emir veren de suçlu duruma düşüyor bu suç hiyerarşisi de dokunulmazlıkları olan, (son açıklamalarına göre) en üst mertebedeki kişilere kadar çıkıyor. Eylemlere katılan tüm halk bu durumda kimi dava etmeli sence?

Batuhan Bulut, İlk olarak ast, üstün emrini yerine getirmek zorundadır. Ancak ast, görevde bir hukuka aykırılık görürse ve bunu üstüne bildirirse, üst de yazılı olarak emrini tekrarlarsa, haksız fiilden üst sorumlu olacaktır. Fakat konusu suç oluşturan bir eylemi hiçkimse yerine getiremez. Eğer getirirsehem emir veren hem de uygulayan fail olacaktır ve cezalandırılması gerekecektir. Gezi Parkı olaylarında, halka orantısız gaz atan, coplayan veya benzeri şiddet eylemlerine girişen tüm polisler, konusu suç oluşturduğu için yaptıkları eylemlerden sorumlu olacaklardır. Onları emir veren yani üstleri de aynı sorumluluğu paylaşacaktır. Bu durumlar TCK'da belirtildiği için her polisin kaskında ayrı ayrı kimliklerini belirleyek numaralar vardır. Ancak gördüğümüz kadarıyla o kaskların maalesef birçoğu bu kimliği taşımamaktadır. Dolayısıyla mağdurlar, emir veren kişileri ve kimliği tespit edilen polisleri dava etmelidir.

Redeye, Bu orantısızlık konusunda İst.Barosu başkanının açıklamalarını bir gözden geçirmek gerekir. Zira Anayasa'mızın 90.maddesi gereğince AHİM kararları da bir hukuk kaynağı olarak itibar edilmesi gereken metinler olmakla, bu metinlerde demokratik protestolara dağılın uyarısı bile yapılmaması gereğine işaret edilmekte olduğunu akılda bulundurmak icap eder.

Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

359 Görüntülenme6 Takipçi1 Yanıt