Bilmek istediğin her şeye ulaş

Tuna Do, 

Avukat

Based in London.

Mart 2014

Tuna Do bir yanıt verdi.

Hayvan cinayetlerinin sizce ne türlü cezaları olmalıdır?

Can almanın cezası, ne ise, ceza aynıdır. Zira hangi can'ın neden, neye göre kıymetli olduğunu bilemeyiz. İnsan ya da hayvan hakkı diye ayrım yapamayız.
Mart 2014

Tuna Do bir yanıt verdi.

Hukuk, adalet ve vicdan arasındaki ilişki nasıl kurulmalıdır?

Bu ilişki kendiliğinden kurulur. Yol, yordam gösterilmez, zira işin özünde adaletin tecellisi vicdanın rahatlatılmasıdır. Hukuk ise, bunu sağlayan kurallar bütünü.
Mart 2014

Tuna Do bir yanıt verdi.

Boşanmalar neden çoğaldı? Hayat şartları mı yoksa tahammülsüzlük mü?

Bilinç düzeyinin artışı, tekamülün gerçekleşmesi, insanların kendi kendilerine yetebileceklerini düşünmesi ve hayattaki en büyük amaçlarının mutluluk olduğunun farkına varmaları ile hayatı çekilmez kılan her şeyden uzaklaşma çabasıdır zannımca. Güzel bir şeydir. Zira verilen karar, kararsızlıktan daha evladır.
Mart 2014

Tuna Do bir yanıt verdi.

Kaybettiğimiz davanın giderlerini karşı tarafa ödememe durumumuz olabilir mi? Olursa ne yapmalı?

Mahkeme gerekçeli kararında adınıza çıkan bütün ödemeleri yapmak durumundasınız. Yapmazsanız ilgisi icra marifeti ile tahsili yoluna gider (gidebilir - onun insiyatifindedir)
Aralık 2013

Tuna Do  yeni bir  gönderide  bulundu.

Biz çok 'iyi' biliriz.

Aklıma bir sürü soru geliyor. Sonra sormaktan vazgeçiyorum. Sonra işitmekten, sonra yazmaktan...

Cemaatçi arkadaşlarımın gözleri nasıl da kör, nasıl da hukuk garabetlerini görmüyorlar diyordum.
Çok şükür. Onu da gördük, onu da gördüler...

Allah'ın bahşettiği bu günlerde, tabiri caiz ise "hidayet" yollarında umarım, 'Gezi' yi, hukuktan yoksun dava defterlerini, adını zikretmeye ürktüğüm ve fakat zerre üzüntü duymadıkları kanunsuz soruşturmaları bir kez daha süzerler...
Sadece, herhangi bir önyargıya maruz bırakmadan...

Ne zamanki süzerler, o zaman belki gerçekten 'bir' oluruz.
Ve fakat hala diyorlarsa ki, o başka, zira içinde biz yokuz...
O başka...
Gerçi ben yine üzülürüm, "insan" olduğum için, hangi yan'ım bu derim? Hangi karanlık yan'ım? Madem 'Bir' iz.

Bu dünya, bu ülkede böyle. Bugün bana, yarın sana, o yüzden boşuna dememişler hukuk bir gün herkese lazım diye...

Neyse işte insanoğluyuz sonuçta, bazen menfaat dengesi ağır basıyor, hoş görüyorum... Zira bugüne kadar hep hoş gördüm. Kanlı bıçaklı kavgaya tutuşmak isteyen arkadaşlarımı da, aynı yolda yürüdüğüm ve fakat bazen ayrı düştüğüm dostlarımı da... Zira doğru bildiğimi kim değiştirebilir ki benden başka.

Hepimizin söyleyecek yüzlerce sayfa cümlesi var, apolitik sanılan bir kuşağın, binlerce cümlesi...

Siyasetten anlamadığımı daha önce söyledim, merakımda yok. Ancak hukuk nosyonuna sahibim çok şükür... Hukukçuyum demiyorum, zira ne çok hukukçu var...

