Bilmek istediğin her şeye ulaş

Android Uygulama Geliştiricisi Uğur Çakmak inploid.com'da 6 soru sordu, 609 soru yanıtladı ve 109 takipçisi var.

Eylül 2018

Uğur Çakmak bu yanıtı beğendi:

Albert Einstein'ın ikizler teorisi bana saçma geliyor vücudun yaşlanma süreci ile evrende hızlı hareket etmenin ne alakası var. Lütfen biri beni aydınlatabilir mi?

Einstein'e göre zaman görelidir ve ışık hızına yaklaştıkça zaman yavaşlar. Dolayısı ile aslında vücudun yaşlanma süreci değişmez ama hissettiği/yaşadığı zaman değişir. Örneğin; bir hücrenin ömrü 100 gün olsun. Dünyadaki ikiz kardeşte 100 gün sonra bir hücre ölüp yenisi yapılırken, evrende hızlı hareket eden ikiz kardeş için bu zaman daha yavaş işleyeceği için hücre evrendeki ikiz kardeşe göre 100 yine günde ölür ama dünyadaki zamana göre kıyaslandığında aslında bu 100 günden daha uzundur (göreli olarak böyledir).

Yani dünyada 1 hücre öldüğünde uzaydaki ikiz kardeşte henüz o hücre ölmemiştir ve daha zamanı vardır. Dolayısı ile daha geç yaşlanacaktır.
Ağustos 2018

Uğur Çakmak bir yanıt verdi.

Temmuz 2018

Uğur Çakmak bu yanıtı beğendi:

En zor meslek hangisidir?

İnsanın sevmeden seçtiği her meslek
Temmuz 2018

Uğur Çakmak bir yanıt verdi.

En zor meslek hangisidir?

Direkt müşteri ile muhatap olan her meslek, en zor meslek grubundadır benim için. Bunların içinden devlet hastanelerinde çalışan doktorlar olabilir.
Temmuz 2018

Uğur Çakmak bu yanıtı beğendi:

Kendi çabanla öğrendiğin en güzel şey ne oldu?

Matematik ve Psikanaliz. Seçim yapamayacağım ikisi de birbirinden güzel. Psikanaliz için Freud'un kitaplarını yalayıp yutmanız yeterlidir -kalın olmamakla beraber fiyatları çok uygundur-. 16 yaşındaki bir çocuğu 80 yaşındaki birinden daha iyi insan sarrafı yapacağından şüphem yoktur.
Nisan 2018

Uğur Çakmak bu yanıtı beğendi:

İlk bilgisayarı kim icat etti?

Bu sorunun cevabını, "Geleceği Keşfedenler" adlı kitaptan doyasıya alabilirsin. Hatta yanlış anımsamıyorsam kitap içerisinde şuna benzer bir örnek vardı. Yapımı 600 yıl süren Katedraller var. Bu katedrali tek başına kimse yapmadı. Taş hep bir önceki taşın üzerine konuldu. Yani bir sonraki taşın konulabilmesi hep bir önceki taşın varlığına bağlıydı. Bilgisayarın oluşumu da bu şekilde. Kocaman bir sürecin ve ortak çalışmanın sonucunu görüyoruz. Bu başarıyı bir kişiye indirmek gerçekten büyük haksızlık olur.
Mart 2018

Uğur Çakmak bir yanıt verdi.

Bir yazılım dili öğrenmenin en etkili yolu hangisidir?

Eskiden olsa kitap falan filan derdim ama gecti o gunler. Sanirim 15 sene olmustur hala da ogreniyorum. Tecrubelerime gore iki sey yapmalisin: okumak ve yazmak hepsi bu. Temel seviyede dili ogrenip(her dilde olan data yapilari, donguler, sinif, degisken tanimlamalari) sonra hemen kucuk programciklar yazmalisin ve vakit kaybetmeden Github'daki o dile ait projelere bakip, gozune kestirdigine katki saglamalisin. Ilkten projeyi indirip kurcalayacagin icin bircok sey ogreneceksin. "Bu ne yaa" derken bulucaksin kendini hep. Bu senin bilginin yatay olarak genisledigi anlamina gelir. Sonra o projeyi cozdukten sonra, basitten baslayarak projenin issue'larini cozmeye baslayacaksin. Bu sekilde de dikey olarak derinlesmeye baslarsin. Cok hizli gelismek istiyorsan surekli farkli bir projenin kodlarini okumalisin ve uzerine denemeler yapmalisin. Baska yolu yok. Ben kendim kod yazayim ilerleyeyim dersen bayagi zaman gecer. Bak mesela benim 15 senem gecmis :) Bir de makale(ileri ki seviyelerde paper) okumalisin. Makale icin medium.com gayet basarili. Paper icin de scholar.google.com uzerinden arastirma yapabilirsin.
Mart 2018

Uğur Çakmak bu yanıtı beğendi:

Guaj boyada çikolata rengi nasıl elde edilir?

