Bilmek istediğin her şeye ulaş

Ulric Neisser hakkında kısa ve öz bilgi verebilir misiniz?

Almanya’da Kiel bölgesinde dünyaya gelen Ulric Neisser 3 yaşında ailesi tarafından ABD’ye getirildi. Harvard’da fizik üzerine eğilim aldı. George Miller isimli genç bir profesörden çok etkilenerek fiziğin kendisine uygun olmadığına karar verdi ve psikolojiye yöneldi. İletişim psikolojisiyle ilgili bir ders aldı ve böylelikle bilgi teorisiyle tanışmış oldu. Neisser ayrıca Koffka’nın
Gestalt Psikolojisinin İlkeleri isimli kitabından etkilendiğini de belirtmişti.

Neisser 1950 yılında Harvard’dan mezun olduktan sonra yüksek lisans için gittiği Swartmore’da Gestalt psikologlarından Wolfrang Köhler’in gözetmenliğinde çalıştı. Doktora eğitimi için tekrar Harvard’a döndü ve 1956′da doktora eğitimini tamamladı.
Bilişsel yaklaşıma doğru giderek artan bir ilgi olmasına rağmen Neisser akademik kariyer için davranışçılıktan başka çıkar yol görmemişti. “Ne öğrenmek zorunda olduğun önemliydi. Öyle bir dönemdi ki, bir farenin üzerinde gösteremedikçe hiçbir psikolojik fenomen gerçek sayılmazdı” (Baars’dan alıntı, 1986, s. 275) .
Neisser davranışçılığı sadece tuhaf değil, aynı zamanda biraz da “saçma” buluyordu. İlk akademik işini Brandeis Üniversitesi’nde bulduğu için şanslıydı, çünkü burada psikoloji departmanının başkanı Abraham Maslow idi. 0 dönemde Maslow da davranışçı eğiliminden kopmuş, kendi hümanistik yaklaşımını geliştirmekteydi. Maslow Neisser’ı hümanistik psikolojiye yönlendirme veya hümanistik psikolojiyi psikolojinin üçüncü gücü yapma konusunda başarılı olamadı ancak Neisser’a bilişsel konulardaki ilgilerini devam ettirebilmesi için bir fırsat sağlamış oldu. (Neisser daha sonra hümanistik psikolojinin değil, ama bilişsel psikolojinin üçüncü güç olduğunu iddia etmişti.)
Neisser 1967 yılında, “alanı kuran ve adını veren”
Bilişsel Psikoloji isimli kitabını yayımladı (Goleman, 1983, s. 54) . Kişisel olduğunu öne sürdüğü bu kitap gerçekle kendisinin nasıl bir psikolog olduğunu ve nasıl bir psikolog olmak istediğini anlatıyordu. Kitap ayrıca yeni psikolojiyi de tanımlıyordu. Bilişsel Psikoloji oldukça popüler oldu ancak Neisser kendisinin bilişsel psikolojinin “babası” olarak gösterilmesinden çok rahatsız olmuştu. Yeni düşünce ekolü kurma isteği yoktu, fakat kitabı psikolojiyi davranışçılıktan uzaklaştırmaya ve bilişsel anlayışa yakınlaştırmaya çok yardım.etmişti.

Neisser bilişsel terimini “duyusal verilerin dönüştürüldüğü, indirgendiği, detaylandırıldığı, saklandığı, hatırlandığı ve kullanıldığı” süreçler açısından tanımlamıştı. “Biliş insanoğlunun yapabilmesi mümkün olan her şeyi kapsıyordu” (Neisser, 1967, s4) . Bu nedenle bilişsel psikoloji duyum, algı, hayal kurma, hafıza, problem çözme, düşünme ve diğer tüm zihinsel faaliyetlerle ilgileniyordu.
Alanın tanıtılmasını sağlayan kitabın yazılmasından dokuz yıl sonra, 1976′da, Neisser
Biliş ve
Gerçeklik
isimli kitabını yazdı. Neisser bu kitabında bilişsel düşüncenin daralmasından ve gerçek dünya ortamları yerine yapay laboratuar ortamlarından veri elde etmesinden duyduğu hoşnutsuzluktan söz etmişti. Artık yanlış bulduğu bir düşünceden uyanmış, bilişsel psikoloji hareketinin, insanların gerçek dünya problemleriyle nasıl uğraştıklarına ilişkin bir anlayışa ancak çok az katkıda bulunduğu sonucuna ulaşmıştı.

