Bilmek istediğin her şeye ulaş

Yolsuzluklar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yolsuzluklar hakkında bir şey düşünmeye başlamadan önce bazı şeyleri gözden geçirmekte fayda var. Öncelikle, dış mihrakların, faiz lobisinin (87 milyon euro yolsuzluk yapılan bir yerde bir de 'faiz lobisi' derseniz gülerler size) komplosu demeden önce, bir yolsuzluk olduğu gün gibi ortada. Önemli olan ne zamandan beri var bu (bana sorarsanız 11 yıldır, AKP iktidara geldiğinden beri var)? Ve neden şimdi ortaya çıkartıldı?

Bu aşamada hemen öncesinde neler oldu ona bakmak gerek ki bu aşamada da 2 önemli olay veya anlaşma çıkıyor karşımıza:
  1. Çin'le yapılan yeni füze anlaşması.
  2. İran ile (dolarla değil de) altın üzerinden petrol alımı (altın da İran'a Halkbankası üzerinden aktarılıyor burada) .
Şimdi de petrolü altınla satan geçmişteki örneklere bakalım:
  1. Kaddafi,
  2. Saddam,
  3. Esad ve geriye sadece İran kalıyor bunlardan o da ambargo altında.
Üçünün sonunu biliyoruz. Buna bir de Erdoğan eklendi. Hatta iş başına geldiğinden beri "tek adam"a da oynadığını düşünürseniz Erdoğan'ın, üç örnekteki gibi bir "diktatöre" dönüşmeye başladığını da fark edersiniz. Diktatörlük meselesi bir tarafa, burada ABD'yi rahatsız eden füze ve İran'a altın ödemesidir. Çünkü altınla yapılan her ödeme, ambargoyu delmeyi bırakın, ABD ekonomisine darbedir (bunun için Google'da ufak bir araştırma yapmanız yeterli) ...

İşte yolsuzlukların şimdi açığa çıkartılmasının nedeni de budur. Yalnız dikkat edin "yolsuzluk yoktur, bu komplodur" demiyorum. 'Açığa çıkartıldı' diyorum. Çünkü bu AKP'ye sunulan bir fırsat veya rüşvettir 11 yıllık iktidarı boyunca. 11 yıl önceki seçimlerden bir kaç ay önce ABD'ye giden Erdoğan, o seçimlerde hemen iktidara taşındı. Ona belli bir paket sunuldu orada, bunlara uyarsan/uygularsan seni (ve kabineni) de zengin ederiz dediler (11 yılda servetinin 355 kat artışı boşuna değil başbakanın. Başbakan maaşıyla nerde/nasıl servet yapılır?) . İşte bugün açığa çıkartılan yolsuzluklar budur. ABD'nin kontrolünden çıkmaya ve diktatörlüğe oynamaya başlayan Erdoğan bir şekilde iktidardan indirilmelidir; bu da şimdiye kadar yolsuzlukların kanıtlarının servis edilmesiyle yapılmaktadır. Burada ABD - Cemaat - AKP zinciri devreye girmektedir. ABD, Pensilvanya'da beslediği Fetullah'a emir vermekte, o da emniyetteki kadrolarını devreye sokarak delilleri servis etmektedir. Bütün deliller de sözde son bir yıldır devam eden teknik takibe eklenmektedir (Gezi eylemlerinin başından beri geçen süreyi ve öncesini de düşünürseniz bu süre gayet makuldür). Zira Gezi eylemlerinde halka saldıran, Ergenekon'da delil yerleştiren emniyet birden gelen emirle ters dönerek aksi yöne doğru harekete geçmektedir. Yoksa 11 yıldır neden kimse fark etmedi bu yolsuzlukları? Neden izin verildi buna? Çünkü bir karşılığı vardı. Ancak delilleri sunanlar da en az yolsuzluğu yapanlar kadar bu yolsuzluğa ortaktırlar zira, delilleri arşivleyen, kasetleri, görüntüleri kaydedenler onlardır; nedeni de yaptıkları bu ittifakı zamanı gelince karşı taraf lehine kullanmaktır...

