Bilmek istediğin her şeye ulaş

Yaratıcılık nasıl kazanılır?

Yaratıcılık her insanda olan bir şey gelişim aşaması ise nefes almaya çevreni gözlemlemeye başladığın ilk andan itibaren devam eden bir süreç, bu gelişimi etkileyen toplum, yakın çevre ve birçok etmen var nasıl bir ortamda nasıl bir çevrede olursanız olun kendinizi sınırlandırmayın. Sınırlandırmadan düşünmeyi başaran her insan yaratıcılığını fazlasıyla geliştirir.
  • Paylaş
Yaratıcılık doğuştan gelen bir yetenektir, kazanılmaz ama bir kırıntısı bile mevcutsa geliştirilebilir. Bu da yaratmaya yeteneğiniz olan şeyi yaratmaya 10 000 saat harcadığınızda en üst noktasına ulaşır. 5 000 saat ile hobi yaratıcı, 7 000 saat ile hoca yaratıcı, 10 000 saat ile ise usta yaratıcı olunur. Aman diyorum sayın dindar arkadaşlar burada yaratılanın sizin yaradanınızla bir alakası yok, sakın yanlış anlamayın. Bu tür yaratıcılıkla sadece fani şeyler yaratılabiliyor... .
  • Paylaş
Yaratıcılık her insanda doğal olarak varolan bir olgudur bana kalırsa. Zamanla kazanılmaz ama gelişebilir. Bazı insanlarda ketlenIenip, ortaya çıkması engellenebilir. Çünkü yaratıcı olabilmek için hiç bir kalıba bağlı olmadan, tamamen özgür olmak gerekir.
'-Meli -malı' lar yaratıcılığın katilidir. Özellikle çocuklarda bu yeteneklerin körelmemesi için karşılaştıkları problemler için çözüm üretmelerine fırsat vermek; oyunlarında, resimlerinde vb. Onlara belli kurallar ve kalıplar dayatmadan, özgürce hareket edebilecekleri bir ortam yaratmak gerekir. Tabi hayatın gerçekliğinden tamamen kopmuş, hiç bir kural tanımayan çocuklar yetiştirmekten bahsetmiyorum ama en azından oyun ve sanat etkinliği saatlerinde kurallar minimumda tutulup, özgürce hareket edebilmeleri yaratıcılıklarını geliştirecektir. Bazı kişilerin de hayattaki temel motivasyonu yaratıcılıktır. İsteseler de bir kalıba giremezler, hayatı kendi perspektiflerince algılarlar. Anlaşılmadıklarında ve diğerleri gibi düşünmeleri istenildiğinde ise bunu nasıl yapacaklarını bilmedikleri için insanların bu beklentisini karşılayamaz ve kabuklarına çekilebilirler. Bu konuda 'Taare Zameen Par' filmi şiddetle öneriyorum.
  • Paylaş
Şaman (@chamacon) 'a tamamiyle katıldığımı söleyerek başlayacağım. Hasbel kader iyi yaptığımı düşündüğüm tasarımla alakalı olarak yanıtlayacak olursam; ilk olarak hala çok iyi olduğunu düşündüğüm mimar hocam sayesinde iyi ve farklılık içeren bir şey (yaratıcı olan şey belki bu iki kelime ile özetlenebilir) ortaya koyabildiğime ikna edildim. Demek istediğim şu; sizin de kabul ettiğiniz bir üst merci tarafından onaylanmakla başlar yaratıcılık. Zaten o noktadan itibaren, en azından ilk başlarda öle bir şevkle dolarsınız ki, kendinizi kaybedecek kadar çalışmaya, aklınızı meşgul etmeye, ciddi bir mesai ayırmaya başlarsanız. Doğal olarak bu şevk bir süre sonra inişe geçer veya aldığınız tepkiler her noktada sizin beklediğiniz kadar iltifat almaz. Eğer ki zaman zaman tekrar motivasyonunuz yükseliyorsa ve bir noktadan sonra artık onay, iltifat beklemeden kendi yaptığınız şeyi kendiniz onaylamaya başladıysanız "yaratıcılık" kazanmışsınız demektir.
  • Paylaş
Sürekli deneyerek bıkmadan usanmadan tek bir seçenekle değil bir çok seçenek kendimize sunarak yapabiliriz...
  • Paylaş
Benim inandigim birsey var. Biz daha bu dunyaya gelmeden herseyi biliyorduk, dunyaya geldigimizde bildiklerimizi unuttuk ve yasadikca hatirliyoruz. Dejavu da bundan olunur zaten. İste bu yuzden yaraticilik dedigimiz sey bir anda bildigimiz hatta herkesin bildigi ama hatirlayamadığı seyi hatirlamaktir. Bunun icin cok zeki yada cok calismana gerek yok. Bu tamamen ortam sartlari ve o an ki durumun senin hafizandakilerle uyusmasi halinde cikan birseydir. Tabi esas olan sey o konuyu dusunmektir. Ucagi bulan adamin aklina bu turku soylerken gelmemistir. Nasi ucucam derken bu cikmistir. Yani onemli olan o fikir cercevesinde dusunup beyninize uygun ortam saglamak
  • Paylaş
5

