Bilmek istediğin her şeye ulaş

Ülkemizde son günlerde yaşananlar, IŞİD ve T.C. hükümetinin tutumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Öncelikle bir tarafları tanıyalım.

Bizim eski başbakanımız gibi ülkeyi yöneten Maliki'nin yine aynı yöntemlerle çoğunluğu sağlayarak kendini üçüncü kez seçtirmesine engel olmak isteyen halkın bir hareketi olarak IŞİD tekrardan ve çok daha şiddetli bir şekilde hortladı. Bu hortlamaya da Maliki'den kurtulma amaçlı göz yumuldu. Örgüt Suriye'deki yine El Kaide tabanlı olan El Nusra cephesiyle karıştırılmamalıdır. Bir nevi El Kaide'nin Suriye ve Irak koludur. Çoğu savaşçısı yabancıdır. Bayraklarında Hz Muhammed'e atfedilen "Muhammedun Rasulullah" yazan meşhur mühür vardır. Bizim onlarla ilk sıcak tanışmamız Reyhanlı'daki 53 vatandaşımızın öldürüldüğü ve yurdumuzda örgütün üstlendiğinin yalanlandığı katliamdır.


İkinci örgüt tabii ki IŞİD'e Erbil'e dayanana kadar sesini çıkartmayan ABD'dir ki yine El Kaide ya da Saddam Hüseyin operasyonlarında olduğu gibi BM güvenlik konseyini bypass ederek bölgede kendi petrollerini koruma amaçlı bir koalisyon toplama kararındadır ve bilfiil yapmaktadır da. ABD'nin Esad'la bir alıp veremediği yoktur yalnız petrollerini tehdit eden IŞİD artık onların çıkarları için de bir tehdit oluşturmaktadır. ABD aslında IŞİD'e düşman değildir ama IŞİD'in yayılmasından korkmaktadır. Örgüt de artık 2005'deki çömez haliyle değil çok daha organize ve silahlanmış halde, çok daha da fazla asker sahibi büyük bir örgüttür. ABD'nin dahi kolayca yutabileceği bir lokma olmaktan çıkmıştır.


Üçüncü taraf tabii ki cumhurbaşkanımızın şahsi kin güttüğü ve ülkemize düşman ettiği Esad ve güçleridir. Çok fazla canı kalmamış gibi görünmektedir. IŞİD Esad birliklerini, birlikler olarak toptan ele geçirme yetisine sahiptir, nitekim Rakka'da 17. Birliği ve Humus'da 93. Birliği tamamen ele geçirmiştir.


Dördüncü taraf Suriye'nin Kürt partisi PYD'nin silahlı kolu YPG'dir. Başta Esad'a karşı ülkemiz tarafından desteklenmiştir ama IŞİD'in aldığı destek kadar destek almamışlardır. Dolayısıyla birlikleri, bölükleri ele geçirip ağir, hafif tüm silah ve mühimmata el koyarak yürüyen IŞİD güçlerinin karşısında sivil savunma örgütü gibi kalmaktadır.

Ülkemizin tutumu 2011'den beri IŞİD'i silah ve mühimmatla beslemek olmuştur. Güney Doğudan çıkan silah yüklü MİT TIR'larının Suriye ya da YPG'yi destekleme amaçlı olmadığını düşünürsek... Diğer taraftan ABD'nin de bölgede cirit atmak için IŞİD'i kışkırttığı ve desteklediği kuvvetle muhtemeldir. Yalnız şu anda örgüt her iki devletin de kontrolünden çıkmıştır, her iki devletin de kolay yutacağı bir lokma değildir. Konsolosluk çalışanlarımızı 100 gün rehin tutan örgütün müttefiğimiz olduğunu düşünmek çok akla yakın görünmüyor. Kahramanca operasyon, masada müzakere gibi çelişkili söylemler de rehinelerin takas edildiğine delalet etmektedir. Ayrıca yurdumuzdaki IŞİD örgütlenmeleri de artık saklanacak halden çıkmış ve olaya ayrı bir boyut katmaktadır. Diğer bir taraf olan Hizbullah da dün itibarıyla hortlamıştır ama onu önümüzdeki günlerde daha yoğun olarak görmeye başlayacağız.

Bütün bu stratejilerden kazançlı çıkma ihtimalimiz nedir?
Sınırımızda kendimize düşman ettiğimiz bir Esad'ın olduğunu düşündüğümüzde eğer Esad güçleri savaşı kazanırsa nur topu gibi bir düşman komşumuz olur. Bu iyi ihtimaldir Esad'la diplomatik müzakerelerle anlaşılabilir. Saldırmadığımız sürece saldırmaz da ama düşmanımız kapıda olur. Eğer Esad güçleri kaybeder de IŞİD kazanırsa hem ne yapacağı bilinmeyen fanatiklerden oluşan bir düşman komşumuz olur hem de sürekli tehdit altında kalırız. Kaldı ki ülkemizin bu olaydaki tutumu ülkemizdeki ılımlı Kürtlerin bile PKK'ya katılmasına sebep olacaktır. IŞİD'e tam destek ve son olarak da Kobane'ye seyirci kalınması ülkemizdeki sözde çözüm süreci için de kesinlikle yararlı olmayacaktır. Bu durumda hükumetimiz özeleştiri yapmalı, ülkenin Kürt liderleriyle de masaya oturmalı ve tutumunun haklılığına onları da ikna etmelidir. Yoksa sınır dışındaki savaş bitse bile ülkede yaratılan bölücü kaos ortamı yatışmayacaktır.

Burada tabii ki Kürtler de özeleştiri yapmalı, ülkede yaptıkları şiddet eylemleri de hem kamuoyu hem de hükumet tarafından Kobane'ye yardımdan ziyade Kürtlere karşı artan nefreti körüklüyor.

Bence bu durumdan "karlı" (az zararla) çıkmamızın tek yolu ABD'nin oluşturduğu koalisyonun TSK ile birlikte ne yazık ki Erdoğan'ın şahsi husumetinden dolayı direttiği gibi hem Esad'ı devirmesi hem de IŞİD'in kökünü kurutarak yeni bir devlet kurması olacaktır. Kürtlere Suriye'de özerk bir bölge tahsis edilmemesi ama yine de özerk olmayan bölgelerinde yaşamaya devam etmelerine izin verilmesi. Suriye'deki devletin Türkiye değil de ABD aracılığıyla kurulması ki Kürtlerle çözüm sürecine devam edebilelim. Aynı nedenlerle hem hükumetin hem de ülkedeki Kürt liderlerin özeleştiri yaparak çözüm sürecine devam etmeleri.

Aslında Orta Doğu politikalarını çok bilmem, bildiğim kadarıyla görüşlerimi yazdım. Her ne sürç-i lisan ettimse affola... .
  • Paylaş
1

Ayhan Şimşek, Bana göre; Suriye'nin işgal edilmesi hariç tespitler bi'harika üstadım.

Bunlar daha iyi günlerimiz. Yoruma bile gerek yok. Ne oldu ki daha... ...
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

74 Görüntülenme6 Takipçi2 Yanıt