Kendi adıma ben 11 yıldır bu iktidarın ne paralar üzerinde oyunlar çevirdiğini düşünemiyorum bile. En basiti, eskiden 10 yılda bir çıkan imara açma kararları 11 yıldır istendiği anda açılıyormuş. Bu da en başta akla Ali Ağaoğlu'nu getiriyor tabi. Bir de yandaşlarına, akrabalarına verdikleri/kazandırdıkları ihaleler var tabii...

(Son bir not; umudu CHP olan Sosyal Demokratlar'a gelsin. Kılıçdaroğlu 1 ay kadar önce senatonun davetiyle ABD'ye gitti, öncesinde ve sonrasında da ABD büyük elçisiyle sık sık görüştü ve hala görüşmekte. Hatta en son Kılıçdaroğlu, gerekirse sandalyemi Sarıgül'e bırakırım dedi... Her kim ki ABD'ye gittiyse seçimden önce, o iktidara gelmiştir bu ülkede! )
Oyu biz kullansak da iktidarı ABD seçiyor. . .
  • Paylaş
8

Sevgiseli, Çok güzel açıklamışsınız.

Uğur Çakmak, Keşke şöyle 4-5 defa beğenebilme olsaydıda beğenseydim :)

İsmail32107, Ozellikle yazinin "Son bir not "kismina cok guldum , Allah ta seni guldursun. Yahu cikartalim su at gozluklerini gozumuzden, futbol takimi tutar gibi parti tutmaktan vazgecelim.Yasanan olaylar icin ulkemi kotu etkiliyor mu etkilemiyor mu diye dusunurek , olmasi gereken ne olmali diye yaklasalim. Her yasanan olaylardan bir ders cikar. Bak hukumettenden guclu bir el varmis.Kimseye haber vermeden dogru-yanlis elindeki belgelerle operasyon yapiyor. CHP iktidar oldugunda onada boyle bir operasyonun yapilmayacaginin garantisi var mi? Bir de CHP baskaninin elinde yolsuzluk dosyasi olan Sarigul e sandalyenin birakilmasindan bahsetmissin.Kilicdaroglundan hic bahsetmiyorum, kendisi ortada bukadar kotu bir siyasetciyi birdaha gormeyiz insallah.CHP nin ici saatli bomba gibi hani olaki genel secimlerde iktidar olsa hemen icinden, bir BDP, sag, milliyetci,.... partiler cikacak.

Solsoledo, Teşekkürler @Sevgiseli ve @ugurcmk ama birinizin beğenisi boşa gitmiş :) o kadar dedim ben bu "beğenme" butonu olmasın diye bu kardeşlere :) olacaksa bile sadece puanı düşürmeli (ben bunu dediğimde puan olayı portakalda vitamindi henüz :) )
ve @ismailcan32 o zaman "durmak yok, gülmeye devam" :)
Hepinize teşekkürler yorumlarınız için...

Nzn Erd, kesinlikle çok güzel bir paylaşım olmuş...

Ahmet Avcı, 87 milyon değil milyar euro..yolsuzluk değil aklama..yaklaşık 130 milyar dolar..İran petrol gelirlerini İran MB si aracılığıyla, altına dönüştürüp, sisteme sokuyorlar..R.Z. tek başına bu işi çevirecek çapta biri değil, o görünen bir figür..Hülasa, Türkiye ABD ye karşı İran a uygulanan ambargoyu deliyor.Bunlar da işin içindeki görevliler.

Muhammed Göksu, Oyları atanlar değil , oyları sayanlar iktidarı belirler.

Solsoledo, Muhammed Göksu, (@Mgoksu) Oyları sayanlar -SEÇSİS ile- ABD zaten...
toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topi...

Kaan Kara, (@Simsiyah) Demek ben az bile demişim dostum, yazarken "herhalde milyar değildir" diye düşünmüştüm, "o kadar da değildir artık" demiştim. Yani, aklama varsa herhalde o kara olduğu için aklanıyordur bir şekilde veya kayıt dışı olduğu için... Tabi Reza bir kaç yıl önce bu iş için özellikle getirilmiş buraya, sözde yatırım yapacak şirket kuracak vs...