Rasih Uğur Uyanık, Doğmadan önce nasıl öğrenmistik peki. Öğrenmemiş miydik yoksa. O zaman her doğan insan da aynı bilgi mi var. Hani o bahsettiğiniz fikri ne oluyor da düşünmeye başlıyoruz. Hadi diyelim ki düşündük, düşündükçe yaptığımız araştırmalar sonucunda vardığımız sonuçlar ve yeni sorular hep o derinlerdeki bilgiyi hatırlamak için mi. Tek başına yapılan yaratıcılık hatırlama seansları neyse de ekip halinde yapılan onca deney nolacak. Herkes birbirinin gözünün içine mi bakıyor, biri hatırlasa da eve gitsek diye. Cidden anlamak için soruyorum. Sorularımın cevaplarını hatırladınız mı

Veysel Aydoğan, Felsefeye ilginiz yok anlasilan. Cunku bu benim uydurdugum bi anlayis degilfelsefi bir gorus. Ben inanclariminda etkisiyle boyle bir seyin dogru oldugunu kabul ediyorum. Benim anlatmak istegim sey aslinda zeka dedigimiz seyin bir hatirlama yetenegi oldugudur. Biz varolmadan bize ogretilen bilgiler biri sana soru sorarsa bu cevabi ver tarzinda degil. İnsanin kapatisesi dogrultusunda bilgilerdir. Mesela bizden 2000 yil onceki adamlarda bizim bildigimiz kadarini biliyordu. Ama hatirlatacak uygun ortam yoktu. Bir bilim adami hucreyi bulmus yillar once ama bugunkok ucre hatta yapay organ yapiliyor niye biliyomusunuz her olan gelisme bize bildiklerimizi hatirlamak icin ortam saglar. Grup calismasina gelince bu baska bir olay orada insanlar gorus one surerler buda sizin aklinizda parcalarin birlestirilmesine yardimci olur. Yani hic bir zaman grup calismasi dedigimiz olayda herkesin aklina birden ortak bir fikir gelmez

Rasih Uğur Uyanık, Dogmatik bilgi ile felsefik bilgi arasındaki farkı bildiğimi ve felsefeyi okuyandan çok uygulamaya çalışan biri olduğumu belirtme ihtiyacı duyarak başlamam gerekirse; sıraladığım sorular da tam da bu yüzden. Kabullendiğiniz bilgiyi tartışmaya açmak, tahmin ettiğim kadarıyla felsefik olmaktan ziyade spritüel aralıktan çıkartıp daha ele avuca gelebilecek bir tartışma aralığı yakalamak. Tercih ederseniz tabi.

Veysel Aydoğan, Felsefenin temelinde kabullenmek diye birsey soz konusu degil. Kaldiki bu soylediklerim benim gorusumde degil. Ha yine cok merak ediyorsaniz konu basliklarini veririm arastirirsiniz. Samimi oldugunuzu dusunsem usenmeden anlatirim ama sirf elestiri icin yazdiginizi dusunuyorum. Yada bilgisizliginizden bu yorumlariniz

Rasih Uğur Uyanık, Bir önceki yorumunuz tekrar okursanız neden kabullenmek eylemini cümle içinde kullandığımı kolaylıkla anlayabilirsiniz. Sanırım aynı tartışma frekansından yakalamayacağız. Teşekkürler cevaplarınız için...

Ben, çok planlı çok programlı, çok keskin aşamalardan geçerek oluşturulduğuna inanmıyorum somutlaşmanın.
Herşeyin yalın, basit bir çizgiden ortaya çıktığı gerçeğİni, bir başka deyişle başlangıcın bir mucize olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.
Bu kimi zaman bir sözdür, kimi zaman bir bakış, bazende o güne kadar yaşadığınız herşey.
İlahi bir kudret gibidir bu. Siz farkında olmadan kağıda sevinçlerinizi, hüzünlerinizi, korkularınızı, tutkularınızı, kısaca insanlığınızı çizersiniz.Başka hayatlardaki başka yolları, başka adımları çizersiniz. Umutla karışık bir endişeyle el ele yürürsünüz.
Sonra orada yaşayacak olanlar, içeri girip yerleştiğinde, yanlarında getirdıkleri belki eski belki yeni eşyalarını yerleştirdiklerinde,
yorgunlukla birbirine bakıp şükrettiklerinde, siz O evin ışığının yanmasını beklersiniz. İşte o ışık yandığında işiniz tamamen bitmiş olur.
gülümsersiniz ve sokaktaki karanlığa karışıp gidersiniz. . .
  • Paylaş
Gördüğün şeyleri hayalinde biçimlendirerek gördüğün şeyleri başka şeylere benzeterek kazanılabilir ?

Mesela sokakta yürürken gök yüzünde ki bulutları hayvanlara cisimlere benzetmek bir yaratıcılık dır .. .
  • Paylaş
Tesadüfen... Belki bir şans yahut lütuf.
  • Paylaş
Yaratıcılık hayatındaki seni mutsuz insanları çıkartarak olur... .
  • Paylaş