Bilmek istediğin her şeye ulaş

Türkiye'nin AB'ye girmesi halinde para birimini değiştirmesi zorunlu mudur?

Hayır değildir. İngiltere ab üyesi olduğu halde para birimini değiştirmemiştir. Bunun için halk oylamasına gitmiş ve halk pound ta kalmaya kara vermiştir.
  • Paylaş
Şimdi AB olayı o kadar basit değil. AB bir örgüt, Schengen Anlaşması ayrı bir örgüt ve Euro Paktı ayrı bir örgüt. Bir çok az gelişmiş Avrupa ülkesi AB'ye şartlı üye olarak alınıyor. Kriterleri insan hakları, sömürülebilecek kaynaklarının olması gibi şartlar. Bu ülkeler ne Schengen'e ne de Euro Paktına alınıyor. Yani AB içinde sadece turist olarak 3 ay dolaşma izinleri oluyor, paraları kendi fakir paraları kalıyor. 2 sene ekonomik durumları inceleniyor ve bu süre boyunca paraları EURO'ya göre yıllık %2'den fazla düşmezse Euro Paktına girmeye hak kazanıyorlar. Burada onlara seçim hakkı veriliyor, isterlerse İngiltere gibi paktın dışında kalıp paralarını kendileri idare edebiliyorlar. İngiltere kadar ekonomisi güçlü olmayan bir devlete bu hak tanınır mı onu da öyle bir durum olduğunda göreceğiz. Ardından Schengen'e de girmeye hak kazanıyorlar. Tabii ekonomileri ve ülkedeki hukuk sistemi Avrupa standardında olduğu için büyük bir göç de yaşanmıyor, dengeler fazlaca bozulmuyor. Yani Türkiye AB'ye ucundan şartlı üye olarak girse bile bizim oynak balon ekonomimizin %2'lik stabiliteyi sağlayabildiği henüz Türkiye tarihinde görülmedi. Birimimizi kaybedeceğiz diye korkmanıza hiç gerek yok, kimse onu değiştirtmeye meraklı değil.
  • Paylaş
16

Belgi Saygı, Birimimizi kaybedince ne olacak acaba? (Ekonomiden anlamayan kadın modeli)

Şaman, Eğer öyle bir duruma gelirse ilk olarak fakirleşeceğiz tüm euro paktına girmiş nispeten küçük ekonomiler gibi, sonra da aynı gemide olup gemi sallandıkça biz de sallanacağız. Para bazlı ekonomi sisteminde amaç büyük balığın küçük balığı yutmasından başka bir şey değildir. Sonuçta hiçbir birleşme, bütünleşme, küreselleşme insanların hayrına değildir. Dünyayı yöneten üçbeş şirket zenginleşir halk da daha da köleleşir. Dün Zeitgeist2'yi izledim nasıl 90 milyar doların aslında 1 milyar dolar olduğunu anlatıyordu. 89'u öyle ya da böyle enflasyon vasıtasıyla bizlerden alınıyor. Faiz düşürmenin nedeni de oymuş, biraz aydınlandım :) Tavsiye ederim ama parça parça izlenmeli, tümü bir anda çok sıkıyor bu sefer.

Belgi Saygı, İzledim ve söyleyince de hatırladım. Konuya hakimiyetim bir türlü oluşamıyor. (Sanırım ekonomim olmadığından) haha. Şaka bir yana!
Diyelim ki büyük balık küçük balığı yedi. Yani bünyesine kattı. Yani daha da zenginleşti. Küçük balık bünyesindekiler varlıklarını sürdüremeyecekler mi? Malum işçi sınıfı ortadan kalktı (sözcük olarak en azından)
Neden soruyorum varlıklarını sürdüremezlerse büyük ekonomiler de bitmez mi?

Şaman, Yemek zaten şöyle oluyor, küçük balık borçlandırılıyor, dolayısıyla halkı da borçlandırılıyor, hiçbir sınıf silinmiyor, hepsi güzelce hatta borçları ödemek için daha da çok çalışıyor. Aslında borç da yok, çünkü öyle bir para bile yok.

Belgi Saygı, Yani burada kişisel, insansal haklarımız devreye giriyor... Yitirmemek lazım diyoruz o zaman. .

Şaman, Türkiye'de yanlış bilinen bir kavram var. Sosyalizm için çalışan ve sempatizanı olan herkese sosyalist hatta komunist demeyi biliyor bu halk ama kapitalizm için çalışan, ona iş gücüyle, borçlarıyla, kartlarıyla destek olanların kapitalist olduğunu anlamıyorlar. Kişisel hak diye bir şey yok, hukuğu devletler yani hükumetler yazar, orada tanınan haklardan başka hak da yoktur ki onlar bile hükumetin çıkarlarına ters düştüğü anda değiştirilebilirler. Zaten bir toplu taşıma aracına bindiğinde hatta bir kaldırımı kullandığında sistemdesin. Çıkmak o kadar kolay değil, Avrupa'da bu problemleri kısmen çözebilenler var batıl inançlılar günden güne azaldığından ama bizde türban falan diyen batıl inançlılar çoklukta. Sistemden çıkmak isteyeni gözlerini kırpmadan öldürürler. Kişisel haklarım gibi bir şey söylemek istiyorsan batıl inançların daha az olduğu ülkelere gitmelisin. Burada kimsenin kişisel hakkı yok. Saçma bir kitap tüm insanların üstünde tutulduğu sürece de olmayacak.