Sütlü mü, bitter mi.
Ekim 2017

Uğur Çakmak bir yanıt verdi.

Türkiye'de Bilgisayar Mühendisliği mi yoksa Yazılım Mühendisliği mi daha geçerlidir?

Türkiye için ikisi de aynı şeydir, aynı işi yaparlar. Benim tercihim bilgisayar mühendisliğinden yana olurdu çünkü daha kapsamlı yazılım mühendisliğine göre. Compiler design dersi yeter tercih etmek için :)
Ekim 2017

Uğur Çakmak bir yanıt verdi.

Evrenin bu kadar büyük olması, sanal bir alemde olabileceğimizin kanıtı ya da izi olabilir mi?

Kanıtı olamaz belki izi olabilir. Bildiğim kadarıyla o noktada iki teori var. Birincisi evrenin mutlak sabitlerinin çok çok çooook hassas olması akıllara acaba bir simülasyon içinde mi yaşıyoruz sorusunu getiriyor, ama kanıt yok. Bununla ilgili makalelere bakabilirsin. İkinci teori bu hassas sabitleri tutturup da yaşamın var olması ancak bütün ihtimallerin evren tarafından denenmiş(belki de farklı evrenlerde bütün ihtimaller yaşandı) olmasıdır.
Eylül 2017

Uğur Çakmak bu yanıtı beğendi:

Üç gündür kafamı karıştıran bir konu ile boğuşuyorum: multithreading. Öncelikle thread nedir tam olarak? Bir thread ne zaman oluşturulur. Bir program çalıştırıldığında sahip olduğu tüm thread'ler da o zaman mı yaratılır yoksa thread'e ait olan bir kod çağrıldığı zaman mı?

Threadleri bir ana programa bağlı çalışan alt programlar olarak düşünebilirsin. Ana program o alt programları istediği gibi kontrol edebilir, yenilerini başlatabilir, olanları öldürebilir, onlara belirli sinyaller (komutlar) gönderebilir.

Threadler çok sonra da yaratılabilir, baştan da yaratılabilir. Bu ana programın _keyfine_ kalmıştır.

Mesela web sunucusu Apache, gelen isteklere cevap verecek threadlerle çalışır. Bu alt threadlerin durumlarını takip eder ve gelen istekleri müsait olanlara dağıtır. Apache ayarlarından threadleri baştan mı yaratsın, kaç tane yaratsın, lazım olunca mı yaratsın gibi her türlü ayarı yapabilirsin.
Eylül 2017

Uğur Çakmak  bu yazıyı beğendi:

Türk Şiirinde Garip Akımı

ekşi sözlükten alıntılar: eksisozluk.com/garip-akimi--250969?p=1

  • Şiiri yüksek zümrenin tekelinden alarak şiire fukaralığı, yırtık çorabı, kirli ceketi sokarak halka uyarlayan akımdır. Zaten adındaki ''garip'' farklılıktan ziyade fukaralık anlamı taşır. Bu şiirler her şeye rağmen hayatın renklerini görebilen insanların şiiridir. Orhan Velin'in ''garip'' adlı şiir kitabının girişinde bu akımın manifestosu sayılabiliecek bir yazısı bulunmaktadır.benbirdusuneyim mi

  • Akımın şairleri edebiyat dünyasında fırtına gibi esmiş, büyük yankı uyandırmıştır. Özellikle Yusuf ziya ortaç'ın eleştirinin dozunu fazla kaçıran şu sözleri hayli enteresandır:"Vezin gitti, kafiye gitti, mana gitti. Türk şiirinin berceste mısraı diye yazık oldu süleymen efendiye rezaletini alkışladılar. Sanatın darülacezesiyle tımarhanesi el ele verdi, birkaç mecmuanın sahifesinde saltanat kurdular. Ey Türk gençliği! Sizi bu hayasızların suratına tükürmeye davet ediyorum... "