Yeni bir yıla girerken, dilenecek çok dilek var, ben o dilekleri yeni yıla bırakıyorum. Fakat makro dileğim; 'Unutmayı çok iyi bilen, çok seven, mazlumun ! Kan kardeşi Aziz milletimin, bu kez unutmaması. .

Zira, biz çok iyi biliriz
Aralık 2013

Tuna DoHakan Köse kişisini takip etmeye başladı

Hakan Köse, İnternet Girişimcisi, @hakank

Web Application Development, ASP.NET, C#, SQL Server, Web Design and some passion..

Aralık 2013

Tuna Do bir yanıt verdi.

Bekar anneler neden çoğalıyor?

Sizin bir yanıtınız var mı? Onu dinleyip yanıtlamak isterim.
Aralık 2013

Tuna Do bir yanıta alt yorum yaptı

Bravo
Sorunun soruş şekli bile çok yanlış, hatta diyebilirim ki tamamiyle toplumun 'kadın'a bakış açısını özetleyecek şekilde. Zira toplumdaki bekar annelerin çoğalması demek, toplumda aynı zamanda ve aynı miktarda "bekar babaların" sayısının da artması demek, ama nedense kimse bunu dert etmiyor. Her zamanki gibi yine "kadın" üzerine gidiliyor. Dolayısıyla soruda gizli bir olumsuz yanıt alma var - tıpkı anket sorularındaki gibi-. Eğitim düzeyi artan, ekonomik özgürlüğunü kazanan kadın artık kocasının boyunduruğu altında kalmak istemiyor, bu kadar basit. Ancak kadının çocuklu yani anne de olması, toplumdaki anne kavramını zedeliyor ve çocuklu kadının boşanması hoş karşılanmıyor. Ancak kadınlar artık toplumu da çok sallamıyorlar, topluma isyan içindeler. Bu da kadını ikinci sınıf sayan, çalışmamasını, evden dışarı çıkmamasını ve kocasına biat etmesini isteyen müslümanlığa tabi bir toplumda rahatsızlık yaratıyor... Aynı şeyler evlilik dışı anne olan kadınlar için de geçerlidir. İkisinde de erkek sorgulanmaz...
Aralık 2013

Tuna Do bir yanıt verdi.

Lezbiyen kadınlar gerçekten erkeklerin fantezileri midir?

Fantezileri, hayvani duygular olarak resmedersek, doğru, tahrik edici bulunabilir ve hayal edilebilirler ve bir çoğu için bir tutku ile bağlanılabilirler. Zira fantezinin, bir türü, dokusu yoktur, tahayyül edebildiğiniz her şeyi, fantezi dünyanıza alabilirsiniz. Bu arada sorunun oldukça 'Dışlayıcı, ırkçı' olduğunu düşündüm.
Aralık 2013

Tuna Do bir yanıt verdi.

Bir sözleşmede kaşe üzerine imza yerine paraf atılması, o sözleşmenin sorumluluklarını sıfırlar mı?

Sözleşmenin yazılı yapılması sadece ispat kabiliyetini güçlendirir. (bazı sözleşmelerin şekli unsurları vardır, onları saklı tutarak) Dolayısıyla sözleşmenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Ancak tabi ki dava aşamasında yetkisiz kişilerce atılmış imzanın şirketinizi bağlamadığını, basiretli tacir olmayı vs kullanacaksınız.
Aralık 2013

Tuna Do bir yanıt verdi.

Şahitliği mahkemelerde kabul görmeyen meslek erbabı şehir efsaneleri dışında gerçekten var mıdır?

Yoktur. Ancak bazı durumlarda bazıları tanıklıktan çekinebilir. Bunlarda kanunda açıkça yazılmıştır.
MADDE 248- (1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilirler:
a) İki taraftan birinin nişanlısı.
b) Evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi iki taraftan birinin eşi.
c) Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyu.
ç) Taraflardan biri ile arasında evlatlık bağı bulunanlar.
d) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi kayın hısımları.
e) Koruyucu aile ve onların çocukları ile koruma altına alınan çocuk.