Ve bilişsel psikolojinin kurulmasındaki en önemli şahsiyetlerinden birisi olan Neisser bir eleştirmen olarak daha önce davranışçılığı eleştirdiği gibi bilişsel psikolojiyi eleştirir oldu. 17 yıl Cornell Üniversitesi’nde kalan Neisser halen Atlanta’da Emory Üniversitesi’ndedir.
Bilgisayar Metaforu
Saatler ve otomatalar 17. Yüzyıl mekanik dünya görüşünün (geniş anlamda insan zihninin) metaforlarıydı. Bu mekanikler kolayca elde edilebilir ve kolayca anlaşılabilir modellerdi. Günümüzde mekanik evren görüşü ve ondan türeyen davranışçı psikolojinin yerine, fizikteki yeni bakış açısı ve psikolojideki bilişsel hareket geçmiştir.
Saat artık 20. Yüzyıl insan düşüncesi görüşü için iyi bir örnek değildi. Yeni bir metafora ihtiyaç vardı ve bir 20. Yüzyıl makinesi olan bilgisayar bir model olarak hizmet etmeye başlamıştı. Psikologlar bilgisayarların işleyiş şekillerini giderek artan bir şekilde bilişsel fenomeni açıklamak için kullanmaktaydı. Bilgisayarların yapay bir zeka sergilediği varsayılmaktadır ve işleyişi çoğunlukla insan terimleriyle betimlenmektedir. Örneğin bilgisayarların depolama kapasitesine hafıza, program kodlarına dil denilmektedir ve yeni nesil bilgisayarların geliştiği söylenmektedir (Campbell, 1988, Roszak, 1986) .
Aslında sembollerle uğraşan bir dizi komuttan başka bir şey olmayan bilgisayar programlarının insan zihnine benzer şekilde işlem yaptığı söylenebilir. Hem zihin hem de bilgisayar çok miktarda bilgiyi (uyancı veya veriyi) alıp kavrarlar. Bu bilgiyi işlemden geçirirler, yönetirler, depolayıp gerektiğinde geri çağırırlar ve çeşitli şekillerde üzerinde faaliyette bulunurlar. Bu nedenle programlama bilişsel insan bilgisi süreci görüşü için bir örnek oluşturur. Zihinsel işlemlerin açıklanmasına hizmet eden bilgisayarların kendisi değil bu programdır (yani donanım değil, yazılımdır) .
Bilişsel psikologlar bilişsel süreçlerle ilişkili herhangi bir fizyolojik süreçle değil, fakat nasıl düşündüğümüzün temelini oluşturan sembol kullanım düzeni ile ilgilenmişlerdir. Amaçlan “insanların hafızalarında depoladıktan ve kendilerinin cümleler kurup anlamasını, belirli deneyimlerde bulunmasını, hafızasına hükmetmesini ve yeni problemleri çözmesini sağlayan program kütüphanesini” keşfetmekti (Howard, 1983, s. 11) .
İnsan zihnine ilişkin bu bilgi işleme görüşü bilişsel psikolojinin temelini oluşturur. Psikoloji tarihi 100 yıldan fazla bir süre içerisinde çalışma konusuna model olmak üzere saatlerden metaforlara ilerlemiştir. Fakat her ikisinin de makine olması önemli bir konudur. Bu durum psikolojinin evrim süreci içerisinde eski ve yeni psikoloji ekolleri arasındaki tarihsel sürekliliği gösterir.
KAYNAK:

SCHULTZ, Duane P. & SCHULTZ, Sydney Ellen (2002) A History Of Modern Psychology
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

280 Görüntülenme2 Takipçi1 Yanıt

Konu Başlıkları