Biraz da ben yazayım istiyorum arkadaşlar. Yolsuzluk meselesinin Türkiye'deki tarihinden başlayalım. Özellikle 90'lı yıllar yolsuzluk konusunda çok bereketli geçmişti, internetten bulduğum başlıklar şu şekilde:

1990'lı yıllar:
  • İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü'ndeki yolsuzluklar
  • Gençlik ve Spor Bakanlığındaki yolsuzluklar
  • Bayındırlık Bakanlığı
  • Halk Bankası
  • Türkiye Kalkınma Bankası
  • Petrol Ofisi
  • TMO
  • Özelleştirme kapsamındaki EBK, SEK, YEM Sanayi, Sümer Holding, Tofaş, Tedaş ve Turban ile TRT, Türk-Sat, Tarım Kredi ve Sait Halim Paşa Yalısı

Ses getiren yolsuzluk soruşturmaları ise şu şekilde anılıyor:

Bedrettin Dalan (İstanbul'u imara açan başkan olarak biliniyor) .
  • Belediye başkanlığı döneminde Üsküdar sahilini imara açtı.
  • Dolmabahçe Sarayı'nın karşısındaki Gökkafes'e imar izni verdi.
  • 1986-88 arasında Tarlabaşı yıkımlarıyla bugünkü Tarlabaşı Bulvarı ortaya çıktı.
  • Unkapanı'nda bulunan İstanbul meyve-sebze hali Avrupa Yakası'nda Bayrampaşa'ya, Anadolu Yakası'nda İçerenköy'e taşındı. Bu imar harekatı yolsuzluk iddialarını gündeme getirdi.
  • 1986'da kurulan "Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu" tarafından 35 dosyası Meclis'e taşındı. İmar yolsuzluğu iddialarından sonra İstanbul'da Dalan dönemi sona erdi.
  • Sonraları Yeditepe Üniversitesi'ni kurdu ve vakfın başına geçti, üniversitenin bulunduğu arazi ile ilgili de hakkında bazı iddialar ortaya atıldı.

Bedrettin Dalan AKP döneminde Ergenekon soruşturması kapsamında yargınlanıyor ve şu an ABD'de.

Civangate ve Emlak Bankası Skandalları"Selim Edes, 1985'te Emlak Bankası'na sattığı bir arazinin parasının tahsil edememesi üzerine, Emlak Bankası Genel Müdür Yardımcılığı, Denizcilik Bankası Genel Müdürlüğü ve Emlak Bankası Genel Müdürlüğü (1989-91) yapan Engin Civan'a alacağının tahsili için rüşvet verdiğini itiraf etti. Alaattin Çakıcı'nın talimatıyla harekete geçen Davut Yıldız, Mecidiyeköy'de pusu kurduğu Civan'ı otomobilinin içinde vurdu. Yargılama sonunda, Edes'ten rüşvet almak suçuyla yargılanan Civan, 7 yıl 6 ay hapis ve 62.5 milyar TL para cezasına çarptırıldı. 550 gün hapis yatan Civan, 2 Nisan 1996'da tahliye edildi. Tahliyesinden sonra ABD'ye gitti. Haziran 1998'de para cezasının bir kısmını ödememesi nedeniyle Türkiye'nin iade talebiyle ABD'de kısa süre tutuklandı. Ancak aynı yıl içinde 56 milyar 250 milyonluk para cezasını ödeyen Civan'ın iade isteminden vazgeçildi. "

Türkbank ve Mesut Yılmaz
"1998 yılında yaşanan Türkbank Skandalında Korkmaz Yiğit'in yayınlanan "İtiraf Kaseti" sonucu ANAP-DSP-MHP koalisyonu yıkılmış, Mesut Yılmaz için Yüce Divana giden yolun önü açılmıştı. TBMM'de kurulan özel bir komisyon bu konuyla ilgili olarak çok sayıda siyasetçi ve gazetecinin ifadesini almıştı. Komisyon hazırladığı raporda Mesut Yılmaz'ı ihaleye fesat karıştırmaktan suçlu bulmuştu. "

Tansu Çiller'in mal varlığı tartışması
Kendisi boğaz kıyısında bir villada yaşıyor.