    Kendilerini alkışlayan da yerin dibine batıran da çoktur. Su götürmeyense kimsenin bu akıma kayıtsız kalamadığıdır.kafkaesk komedi


  • Birinci yeni olarak da bilinirler. Şiirde her türlü kurala karşı çıkıp kuralsızlığı kural edindiler. Şiirin özgür yazılması gerektiğini savundular. O güne kadar seçkin bir tür olan şiire konuşma dilini dahil ettiler. Hatta nasır gibi bayağı bir sözcüğünde şiirde kullanılabileceğini gösterdiler. TTürk edebiyatında tepki topladılar ve genelde garip akımını takip eden şairler bir türlü düzgün para kazanamadan kaderleriyle başbaşa hayata gözlerini yumdular.cipchilek


  • Kendi deyimleriyle şiiri "müreffeh sınıfların" elinden alıp,"dünyayı dolduran ve yaşam hakkını mütemadi bir didişme sonucu kazanan" insanlara armağan ederler. Bu akımın temsilcileri sıradan insanları anlatırlar, ağdalı dilden ve kafiyelerden hoşlanmazlar. Orhan Veli'nin aşağıdaki dizeleri bu akımı özetler gibidir.

''işim gücüm budur benim,
gökyüzünü boyarım her sabah,
hepiniz uykudayken.
uyanır bakarsınız ki mavi.

deniz yırtılır kimi zaman,
bilmezsiniz kim diker
ben dikerim.

dalga geçerim kimi zaman
o da benim vazifem;
bir baş düşünürüm başımda,
bir mide düşünürüm midemde,
bir ayak düşünürüm ayağımda,
ne haltedeceğimi bilemem. '' zaman sokaklarda kayboluyordu

Eylül 2017

Uğur Çakmak bu yanıtı beğendi:

inploid şirketi kapatıldı mı?

Şirket, kurumsal yazılım geliştirme evi olarak faaliyetine devam etmektedir.
Haziran 2017

Uğur Çakmak bu yanıtı beğendi:

Son zamanlarda özellikle büyük şehirlerde bulunan önemli caddelerin başında dilenen Suriye'liler hakkında ne düşünüyorsunuz?

İyi ve kötü insanlar her zaman her yerde var olacaktır. Kötüleri görerek, bir ülke halkını genellemenin doğru olmadığını düşünüyorum. Suriyelilerin gelmesiyle artan nüfusun daha ciddi sorunlar yarattığını düşünüyorum. İş verenler bu vatandaşları sigortasız ve karın tokluğuna çalıştırarak, kendi vatandaşlarına en büyük zararı veriyorlar. Açıkçası dilenenlerin bize sadece turistlik açıdan zarar verdiklerini düşünüyorum. İzmir'de gözlemlediğim, tekstil ve ayakkabıcılık sektöründe, çalışanların %70'i yabancı ve çoluk çocuk kaynıyor. Dilenenleri gördüğümde acıyamıyorum. Hepsinin kucağında iki tane çocuk... O çocukları yapabilecek güçleri varsa, çalışacak güçleri de olmalı diye düşünüyorum. Devlet, iş verenleri yaptırım altında tutup denetlemediğinde çok daha ciddi sorunların baş göstereceğine inanıyorum. Suriye vatandaşları içerisinde de iyi ve kötü insanlar var. Kötü insanları sevmiyorum. Çocuklarını dilendiren ailelere yardım etmiyorum. Allah rızası gibi sözlerini duymuyorum bile... Benim bir diğer korkumda bu kitlenin manipüle ediliyor olmasıdır. Konak, alsancak gibi kalabalık yerlede bu çocukların eline verilen boncuk tabancalarla sağa sola sıktıklarını ve kendi aralarında gülüştüklerini görüyorum. Başlarında ne anne var ne de baba... Metro, izban gibi toplu taşıma araçlarında dahi, nasıl davranmaları gerektiğini bilmiyorlar. Toplumun huzurunu kaçırdıkları bir gerçek fakat onlara kızamıyorum çünkü şuan sadece çocuklar... Biz asıl bu çocuklar büyüdüğünde ne yapacağız onu düşünmeliyiz. Hükumet bu çocuklara doğru ve yanlışı ne zaman öğretecek merakla bekliyorum.
Nisan 2017

Uğur Çakmak bu yanıtı beğendi:

İnsan zekası genetik metodlarla geliştirilebilir mi?