Belgi Saygı, Ya ne yapmak lazım bilmeden ve reddetmeden sistemin bir parçası olmaya devam mı etmeli?

Belgi Saygı, ( Bu arada umarım sorularımla sıkmıyorumdur sizi)

Şaman, Madem parantez içinde yazmışsınız ben de tırnak içinde yanıtlayayım "ekonomi konusunda yetkin bir kişiyle konuyu tartışmanızın daha verimli olacağı kanaatindeyim Belgi Hanım."

Belgi Saygı, Teşekkür ederim, değerli vaktiniz için Şaman Bey.

Hakan, biri ekonmist mi dedi @chamacon :)

Şaman, He ya ekonomi sorularında beni yalnız bırakıyorsun, uçuyorum üstat :)

Hakan, Varya sıkı yazmışsın üstat, züper tespitler . Arada herzaman ki gibi huysuzluğun tutmasa bildiğin AB tezi giriş konusu olacakmış bir kez daha kangırcıleyşın.

AB nin euro paktı gerçekten çok tehlikeli sular, 1-99 cent tamamen ortadan kalktı euro bölgesinde en dandik mal 1 euro dan başlıyor, modern toplumun doğum yeri olan Avrupa belki gelecek yüz yılların ekonomik modelini belirliyor, tabii bu mental yapıya uygun kaliteli ve barışçıl bir toplum da yaratmak lazım bu sebeple ortadoğudaki katliamın hep sürmesi lazım, tıpkı öncü depremler gibi, Ortadoğudaki bölgesel savaşlar Avrupalının gerginliğini alıyor ince ve iğrenç bir taktik ama hep tutuyor.

İlk Abd - Irak savaşı 1992 de patlamıştı yıl 2014 hala ırkta insan ölüyor zeisgeist te de buna atıfta bulunuyor zaten. Bir 20 yıl daha sürer. Ekonomi hastalık ve savaş sever. Adı euro olsun lira olsun fark etmez salgın hastalıktan veya bir savaşta ilaç ve şeker üretilebilirse bir ülke o savaş kazanılır birim adı ne olursa olsun . Kim sever hacı cavcavı şakası olmasa .:-)

Şaman, Üstat ben hem AB'ye girişi hem de Euro'ya geçişi Avrupa'nın küçük ekonomilerinden biri olan Avusturya'da yaşadım, nereden baksan bi %25 fakirleştik. Önce 21 000 şilin kazanan 1500 Euro kazanmaya başladı, giden küsuratlar bile fakirleşmeye yetti. Küçük işletmeler patladı, çiftçilerin çoğu AB şartları nedeniyle iflas etti, fabrika işçisi oldu. Orada da tohumdu, gübreydi standardize edildi, ülke tarımı da AB'ye bağlandı. Bir çok orta boy işletme AB devleri tarafından kapışıldı, hatta devletçi bir ülkeydi, atıl duran kamu malı bir sürü fabrika yine AB devleri tarafından satın alındı. Süper istihdam arttı ama zaten herkesin işi önce de vardı, insanlar kendi küçük ve orta boy işlerini yapamaz olup AB devlerine fabrika işçisi oldu. O da sakat oldu, önce fabrikaları açtılar kendi işlerinden ettikleri işçileri aldılar ardından robotlar geldi, bunların hepsinin tasarım süreçlerinde çalıştım, fabrikalara robotları monte ettik, işçi ihtiyacı gün geçtikçe azaldı, koca fabrikalara 10-20 mühendis/teknisyen yeter oldu. Kısaca işçileri de ardından işten attılar. Sistemi süper kurdular, işten atılanlara 6 ay işsizlik maaşı verildi ardından bu adamları maaşı keseriz tehtidiyle beleş fiyatına her türlü işe gönderir oldular, her türlü iş derken, çöp ayırıcılıktan, yıkım işlerine, belediye bahçıvanlığından düz ameleliğe aklına gelebilecek, bizim elimizi sürmeyeceğimiz her türlü pis işe diyorum. Üstüne üstlük bu adamlara işsizlik maaşından da az bir para verip günlük de 1-2 Euro extra ödediler ki hala işleyen sistem bu. Böylece küçük işletme sahipleri ve çiftçiler gerçek kölelere dönüştürüldü. Bu köleler belediyelere verildi, onlar da bu pis işleri yapan küçük müteahhitleri de ucuz köleleriyle öldürdüler. Anlat anlat bitmez ki AB'nin nasıl işlediği :) Tam ortasındaydım, bu işler olurken. İyi ki işçi değildim :)

Hakan, aga bence bunu makale haline getir hatta orada olan arkadaşlarının anekdotlarını da al. yazı olarak yayınla süper bir tecrübe. bajarsın tez konusu yaparım walla ...

Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

153 Görüntülenme4 Takipçi2 Yanıt