"Çiller'in milletvekili seçildikten sonra TBMM Başkanlığı'na sunduğu mal bildirimi ile daha sonraki bildirimleri bir tablo halinde incelendiğinde, mallarındaki artışın hiç de usulüne uygun artışlar olmadığı, kanunlara, hukuka ve genel ahlaka aykırı şekilde elde edilebilecek fahiş artışlar olduğu görülmüştür. " ifadeleri yer aldı. Servet artışı 1.605 milyon dolar olarak hesaplandı. Buna Demirbank'tan 1992 yılında alınan kredi de eklendiğinde, izahı gereken ve soruşturmaya esas olması gereken tutar 2 milyon dolar şeklinde belirtildi. O günkü döviz kurları dikkate alındığında Çiller'in 471 milyar 234 milyon lirası sorgulandı. "

İSKİ ve SHP Dönemi
İSKİ yolsuzluğu, önce SHP ve sonrasında CHP'nin İstanbul'dan silinmesinin nedeni olarak gösterilir.

"Ergun Göknel; rüşvet, yolsuzluk ve mal beyanında bulunmamaktan 1993'te tutuklandı. Toplam 12.5 yıla mahkum oldu ve 5 yıl hapis yattı. Köknel'in ihaleleri paravan şirketlere aktardığı öne sürüldü. "

Selçuk Parsadan
Bence en ilginç hikaye budur, adam Çiller'i dolandırıp örtülü ödenekten para almıştı:
"Selçuk Parsadan, sinema sanatçısı Perihan Savaş'ın adını kullanarak, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i, Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan'ı, dönemin Başbakanı Tansu Çiller'i, Adnan Polat'ı, dolandıran Parsadan, en büyük vurgununu örtülü ödenekten aldığı para ile yaptı. 2 Kasım 1995 günü emekli Orgeneral Necdet Öztorun'un sesini taklit eden Parsadan, Tansu Çiller'i telefonla arayarak, "Kemalistler Derneği" için 5,5 milyar lira ister. Para ertesi gün Başbakanlık Örtülü Ödeneği'nden Parsadan'ın hesabına yatırılır. Olayın emniyet tarafından öğrenilmesinin ardından Parsadan 10 Mayıs 1996'da Edremit, Balıkesir'in Altınoluk kasabasına gider ve gizlenir. Bu arada cep telefonu ile canlı olarak bağlandığı televizyon programlarında Çiller için saf bayan tanımlamasını kullanan Parsadan, kendi deyimiyle "hükümet destekli ülkücü mafyanın" peşinde olduğunu bildiği için hayatından endişe ediyordu. 2001 tarihinde kanser hastalığından kurtulamayarak öldü. "

Bu esnada dünyada yolsuzluk ne durumda diye soracak olursanız:
  • Watergate Skandalı: 1972-1974 Amerika Birleşik Devletleri'nin başkentinde gelişen ve Başkan Richard Nixon'ın istifa etmesiyle sonuçlanan siyasi bir skandaldır. Şiddetle şunu okumanızı öneririm: tr.wikipedia.org/wiki/Watergate_skandal...
  • İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi: Vergi yolsuzluğu ile suçlandı; tr.wikipedia.org/wiki/Silvio_Berlusconi
  • İran-Kontra ve Irangate (1986) : ABD yönetimindeki bazı kişilerin İran'a silah satması ve geliri ile illegal yollardan Nikaragua'da dönemin solcu yönetimini devirmek amacı ile anti-monünist kontraların desteklenmesi.
  • WorldCom: ABD tarihinin en büyük muhasebe yolsuzluğu ile iletişim şirketi WorldCom, Ocak 2001-Mart 2002 döneminde karını 3.8 milyar dolar yüksek gösterdi.
  • Enron: Enerji şirketi Enron, bilançoda karını şişirerek yüksek gösterdiğini kabul etti.
  • Andersen: Enron şirketini denetleyen Andersen isimli şirkettir. Andersen şirketi Enron ile ilgili belgeleri yok ettiği için "adaleti engellemekten" ceza aldı.
  • Adelphia, Tyco, Global Crossing: Bu şirketler ve bazı yöneticileri de benzer şekilde "yüksek kar gösterme", "vergi kaçırma" ve "düzmece iflas" gibi sebeplerle soruşturuldular.
  • Merrill Lynch: M. L. New York savcılığı ile anlaşmaya vararak 100 milyon dolar ceza ödedi.

