Bilmek istediğin her şeye ulaş

Türleşme diye tanımlanan, doğada canlı türlerinin kendiliğinden ortaya çıktığı görüşü ne kadar anlamlıdır?

Yazdığınız gibi bilimsel bir görüş yok. Sadece yaradılışçılıkta var o dediğiniz. Çeşit çeşit fosiller bulunuyor, yaşları da gayet yakın tespit edilebiliyor. Bakılıyor ki bir zaman bir tür artık bulunmaz olmuş. Daha yeni zamandaki türlerle akrabalığına bakılıyor ve akrabalıklar tespit ediliyor. Tükenmiş olan türün yeni türlerin atası olduğu ortaya çıkartılıyor. Yani tür diğer türlere evrilmiş oluyor. Tabii bunlar fosillerden bilim adam ve kadınlarının bol bol çalışması sonucu çıkıyor. Bilimin açıklaması da değil hatta kanıtladığı buyken türlerin kendiliğinden peydahlandığı tabii ki insanların da Adem ve Havva'dan olduğunu iddia etmek kadar anlamlı ya da anlamsızdır. Bilimde mantık arayabilirsiniz ama dinde mantık arayamazsınız. Gökten koç inmesi de, Ademi'in çamurman şeklinde çamurdan oluşması ya da Havva'nın onun kaburgasından olması da anlamsızdır ama inananlar inanıyor, bir mantık da aramıyorlar.
  • Paylaş
Soruya şöyle bir başlangıçla yanıt yazacağım. "Canlı türlerinin kendiliğinden ortaya çıkışı" görüşü ve iddiası dinî bir söylemden köken almaktadır. Yani ".. Bütün canlıların yaratıcı bir üstün kuvveti vardır, o da Yaradan'dır, Rab'dir" söyleminin karşıtı olarak "bilimsel" anlatımlar konuluyor. Bu o kadar yanlış bir söylem ve içeriğinde (belki de bilmeden ama bence bilerek) sinsice ters yüz edilmiş gerçekler var ki. Belki şaşırılabilir, yalnız ortada böyle bir gerçek var, din olgusunu bilim olgusuyla karşıt gibi düşünenler üzülecek: Bilim, hiçbir şeyi ama hiçbir şeyi 'kendiliğinden oluşmuş' olarak sınıflamaz.

Bilim, önce "madde"yi anlama uğraşıdır! "Temel öğeler (elementler) nelerdir? " diye sorarak maceraya atılır ve bunların kerte kerte "nasıl? " şekillere bürünerek, belirli bir noktaya gelmesiyle ilgilenir. Örneğin, temel öğeler, bir zamanlar, "ateş-hava-toprak-su" şeklinde ayrımlandırılırken, bugün bir "Periyodik Tablo"ya sahibiz. Hidrojenle başlayan ve Ununoctium ile biten, benim bilgim dahilinde olarak en son 118 adete ulaşmış element (yapay oluşturulanlar dışarda tutulabilir)sayabiliriz doğanın temelini oluşturan.
Hepimizin malûmu, karbon, azot, oksijen ve çeşitli kütledeki diğer bazı elementlerle şekillenmiştir dünyamız ve dünyamızın şu son halinde biz,hayvanlar âlemi içinde, "insanlık" türü olarak, bitkiler âlemi ile eş zamanlı bir şekilde vücuda geldik.

Bu temel öğelerden kademe kademe bir sonraki yaşam biçimine evrimleşen bir düzen için, "kendiliğinden oluşmak" diye bir söylem, zaten olmaz. İşte bu anlayış, dünya üzerinde bir kısım insana zor geliyor. Çünkü insanlar, bilim bunu deyince, "ne yani, şimdi biz yaratılmamış mıyız? Tanrı suretinden değil miyiz? " diye soruyor ve bilimi burada cevaplandırma lüksü bulunmayan bir soruyla muhatap kılıyor ve hatta bu sorunun devamında gelişen davranışlarla, bilimin çalışmasını engellemeye kadar varabiliyor tüm insanlık! Çok acı. Bilim müneccim de değildir, öcü de değildir.
Bilim, bir "nasıl"ı bulma uğraşıdır. Ve bu "nasıl"lar birike birike belki de günü gelince "neden" sorusuna cevap verebilecek. Belki de hiçbir zaman veremeyecek. "Neden? " sorusu bir ölçüde mistik bir sorudur. Muallâkta olan bir alana el atar. Belirsizlikler ve tanımlanamayan kavramların içinde mistisizm (gizemcilik) yatar. İnsanlar "neden? " diye sormayı çocukluklarından itibaren severler. Örneğin, "Neden buradayız? " , "Neden insanız? ", "Neden vücudumuz var? " vs. vs. gibi sorularla, aslında bilim ilgilenmez. Felsefe, din ve mitoloji ilgilenir. "Nasıl bu noktaya geldik? ", "Tarihsel uygarlıklar nasıl varlık bulmuş ve yok olmuştur? " , "Beynimiz nasıl bir yapıdadır ve nasıl oluşmuştur? ", "Vücudumuz nasıl bu şekli almış ve nasıl çalışmaktadır? ", "Türlerin kökenine biyolojik, fiziksel ve kimyasal açıdan nasıl ulaşabiliriz? " gibi sorularla ise bilim, doğrudan ilgilenir.
Yukarda özetlediğim "bilimsel ifade tarzı"na göre düşünürsek, zaten, bilimin bir "anlamlandırma" uğraşı olduğu ortaya çıkar. "Ne kadar anlamlıdır? " diye sorulursa, bilim dışlanmış olur. Canlılığın, kademe kademe oluşması kavramı bir "kendiliğinden oluşum" değildir. Bu da bilinirse, her şey daha iyi anlaşılır.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

54 Görüntülenme3 Takipçi2 Yanıt