Tanıklıktan çekinmenin ikinci gurubu, sır nedeniyle tanıklıktan çekinme madde başlığı ile HMK’nın 249/1 maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre kendisinin yapmış olduğu görev nedeniyle, sır olarak bilgi aktarılan kişiler varsa, örneğin doktorlar, meslekleri nedeniyle öğrendikleri bilgiler açısından tanılıktan çekinebilir. Avukatlar da vekil edenlerinin kendilerine aktardığı bilgileri sır olarak saklamakla yükümlüdürler. Ancak bu madde, avukatlar için bir farklı uygulamaya yer vermiştir. Madde metnine göre, eğer sır sahibi açıklanması için izin verirse, avukat tanıklıktan çekinemez
Tanıklıktan çekinmenin üçüncü gurubu “menfaat ihlali nedeniyle tanıklıktan çekinme” madde başlığı ile HMK’nın 250. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin uygulana bilmesi için, menfaat ihlalinin tanığın bizzat kendisinde ya da HMK 248. Maddede gösterilen kişilerde yani kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme hakkı olan kişilerde meydana gelmesi gerekmektedir.
Aralık 2013

Tuna Do bir yanıt verdi.

Bireysel olarak nasıl dava açılır?

Dava, belirli unsurları içinde bulunduran bir dilekçe ile adliyeye başvurmak ve bazı durumlarda masrafını ödemek yoluyla açılır.
Aralık 2013

Tuna Do bir yanıt verdi.

Türkiye'de siyaset, tekrar tek partili rejim dönemine dönüşür mü? Sonuçları ne olur?

Türkiye'de siyaset tek partili rejimde değilse de, tek partili sistemde halihazırda. Dolayısıyla Sonuçlarının ne olduğu da ortada. Haddim değil ama, sonuçları ne olurdan çok, öyle olursa ne yapılmalıdırı tartıstak yeğdir.
Aralık 2013

Tuna Do bir yanıt verdi.

Sadece şüpheden dolayı ülkemizde bir kişi hapse atılabilir mi?

Sorunun cevabını bizden iyi bildiğiniz aşikar. Zira 'ülkemizde' diye soruyorsunuz. Net cevabı birlikte verelim. 'evet.
Kasım 2013

Tuna Do bir yanıt verdi.

Hukuk adaleti sağlar mı?

Cevabı olmayan, göreceli, ve pozitif hukukun muhatabı olan bu soruya yanıt, toplumlara, içinde bulunulan zamana, teamüllere bağlıdır. Hukuk her yerdedir, her konuda, her durumda, adalet ise, hiç bir yerde. Zira adalet, insanın olduğu yerde olmaz. Olamaz. Ne kadar medeni de deseniz, uygulayıcısı olan insan'ın takdirine kalmış, tamamen onun insiyatifine göre konumlanmıştır. Adalet belki Mevlana'da kaldı. Belki onda bile yoktu. .
Kasım 2013

Tuna Do bir yanıt verdi.

İş yerinin satılması halinde işçilerin kıdem tazminatı hakkı var mı?

Herhangi bir işyerinin kısmen veya tümüyle devredilmesi durumunda, söz konusu işyerinde çalışmakta olanlar aynı şartlarla çalışmaya devam edeceklerdir. İşyerinin devri, çalışanların yasal hakları konusunda herhangi bir kayba yol açmayacak, çalışanlara işyerinin devri nedeni ile kıdem tazminatı ödenmesi gerekmeyecektir. Ne var ki, yaptığınız işte, işvereninizin kişisel özellikleri nedeniyle onunla çalışıyor olmanız, işi seçmenizde etken değilse. . .
Kasım 2013

Tuna Do bir yanıt verdi.

Yasal sınır olan 65 desibeli aşarak 104 desibele varan ezan sesinin ruh ve beden sağlığına zarar verdiğini belirterek, savcılığa suç duyurusunda bulunabilir miyim, bulunmalı mıyım?