Şimdi bunlara baktığımız zaman görüyoruz ki, dünyada yapılan ve göze batan yolsuzlukların büyük bir çoğunluğu şirketlerde ve onların yöneticileri aracılığı ile gerçekleşen yolsuzluklar. Türkiye'de ise durum tam tersine, siyasetçilerin içinde bulunmadığı yolsuzluklar neredeyse hiç yok. Ve durum böyle olunca dokunulmazlık zırhının neden çıkarıldığı ve neden kaldırılmadığı da ortadadır.

Yolsuzluklar, her zaman olabilir ancak önemli olan bunları adil biçimde yargılayıp cezalandırabilmektir. Ayrıca, dokunulmazlık ne saçma şey. Sana ben niye dokunamıyorum kardeşim, kimsin ki sen?

Günümüze gelirsek, AKP döneminde gerçekleşen yolsuzlukların boyutu hakkında bir fikir söyleyebilmek çok kolay değil. Yolsuzluk olduğu kesin ancak ne kadar büyük olduğu konusu ise net değil. Çünkü, henüz soruşturma bile zar zor açılmış durumda. Bence, şimdiye kadar yapılmış yolsuzlukların hiç biri bu dönemde olduğu kadar büyük boyutta olmamıştı. Neden derseniz, öncelikle yolsuzluğun gerçekleşebilmesi için gereken tüm alt yapı son 12 yılda fazlasıyla mevcut. Tek parti iktidarı var, devlet kurumları kontrol altında, sorgulayacak ya da denetleyecek yapılar bile kontrol altında. Dolayısıyla, böyle rahat bir ortamda korkmadan, çekinmeden her türlü kazanç rahatça elde edilmiştir.

Peki bunun sonunda hesap vermeyecekler mi diye soracak olursanız; evet, vereceklerdir ancak ufak bir ihtimal bile olsa bundan kurtulabilirler. Hatırlar mısınız bilemiyorum daha bir kaç yıl önce maliye bakanımız vardı; "Kemal Unakıtan". Hakkında envayi çeşit iddia vardı, hatta sırf oğlunun şirketi için yasa çıkardığı söyleniyordu. Ne oldu? Şimdi ne yapıyor? Cevap; hiçbir şey. Benim esas çekindiğim şey, bu durum...

Bundan yıllar sonra, bizler çocuklarımıza bu yaşananları anlatıyor olacağız ancak işin sonunda "peki ne oldu bu kişilere" sorusuna cevap verebiliyor olursak bence geleceğimiz daha parlak olacaktır.

Yolsuzluğu engellemek mümkündür, kabul etmek ise bence aptallıktır.
  • Paylaş
Yargı özelleştirilmeseydi iyiydi!
  • Paylaş
"Siz bir ana yol yapar ve gerisini yasak ederseniz eğer, ya yol yolsuzluk, ya yolsuzluk yol olur"

- Ferhan Şensoy, "Bana Bir Şeyhler Oluyor".
  • Paylaş
1

Sevgiseli, Yılmaz Erdoğan'ın değil miydi o oyun?

Filler tepiniyor ve olan yine çimenlere oluyor! Bu arada kullanılıyor olsa bile varsa bir yolsuzluk, kim olursa olsun yargılanması ve cezalandırılması gerekir
  • Paylaş
Tıpkı Mehmet Volkan Balbay (@mvolkanbalbay) arkadaş gibi bende üzgün, kırgın, mutsuz hissediyorum. Yorumlarında dini söylemleri çok kullanmam genelde, lakin ülkedeki bu süreci cahiliye dönemindeki insanların paygamberimize gösterdikleri dirence benzetiyorum. Kur'anda (apaçık) diye kullanılan bir ifade var çok yerde geçer. Bugün de yolsuzluklar ve her şey apaçık ortada iken toplumun bir akıl tutulması yaşadığını görmek çok kötü bir his. Halbuki daha önceleri bu toplum bu tür yolsuzlukları cezalandırırdı. O duyarlı insanlar nerede?