Harari "Homo Deus" kitabında bunun yakın tarihte gerçekleşeceğinden bahsediyor. İlgini çekebilir.
Nisan 2017

Uğur Çakmak bu yanıtı beğendi:

Bir insan ne zaman olgun bir ruh haline ve düşünce yapısına sahip olur ve bunların olabilmesi için illa hayatın acımasız yüzünü görmesi mi gerekmektedir?

Ray Kruzweil, "Bir Zihin Yaratmak" adlı kitabında, karakterin 25 yaşında tamamlandığını belirtir. Bunu beynin gelişiminin 25 yaşına kadar devam ediyor olması ile ilişkilendirir. Olgun ruh hali ve düşünce yapısına baktığımızda, 18 ile 25 yaşları arasında kişinin hayata bakış açısında köklü değişikliklerin olduğunu gözlemleyebiliriz. Din ve ahlak anlayışlarının da 18-25 yaşları arasında değiştiğini gözlemleyebiliyorum. Hayatın acımasız yüzünü görmenin gerekli olduğunu düşünmüyorum. Bu mantık ile baktığımızda, hayatında olumsuzluklarla karşılaşmamış kişilerin vicdan sahibi olmaması gerekirdi. Etik kavramının hayatın bize yaşattıklarıyla değil, hayata farklı şekillerde değerlendirebilmiş olmamıza bağlıyorum. Hayatın acımasız yüzünü görmemize gerek yok, hayatın acımasız yüzünü gören kişiler yerine kendimizi koyup, empati denilen şeyi yaparak, olayları farklı değerlendirebiliriz. Empati sayesinde henüz olaylar yaşanmadan önlemler alabilir ya da kendimize bir savunma oluşturabiliriz. Düşünce yapısının sürekli değişebileceğine inanıyorum. Olgun kişi tanımının bir çerçevesi olduğunu düşünmüyorum. Bu kültüre bağlı olarak değişebilecek bir durumdur. Hayat bir süreçtir ve değişim kaçınılmazdır.
Mart 2017

Uğur Çakmak bir yanıt verdi.

Türkiye'de yazılım sektörü ne boyutta ve ilerisi için ne düşünüyorsunuz?

Geçen yılın verilerinden yola çıkarak Türkiye'de 11 milyar dolarlık bir yazılım sektörü olduğunu söylüyorlar. Bu da Türkiye'nin geçen sene ki bütçesinin 1/40'na denk geliyor. Muazzam bir sayı fakat bu kadar para servislere, lisans ücretlerine, outsource işlere, bakımlara vs gidiyor çünkü ortada adam gibi bir ar-ge göremiyorum. Firmaların ezici çoğunluğu ürünü customize ederek kullanıyor, sıfırdan yazmak yok. Bazı durumlarda elbette sıfırdan yazılması mantıksızdır ama siz aylık bir kaç milyon dolar ciro yapıyorsanız ve hazır bir ürünü customize edip kullanıyorsanız, yarın öbür gün ürünün yeni versiyonu çıktığında güncelleme yapamazsınız çünkü customize ettiğiniz yerleri ne yapacaksınız? Bu durum Türkiye'de ki kurumsal firmaların hepsinde var deseniz çok yanılmazsınız. Ar-ge yok, kendi geliştirme yok.

Türkiye'de kaç kişi test kodu yazıyor? Yazmıyorlar çünkü iş kültürümüzde yok. İngiltere'de ki bir firmaya başvuruyorsun adam sana şu şu testleri biliyor musun diyor listenin sonu yok. Biz de unit test yazan test konusunda tanrı oluyor çünkü yazan sayısı 100 programcıda 5 falandır belki daha az. Adamlarda test yaklaşımlarının yanında test ekibinin kullandığı araçlar oluyor. Senin kodunu alıyorlar tool'a veriyorlar, tool'da işte burdaki fonksiyonu şu şekilde daha iyi yazabilirdin, şu şu variable'lar gereksiz gibi çıktılar veriyor. Onlarla aramızda resmen uçurum var.