Merhaba,
Konu sadece hukuki değil maalesef, öncelikle bulunmalı mıyım sorusunun yanıtına herhangi bir yanıtım bulunmamakta. Ancak ben bulunuyor muyum, hiç bulunmadım, bulunur muyum, hiç zannetmem... Öncelikle desibelin belirlenmesi ve ezan sesinin -çan sesinin vs, herhangi bir istisnaya tabi olup olmadığına bakmak gerekir. Zannımca böyle bir istisnaya tabi değiller. Dolayısıyla kanunun lafzına göre, desibel sınırını aşıyorsa, cezaya muhatap olunması gerekir... Ancak bahsettiğim gibi, ülkemizde hukuk, kanunlarla yürümüyor, ve bu konu hukuki olmasının yanında toplumsal bir konu. Diğer bir deyişle toplumun büyük bir kesimini ilgilendiren bir hususta, kanun ya da mevzuat ceza öngörüyorsa, buna bir ceza verilmesi, verilecek cezanın neticelerinin de önüne geçer. Ve belki infial yaratır... Sonuç olarak, bana sorarsanız, burada yapılması lazım gelen, Sayın Mehmet Volkan Balbay'ın tavsiyeleri doğrultusunda ilerlemektir... Zira hukuk her zaman adalet getirmez. .
Kasım 2013

Tuna Do bir yanıt verdi.

Tüketici haklarına göre garanti kapsamında iade edilen ayakkabının azami ne kadar süre içerisinde tadilat görüp teslim edilmesi gerekir?

Azami süre ürün özelliklerine göre değişiklik göstermekle birlikte 20 iş günüdür diyebiliriz (4077 SAYILI TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN GEREĞİNCE GARANTİ BELGESİ İLE SATILMASI ZORUNLU OLAN ÜRÜNLER LİSTESİ'NE bakınız). Arıza bildiriminde ispatın yapıldığı güne ilişkin ispat yükü sizdedir.
Malın arızasının 10 iş günü içerisinde giderilememesi halinde, imalatçı-üretici veya ithalatçı; malın tamiri tamamlanıncaya kadar, benzer özelliklere sahip başka bir malı tüketicinin kullanımına tahsis etmek zorundadır.

20 iş günü geçtikten sonra, ayakkabıcıya bildirim yaparak (ya da yapmayarak) doğrudan Tüketici Hakem Heyetine gidebilirsiniz. Bu durumda 3 adet seçimlik hakkınız bulunur.
  1. Bedel iadesi
  2. Malın ücretsiz değiştirilmesi
  3. Ayıp oranında bedel indirimi.

Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Mal

663 Kişi   367 Soru

Mülkiyet Hakkı

35 Kişi   9 Soru

Özgürlük

231 Kişi   40 Soru

Yazılım

3168 Kişi   560 Soru

Web Siteleri

3301 Kişi   265 Soru

Müzik

2952 Kişi   473 Soru

Eğitim

4296 Kişi   643 Soru

İnternet

2605 Kişi   541 Soru

Bilgisayar

2614 Kişi   443 Soru

Sinema

3223 Kişi   300 Soru

Aşk

1213 Kişi   294 Soru

Kişisel Gelişim

2047 Kişi   155 Soru

Muhabbet

2146 Kişi   2356 Soru

İnsan Davranışları

3804 Kişi   962 Soru

İş Hayatı

2432 Kişi   325 Soru

İnternet Teknolojileri

1252 Kişi   171 Soru

Web Tasarım

1223 Kişi   214 Soru

Yaşam

1215 Kişi   398 Soru

Bilgisayar Programları

1833 Kişi   180 Soru

Yazılım Geliştirme

1219 Kişi   185 Soru

Fotoğrafçılık

1937 Kişi   167 Soru

Facebook

804 Kişi   185 Soru

Futbol

874 Kişi   196 Soru

Girişimcilik

3646 Kişi   361 Soru

Geyik Muhabbeti

1431 Kişi   816 Soru

Dinler

1117 Kişi   329 Soru

Öğrencilik

2318 Kişi   123 Soru

Üniversiteler (Türkiye)

2372 Kişi   175 Soru

Siyaset (Türkiye)

1466 Kişi   473 Soru

Genel Kültür (Muhabbet)

3637 Kişi   280 Soru