APAÇIK APAÇIK APAÇIK her şey.
  • Paylaş
Madem haklı sizsiniz peki niye bu kadar bağırıyorsunuz diye sormak istiyorum başbakana, bence ortada gerçek bir yolsuzluk var ve üstü kapatılmaya çalışılıyor.
  • Paylaş
Bir anda hiç kimsenin duymadığı varlığından haberdar olmadığı, ultra mega bir Ergenekon diye örgüt icat edilip, Balyoz diye bir darbe planı yazılıp, herkes bu örgüte ve planlara üye yapıldı, keşfedilmemiş yazı fontlarıyla yazılan belgeler, polisin telefon rehberini sim karta yüklemesi esnasında yakalanması gibi türlü tuhaflıklarla, bütün TSK yakın gelecekteki milli görüşlü yönetim kademesi tasviye edildi. Son kalanları da alt seviyelerde casusluk ayağına süpürülecekti, bakıldı ki dermanları kalmadı, ellerinde kalacak, bu kadar yeter deyip rafa kaldırdılar.

Bir gecede Deniz Baykal alaşağı edildi. Mübarek bütün hizipçiliğiyle nam almıştı, koltuğa geçince de zamkla yapışmıştı, sittin sene kimse onu oradan kaldıramazdı. Milliydi, akıllıydı, zekiydi, aydınlıktı, tam da artık devlet adamıydı, karizmatikti, hitabet yeteneği güçlüydü, donanımlı ve entellektüeldi, kolay kolay mevcut hiçbir lider bir canlı yayında aşık atamazdı, hiç bu işlere kalkışmadılar da zaten. Tam da bu memlekete çok fayda sağlayabilecek olgunluğa gelmişti.

Bir gecede MHP'nin bütün beyin takımı darmadağın oldu (-ilk seçimde de sonucunu göreceğiz daha göremedik). Oysa tam da bu tepki, anti hareketin meydanlara atlayacağı zamandı.

Bir anda bütün cep telefonu operatörlerinin kapsama alanında olduğu ve nokta Koordinat bulunabileceği halde, bir milliyetçi partinin sürpriz çıkış vaat eden parti liderinin helikopteri düşüp, donarak öldü. Saatlerce, cep telefonunun pili bitene kadar, ne hikmetse bulunamadı, donarak ''üşüyorum'' şiiri fonda, öldü.

Bir gecede de AKP gibi güçlü bir parti tepeden aşağıya büsbütün sarsıldı. Neredeyse tarihi beyit yazdırtacak edebi çıkarımlar sağlayacak kadar vahim bir durum... Deneyelim bakalım; ''Galibim diye sevinme, düştün mü akparti gibi düşersin. '', ''Yuh be arkadaş adam ne götürmüş, mezara mı götüreceksin, bu kadar parayı ne zaman yiyeceksin, bakan oğlu gibi götürmüş mübarek. ''

Uydu mu, uymadı, hiç sevmedim. Ülkem devletim alaşağı edilmiş gibi hissediyorum.
Mesele çok daha büyük, çok daha kapsamlı ve ilginç tarafı herkesçe de aşikar, lakin bunun bir şeyi değiştirme gücü yok.

Marshall yardımlarıyla ve NATO'ya katılımla salt ABD yanlısı tutum benimseyen askerler, uzun süren güneydoğu mücadeleleri esnasında ve nihayetinde BOP ile, gerçek düşmanın ABD olduğunu fark edip, milli refleksle tepki verdiler. 60 ve 80 darbelerini askerlere yaptıran ABD, bunlar darbe yapacaklar senaryosuyla askerleri tasviye etti. Bu budur.

Yeter ki bana el verin, ben BOP'a kayıtsız şartsız destek vereceğim diyen AKP-F-Tipi yapıya yol verdiler. Bu yapı ile askerleri tasfiye ettiler, geçen zaman içinde ülke içinde karşısında durabilecek kimse kalmayınca, bütün devleti ve yürütmeyi salt olarak ele geçirince artık AKP, parti gibi değil, devlet gibi düşünmeye ve milli davranmaya başladı (Saddam gibi, Kaddafi gibi, diktatörlükleri anlamında benzeştirmiyorum, onları da var eden ABD idi, ancak geçen zaman bu salt gücün kendisini fark etmesi, kendisini keşfetmesine ve artık milli davaları için mücadele etmelerine yol açtı).

