Bilmek istediğin her şeye ulaş

Yakın, orta ve uzun dönemde faizler düşer mi? Konut kredisi kullanıp ödeyemeyenlerin oranını biliyor musunuz?

Konut kredisine geçmeden önce bir defa zihinlerden söküp kazımamız gereken çok daha önemli bir konu var ve ekonomi ile ilgilenen herkesin bunu iyice bilmesi gerekir. Dünyadaki para sisteminin çalışma mekanizması sanıldığının aksine mal ve hizmete karşılık basılan banknot para üzerine kurulmamıştır. Bu sistemde para mekanizması, adına Merkez Bankası denen özel şirketin, bastığı her banknotu devlete satarak bundan faiz elde etmesi üzerine kurulmuştur. Yani devlet paranın sahibi değil, kiracısıdır. Bu da soygunun devleti de yuttuğunu ve avucuna aldığını gösterir. Böyle bir mekanizmada piyasadaki toplam fizikel (kağıt) paranın tamamı borçla üretilmiş paradır ve bu paranın artışı tamamen borçlanabilme üzerine kurulmuştur ve gerekli para borçlanabilme üzerine basılır... Yani özetle söylemek gerekirse, bu sistemde BORÇ=PARA yada PARA=BORÇ'tur. Sistemin adı Borca dayalı Para sistemi'dir (Ayrıntılar için internetten şu başlık araştırılabilir 'BDPS/KRS') Bunun manası piyasada borç varsa yeni para üretilir ve faizle devlete ve halka satılır, borç yoksa (borçlu birileri yoksa) yeni para üretilmez ve piyasa para sıkıntısı çeker.
İşte tam bu sırada devreye, Bankaların verdiği adına kredi denen sanal para girer. İnsanlar kredi ile bakkalların veresiye defterlerini birbiriyle aynı işlevde zannederek kredi kullanmaktan çekinmezler. Oysa kredi ile bakkalın veresiye defteri arasında siyahla beyaz kadar fark vardır. Bakkallar, piyasadaki mevcut fiziksel (kağıt yada madeni) para miktarına göre borç yazarlar, daha açıkçası hiç bir bakkal bir ülkenin toplam parasından fazla veresiye yazamaz. Ancak Bankalar daha merkez bankası matbaalarından basılıp piyasaya girmemiş kağıt parayı kredi hilesiyle insanların banka hesabına karşılığı olmayan ve sadece rakamdan ibaret olan bir parayı sanal olarak yatırarak insanları borçlandırırlar. Şöyle düşünün, kredi çekerek daha basılmamış bir kağıt paraya borçlandınız ve o kağıt parada zaten faizli borç olarak devlete satıldığından dolayı böyle bir durumda borç aldığınız paranın faizini matematiksel olarak asla ödeyemezsiniz. Çünkü borç, bileşik faizle uzayda sonsuza kadar gider. Bocun faizini de ödemek için Merkez Bankasından yine para sipariş edersiniz ve gelen para yine faizli olacağı için o paranın da faizini asla ödeyemezsiniz. Bu durumda devlet olarak sonsuza uzanan bir kısır döngünün içinde kıvranıp durursunuz.
İşte konut kredileri, araba kredileri ve kredi kartları ile yapılan alışverişlerin hepsini de bu temel bilgiyi düşünerek ele aldığınızda, insanların kredi kullanmakla aslında daha basılmamış paraya borçlandıklarını aklınıza getirmelisiniz

Konut kredileri de piyasada olmayan paraya karşılık kullanıldığından dolayı, insanları bankalara olan toplam kredi borcu bddk verilerine göre 2013 yılı itibariyle 780 Milyar TL'yi aşmış durumdadır. Oysa Türkiye piyasasındaki toplam fiziksel(kağıt) para miktarı ise 2013 yılı itibariyle sadece 60 milyar TL'dir. Bakınız bankalara olan toplam borç 780 milyardan fazla olduğu halde bu borcu ödemek için gerekli kağıt paranın toplam miktarı topu topu 60 milyar TLdir. Piyasadaki bu 60 milyarTL ile bankalara olan 780 milyar TL borç ödenebilir mi ödememez mi bunu ilk okul çocukları bile anlar. Soygunun büyüklüğünü görmeniz açısından bu iki rakamı verdim.

Konut kredileri gayri resmi bir stratejiye göre bir ülkenin borçlanabilmesi üzerine verilir. Bankalar borç kredi veremezlerse, kendilerinde hesapları olan mudiler paralarını aynı anda çekmeye kalktığında bankalar bu kadar parayı asla ödeyemezler ve iflas ederler. Bankalar bu ödeme darboğazına girmemek için sürekli kredi verecek yeni müşteriler bulmak zorundadırlar. Bunu için insanlara kredi vermenin başka bir yolu da onların birikimleri ile alamayacakları bir malı onlara kredi ile vermektir. Konut kredileri bunu için bulunmuş bir yöntemdir. İnsanlara ne kadar borç verirseniz, sizde faizde bekleyen parası olan müşterilerinizin parasını ödemekte zorlanmazsınız. Bankalar kredi çekmeye gelen müşteriler olmayınca yeni kredi verme yollarına baş vururlar ve konut kredilerinin faizlerini düşürerek ev sahibi olmayı göreceli olarak cazip hale getirirler. Bu durumda kredilerle o ülke borçlandırılır ve finansal olarak bankalara bağımlı hale getirilir. Bakınız Toki denen inşaat kuruluşu, Türkiyede son 10 yılda 500 bin ev yapmıştır. Bu evlerin her biri 100 bin TL olduğunu kabul etsek 100 bin X 500 bin=50 mliyar TL yapar. Yani başka deyişle piyasadaki toplam kağıt paranın 6' da 5'i konut kredilerini ödemek için kullanılıyor. Geri kalan 10 milyar TL de normal alış verişlerde kullanılıyor, Tabi bu miktar hiç bir zaman yetmiyor yetmeyince yine mecburen kredi kartı kullanılıyor. Süreç yine başa dönüyor, devlet yeni para sipariş ediyor, o da faizle veriliyor, faiz halktan vergilerle toplanarak ödeniyor. Konut Kredisini ödemeye çalışan halk vergi artışları ile krediyi ödemek için kullanacağı parayı vergi artışına kaydırıyor ve kredisini ödeyemez duruma geliyor ve hacizler başlıyor. Bakınız sistemi kuranlar nasıl bir hile üzerine kurmuşlar, sistem sürekli borç üretiyor.
Bugün dünya ekonomisi mal ve hizmete göre değil de borç üzerine kurulduğundan dolayı elinde parası olan küresel dev bankalar, bu paralarını faizlerin yüksek olduğu ülkelerde değerlendirmek isteyeceklerdir. Bu yüzden Türkiye onlar için yolunacak kazdır. Çünkü devlet parasını kendi basmayıp bankalardan faizle borç aldığı için artık borcu ödeyemez duruma geldiğinden yeni para kaynakları bulmak zorunda kalarak yabancı sermayeye el açmak zorunda kalmıştır. Sonuç yine değişmeyecek. Çünkü yabancı sermeye de parayı borçla vereceğinden soygun yine devam edecektir. Kısacası önümüzdeki süreçte faizler 2 hatta 3 kat yükselebilir.
  • Paylaş
2

Ahmet Avcı, Borç balonunun içinde bulunduğu ortamın sürekli büyümesi lazım. Bu paranın dönebileceği daha derin türev piyasalara ihtiyaç ortaya çıkıyor. Piyasa değerlerinin gitgide şişmesi şişirilmesi gerekiyor. Ama artık kredi balonu yemiyor patlamak üzere. FED finansal sisteme likidite pompaladıkça, büyüme başabaş kalamıyor, dış talebi arttırmak için düşük kur politikası izliyorlar.

Lakin bunlar finansal sistem sorununun tanımı, özü, 80 yıldır böyle bu emperyalist banker sistemi..Bu sorunun cevabı değil ama. Şu an ki kesit ne, neydi ne oldu, Türkiye' de gerçek anlamıyla Mortgage sistemi oluşacak mı, düşük faiz politikası devam edecek mi gibi?

Serkan Aydın, Borca Dayalı Para Sisteminin (BDPS) iyi tarafı; ucu kapalı bir sistem olduğundan dolayı çöküşü de kendi içinde barındırıyor olmasıdır. Burada önemli olan çöküşün ne hızda olacağıdır. Eğer çöküş düşük faizlerle zamana yayılırsa, insanlar ani bir şey farkedemezler iktidara itiraz edemezler böylece çöküş yavaş ve kalıcı olur. Eğer çöküş yüksek faizlerle hızlı olursa halk ani hava değişimini bir anda ve aynı anda fark ederek bıçak kemiğe dayandığı için topluca meclisi basarlar ve faizli kölelik sistemini başlarından def ederler. Burada küresel güçlerin izlediği taktik, Türkiye gibi ortadoğunun tarihi mirasını tek başına hafızasında saklayan bir ağabey devletin aniden çökmesini engellemektir. Bu yüzden Türkiyenin çökmesini zamana yayarak sistematik hale getirerek zaman içinde ara ara daha fazla taviz kopartmak istenmektedir. Faizin kuran da haram kılınmasının temel sebebi dini perspektif değil, ekonomik perspektiftir. Faizin yıkıcı etkisinden dolayı tüm dünya tek kurşun atmadan teslim alınabilir. Ancak insanlar sisteme baş kaldırmadıkları sürece köle olmaya devam edecekler. Biz genç nesile düşen görev ise insanları para sisteminin işleyişi konusunda aydınlatmak ve gerçeklerin üzerine örtülen örtüyü zihinlerde kaldırmaktır. Bunu başarabildiğimiz zaman devletimiz, ısmarlama başbakanlarla değil, kafa yapısı bilinen ve bilinçli olarak desteklenen liderlerin yönetmine kavuşacaktır.

Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

789 Görüntülenme5 Takipçi1 Yanıt