Adamlar şu problem için go dilini kullanmışlar, bu problem için jpyhton kullanmışlar diyosun, el cevap: Adamlar heyecan arıyor abi! Neden böyle çünkü derinlemesine öğrenme yok. Framework programcılığı var bizde.

C# yada java'nın herşeye yetebileceğini düşünüyorlar çünkü hep vasat işlerle uğraşıyoruz. Halbuki C# ve java ikisi de imperative stilde programlama dilleridir. Imperative, declarative,functional paradigm'daki dillerden bir tanesi bilmenin yanı sıra diğerlerinin de en azından hangi sorunlara çözüm olarak geliştirildiğini bilmek gerekir.
Mart 2017

Uğur Çakmak bu yanıtı beğendi:

Türkiye'de yazılım sektörü ne boyutta ve ilerisi için ne düşünüyorsunuz?

Türkiye'de bahsi geçen yazılım sektörü, veriyi al, veriyi işle, veriyi gösterden ibarettir. Yerli bir fizik motorumuz yoktur, yerli bir yapay zekamız yoktur, yerli bir programlama dilimiz yoktur, %100 yerli bir donanımımız dahi yoktur. Devlet desteği konusunda, herhangi bir teknokentte değilsen, %40 vergi, geri kalan paradan da gelir vergisi, Spotaj.. Pek fazla destek olduklarını söyleyemem. Onca üniversite, onca bilgisayar mühendisi, onca bilgisayar programcısı varken, eğitilmek üzere eleman arayan firmaların olması içler acısıdır. Bu çocukların okuldan eğitilmiş olarak çıkmaları gerekirdi.
Yazılım şirketlerinin en büyük sıkıntılarından birisi, müşterilerin yabancı sevdalısı olmaları diyebilirim. Diğer sektörlerde de olduğu gibi, biz kimiz ki o adamlar kadar iyi yapalım. Başımız ağrımasın, almanlardan alalım düşüncesindeler. Türkiye'de yazılım can çekişiyor, geleceğinin de pek parlak olmadığını düşünüyorum.
Mart 2017

Uğur Çakmak bu yanıtı beğendi:

Bilimi sevmek için neler yapmalıyım? Nereden başlamalıyım?

Belki şiir yazmalısın.
Mart 2017

Uğur Çakmak bu yanıtı beğendi:

Şimdiye kadar okuduğunuz kişisel gelişim kitapları?

Erich Fromm'dan Sevme Sanatı'nı okumuştum 85 yılıydı sanırım ama o zamanlar kişisel gelişim kavramı yaygın değildi. Sonrasında o tür kitaplara sadece göz attım. Sanırım yazarları bana kişilik açısından çok gelişmiş gelmediklerinden ama hayattaki her izlenim gibi yanılsama da olabilir.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Programlama

807 Kişi   232 Soru

Programlama Dilleri

576 Kişi   94 Soru

Felsefe

1928 Kişi   500 Soru

Java

314 Kişi   52 Soru

Siyaset Felsefesi

39 Kişi   15 Soru

Sanat Felsefesi

20 Kişi   4 Soru

JavaServer Faces

17 Kişi   2 Soru

Sanat Tarihi

186 Kişi   22 Soru

Varlık Felsefesi

96 Kişi   47 Soru

Tarih

127 Kişi   151 Soru

Hayatın Anlamı

509 Kişi   48 Soru

Linux

185 Kişi   50 Soru

Teknoloji

1971 Kişi   585 Soru

Muhabbet

2146 Kişi   2356 Soru

Siyaset (Türkiye)

1466 Kişi   473 Soru

Eclipse

11 Kişi   2 Soru

Maaş

24 Kişi   22 Soru

Sosyal Medya

1433 Kişi   213 Soru

Kadın Erkek İlişkileri

2185 Kişi   589 Soru

Edebiyat

972 Kişi   204 Soru

Stres

221 Kişi   24 Soru

Şiir

341 Kişi   64 Soru

inploid

1192 Kişi   712 Soru

Yazarlık

350 Kişi   69 Soru

Yazı

18 Kişi   9 Soru

Şairler

41 Kişi   22 Soru

Edebi Akımlar

8 Kişi   3 Soru

Paradoks

53 Kişi   10 Soru

Yazılım Geliştirme

1220 Kişi   185 Soru