Aslında AKP'nin de onlara iktidar uğruna oyun oynadığını anladılar. AKP de milli idi, ülkenin bölünmezliği konusunda taviz veriyormuş gibi görünse de aslında suya sabuna dokunmayan şeklen değişiklikler yapıyor, sürekli bölünmezlik vurgusu yapıyordu. Dış politikada alternatif ittifaklar geliştirip, dışa bağımlılığını bir yöne olan yoğunluktan kurtarıp genele yaymaya çalışıyordu.

Ekonomik anlamda büyük gelişmeleri tetiklemiş, tüm dünya krizi ile eş zamanlı bu atak, bir anda milli tank, milli gemi, milli kripto sistemleri, milli füze, milyar dolarlık yatırımlar gibi stratejik hamlelere dönüşmüştü. İran'a yapılacak nükleer yaptırımlarda ara buluculuk teklifi ile var olan çete devlet yapılanmalarını çaresiz bırakıyor, ekonomik ambargoları deliyordu.

Ve, düğmeye basıldı. Devlete sızmış paralel yapılanması ile çete davranışı sergileyen, emirleri kendi hiyerarşisinden alan, tamamen CIA kontrolündeki cemaat, aynı askerlerin tasfiyesinde olduğu gibi, gizlice yaptığı dinlemelerle, fişlemelerle, takiplerle oluşturduğu arşiv kartlarını, bir anda, şok etkisi yaratacak şekilde, seçimlere 3 ay kala, açtı. Aynı askerlerin tasfiyesinde olduğu gibi, gizli bilgileri sırf kamuoyu oluşturmak medya gücünü halka karşı kullanmak, toplum mühendisliği ile ülkenin algılarını değiştirmek maksadıyla servis ettiler.

Uzatmayayım. Zil zurna moleküler bazda AKP karşıtı olan ben diyorum ki, Tayyip düşmanımın düşmanı olmuşsa, demek ki doğru yolu bulmuş demektir. Bu kumpası benim midem kaldırmaz, velev ki doğru olsa bile, yolsuzluk yapan ayıklanır hapse girer, ben Başbakanın yanındayım.

Umarım aklı iyice başına gelmiştir, şu asker tasfiyelerine tekrar yargılanma yolu açılır, yanlışlardan dönülür, hukukun guguklaştırılmasının nelere yol açtığını anlamışlardır, Gezi olaylarında bireysel özgürlüklere dokunulmaması gerektiğini kavramışlardır, gücünü hukuki devlet yapısından ve milletten almayan hiçbir cemaat ya da örgütle gelin güvey olunmaması gerektiğine zor yoldan da olsa uyanmışlardır.

Bu ülke CIA casusları, satılmış kalemler, birilerinin müridi olmuş savcılar ve hakimler, yabancı okullarında devşirilmiş atamalı ekonomistler, kafası NATO mermerden başka çalışmayan askerler, biat eden politikacılar hikayesinden sıkılmıştır, artık güdülen demokrasi olmayacaktır.

Devletinize, Başbakanınıza, ordunuza, ekonominize, mahallenize, belediyenize, hukukunuza hakkınıza sahip çıkınız, TV'de önünüze konanı yemeyiniz, çanağı ters çevirip masaya vurunuz.
  • Paylaş
1

Ayhan Şimşek, fevkalade nokta atışı olmuş olmasına fakat bundan cacık bile olmaz bu saatten sonra...

Bakanlar ve çocuklarının ek işleri olsa gerek. Ama öyle büyütülecek bir durum yok bence. Bir kaç güne boşbakan "Allah" der, "Türban" der her şey unutulur nasıl olsa.
  • Paylaş
Hani hep din üzerinden pirim yapılmaya kalkılıyor ya ülkemizde. Yapılan yolsuzluklara da şu şekilde kısa ve öz olarak cevap vermenin çok iyi olacağını düşünüyorum.

"Allah´a yemin ederim ki eğer Muhammed´in kızı Fatıma hırsızlık yapmış olsaydı, muhakkak onun elini keser­dim" (HZ.MUHAMMED) .
  • Paylaş
3

Solsoledo, Sözde %99'u müslüman bir ülkede, halkı yönetmenin yani kandırmanın en iyi ve kolay yolu dini, kitabı, Allah'ı, peygamberi öne sürmek; üzerinden politika gütmektir. Zira bu millet bir anasına bir de kitabına laf söyletmez.... Ve bunu başa gelen her yönetici biliyor!

Bayram Findikci, solsoledo yukarıda yazını okudum bence çok güzel bir açıklama yapmışsın.Peki %99 müslüman bir ülke nasıl hareket etmeli.illa kendi gibi düşünen, giyen,içen birini seçecek.Müslüman bunu seçerken seçtiği kii hata yapıyorsa burada müslümanın suçu ne..birde bu millet derken siz başka bir millettenmisiniz? Sizin millette anasına ve kitabına laf mı söyleniyor?

Solsoledo, Öncelikle ülke, vatan, millet ve devlet tanımı yaparken veya bunlardan bahsederken "müslüman" -veya başka bir din/ inanç da olabilir bu- tanımını kullanmayı bırakmalıyız. Ve oy kullanırken devletin bir dini olmadığını, olamayacağini (olursa neler olabileceğini ve bunun sömürüye açık bir konu olduğunu) kavramış olarak oyumuzu kullanmalıyız. Bu da neye inandığımızdan çok nasıl bir eğitim aldığımızla veya alamadığımızla ilgilidir... Diğer taraftan "bu millet" derken kendimi hiçbir zaman bu milletten ayrı tutmam ben, "bu millet" derken kendimi ayırmak yerine bu milletin maruz kaldığı politikalara bir sitem anlamı içermektedir o...

Yolları yaparken zemin ıslahının iyi yapılması gerekiyor yoksa yollar yok olur.
  • Paylaş
Babadan oğula geçer.
  • Paylaş
Milyonların gizli bir kasadan veya gizli bir bölmeden çıkmak yerine ayakkabı kutusundan çıkması sizce de çok garip değil mi?
  • Paylaş
“bal tutan parmağını yalar” diyerek gizlice himayesine altına alıyorsa o toplumda yolsuzluk bir meslek halini almıstır.
  • Paylaş
En önemlisi insanlar neden Cemaat - AKP kavgası diye tartışıyorlar.
Bir ülkede "Yolsuzluk" çıkmış ortaya!
Bu yeni olan bir şey değil!
Yani asıl önemli nokta ne zamandan bu yana var!
Bu işin içinde başka kimler var?
Bu işe bulaşan R. Z. ve diğer şahsiyetlerin palazlanmasına izin veren kimler?
Peki ya Halk Bankası neden yıpratılmaya çalışılıyor?
İran ile olan ticari ilişkileri canlandırmaya çalıştığı için mi?
Amerika'yı rahatsız etmesin sakın bu durum?
Bence etti arkadaş!
Altın ticareti sonuna kadar rahatsız etti!
Ve ayakkabı kutusu...
Düşünün bir bankanın genel müdürüsünüz.
Ve bu denli de SAFSINIZ...
Ya da kendinize o kadar çok güveniyorsunuz bir şey olmaz gibisinden.
Kesinlikle bu işte çok büyük bir çelişki var.
Bu tabloda ayrıntılarda gizli çok şey var!
  • Paylaş
Bal tutan parmağını yalar diye düşünüyorum. Önemli olan balı elle tutmamayı öğrenmek ve öğretebilmektir.
  • Paylaş
Sonuçlar yargıdan kesin çıktığında her şeyi çok net düşüneceğim.
  • Paylaş
3

Ayhan Şimşek, pek net özelleştirilmiş diyorlar!

Şaman, Eee yargı hükumete bağlandı, yolsuzlar aklandı. Şimdiki net düşünceniz nedir?

Ayhan Şimşek, adalet mülk'ün temelidir:)

Kesinlikle var. Erdoğan kendini devlet olduğunu sanıyordu, oysa yalnızca bir başbakandı. Cemaate gelince bir gün onlara da sıra gelir. Hükümetin 2007'de attığı bumerang bugün kendine dönüyor.
  • Paylaş
Yolsuzluk = CHP
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR